EMEKÇİLERİN SESİ 1 MAYIS MARŞIYLA ÜLKENİN HER YERİNDEN YANKILANDI!

Resim KESK bloğundan

Bu bir onur ve doku meselesidir, bu onur ve dokuyu beyninde ve vücüdünda hisseden hiç kimsenin gönlünde asla 1 mayısı silemzsiniz.

İktidar her ne kadar Taksime çıkmayı yasaklasa da, 1 Mayısı kutlamak ve 1977 de hayatını kaybeden emekçilerin hatıralarını yad etmek KESK-DİSK ve diğer tüm emekçi bileşenler için bir onur meselesidir.

İçinden geçtiğimiz bu olağanüstü dönemi atlata bilmek için, başta örgütlü gücü olan sendikalar, demokratik kitle örgütleri ile toplumsal muhalefetin tüm unsurları birlik, bütünlük ve dayanışma ruhu içerisinde sınıfsal mücadele temelinde yürütülen her kesimin ortak sorumluluğuyla ancak aşılacaktır.

Kuşkusuz kamu emekçilerinin sendikal mücadelesi sınıfsal mücadele üzerine kurularak gelişmiştir. Eylemlerdeki fiili ve meşru mücadelenin odak noktası olan Kamu Emekçileri Sendikası ( KESK ), hak verilmez alınır ilkesinden hareketle, sınıf ve kitle hareketiyle, kendi mücadele tarihini yaratarak emek hareketine çok önemli birikim ve deneyimler kazandırmıştır.

Kamu emekçilerinin kendi mücadele perspektifi gösteriyorki, bu günde emekçilerin öznel durumu ile Şartlar ve koşullar hangi aşamada olursa olsun örgütlenme ve mücadele programındaki kararlılığından prim vermeyen ve ilkelerinden asla geri adım atmadan covit-19 salgınına karşı her alanda mücadele örneği göstererek sürdürmeye devam ettiklerine tanık oluyoruz.

Ülkemiz bu gün tarihinin en ağır ekonomik ve sosyal krizini yaşıyor. iktidar yoksullukla, yasaklarla ve yolsuzlukla mücadele etmek yerine adeta olağan hale getirerek yönetmesi ve uygulanan Ekonomik politikalarla Covit-19 salgını nedeniyle birçok işyerleri kapanarak İşsizlik ordusu yaratırken, üreticiler ürettiklerini satamaz, tüketiciler de en zorunlu ihtiyaçlarını alamaz hale geldiği bir ortamda, emekçilerin Covit-19 virüsüne karşı verdikleri mücadele küçümsenmeyecek kadar kutsaldır.

Dolayısıyla, birçok işyerinin kapanmasının yanı sıra, çalışma faaliyetlerine devam eden başta sağlık emekçileri olmak üzere, diğer bir çok iş alanlarında çalışan emekçilerin iş yükünü daha da ağırlaştıran bir süreçle karşı karşıyadır.

Oysa, Covit-19 salgını nedeniyle ülkenin içine bulunduğu bu olumsuz koşullarda, emekçilere yardımcı olmak ve doğru kararlar alabilmek için, halk adına ortak karar alınması gereken Demokratik kitle örgütlerinin Anayasal temsilcilerin de yer aldığı Ekonomik ve sosyal Konseyi toplanarak yol gösterici kararlar alması gerekirken alınmadı,

Böylesi olağanüstü bir dönemde, Asli görevini yerine getirmek üzere herkese iş olanağını sağlanması gereken devlet, ne yazık ki sağlayamadığı gibi tüm çalışanlara iş güvencesinin de verilmediği,

Ekonomik oşulların ağırlaştığı, Vergi adaletsizliğinin olduğu ve binlece kişinin insanca değil açlık sınırının altında yaşamını sürdürdüğü,

Tüm çalışanlara grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkının verilmediği ve toplu sözleşmelerin göstermelik olarak yapıldığı,

Anayasal haklarla birlikte, basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü güvencesinin kısıtlandığı, gösteri ve yürüyüşü gibi etkinliklerin yapılmadığı,

Halkımızı, Emekçileri, çiftçileri, üreticileri ve küçük esnafı borç sarmalına alan banka kredileri ile kart ödeme ve faiz yüklerinin ağırlaştırıldığı,

Kamu harcamalarını toplumsal proje ve halkın yararına istihdam ve yatırıma yönelik adil bir bütçenin yapılmadığı bir ortamda, tüm bu sorunlara çözüm bulunması gerekirken, çözüm bulamayarak karmaşık hale gelen ve 1 Mayıs yasakların yapıldığı bir süreçte, KESK, DİSK, TTB TMMOB ile diğer tüm sınıfsal bileşenleriyle birlikte ülkenin her yerinde 1 mayıs marşını söyleyerek kutlamaya devam etiler.

Çünkü 1 Mayısta Taksime çıkmak KESK – DİSK ve bileşenleri ile sınıf mücadelesini sürdüren tüm diğer kurumlar için bir onur meselesidir. 1 mayıs 1977 yılındaki katliamda hayatlarını kaybeden emekçilerin hatıralarını yad etmek ve hatıraları önünde eğilerek saygıyı göstermek tüm emekçilerin asli görevi ve sorumluluğudur.

Dolayısıyla, KESK ve tüm bileşenleri kendi tarihsel mücadelesini yaratıp tüm halkla bütünleşerek mücadelesine devam ederken, başka sendikalar gibi sisteme entegre olup güçlünün yanında yer almak yerine, gücünü tabanın sınıf bilincinden ve yoksul halkın özgüveninden alarak sistemin tüm engellemelerine rağmen mücadelesine her alanda devam etmektedir.

İktidarın ayrışma politikasının aksine, KESK, TTB ile tüm bileşenlerin tabanındaki azim ve Mücadele perspektifi, sınıf ve kitle sendikacılığı ilkelerine dayalı örgütlenme biçimini temel alan fiili ve meşru mücadeleyi, sendika-üye ilişkilerine önem verilen katılımcılığı, tabanın söz ve karar sahibi olduğu sendikal demokrasisinin ortaya koyduğu mücadele anlayışı bize gösteriyor ki, ülkesine olan vatanseverliği ile halkına olan sevgi, saygı ve duygusal bağın güçlülüne inanan kararlığı ile çocuklarının geleceği için, birlikte görev yaptıkları tüm diğer emekçileri ötekileştirmeden mücadeleyi bütünleştiren bir anlayışla tüm tehlikeleri göze alarak her koşulda covit-19 virüsüne karşı görevlerini yerine getiriyorlar.

Bu zorlu dönemde hizmet eden tüm emekçilere minettarız.

Teşekkürler Emekçiler!

Bizi okumaya devam edin! Yalanlara teslim olmayın!

M. Can Şadioğlu Özgür ifade

Next Post

NE CUMHURİYETİ, NE DEMOKRASİSİ

Cts May 2 , 2020
Cumhuriyetin Kralıyık, Demokrasinin Allahıyık Elhamdüllillah… Koronavirüs salgında işsiz kalan insanlara yiyecek yardımı yapmaya karar veren Akp yönetiminde bulunan İstanbul Ümraniye belediyesinde AKP Meclis üyeleri Chp’liler için şöyle buyuruyor: ”Büyükşehir yardım etsin. Biz niye yardım ediyoruz? Hem küfür ediyorlar hem de listeyi veriyorlar. Tabi bize yakışan eğer bizden talep ettilerse vermek […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: