KADIN

KADIN
Başlığını koymamın nedeni,son günlerde luzumsuz ve gereksiz bir biçimde bazı çevrelerce ki ben bunlara yobazlar grubu diyorum kadın hakkında görüşler ileri sürmesi,kişisel yorumlarıyla onları küçültmesi, kendi, Dar fikir ve görüşleriyle, dine bağlayıp işi, yaşadığı çağı, yasaları unutarak, utanmaz ve aymazca gazetede, TV lerde yorum yapmaları… yaratılışla ilgili değil benim yazım… insanlığın ve özellikle Türk tarihinde kadını, kadının yerini,önem ve özelliğini, haklarını Anlatmaya çalıştım…buyurun birlikte okuyalım, derlemelerimi. Dostlar….


Eski Yunan ile Roma döneminde kadına bakış ile Arapların kadına bakışı arasında hiçbir fark yoktu… Kadın hep bir zevk unsuru, köle, cariye,hediye edilebilir, mal, ve hizmetçi olarak görülmüştü…
Hatta Avrat-Avret kelimesi bile saklanılması gereken eşya-anlamına geliyordu.

Eski Çin’de de durum farklı değildi; hizmetçi olarak görülen kadınlara isim bile verilmez, kadın bir, kadın iki, kadın üç kadın dört diye sayılırdı… Mesela, mısırda, Rabia dördüncü demekti…
Kadının Tanıklığı da kabul edilmezdi…
Ortaçağda kadın bilgelik yolunu seçmişse, vay haline; cadı diye avlanırdı…
Fakat yalnızca Türkler kadını bereket sembolü, yerin ve göğün evladı olarak görmüştür…. Hatunun rızası ve imzası olmadan Kağanın yaptığı anlaşma bile geçerli sayılmıyordu….


Çin ile ilk anlaşmayı, Mete Han’ın hatunu yaparken; Avrupa Hun Türklerinde resmi görüşmeleri Attila’nın hatunu yapıyordu…. Türklerin, Yaradılış destanında :
,Ak Ana, sudan yaratma fikrini Ülgen’e (tanrı) *verirken, en meşhur figürlerden *Umay Ana Orhun Yazıtlarında bile yer almıştır.
Nitekim yazılarda, şunlar yazar..
”Umay gibi, annem hatunun şerefine küçük kardeşime Kül Tigin adı verildi…
Babam İlteriş kağan, anam İlbilge Hatunu Tengri, yukarıdan idare ederek yükseltmiş.”*
diye yazmaktadır. ..
Yine Türk mitolojisinde Asena yol gösterenken, Ötügen se toprak anaya verilen isimlerden biridir….
Dikkat edileceği üzere Türkler mezarlıkları düz değil, yükseltilmiş ve yuvarlatılmış şekilde yapıyor….
Bunun sebebi, Türklerin yeniden doğuşa inanıyor olmasından ötürüdür… mezarlıkları hamile bir kadının karnına benzeterek,
toprağın bir ana gibi tekrar insanı doğuracak olmasına inanılmasıdır… Türklerde kadın bu kadar kutsal bir noktadayken, son 1000 yıl boyunca Türk kadınının resmi hakkı elinden alınmış, sosyal hayatı kısıtlanmış, eve kapatılmış, tanıklığı bile kalmamıştır….


Tüm bu hakikatleri, tüm bu tarihi gerçekleri tarihin en kanlı savaşlarında bile bulduğu ilk fırsatta okumaktan geri durmamış olan bir adam, 1000 yıl sonra ilk defa
”Kadınların üzerindeki bütün baskıyı kaldıracağım.” dedi… . Bunu dedi, çünkü kadınların üretime katılmasıyla devletin kârlı çıkacağını biliyordu… . Kadınların üzerinden bütün baskıyı kaldırmakla, medeniyetin yeniden doğacağını biliyordu… çünkü kadın medeniyet demekti….İşte o devlet kurucu adam, bütün baskıları kaldırdı.
Kadına giyim kuşam özgürlüğü verdi..
Kadını üretime kattı….
Kadına bir soyadı verdi. Ona tanıklık hakkı vermekle kalmadı, onu pilot yaptı,avukat yaptı, hakim yaptı, doktor yaptı.Kadını toplumlara öğretmen yaptı….
1000 yıl sonra bir adam bunu yaptı..
o kişi: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘tü…
Hor görme yetti artık CAHİL adam, anamız BACIMIZ YARİMİZ olan o saygı değer Kadını…
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
06 Ağustos 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

Next Post

KADININ ADI VAR KENDİ YOK

Per Ağu 6 , 2020
KADININ ADI VAR KENDİ YOK 06 Ağustos 2020 TÜRKİYEKadına Şiddeti Engellemek İçin İmzalanan İstanbul Sözleşmesi TartışmalarıDört tartışma programında da erkekler, İstanbul Sözleşmesi’ni konuştu! Habertürk, NTV, Akit TV ve Haber Global’deki tartışma programlarında erkek konuklar, çekilme tartışmalarıyla gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi’ni tartıştı. Gazeteci Metin Cihan, kadınların olmadığı ama İstanbul Sözleşmesi’nin tartışıldığı […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: