HUYSUZ, TATLI VE ONURLU…

Huysuz, Tatlı ve Onurlu…
Seyfi Dursunoğlu yani Huysuz Virjin… Maalesef kaybettik. Bizim jenerasyonumuzun yeri dolmayacak bir değeri daha aramızdan ayrıldı.

Yaptığı şovlarla uzun yıllardır Türk Halkının gönlüne taht kurmayı başardı.
1970 yılında bir erkek, kadın kostümleri ve perukla sahneye çıkıyor. İnsanlar huysuz, lafını sakınmayan, hatta seyircilerine çoğu zaman soğuk terler döktüren bu karakteri çok seviyor. Gazinolarda, televizyonlarda şovlar yapıyor.

Lafını hiç sakınmıyor. Sahneye çıktıktan sonra mı geldiniz? Gösteri sırasında salonun dikkatini dağıtacak bir hareketiniz mi oldu? Huysuz Virjin’in ateş alanına girdiniz demektir! Asla lafını sakınmaz. Tabiri caizse ölü taklidi yapın artık. Ama defalarca şovuna malzeme olan o insanlar tekrar tekrar izlemeye gitti ve alkışladı Huysuz Virjini. O sanatı için kostüm giydi, makyaj yaptı, peruk taktı ve gösteri bittiğinde peruğunu çıkarıp selamladı insanları. Şimdikiler ise sanatçı gibi görünmek için yapıyor bunları ve gerçek yüzlerini çoğunlukla nahoş durumlarda görüyoruz.

Son yıllarda maalesef bağnaz zihniyetin baskıları ile ekranlara çıkartılmadı. Ama izleyicileri, sevenleri de asla unutmadı Huysuz Virjini!

O dönemin şartlarına göre iyi para kazana bir sanatçı,
‘’Evimde hazır yemek yemem diyor. Mümkünse kendim pişiririm. Eskidi diye hiçbir şeyi atmam. Ya dönüştürüp yeniden kullanırım ya da saklar farklı tasarımlarda değerlendiririm. Sahne kıyafetlerimi kendim tasarlıyorum ve dikiyorum. Bazen de sanatçı arkadaşlarımın giymediği kostümleri değiştirip kullanıyorum. Evde kullandığım çoğu aksesuarımı, örtülerimi hep kendim yaptım. Bazıları benim için cimri diyor ama ben böyle olması gerektiğine inanıyorum. İsrafa çok kızıyorum. ‘’

Farklı röportajlarda böyle anlatıyor kendisini. Seyfi Dursunoğlu uzun yıllardır yanında çalışan yardımcısına ev ve araba almıştı. Mirasını da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine bağışladığını açıklamıştı. Hatta bedenini de kadavra olarak Tıp Fakültesine bağışlayarak halkına bir vefa örneği gösterdi. Ve öldükten sonra, son kez hak edenlere sağlam bir ders verdi.

Rahmetli Zeki Müren’de ölmeden miras derdine düşen akrabalarına ‘’Ben bu paraları gırtlağımın kanıyla şarkı söyleyerek Türk Milletinden kazandım. Ben öldükten sonra da Türk Milletine iade edeceğim diyerek mirasını TSK Mehmetçik Vakfına ve Türk Eğitim Vakfına bırakacağını söylemiş ve böyle de yapmıştı.
Sanırım son dönemde sanatçıların(!) kıyafetlerine harcadıkları inanılmaz rakamları, gece restoran açtırmaları, mağaza kapatmaları, görgüsüzlükte zirveye ulaşan absürd ve hastalıklı davranışlarını kabullenemeyişimizin nedeni böyle gerçek sanatçıları tanımamız ve bu kültürle yetişmemiz.

Sanatçılık kavramı yeniden tartışmaya açılmalı bence. Alt yapısı olmadan, fiziğine ya da hatırlı tanıdıklarının gölgesinden faydalanarak; sansasyonel çıkışlarla gündemde kalmaya çalışan kesim bence asla sanatçı olarak nitelenemez. Eski jenerasyon sanatçılarımızın büyük çoğunluğu eğitimli, meslek sahibi; fakat yeteneği doğrultusunda sanatını icra eden insanlardı. Halka ve sanatına saygılı; sanatı için emek harcayan insanlar bilirdi ki kendilerine sanatçı payesini halk verir, eğer layık olamazlarsa da bu payeyi söke söke geri alır.
Siyasetin her alana dahil olması, ülkemizde ki bir çok şeyi yozlaştırdığı gibi sanat ve sanatçı kavramının da içini boşalttı ve yozlaştırdı. Halk için çalışan ve halkın beğenisine, takdirine mazhar olmak için emek veren çalışan sanatçılar gerçeği son dönemde; halkın omuzlarına basarak kendilerini elit ve seçkin bir zümre olarak gören ve ülkeye hiçbir getirisi olmayan kifayetsiz bir kitleyi sırtımıza adeta bir kambur haline getirdi. Tabii ki yeni neslin de sanata bakışı, kriterleri ve kalite algısı da değişti.

Zeki Müren’i, Münir Özkul’u,Tarık Akan’ı, Genco Erkal’ı, Müzeyyen Senar’ı ve daha birçok değerli ismi alkışlayarak büyüyen kuşaklara, kimse görgüsüzlük abidesi ve cahilliğini davranışları ile tescilleyen isimleri sanatçı diye kabul ettiremez. Tabii bu ünvanı hak eden sanatçılarımızı tenzih ediyorum.

Biz kaybettiğimiz her sanatçıyla birlikte; özlediğimiz, kendimizi ait hissettiğimiz o eski Türkiye’nin yeri dolmayacak kilometre taşlarını ve yaşanmışlıklarımızı da kaybediyoruz.

Evet bu ülkeden bir Huysuz Virjin- Seyfi Dursunoğlu geldi ve son nefesinde bile sanatın para için yapılmayacağını, halkına duyduğu saygıyı, vefa duygularını birilerinin yüzüne adeta bir tokat gibi patlattı ve gitti.
Gittiğin yer eminim ışıktır. Tüm değerlilerimize selam söyle Huysuz Virjin
18 Temmuz 2020 / Gülbin AYBAR-ÖZGÜR İFADE

Gülbin Aybar

Next Post

‘’DR. YAVUZ KALAYCI’NIN ÇOCUKLARI BİZE EMANET’’ YARDIM KAMPANYASINA VALİLİK ENGELİ

Cts Tem 18 , 2020
Kalaycı için başlatılan kampanyaya Valilik engeliİstanbul Tabip Odası tarafından koronavirüs nedeniyle yaşamını yitiren Dr. Yavuz Kalaycı’nın çocuklarının eğitimi için günlerde başlattığı “Dr. Yavuz Kalaycı’nın Çocukları Bizlere Emanet” kampanyasının İstanbul Valiliği tarafından engellenmek istendiği belirtildi. Oda tarafından yapılan açıklamada, kampanyanın duyurulmasından bir gün sonra, 17 Temmuz günü İstanbul Valiliği İl Sivil […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: