Nasıl bir başkan?

Geçmişimiz,anılarımız hepimiz için çok önemlidir. Doğduğumuz ev, okuduğumuz ilkokul,oynadığımız sokaklar, çikolata aldığımız bakkal hatta belkide sevdiğinizle ilk kez buluştuğunuz şehrin meydanında ki park…Belli bir yaşa gelenler çok iyi anlayacaktır. Yıllar sonra ziyaret edip gördüğünüzde yine çocukluk, gençlik yıllarınıza geri dönersiniz… 17ağustos 1999 depreminde doğduğum şehir olan Adapazarı yerle bir olduğunda kendimi ne kadar kötü hissettiğimi hatırlıyorum. Ailemin ve benim tüm anılarımız yok olmuştu. Doğal bir afet elden bir şey gelmiyor tabii..
Özellikle son yıllarda şehirler şantiyeye dönüştü…Belediyeler büyük bir hızla kentsel dönüşüm ya da başka adlarla şehirlerin aslını  yok edip içinde yaşaması neredeyse kabusa dönen garabet metropoller oluşturuyorlar. Yeşil alan, tarihi değeri olan yapılar hiç farketmiyor onlar için..Hatta yasal engeller varsa ya yok sayıyorlar, ya da yasal zemin oluşturuyorlar.

Hiç düşündünüz mü şehirlerimize nasıl böyle acımasız davranıp tüm güzelliklerimizi yok ediyorlar? Diyeceksiniz ki şehirler zamana ayak uydurmalı, modernize edilmeli..Tabii  şehrin tümüyle aynı kalarak yenilenmesi imkansız! Fakat modernleşmenin de bazı kriterleri var.
Her şehrin bir hafızası var. Şehirleri birbirinden ayıran, onlara belirli karakterler yükleyen ve kimlik kazandıran bu hafızadır.Ve yaşayan her insan bu hafızanın şekillenmesine yardımcı olur. Hafızayı bir yandan korur, bir yandan inşaa eder.
Doğru şehir planlaması yapılırken değişiminde etkili olabilecek sosyal, demografik,ekonomik ve teknik verilerle; estetik, kültürel (tarihi ve arkeolojik), doğal ve ekolojik etmenler bir arada değerlendirilir.Ve bu kriterlerle geleceğe yönelik amaç ve hedefler koyulur.
Şehirlerin belli tarihi mahalleleri, meydanları, arastaları… vardır. Yani o şehrin tarihiyle özdeşleşmiş mekanlar ya da alanlar…Buralar restore edilerek korunur aslını bozmadan bu merkezden bir gelişme tasarlanır.
Tam da bu nedenle şehirlerin ve ilçelerin belediye başkanlarının neden genellikle o şehirlerde yaşamayan insanlardan seçildiklerini hiç anlayamıyorum…Düşünsenize uzun yıllar yaşadığı, bir geçmişi olan bir ili ya da ilçeyi yöneten bir başkan alt yapı sorununu çözmeden sadece park, bahçe ya da asfalt yapar mı…Yağmurlarda yaşanan sıkıntıları ve ilçenin yaşadığı zararı biliyordur ve önce alt yapı sorununu çözer. Ya da yaşadığı ilçenin tek nefes alma alanı olan ormanı imara açar mı? Kendisi de o ormanda piknik yapmıştır;  çocuklarının, torunlarının da o ormanda piknik yapmasını ister. Çünkü geçmişi de oradadır, geleceği de.. Yaşadığı yerin insanını tanır, sorunlarını bilir. Şehrin ihtiyaçlarını bilir. Yani yöneteceği kentin sorunlarını ya da ihtiyaçlarını bir başkasının hazırladığı raporlardan öğrenmez..Zaten sorunları da biliyordur, çözümleri de! Yaşadığı şehri geliştirirken maddi kaynaklarına, sosyal dinamiklerine,doğal kaynaklarına bir yabancı gibi hoyrat davranamaz.Dışardan bakıldığında büyük görünen değil, halkının yaşarken güçlü hissedeceği hedefler koyar,stratejiler oluşturur..
Yaşadığımız ilçe Maltepe buraya aidiyet hissi olmayan ve yeniden seçilemediği takdirde kendine başka bir yerde başka bir gelecek kuracak olan bir başkan tarafından yönetiliyor. Maltepe için denilerek yapılan projelerden kaç Maltepe esnafı para kazandı? Ya da hangi proje yukarıda belirttiğim kriterler baz alınarak yapıldı?
Doğru soru halkın ihtiyaçlarına yönelik proje üretildi mi? Ve asıl sorulması gereken soru: Başkanlık makamından ayrıldıktan sonra yine ilçemizde bizimle yaşayacak olsa şimdiye dek onayladığı projeleri yine halka rağmen hayata geçirirmiydi?
İşte bu nedenlerden dolayı Maltepe’yi; Maltepe de yaşayan, liyakat sahibi;  halkın arasında halkla olmaktan kaçınmayacak, ve gerçekten samimi  bir insan yönetmeli…Öz  geçmişini  okuduğumuz değil, zaten bildiğimiz bir başkanımız olmalı.

Kısacası Maltepeye Maltepe’li bir başkan istiyoruz!
Gülbin Aybar

Gülbin Aybar

Next Post

Özgür İfade 1 yaşında

Cum May 18 , 2018
Neden Özgür İfade? Tarafsızlık sözleri altında yapılan laçka ve bireysel çıkarların ön plana çıktığı gazeteciliği reddediyoruz! Biz tarafız! Herhangi bir menfaat grubuna bağlı kalmadan, açık fikirli, dürüst, ön yargılardan uzak ve kişilik haklarına saygılı olmak, gazeteciliğin olmazsa olmazıdır. Gazeteci demokratik değerlere ve insan haklarına saygılı olmalı, her zaman halkın çıkarlarına […]
özgür ifade

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: