AYAK OYUNU / TAŞKINCA

*AYAK OYUNU *
Bu söz, bir futbol sözcüğünden öte anlam taşıyan özellikte bir deyimdir sevgili dostlar, anlamı, yorumu, uygulama biçimi ve sonuçları ile bir hayli insan zeka ve gücüne , daha da ileri gidersek, politikaya da bulaşır..
Diyeceğim o ki,
EN küçükten en büyüğe, insanoğlunun, zaman zaman, dehasıyla, zekasıyla, kendine ve gücüne göre, yaptığı bir hilei arz, dır..
Sözü, şuraya getireceğim,şu günlerde gündem olmuş,lafı edilen, ülkemizde yaratılmış, meşhur 6, 7 Eylül olayına..


Bilenler bilir işin özünü, ben kısaca özetleyeyim,1950 de seçim kazanmış, Menderes Celal Bayar, hükümeti nin, yani yeni iktidar olan Demokrat parti döneminin 1955 te ki başına gelen, meşhur olayıdır bu…İstanbul’da olmuştur, ve ülke ticaretini büyük ölçüde elinde tutan, sermaye sahibi olan, azınlıklara ait dükkan ve ticarethanelerekarşı başıbozuk, kişilerce yapılmış bir yağma hareketi yani bir nevi, ayak oyunudur,özellikle istiklal caddesi yani beyoğlunda,
Dükkanların camları kırılır, yağmalar olur, devlet el koyar, ve durdurur.. Hatta henüz İstanbul’dan yeni ayrılmış olan Başbakan Menderes yoldan, tekrar geri döner bu yanlış işi durdurmak için el koyar, filan filan…
Her zaman dediğim gibi biz araştırmacı gazeteciler, olayın derinini kitaplarda özetini İse köşe yazılarımızda, zaman ve yer darlığından özet gibi sunarız.. Bu yazımda öyle.. Tam bir özet vede kendimize karşı bir nevi öz eleştiri gibi diyelim. ..vede lütfen Öyle görüle…
Bugünler , 6-7 Eylül olaylarının yıldönümü…
O şiddeti yaşayan Rum asıllı bir Beyoğlu esnafı şöyle demiş: “En çok dükkanıma ilk taşı atan Fırıncı Yusuf ağrıma gitti… .Komşuyduk, sabahları tavla oynardık”
(6-7 Eylül 1955)
Evet tavla oynayan iki insan. Ve sonrası..
Acı ama gerçek ….
Evet, biz, devlet olarak
7 cihana hükmeden, Osmanlı’ dan gelip genç Türkiye Cumhuriyeti olarak yola devam ettik… Okul hayatımız boyunca fethettiğimiz yerlerde asimilasyon yapmadığımız, insanların hayat tarzına karışmadığımız, zulmetmediğimiz öğretildi hep…
Fakat sonra bazı gariplikler yaşamaya başladık… Birileri kıyıdan köşeden, tutarlı, tutarsız gerçek yalan, tezler sunmaya başladı ulu orta…akkımız karıştı biz biliyorduk ki Mesela tarih boyunca hep hakkımız yenmişti, biz iyi niyetli idik ama komşular pislikti. Ona da peki dedik… Olmadı mümkün ve olabilirdi,gelmiş ve geçmişti geçmiş, geçmiştir Zaten,biz şöyle bir yakın tarihimize kurucu liderimiz, Atatürk sonrası siyasetimize, İnönü Menderes,ara dönem ihtilaller,
Demirel, Erbakan,Ecevit,Milliyetçi cephe dönemi, Kenan Evren ve Özal Dönemleri çocuğu olduğumuz ve bizi de en çok bu zamanlar ilgilendirdiği için ordan girelim söze..
Biz yani 1950 sonrası genelimiz merkez sağ tabanlıydık ve otip ailelerde büyüdüğümüzden Sağ görüşlü ve
*apolitik olmak bizim fabrika ayarımızdı!! *

“Sol ” dediğinizde “devletimizin dirliğine halel getirecek bir kelam” ifşa etmiş olurdunuz ve direkt olarak ense kökünüze şaplak ya da ” komünist mi oldun lan it ” fırçası ile karşılaşırdınız!. Ama olsun,her durum ve halde, insan haklarına en saygılı soydan geliyorduk biz… Baksana hiç kimseyi asimile etmemiştik!

Bu muhteşem, ortamda hayatımıza devam ederken garip garip şeyler olmaya başlıyordu, zaman zaman,.. aslında o şeyler hep oluyordu da, ama biz çocuk masumiyetimizle göremiyorduk., anlayamıyorduk bunları. Mesela neden doğruluk, dürüstlük ve insanlığı ile övünen bir tanıdığım veya komşum bu ülkenin, mozaik denilen, aslında yüzyıllardır birlikte yaşadığı asli unsurlarından olan bazı insanlara, aynı dinden olmasına rağmen, sonradan olma, kuran dışı, mezhep ayrılığı sonucu, nefret dolu bir yüz ifadesi ile ” pis kızılbaşlar ” diyordu ?!, yada, bilmem ne dölü deyip geçiyordu..

Neden insanları aşşağılamak için ” ve içinde yaşadıkları semt ve sosyal ortamları onlara bir lütufmuş ve bunun için biz merkez sağ, Müslüman, mensubu milliyetçi mukaddesatçılara minnet duymalılarmış gibi bir yaklaşıma giriliyordu ki..

Yıllarca ders kitaplarımızda bu tür tarihi olaylara hiç yer verilmedi ve Niye, birçok olayı biz çocuklarımıza aktarıp onları bilgilendirmiyoruz, hele günümüzde neden iktidar görüşüne göre şerbet verilip, tarihimizi dizi filmlerin uydurma senaryolarına bağımlı hale getiriyoruz… Yanlış olan, niye bizi mutlu ediyor, ve neden gerçeklerden kaçıyoruz, anlamak zor.. Ve zaten tüm çatışmalarda burdan çıkmıyormu sizce.. .Peki, nakil ve aktarma, dolma bilgiler gerçekleri yok etmiyor mu ne dersiniz . .
Ve Sonuçları, alın işte bu günkü yaşadığımız durumlarımız.. .densiz aymaz, dış güçlerin oyuncağı,gizli açık, dernek, kuruluşların at oynatmaya başladığı zamanı yaşıyoruz ..
Üstünde yaşadığımız yerin, altımızdan kaymasına Bile göz yummaktayız ki hemde nasıl,.. sanki başka Türkiye varmış gibi… Sanki bizim yasalarımız ve uygulayıcıları yokmuş gibi.. Tam bir mirasyedi zihniyeti hakim ülkeye, hemde bilinçsizce. .. Bilinmiyor mu ki hazıra dağ dayanmaz…dedik ya ayak oyunları keyfinde yaşıyor kimileri,.. kusacağı günü hiç aklına getirmeden.. Tarih hesap sormuştu hep, devlet bekası gereği…tıpkı geçmişte olduğu gibi… Hadi kısa özetlerimize devam edelim ve özelleştirile rimizi yapalım birlikte, ve soralım kendimize… Dağarcığımızda kalanları bir bir dökelim yere.. Mesela,
Neden oldu 6,7 Eylül olayları, ..

  1. filo neydi, niye denize döküldü ?
    Peki 6. filo gelecek diye neden kerhaneler cillop gibi badana boya yapıldı ?
    Neden o kibirli işgalcilere hadlerini bildirenler vatan haini oldu ? Asıldı,
    Neden bizim kibirli, Türk İslam tez ve sentezli, topluluğumuza mensup olmayanlar için bir ‘* hep akıllı ol, minnet et* göz dağı verildi.. ”
    7 cihana hükmeden(!) Osmanlı’ dan gelip genç Türkiye Cumhuriyeti olarak yola devam ettik.
    Halbu ki… Ha aklımdayken, neredeydi,kuruluş ilkeleri ve Atatürk ilke ve devrimlerinin uygulaması…
    Hani hepimiz birdik!? Hani hepimiz aynı göğün altında aynı güneş ile mutlu oluyorduk?!

Derken büyüdük abilerim, ablalarım, arkadaşlarım. Devletimiz büyüdü…yollar, köprüler, hastaneler, hava alanları, daha birçok şey.. Okadar büyüdü ki ülke bu günkü hale geldi. Yıllarca kafamıza kazındığı şekilde sadece işimize gidip gelip hangi renk pantolonun altına hangi ayakkabıyı almamız gerektiğini sorguladık… Ülkedeki iğrenç ekonomik durum ve enflasyon, faili meçhuller, işkenceler, gözaltında kayıplar, legal mafyalar,şeyh, şıh, Gavs neler var neler ve bunlar umrumuzda değildi…Çünkü bunları dile getirenler ya kafayı yemiş ya da vatan haini!. Ne demekti bunlar ,Kainat tarihinin en mükemmel ve hümanist sisteminin mirasını devam ettiriyoruz, borumu.. .zengin,mutlu, bahtiyardık.. bir yanlış olur sada , Hepsi dış mihrakların oyunu idi, nede olsa !!

Utana sıkıla yazdığım bu ufacık örneklere ses etmediğimizde o yolu açtık biz arkadaşlar.( Bunun gibi onlarca örnek çıkar). ” bazılarına, ağzının payını vermediğimiz zaman yeşil ışığı yaktık. Kendince küfür etmek için tabirler kullanan arkadaşımızın haddini bildirmediğimiz zaman bu yolun asfaltını sağlamlaştırdık biz. Çünkü biz nasıl olsa koruma altındaydık mı sanıyoruz, Tesadüfen mensubu olduğumuz din, mezhep ve etnik köken sayesinde kıçımız sağlam mı sanki. Tesadüf lafına itiraz eden arkadaşlar delikanlı olun, hanginiz kendi kararınız ile şu an mensubu olduğunuz dini siz mi seçtiniz ? Loto’dan çıkan, bazı şeyler mi, başkalarını gruplara ayırıp istediğiniz gibi ezme ve aşağılama hakkını veriyor ? Bakın henüz yan dairesindeki insanların yüzüne gülerken kapıyı kapatır kapatmaz arkasından iğrenç dedikodular çevirdiğimiz kısımlara değinmedim bile…
Hani hepimiz birdik!? Hani hepimiz aynı göğün altında aynı güneş ile mutlu oluyorduk?
Hani aynı gemideydik…
Niye ötekiler var öyleyse

Konumuz 6-7 Eylül olayları iken nerelere geldik. Ama değindiğim konuların analizini yapmadan ne 6-7 Eylül olaylarına, ne Çorum olaylarına , ne Maraş olaylarına ne de Sıvas’a ışık tutamayız. 1955 yılında 5 Eylül günü, biribiri ile tavla oynayan biri türk diğeri rum olan esnafdan nasıl bir zihniyet bir sonraki gün birini ötekine düşman yaptı? Bu düşmanlığı o gün körükleyenlerin ve malum yalan dedikoduyu yayanların tabi ki bir amacı vardı ama bu gazla komşusuna 24 saat içinde düşman olan zihniyete ne demeli ? Yine Kıbrıs olayları ve mecburi barış harekatımız bile bundan dolayı değil mi? İnsan oğlundaki Bu zihniyeti bütünüyle yok etmeden, tüm insanlığa rahat yok … Tüm amacımız, işimiz gücümüz bu zihniyet ile mücadele etmek olmalıdır dileğimle, …
Hoş kalın hoşça kalın
Sevgili dostlar..
(Kaynak, Barış Arifoğlu)
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
11 Eylül 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

Next Post

İSTANBUL ULAŞIMINA KADIN ELİ DEĞİYOR

Cum Eyl 11 , 2020
’88 Kadın makinist Brövelerini Aldı’İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 7 bin 500 başvuru arasından, çeşitli süreçlerden başarıyla çıkarak Metro İstanbul bünyesine alınan 88 kadın makiniste, brövelerini verdi.Kadınlarla ilgili bir törende, kentin adıyla anılan İstanbul Sözleşmesi’ne vurgu yapan İmamoğlu, “Bu sözleşmenin, aslında ne kadar değerli olduğunu, kadın çalışanlarımızın huzurunda tekrar belirtmek istiyorum. […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: