Neydik ne olduk.

 

Dünya küçük. Bir yanımız Türkiye de, bir yanımız başka ülkelerde.  Bir dostumuzun Almanya seyahatinden birçok öykü çıktı. Bunları bizimle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Öykü’ler bizden anlaması sizden. Önce şununla başlayalım. Neydik ne olduk.
Bazı alışkanlıklar isteseniz de yok olmuyor. Ne derler “alışmış kudurmuştan beterdir.”

DAYANIŞMA GECESİ • • •

Yapışık ikiz gibiydiler. Çocukluktan beri arkadaştılar. Akrabadan bile ileriydiler. Her yere birlikte gider, birlikte kavga eder, birlikte çapkınlık yaparlardı. Aralarında sır yoktu. Bunca samimiyetin ardında, aynı yörenin yakın iki köyünden olmalarının da etkisi vardı şüphesiz. Uzun yıllardır Almanya’nın en çok Türk bulunan kenti Berlin’de yaşıyorlardı. Kırklı yaşlarında olmalarına rağmen ikisinin de hala düzenli bir işi yoktu. Kâh o işte, kâh bu işte geçiyordu günleri. Hafif göbekli, açık tenli, tıknaz, seyrek saçlı olan, diğerinden bir iki yaş büyüktü, evli ve iki çocuğu vardı. Diğeri, biraz uzun, daha yakışıklı, esmer, evlenmiş boşanmıştı ve çocuğu yoktu. Açık tenli, tıknaz, seyrek saçlı olan, daha zeki olsa da memlekette liseyi okumadan, 1980 yıllarında 16 yaşındayken turist olarak Berlin’e gelmiş, köylülerinin desteği ile ayakta kalmıştı. Birkaç yıl sonra da, memlekette liseyi bitirmiş olan esmer uzun boyluyu turist olarak yanına aldırmıştı. İkisi de uzun yıllar kaçak olarak yaşadıktan sonra durumlarını yasal hale sokabilmişlerdi. Şimdi; merkezi, Berlin’de bir apartman dairesinde bulunan bir derneğin yöneticiliğini yapıyorlardı. Açık tenli tıknaz olan Derneğin Başkanı, esmer uzun olan da Başkan Yardımcısı’ydı. Derneğin kendilerine bir ekonomik getirisi yoktu, doğru dürüst aidat toplayamıyorlar, bazen giderleri kendi ceplerinden ödedikleri bile oluyordu. Ama yine de köylülerinin ve akrabalarının desteği ile yönetimi bırakmıyorlardı. Çünkü yönetimde olmak, onlara Türkiye’den gelen, siyasetçi, sanatçı gibi kimselerle tanışma, samimiyet kurma fırsatı veriyordu. Dernekte de geceleri üyelerin oyun çevirmelerine müsaade ediyorlardı. Bu oyunlar onlara az da olsa bir şeyler bırakıyordu. Bir gece oyuncular da dağıldıktan sonra ikisi başbaşa kaldılar. Az bir mezeyle, bir şişe viskiyi, dertli türküler eşliğinde yudumlamaya başladılar. Gece bir hayli ilerlemişken, açık tenli tıknaz olan, biraz da viskinin tesiriyle, hiç beklenmedik bir anda okkalı bir küfür savurdu. Esmer uzun boylu olan, fazla da şaşırmamış bir halde, sorgulayan bir yüz ifadesiyle karşısındakine baktı. Açık tenli tıknaz olan, açıklama ihtiyacı hissetti; -Nedir bu kaderimiz arkadaş, bunca yıl oldu, bir baltaya sap olamadık, ne yapacağız, nasıl çıkacağız bu cendereden, dedi. Esmer uzun olan, onaylayan bir ifadeyle sigarasından derin bir duman çekti içine. Akıllarına hiçbir şey gelmiyordu. Açık tenli tıknaz daha zor durumdaydı. Geçindirmesi gereken bir ev, aile ve iki çocuk vardı. Diğeri bekardı, bir sorumluluğu yoktu, dernekte yatıp kalkıyordu, fazla bir masrafı da yoktu. Sigaraların biri söndürülüp biri yakılırken, ikinci şişe viskiyi yarılamışlar, teypde de Türkiye’nin en ünlü protest müzik sanatçısı türkülerin dibine vuruyor, iki arkadaşı bir duygudan öbürüne savuruyordu. Sohbetin arasında esmer uzun olan teypte türkü söyleyen ünlü protest sanatçıyı kast ederek; -Bu, 2 ay sonra Köln’de konser verecekmiş, para denkleştirebilsek de gitsek! dedi. Açık tenli tıknaz olan, bir süre gözü dalmış gibi, karşısındakine baktı kaldı. Esmer uzun olan, bu davranışa bir anlam veremedi, viskisini yudumladı, ağzına bir meze attı, bilmem kaçıncı sigarasından bilmem kaçıncı dumanı ağzının içine doldurdu, artistik bir hareketle dumanı burnundan çıkarttı. Açık tenli tıknaz, nihayet aklına bir fikir gelmiş gibi, biraz canlanmış bir halde, -Ulan baksana, bu adamı hazır Almanya’dayken Berlin’e getirtebilsek, burada bir gece düzenleyebilsek, nasıl bir şey olur acaba? Dedi. Bu sefer öteki de biraz ayıktı, canlandı, kafasında kurmaya başladı. Umutsuz bir şekilde; -Nasıl olacak ki o iş? Dedi. Açık tenli tıknaz; -Niye olmasın kardeşim? Hemen niye olmaz diyorsun ki? Dedi. Esmer uzun olan, fazla uzatmadan; -Sadece o da değil, yanına birkaç tane daha, az tanınmış sanatçı da ilave etsek daha da iyi olmaz mı? Diyerek eli yükseltti. Öteki, Hatta, davul zurna, falan da olur, dedi. Sohbet ilerledikçe, “gece” yapma fikri kafalarına gittikçe yatmaya başladı. “Bu iş olabilir!” kanaati iyice netleştiğinde, saat sabahın 5’ini geçiyordu. İyice yoruldukları ve uykuları geldiği için detayları ertesi gün konuşmak üzere sohbeti kestiler. Ertesi gün akşama doğru, açık tenli tıknaz, tekrar derneğe geldi. Bir kişi önündeki Türk gazetesine göz gezdiriyor, birkaç kişi Türkiye’de yaklaşan seçimler üzerine tartışıyor, bir masada da insanlar okey oynuyordu. Açık tenli tıknaz, herkese selam verdi, iç kısma, esmer uzun olanın kaldığı odaya yöneldi. Dünkü “gece” düzenleme fikrinin detaylarını tartışacaklardı. Açık tenli tıknaz, odaya girer girmez; -“gece” yapmayacağız! Dedi. Öteki, -Niye? Dedi, şaşkın! -Gece değil, “Dayanışma Gecesi” yapacağız! Dedi. Esmer uzun olan, rahatladı. Berlin’de, Türkiye’den gelme sayısız sol örgüt üyesi vardı, işçi emekçi vardı. Önemli bir bölümü zorunlu sebeplerden yurda dönemiyorlardı. Hasretlik iyice bunaltmıştı. Onların hepsine ulaşacaklar, davet edeceklerdi. İnsanların bağırmaya, slogan atmaya, rahatlamaya, buram-buram memleket havası teneffüs etmeye ihtiyacı vardı. Açık tenli tıknaz olanın kafasında bir plan daha vardı. -Dayanışma Gecesi’nden kalan parayla Dernek Genel Merkezi satın alacağımızı duyuracağız, dedi. Esmer uzun olan, açık tenli tıknazın zekasınabir kez daha gıpta etti. Yüksek sesle ve sevinçle;  Aferin be sana, aklınla bin yaşa be! Dedi. Sonra işin detaylarını konuşmaya başladılar. Ünlü protest sanatçıyla nasıl temasa geçeceklerdi, daha az ünlü sanatçılar kimler olacaktı, hangi kapalı salon kiralanacaktı, afişler nerelere asılacaktı, kaç bilet satılacaktı, menüde neler olacaktı, Türkiye’den ünlü kimleri çağırabilirlerdi, bunun gibi bütün detayların üzerinden geçtiler. Aralarında iş bölümü yaptılar. Biletleri bastırma işini ve salon kiralama işini açık tenli tıknaz yapacak; sanatçılarla bağlantı ve resmi izin işleriyle esmer uzun uğraşacak, bazı işleri de birlikte halledeceklerdi. Günler geçiyor, bir taraftan işlerin organizasyonu devam ediyor, bir taraftan da işin maliyetini ve biletleri kaç Mark’tan satacaklarını hesaplıyorlardı. Neticede; tanesi 100 Mark’tan satılmak üzere 1.000 adet bilet bastırmaya karar verdiler. Bütün maliyetler çıktıktan sonra kendilerine net 40 bin Mark kalacak ve yarı yarıya paylaşacaklardı. Dernek Genel Merkezi satın alma fikrini unuttular. Her şey yolunda gitti. Bin adet bilet geldi, dağıtmak amacıyla yarı yarıya paylaştılar. Esmer uzun olan, beşyüz bileti kardeşiyle birlikte her yere girip çıkarak satmaya başladı. Açık tenli tıknaz, kendisinde kalan beşyüz bileti Berlin’deki bütün akrabalarını seferber ederek hepsini bir haftada sattırdı. Dayanışma Gecesi’ne daha yirmi gün vardı. Doğru salon sahibine koştu. Salon kirasına yeterince ilave yapıldıktan sonra, menü ve masa sandalye sayısını iki katına çıkarttırdı. Sonra soluğu, matbaada aldı. İlk bin bilete ilave olarak, bin bilet daha bastırdı. Yeni bastırdığı ilave bin adet bileti de satmaları için bütün akrabalarını seferber etti. Açık tenli tıknaz, son gelişmelerden, ilave basılan bin adet biletten, menü ve sandalye sayısının iki katına çıkartılmasından esmer arkadaşına bahsetme gereği duymadı. Dayanışma Gecesi başladığında açık tenli tıknaza ait yüz civarında satılmamış bilet kalmıştı. Onu da son dakikada gelenlere, kapıda satacaklardı. Dayanışma Gecesi; açık tenli tıknaz Dernek Başkanı’nın, içinde; mücadele, halk, işçi sınıfı, devrim, örgüt, adalet, eşitlik, haksızlık, dayanışma kelimelerinin geçtiği ajitatif bir konuşmayla başladı. Başka fraksiyon temsilcileri de konuşmak istedilerse de kendilerine söz verilmedi. Dayanışma Gecesi, fraksiyonlar arası birkaç tartışma, çekişme, slogan yarıştırma, itişip kakışma ve gövde gösterisi dışında inanılmaz güzel geçmişti. Taa ikiyüz kilometre uzaktan bile insanlar gelmişti. Şarkılar, türküler, halaylar, marşlar, sloganlar, sigaralar, içkiler, yemekler, mezeler havada uçuştu. Hele ünlü protest müzik sanatçısının sahnesinde coşku ve heyecan zirvedeydi. Fraksiyon ayrımı olmaksızın sol eller havada devrimci marşlar, avazı çıktığı kadar bağırarak söyleniyordu. Sanki marşları ne kadar yüksek sesle söylerlerse, devrim o kadar hızlı gelecekti! Protest sanatçının repertuarı bitmesine rağmen bir türlü sahneden inmesine müsaade etmiyorlar, bazı şarkı, türkü ve marşları defalarca çaldırıyorlardı. Sigara dumanından göz gözü görmüyor, alkolün kokusu dışarıya taşıyordu. Nihayet 6 saatlik bir programın sonunda gecenin 4’üne doğru Dayanışma Gecesi’ni bitirmeye karar verdiler. Dayanışma Gecesi’ne katılanlar inanılmaz rahatlamışlar, birçok duyguyu aynı anda yaşamışlardı. Bütün devrimciliklerine rağmen, en yoğun, en baskın duygu olan, memleket hasretinin yanık kokusunu içlerinde hissetmişlerdi. Birbirine bakan herkes sanki karşısında “memleketini” görüyor, hissediyordu. Dayanışma Gecesi’nde bunlar yaşanırken, arka odalarda başka bir tartışma ve gerilim vardı. Esmer uzun olan, planladıkları bin adet biletin çok çok üstünde bilet satıldığını anlamış ve bunun hesabını açık tenli tıknazdan soruyordu. Esmer uzun olan, sadece bir kardeşini Dayanışma Gecesi’ne getirmişken, açık tenli tıknazın Berlin’deki bütün akrabaları salonda onun yanında yer almıştı. Açık tenli tıknaz, herşeye hazırlıklıydı! Kapıda satılan biletlerin parası masanın üzerinde yığın halinde ve tek tek düzeltilirken, kendisine yapılan haksızlığa sinirlenen esmer uzun, sesinin tonunu gittikçe yükseltiyordu. Bu bağırmalara karşılık veren açık tenli tıknaz, bir an kendini kaybetti, hızla yerinden fırlayarak esmer uzun olana bir yumruk savurdu. Yumruğun, çenesini sıyırmasıyla birlikte, açık tenli tıknazı savuşturmak için iki eliyle, hızla ve tüm gücüyle göğsünden itekledi. Açık tenli tıknaz sendeledi, odadakiler dahil herkes şaşkın bir haldeyken esmer uzun olan, iki elini masadaki paralara yapıştırdı, kendine doğru sıyırdı, kucakladı, kaçar vaziyette odanın dışına attı kendini. Açık tenli tıknazın akrabaları, tam peşinden koşmaya yeltendikleri anda, kendine gelen açık tenli tıknaz, bir el işaretiyle onları durdurdu. • • • Dayanışma Gecesi’nden sonra durumunu bir hayli düzelten açık tenli tıknaz, sık sık İstanbul’a gidiyor, milletvekilliğine aday olan dayısına destek oluyordu. Türkiye’de seçimler yapılmış, dayı vekil olmuştu. Açık tenli tıknaz, gidiş gelişleri daha sıklaştırmış, neredeyse postu tamamen vekilin odasına sermişti. Vekil dayıdan ısrarla, Partinin Almanya temsilciğinin kendisine ayarlamasını istiyor, vekil dayıyı bunaltıyordu. Sonunda istediğini yaptırdı. Bu sayede derneğin ve Partinin sadece Berlin değil, tüm Almanya Başkanı olmuştu. Siyaset ve dernekçilik birlikte gidiyordu. Sık sık dayısını ve onun vasıtasıyla önemli partilileri Almanya’ya davet ediyor, onları ağırlıyordu. Paraya sıkıştığında da artık iyice tecrübe sahibi olduğu “Dayanışma Gecelerinden yapıyordu. Bu şekilde hem partide iyice tanınıyor hem de ekonomik sıkıntı yaşamıyordu. Günler geçiyor, vekil dayısının da siyaset alanındaki şöhreti gittikçe artıyordu. Bir gün partide olağanüstü bir olay oldu. Vekil dayı partide çok önemli bir yere geldi. Açık tenli tıknaz, bir hafta Almanya’daysa bir hafta Türkiye’deydi artık. Durum bu şekildeyken bir gün Türkiye’de erken seçim kararı alındı. Seçim kararının alındığı günün akşamı açık tenli tıknaz, dayısını evine gelmişti bile. Açık tenli tıknaz, seçimlere üç ay kala, esmer uzun olanı aradı. -Görüşebilir miyiz? dedi. Dayanışma Gecesi’nin üzerinden epey bir zaman geçmiş, esmer uzun olanın siniri yatışmıştı. Dışarıda bir kafede buluştular. Açık tenli tıknaz, -Ben Türkiye’de siyasete giriyorum, senin desteğine ihtiyacım var, gel yanımda ol, hep beraber olalım, sana karşı da kendimi affettirmem için bana bir fırsat ver, sen olmazsan başaramam, dedi. Benzer sözleri söyledikçe, esmer uzun olan, kendi konumunu ciddi ciddi hayal etmeye başladı. İyice akşam olmuştu. Açık tenli tıknaz, yakınlardaki sazlı sözlü bir Türk restoranına gidip iki tek atmayı teklif etti. Esmer uzun olan, bir şey demedi, eli doğaçlama sigara paketine gitti. Açık tenli tıknaz, Alman garsonu çağırdı, hesabı istedi. • • •

ozgurifade

Next Post

Özkan Yılmaz, “Hepimizin Maltepe’si”

Pts Eki 15 , 2018
İşadamı Özkan Yılmaz C.H.P Maltepe ilçe binasında, Belediye Başkanlığına aday adaylığını açıkladı. Konuşmasına kendini tanıtarak başlayan Özkan Yılmaz sol gelenekten gelip, sosyal demokrat kimliği ile büyüdüğünü söyledi. Ülkemizin bulunduğu durum elimizi taşın altına sokmamızın gerekliliğini göstermiştir dedi. Bu nedenle belediye başkanlığına aday adaylığımı açıklıyorum. Yola hepimizin Maltepe’si diyerek çıkıyorum dedi. […]
Özkan Yılmaz

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: