SEVR GERÇEĞİ! (Yazı Dizisi) 1.BÖLÜM

SEVR GERÇEĞİ! (Yazı Dizisi) 1.BÖLÜM
1.BÖLÜM: “Paris’te Kurulan Kurtlar Sofrası!”


Lozan’la ilgili yok, hezimet, yok bilmem ne diyerek, Bülbül gibi ötenler oldu, hemde saçma sapan söz ve tezlerle, eeee, şimdi geldi Sevr anlaşması,günü…osmanlı devletinin pay edildiği anlaşmanın imza günü yarın…
hadi bakalım,
Tarihşörler, anlatın bu millete Sevr’i…
ama doğru anlatın…
Ben gibi, bilenlere, anlatır gibi.. Hadi ben yazıyorum özgür ifade de ki köşemde,…2 veya 3 bölüm halinde olacak,bu o kadar detaylı ve o kadar zor işki . .. yüreklice ve en doğru haliyle, okuyacaksınız Sevr’i…Lozana karşı olanlar, Sıkıyorsa sizde TV. Lerde, basılı yazılı, belgeli, neyiniz varsa, elinizde, çarpıtmadan, saptırmadan, yayınlayın hepsi… , sevri özüne hakim şekilde anlatın da öğrensin osmanlıyız diyenler …
buyurun beraber okuyalım… Tarihçi yazar Nurten Aslan’ın Sevr le ilgili gerçeklerini….
Yorumu dediğim gibi kaç bölüm olursa ona göre sonraya bırakıcam müsaadenizle…

  1. BÖLÜM…
    BİR SEVR MASALI! (1)
    “Paris’te kurulan kurtlar sofrası!”

Paris!
Eyfel Kulesi, ünlü Bastil Hapishanesi, Napolyon’un dolaştığı mekânlar.
Voltaire, Montesquie gibi Fransız düşünürlerin ülkesi….
Demokrasi tohumlarının yeşerdiği kent….
Eyfel Kulesi, gece gündüz ziyaretçi kaynıyor…
Paris kaldırımları dünyanın en eski mesleğini icra eden kadınlarla dolu…
Şarap, şampanya ve kadın kokulu Paris!
Fransız milletinin kafası esrik…
Keyifler yerinde, sofralar dolu….
Sofralar mı evet sofralar..
Çeşit çeşit yiyeceklerle dolu sofralar…
Faslı’nın, Tunuslu’nun, Zengibarlı’nın ve daha dünyanın bilmem neresindeki fakir halkların çalınan son lokmalarından oluşmuş kuş sütü eksik Fransız sofraları..

Çağın en büyük emperyalistleri, bu sefer de Paris’te dünyayı paylaşıyorlar…
Kim bunlar,
Demokrat İngiliz (!), Çağdaş Fransız (!), medenî İtalyan (!)
devlet adamları,..
Paris’te dünyanın en fakir insanlarının son lokmalarını paylaşacaklar…
Demokrat, çağdaş, medenî Amerikalı (!) ise diğerlerine yardımcı olacak….

Dünya haritasının yeniden çizileceği bu konferansta, kendilerine karşı savaşmış yahut savaş ilân etmiş otuz iki devletin temsilcilerini çağırmışlar….
Bu devletler üç gruba ayrılmış, beş büyük devletse yetkiyi ellerinde toplamış….
İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Amerika….

Bu devletlerin başbakan ve dışişleri bakanlarından bir kurul oluşturmuşlar ve adına da;
“Onlar konseyi.” demişler…
Onlar konseyi, en yetkili kurul sıfatını taşıyor…
Daha sonra Japonya’nın dışarıda kalmasıyla dörtler konseyi oluşmuş…
İtalya Başbakanı Orlando, ABD Başkanı Wilson, İngiltere Başbakanı Lloyd George ile Fransa Başbakanı Clemenceau, dünya barışı adına (!) kararlar almaya başlamışlar…breh breh…
İzmir’in kendilerine verilmeyeceğini anlayan İtalyanlar kızmış ve konferansı terk etmiş.
Böylece “Üç Büyükler.” adı verilen yeni bir güç odağı oluşmuş.
Yeni bir şeytan üçgeni!
İngiltere,
Fransa,
Amerika!
Lloyd George,
Clamenso ile Wilson.

Şeytan üçgeninin üç köşe başı, üç ayaklı Mondros sehpasında Türk’ü asacaklar….
Kurtlar sofrası onlara kalmış…
Ellerinde bir cetvel, çiziyorlar, siliyorlar tekrar tekrar çizip siliyorlar. Şeytan üçgeninin üç köşe başı dünya haritasının tek hâkimi….

İzmir’in elden gittiğini anlayan İtalya Başbakanı Orlando Osmanlının kırıntısının bile ganimet olduğunu bildiğinden 12 Mayısta tekrar Paris’teki konferansa katılıyor….
yani, Şeytan üçgeni tekrar dörtleniyor…

Paris Barış Konferansı, Fransızlara jest olsun diye Bismarc’ın Alman İmparatorluğu’nu ilân edişinin yıl dönümü olan 18 Ocakta, Paris’teki Astoria Otelinde açılmıştı.
Dünyanın her yanından Paris’e doluşan beş yüze yakın gazeteci de Astoria Oteline postu sermişti.
Osmanlı Hükûmeti, 18 Ocakta başlayacak olan görüşmelerde kendisine yumuşak davranılması umuduyla şair, yazar, politikacı, bilim adamı, İttihatçı her kimi yakalarsa tutup içeri atmakla meşgulken İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikalılar önce Almanların işini bitirmek niyetinde…
Türklerin cenazesini kaldırma işini en sona bırakmışlar!

ALMANYA

Dört büyükler, Almanlar için hazırladıkları barış antlaşmasını Alman Dışişleri Bakanı Brockdorff-Rantzau başkanlığındaki heyetin önüne koymuşlar.
Brockdorff-Rantzau 440 maddelik barış antlaşmasını okuyunca itiraz etmiş;

“Savaşa sebep olmanın yegâne suçlusu bizim olduğumuzun kabulü isteniyor. Kendi ağzımızdan böyle bir itirafı yaparsam, yalan söylemiş olurum.”

Birçok maddeye de itiraz eden Brockdorff-Rantzau, Wilson’un prensiplerinden de medet ummuş; ama nafile, Paris’tekiler onu dinlememişler.
Ve Brockdorff-Rantzau bir ültimatom şeklinde önüne konan barış antlaşmasını Versay Sarayının aynalı salonunda 28 Haziran 1919’da imzalamış.

Versay Antlaşması, Bismark’ın kurduğu Almanya’yı yıkıyor ve yeni bir Avrupa düzeni kuruyordu.

Bu antlaşmayla, Almanya mecburî askerliği kaldırıyor, en çok yüz bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu. Ayrıca, denizaltı ve uçak da yapamayacak bütün gemilerini İtilâf Devletleri’ne teslim edecekti.

Almanya toprak da kaybediyordu.
Belçika’ya Eupen, Malmedy ve Moresnet’i…
Fransa’ya Alsas ve Loren’i…
Polonya’ya Poznan ve Batı Prusya’yı vermeyi kabul etti.
Ayrıca elinden tüm sömürgeleri de alınıyordu.
Togo ve Kamerun; İngiliz-Fransız mandasına…
Tanganyika; İngiltere mandasına…
Ruanda-Urundi; Belçika mandasına…
Güney-Batı Alman Afrikası; Güney Afrika Birliğine…
Mariana, Marshall ve Caroline Adalarıyla Çin’deki Kiaochow; Japonya mandasına…
Yeni Gine’nin Almanya’ya ait olan yarısı ve Solomon Adaları; Avustralya mandasına bırakıldı.

Versay Antlaşmasıyla Almanya’nın beli kırıldı….

AVUSTURYA
Avusturya, 10 Eylül 1919’da St. Germain Barış Antlaşmasına imza attı.
381 maddelik antlaşmaya göre imparatorluk parçalandı…..
Avusturya; Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı.
Avusturya ayrıca; Galiçya’yı Polonya’ya, Hırvatistan’ı Yugoslavya’ya, Tirol ve Trieste’yi İtalya’ya, Bukovina’yı da Romanya’ya bıraktı.
Böylece Avusturya toprakları 576.000 km. kareden 84.000 km. kareye, nüfusu da 50 milyondan 7 milyona düşmüş oldu.
Mecburî askerlik kaldırıldı, ordusu otuz bine indirildi. Almanya gibi Avusturya da ağır bir borç altına sokuldu.

Ve koca Avusturya bu despot ve acımasız antlaşmayı hiç itiraz etmeden imzaladı.

BULGARİSTAN
Büyük savaşta Osmanlının müttefiki olan Bulgaristan da bir imza atmaktaydı.
296 maddelik barış antlaşmasını 28 Kasım 1919’da Neuilly de imzalayan Bulgaristan, Güney Dobruca’yı Romanya’ya, Batı Trakya’daki Gümülcine ve Dedeağaç’ı Yunanistan’a, Tsaribrod ile Sturmitsa bölgesini Yugoslavya’ya bıraktı.
Böylece Bulgaristan’ın Ege deniziyle bağlantısı kesildi.
Ayrıca ordusu yirmi beş bini aşamayacak, deniz ve hava kuvvetleri olmayacaktı. Mecburî askerlik kaldırılacak ve savaş tazminatı ödeyecekti.

Bulgaristan’ın da işi bitirilmişti.

Sırada büyük lokma Osmanlı var!
Oda yarına…
Kurtlar aç, kurtlar, acımasız ve çok hainler..
Kolay değil, tarihi yazıp anlatmak, yazana ve yapana sadık kalmak gerek… Araştırıp, belgeleriyle anlatıcağız devrin gerisini… Şimdilik hoş kalın, hoşça kalın.

(belge… Şeytan Üçgeni Mondros Dönemeç -araştırma ve yazan, Nurten ARSLAN)
Devam edecek…
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
11 Ağustos 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

Next Post

BİZ ÖNCE İNSANIZ…!

Sal Ağu 11 , 2020
BİZ ÖNCE İNSANIZ…! Eşi ölmüş bir dul kadın olabilirim, hiç evlenmemiş veya evlenip boşanmış da olabilirim.Sevgilimle yaşayabilirim.Flört de edebilirim.Bir anne olabilirim ya da olmamayı tercih edebilirim. Mini etek giyebilirim ya da türban takabilirim.Gece dışarı, sabah koşuya, tek başıma tatile çıkabilirim, günlerce evimden adım atmayabilirim. Çalışabilirim ya da ev kadını olabilirim.Denize […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: