ADAK

*ADAK *
Mümkün olduğunca köşemde hep yaşanmış, gerçek olayları sizlere bir öykü halinde, birazda hoşça okunsun,ders alınsın, okuyanın, bilgi Dağarcığına, az da olsa katkıda bulunsun, oldukça yalın bir dille anlatabilmek için, emek sarf etmekteyim dostlar,..

Malum biz eski araştırmacı gazeteciler, hem nalına hem mıhına dokunmak tabirini yazılarımı da da uygularız… Çünkü bizim amacımız budur.. Kıssadan hisse vari bir anlatımla okuyucumuzla iç içe olmak…

İşte bu günkü ADAK adlı yazımda aynen öyle bir yazı… gerçeklerden yola çıkarak, bizzat, takip edip, o günkü genç dimağımda, yaralar açan bir olayı,size sunmak istedim….

yıllar sonra tanışıp, görüştüğüm ,ve rahmetle andığım,Atıf Yılmaz hocamın, o ünlü yönetmenin filme almasıyla bir daha anlam kazandı bu olay hem bende hemde ülkemizde. …Atıf Hoca, ADAK koydu filmin adını öze hiç dokunmadan… Sinema ve insanlık tarihininde ,dinsel anlatı ve işleyişin insan yaşamını nasıl etkilediğini,cehalet kavramıyla birleştiğinde ise, ne gibi onarılamaz sonuçlar doğurduğunu gözler önüne serdi..

Bu açıdan da bir hayli ilginçtir bu gerçek öykü… Filmi çoğunuz izlemiştir belki.. Çünkü hala yayı lanıyor youtube da.. Tabi gerçek öykü ise,bir kahredici özellikte hala akıllarda… buyurun birlikte okuyalım ve hissedelim bu akılalmaz, olayın aslını ve açtığı onarılması güç yarasını,.. ,
ve bir dinsel hikayenin, cehaletle birleşince insana ne travmalar yaşatıp akıldışı neler yaptırdığını ..

ADAK
1962 yılında Erzincan’ın Tercan İlçesi’ne bağlı Kargın köyünde akıllara durgunluk veren bir olay yaşanır. Olay’ın faili 26 yaşındaki Müslim Koca günlerce gazetelere manşet olur. O olayı okuyan, duyan herkes derinden sarsılır.

Bir erkek çocuk babası olan Müslim askerliğini gardiyan olarak Isparta’da yaparken iftiraya uğrar. Para çaldığı iddia edilir. Dini bir iç dünyaya sahip Müslim, bu iftiradan kurtulduğu takdirde ikinci doğacak oğlunu Allah’a kurban edeceğine dair kendi kendine söz verir…
Bir süre sonra gerçek ortaya çıkar ve Müslim aklanır.

Müslim Koca köyüne geri döndüğünde karısının hamile olduğunu görür…
11 Şubat 1962’de karısı doğum yapar ve bir erkek bebek dünyaya getirir… Çocuğa “Mızrap” adını verir…
Çocuğun erkek olmasını Allah’ın kendisinden kurban istediğine yorar…

Ailenin her geçen gün yoksullukları artar, büyük oğlu hastalanır, köyde kuraklık çıkar. Müslim tüm bu felâketlerin daha önce söz verdiği adağını yerine getirmediği için ortaya çıktığına inanır….
Birara “adağını” yerine getirmek için 40 günlük oğlunu kurban etmeye niyetlense de bebeği çok cılız bulduğundan vazgeçer. Kendi deyimiyle bebeğin “biraz daha beslenmesi, toparlanması” gerekmektedir..

24 Nisan 1962 sabahı
“o günün” geldiğine karar verir…
2 buçuk aylık oğlu Mızrap’ı yıkaması için karısı Gülbahar’a teslim eder… Bu arada kendisi de abdest alıp namaz kılar… Sonrasında bebeği alarak evinin biraz ilerisinde boş bir çimenlik alana gider…

Aklında hep* Hz. İbrahim’in de oğlunu Allah’a kurban etme hikayesi* vardır… Dolayısıyla yaptığı şeyin hayırlı birşey olduğundan şüphesi yoktur…
Allah koskoca İbrahim Pegamber’den bunu talep ettiyse kendisinden haydi haydi talep etmiştir… Hem Hz. İbrahim’e Allah müdahale etmiş ve oğlunun yerine kesmesi için bir koç göndermemiş midir?

Bu düşünceler içerisinde önce bebeği yere yatırır…. Besmele çeker. Cebinden çıkardığı bıçağı bebeğin boğazına dayar. Dua ederek bebeğin boğazını keser…
Bir süre bebeğin ufacık bedeninin can çekişmesini izler…
Boyun kemiğine kadar parçalanan yavrucak hemen oracıkta ölür….
2 buçuk aylık bebek Allah’a adak olarak kendi öz babası tarafından kurban!!!! edilmiştir! …
Bu arada,
Hz İbrahim hikayesinde olduğu gibi ne gökten gelen bir melek, ne de onun getirdiği bir koç vardır!!!

Olay duyulduktan sonra Müslim Koca jandarmaca tutuklanır…. Yaptığı şeyden hiç pişmanlık duymadığını, sadece Hz. İbrahim’in yolundan gittiğini söyler….
Yaptığı şey Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’e yapmak istediği şeydir… Ne fazla ne eksik… O kendine göre güya Allah’a karşı vazifesini yapmıştır!!!

Müslim Koca doktorlar tarafından muayene edilir…
Akli dengesinin kesinlikle yerinde olduğu kanaati oluşunca yargılanır ve idam cezasına çarptırılır…. Daha sonra ifade değiştiren katil babanın cezası müebbete çevrilir….. Duruşmaları yapılırken salondaki bazı izleyiciler baygınlık geçirmiştir…
yaşanan öykü NOKTASI virgülüne böyle
Yorum elbette yine sizin…
Hoş kalın hoşçakalın dostlar..
Hüseyin Taşkın
2020 Özgür ifade.
*
(Not… Bilinsin diye..
Bu olay 17 yıl sonra 1979’da, ustad Atıf Yılmaz tarafından film yapılan, Benim de gençken, izlediğim “Adak”adlı filmin başrolünü
Tarık Akan ve Necla Nazır paylaşmıştı.. Film bu olayı işlerken kara cehalet ile dinin ortak ilişkilerini de sorgulaması açısından hayli önemlidir ve günümüz de din olgusunun, tarikat, şeyh, şıh, Gavs, BİLMEM ne gibi din dışı,sapma ve sapkınlıkların, giderek, daha da baskınlaşması,sebebiyle, üzerinde aklın biraz daha geç kalmadan, tedbir alması gerekmektedir diye düşünmekteyim.)
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
2 Ekim 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

Next Post

AKP'Lİ MEHMET METİNER'E ŞOK SUÇLAMA!

Per Eki 1 , 2020
AKP’li Mehmet Metiner’e şok suçlamalar! Çay bahçesine çöktü!Kireçburnu Spor Kulübü’ne ait bin 900 metrekarelik çay bahçesi adliyelik oldu. Kulüp Asbaşkanı Yaşar Kalender, “Kulübe gelir getirmesi için 2016 yılında kiraladık. İşletmeci kişi illegal yollardan, sahte imzalarla ve arkasına AKP’li eski vekil Mehmet Metiner’i de alarak bin 900 metrekareyi kendi üzerine geçirdi” […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: