O’nsuz Kasım

10 Kasım ve 23 Ocak! Benim yaşamak istemediğim iki gün.. 23 Ocak 1977 de babamı kaybettim. 10 Kasım 1938’de ise babamın ve benim bu günkü kimliğimizle yaşama sebebimiz Atatürk’ü!
Tarif edilmez bir acının ve eksiklik duygusunun yıl dönümüdür bu iki tarih benim için.
Yarın 10 Kasım. Atatürk’ün ölümsüzlüğe intikal edişinin 79. Yılı.. Bedensel olarak aramızda değil belki… Ama fikirleri, öngörüleri halen bizim çağdaş yaşam rehberimiz. Doğruluğunu ve güncelliğini koruyor.
Dünya da böyle eşsiz bir lidere sahip olan başka bir ülke yok!
Ve dünya da böyle eşsiz bir lidere sahipken, O’nu halkına tanıtmaktan korkan, dehasını yok saymaya çalışan, ve hatta karalamaya cüret eden başka bir ülke de olamaz.
Dünyanın önünde saygıyla eğildiği liderimiz Atatürk’ümüz kendi ülkesinde karalanmaya, yok sayılmaya ve hatta itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.
Yıllarca sadece tarihlerle ve kalıplaşmış cümlelerle bir kimlik olarak tanıtıldı. Heykeller, resimler, tarihler. Hatta bence antipati uyandırmak için sistematik bir şekilde yol izlendi. Uzun yıllardır fısıltılar halinde duyduğumuz karalamaya ya da itibarsızlaştırmaya çalışan bu zihniyetin sesi, son yıllarda iyice yükseldi.
Zannettiler ki devleti, anayasayı arkalarına alırlarsa Atatürk’ü zihinlerden, yüreklerden sileriz… Cezalandırırsak korkutur ve en azından bize biat etmelerini sağlarız. Unutmasalar da susarlar.
Atatürk’ün adının bizim için sadece bir söylem olduğunu düşündüler belki.. Tu-kaka dersek inanırlar, inanmayanları da döversek susarlar!
Ama O’nlara da hak vermiyor değilim. Bizi anlamaları için Atatürk’ün bizde sadece bir söylem değil; fikir, ruh, sevgi, inanç olarak yaşadığını anlamaları gerekiyor. Onurlu ve tavizsiz bir duruşun önemini bilmeleri gerekiyor. Bizim inandığımız değerlere, fikirlere körü körüne değil de; okuyarak, araştırarak, doğruluğundan emin olarak ve bu değerlere paha biçmeden tavizsiz bir şekilde içselleştirdiğimizi anlayamazlar!!!
Atatürk biz de ruhtur! Bizim onurlu ve modern yaşam rehberimizdir! Kandırılmayandır! Yaşadığı dönemde ve bu gün bizim kandırılmamızı önlemek için bize rehber olandır! Bize bıraktığı bu eşsiz ülke ve onurlu insanca yaşama hakkı için minnettarlığımızdır. Sevgidir! Saygıdır! Özlemdir! Önce insan, sonra kadın kimliğimle başı dik, onurumla yaşama sebebimdir!
Ve bu gün bir kez daha görüyoruz ki dün O’nu karalamaya çalışanlar; bu gün O’na ve Atatürkçülere can simidi gibi sarıldılar. Ama unuttukları bir şey var. Bizim rehberimiz Atatürk ve biz kanmayız!
O’nsuz Kasım dedim başlığımda… Ama O, her birimizde fikirleriyle, sevgisiyle yaşamaya devam edecek!
Bu dün böyleydi, bu gün de böyle… Ve daima böyle olacak

Gülbin Aybar

Next Post

Edebiyatımızdan, edebiyatçılardan, günlüklerden

Paz Kas 12 , 2017
*Ziya Paşa, Sadrazam Âli Paşa (1815-1871)’nın görevden azlini ve Kıbrıs’a mutasarrıf olarak atanmasını anlatır. Âli Paşa, iktidardan düştüğünü kabul eder; ama Kıbrıs’a sürgüne gönderildiğini sanır. Görevi Hüsnü Paşa alacaktır. Ali Paşa, Hüsnü Paşa’ya kırgındır. Bir yandan ona veriştirirken bir yandan da vefasızlığa uğradığını düşünmektedir. Aralarında geçen konuşmalardan: —- Daha bir […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: