Arap Yarımadası’nda neler oluyor?

Temelinde, I. Dünya Savaşı’nın bitimiyle Türkiye’nin güney sınırları da dahil olmak üzere Ortadoğu’da çizilen tartışmalı suni sınırların yattığı bölge iflâh olmuyor. Husilerin, “Anti-Amerikancı” olması, değişik çevrelerce de ”İran destekli olduklarının iddia” edilmesi bazı güçlerin karşılarına dikilmesine neden olmaktadır.
Çatışma noktasına nasıl gelindi
Suudî Arabistan ve Katar arasında 2010 yılının başından beri sınır çatışmaları devam ederken 2011’de Arap Baharı rüzgârı esmeye başlamış ve Yemenliler sokaklara dökülmüştü. Sürpriz gelişme 21 Eylül günü yaşanmış ve Husiler, başkenti kuşattıktan sonra aniden saldırarak kilit nokta ve merkezleri tamamen kontrol altına almışlardı.
Yemen Devlet Başkanı Salih iktidardan düşmüşse de rejim aynen muhafaza ediliyordu. Bu durum farklı değerlendirmelere yol açmıştı. Husilerin Sana’yı ele geçirmesi, zihinlerde Beyrut’taki Hizbullah tecrübesini ve örgütün Lübnan siyasi hayatındaki rolünü canlandırıyordu.
Husiler, İran ve Caferi mezhebi yanlısı oldukları için bazı yorumcular, İran nüfuzunun yayılmasından ve Kızıldeniz’in darboğazında Doğu ile Batı arasındaki ticaret yoluna hâkim Bab’ül-Mendep Boğazı’na kadar ulaşmasından söz ediyorlardı.
Bir başka kesim ise, İran etkisinin sadece Bağdat, Suriye ve Beyrut’la sınırlı kalmayıp Sana ve Suudi Arabistan’ın sırtlarına kadar ulaştığına dikkat çekiyordu.
Suudi Arabistan ve İran Arasındaki Temel Sorun
İki ülke arasındaki temel sorunun ‘Şii Jeopolitiği’ olduğunu hemen söyleyebiliriz. Bir zamanlar İslam devrimini ihraç eden İran’dan şimdi de Şiîlik dışa taşmaya ve İran’a nüfuz alanları yaratmaya başlamıştır. İran ve Suudi Arabistan arasında yeni bir gerginliğe sebep olmaktadır.
Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır gibi Sünnî Arap devletleri, bölgede bir ‘Şii hilâli’nin oluşmasından kaygı duymaktadırlar. Bu bağlamda Sünnî Arap devletlerinin gözünde İran, “İsrail’den daha tehlikeli” bir hal almaya başlamıştır.
Suudî Arabistan’da 2 milyon 700 bin Şiî yaşamakta ve toplam nüfusun onda birini oluşturmaktadır. Şiîer, genellikle Kuveyt ve Katar sınırında ve Arabistan’ın güney bölgesindeki Necran’da yaşamaktadır. Suudî Arabistan, İran’ın bu bölgedeki Şiiler üzerindeki etkisinden endişe duymaktadır.
Suudi Arabistan’ın karşı çıkışları
Amerikan ekonomisini kendilerinin ayakta tuttuğunu söyleyen Suudi yetkililer, biraz Şark kurnazlığı, biraz da petrol zenginliğinin avantajıyla işi abartıyorlar. İran’ın nükleer çalışmaları nedeniyle Batı dünyası tarafından gözetim altına alınmasını adeta köşeye sıkıştırma olarak algılayan Suudî Arabistan, büyük avantaj yakaladığına inanmıştır. Bu durumun yarattığı rahatlıkla İran’a yönelik sözler sarf eden Suudî yetkililer, zaman içinde Amerika ile İran’ın arasındaki yakınlaşmadan rahatsızlık duymuşlardır. Bu kez de ABD’ye yönelik bazı nahoş davranışlarda bulunmuşlar ve Avrupa ve Amerikan bankalarına taşınan Arabistan’ın 760 milyarlık petrodolarları için Amerikan ekonomisini ayakta tuttuğu iddiasını öne sürmüşlerdir.
Bu kadar gaflet olmaz
Gırtlağına kadar Amerikan sistemiyle donanmış bir ordunun, kaderinin de bu paranın çekilmesine bağlı olduğundan söz edilebilir. Gelecekte Arabistan’ın hizaya getirilmesi ihtimali mevcuttur. Bunlar;
1. Körfez Harekâtı sırasında topraklarını Amerikan askerlerine açan Suudî yönetimi, bugün Yemen’deki basit bir kıpırdanmayı bile bastıramamaktadır. Suni şekilde “Yemen sancısı” yaratılmıştır.
2. Suudî yönetimi, Afrika’da başlayan Arap Baharı’nın doğuya doğru ilerlemesi karşısında halkının muhtemel tepkisinden çekinmiş ve kesenin ağzını açarak bu belâyı def ettiğini zannetmiştir. Suudi hanedanı, bu kör zannın gafletten öteye geçemeyeceğini hesaplayamamıştır ve varlığının devam edip etmeyeceğini bilememektedir.
3. Mısır ile Suudî Arabistan arasında iki küçük adanın el değiştirmesi yeni bir yara olarak açılmıştır. Afrika’nın ağası durumundaki Mısır’ın ABD nazarında değer ve etkinliğinin daha fazla olduğu göz ardı edilmemelidir.
4. İslam Devrimi’ni yaymaya çalışan İran faktörü unutulmamalıdır.
Şimdi ise Suudî Arabistan ve Katar arasındaki ilişkiler çok gergindir. Ramazan ayının bile kardeşçe geçinmeye yetmediği ortadadır. Arabistan Yarımadası’nda Katar’ı çevreleyen Müslüman ülkeler de Katar’a karşı cephe almışlardır. ABD Başkanı Trump, Katar’ı teröre destek veren ülkeler arasında saymaya devam ederken Türkiye Katar’ın yanında yer almış ve adeta ABD’ye tavır koymuştur.
Hal böyleyken ne olmuştur da ABD ile Katar arasında 12 milyar dolarlık uçak satışı gerçekleşmiştir. Katar bu son model uçakları kime karşı kullanacaktır? Nereyi veya hangi ülkeyi tehdit olarak görmektedir? ABD donanmasının üstün nitelikteki gemileriyle ortak askerî tatbikata girmiştir?
Ya Türkiye, ABD ile ilişkilerini daha da germiş olsaydı, halimiz nice olurdu? ABD’nin manyetik alanından kendini kurtaramayan Suudî Arabistan! Müslümana kızdın pire için yorganı yaktın. Şimdi sen de Katar da ABD’nin yanında olduğunuza göre bir de muhasebe yapmayı düşünüyor musun?

Cengiz Baysu

Kuleli Askeri Lisesi’ni ve 1975 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirdikten sonra teğmen rütbesiyle başladığı askerlik hizmetini çeşitli kıta görevleriyle ifa etmiş ve 1998 yılında yarbay rütbesiyle emekli olmuştur. Birçok dergi gazetelerde araştırma ve makaleleri yayınlanmaktadır

Next Post

Adalet Teyze ve Amca

Cum Ağu 25 , 2017
Tarih yazmak veya Tarihe geçmek. İster beğenin, ister beğenmeyin, ister kızın, ister alkışlayın Sayın Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet” yürüyüşü tarihi bir olaydır, tarihteki yerini alacaktır. Ben, ADALETİ çocukluğumda Adalet Teyze’den öğrendim. Adalet Teyze, yalnız yaşayan, yetmişini aşmış, mahallemizin tonton teyzesiydi. Her okul dönüşümüzde eteğinde bahçelerden topladığı meyveler ile biz öğrencileri karşılar […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: