İlk Terk Edilişin Hiç Silinmeyen İzi…

İlk Terk Edilişin Hiç Silinmeyen İzi…
Dokuz bilemedin on yaşındayım…Gdişini hatırlıyorum,çaresiz gitme demeye çalıştığım ıslak kirpiklerimin arasından.sen gidersen kim sevecek beni, kim çatal karam çingenem diye seslenecek, kahve pişirmeme kim müsade edecek,taşan telfenin karmaşasında gülümseyecek,kim?

Hem sonra nereye gidiyorsun orası neresi ben hiç bilmiyorum.uzak mı yakın mı nasıl gelicem yanına uçak mı vapur mu nasıl, param da yok benim, babam izin vermez ,anam ağlar gelirsem,ama seni özlerim, yeşil gözlerindeki beni özlerim…

Küçük bavulum var ya içine doldururum umutlarımı, senin bana öğrettiğin şarkılarımı, bi de tavşanımı hani yanakları pembe ışıklı olan.olmaz mı diyosun yani, gelemezmiyim beni almayacakmısın,hani ben senin kızındım hani ilk göz ağrındım,hani olmasını istediğin tek yavrundum.ne oldu şimdi ha ne oldu?

Taktın kocanı koluna aldın çocuklarını yanına boşalttın çatı katının en sevdiğim odalarını,ağladın gördüm,sıkı sıkı sarıldın bildim ama gittin işte….
Beni bıraktın gittin,bende seni bıraktın gittin…

Oysa daha küçüktüm,seninle büyümekten keyfliydim.yatağımı yorganımı kapıp çatıya koşardım. sana koşardım…
Kıvırcık saçlarımı öperdin, küçük ellerimi ,parmaklarımı öperdin…
sen beni çok severdin.

Senden sonra yıllarca çatıya çıkamadım,demir kapı buz gibiydi,zilin kuşu sessiz tuhaf bir tonda hep ağlamaklıydı.Her gece rüyamda koşa koşa ellerimde terliklerim yalınayak çıktım merdivenleri,tam zile dokunacağım,koyu demir kapının ortasında koca bir delik açılır,ben o delikten içeriye bakardım.hu hu huhu..
Kimse yokmu,sesim yankılanır ,yankılanır artık çerçevesiz duvarlara çarpıp bana geri dönerdi…yok yok işte gitti anla artık,kabul et.Tamam kabul ettim de etmesine terkedilişime anlam veremedim..

Hayatımın ilk, tek ve de son terkediliş hikayesidir belki de bu…
Emsali olmadığından kıyaslayamadığım bir ayrılık …
Varken yok olmak, hokus pokus gibi…
Tatlı cadı misali çok parmaklar şıklattım çok burunlar kıvırttım ama canımı, babamdan bana kalanımı çatısına bir daha geri koyamadım…

O benim, güllerle dolu kafesindeki minik serçemdi. gülleri derdi,şık bir vazoya yerleştirdi,her bir dalına hatıralarımız budanmıştı,kafesin kilidini kaldırdı,yine de bir düşündü orası güvenli orası sıcak orası yuvaydı,ama artık serçe kuşu değil ,ailesinin şahini olmaya karar vermişti.kafesini terketti .esareti bende saklı yeşil gözleri ile kanatlarında sakladı beni.tıpkı benim onu kalbimin derininde sakladığım gibi…

Artık kırklı yaşlarımdayım, çocuk aklım işte,onu çok uzağımda zannettim senelerce. küçüktüm ya mesafeler de çok büyük. meğer mesafeyi kısaltmam için büyümem hiç gerekmemiş.uçakla bir saat uzaktaymış benden…
Ama uzak işte, ismi uzak hasret denilenden, gurbet sanılandan…Ahhhh kandırmışlar mı beni ne….
Bilseydim uzakların bu kadar yakın olduğunu demir kapının deliğinden seslenmezdim,gönül kapımın deliklerini tamir eder,elimi ona uzatır yine bana sevgiyle sarılmasını beklerdim…
Babamdan kalan mirasım, güzel kadınım ,benim canım halacığım….
Tamarca
Tamar Avakyan
20 Eylül 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makalelerine de Göz Atmak İste Misiniz!

Next Post

ÇANAKKALE 1915 KÖPRÜSÜNDE BÜYÜK VURGUN!

Cts Eyl 19 , 2020
Maliyet 7 Milyar 145 Milyon TL…Şirket 16 Yıl 2 ay İşletecek, Her Yıl Kasasına 2 Milyar 173 Milyon TL Girecek. Parasını 3 Yılda Çıkartacak, Türkiye Halkına Maliyeti 3 Köprü Parası Olacak. TÜRK HALKI BÖYLE SOYULUYOR! PEŞKEŞ GİBİ İHALECHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, yapımı süren ve 18 Mart 2022 tarihinde açılması […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: