Soframızda ki zehir

Okul yıllarımızda öğrenmiştik..Ülkemizin toprakları çok verimli ve dünya da tarım alanında kendine yetebilen ender ülkelerden biri Türkiye…Fındık, tütün, çay, pirinç, şekerpancarı, zeytin, buğday….Hatta bir Türkiye haritası üzerinde bölgelere göre üretilen tarım ürünlerini yapıştırırdık ve zor sığdırırdık haritaya..Peki aynı uygulamayı bu gün yapsak Türkiye haritasına? Üretilen bir şey kaldı mı haritaya yapıştırılacak? Sanırım şu son 15 yılda her geçen yıl çıkarılan yasalar ve anlaşılamayan tarım politikaları ile tarım üretimimiz bitme noktasına geldi. Son olarak gündeme düşen şeker pancarı üretiminin yasaklanması ile ülkenin tarımsal üretimi adeta sıfır noktasına getirilmiştir.

Peki bu nasıl oluyor..Ülke topraklarında yetişen şeker pancarını üretmeyi yasaklamak ne kadar mantıklı? Dahası şeker pancarı üretimini yasaklayıp, nişasta bazlı şekerlerin kotasını tamamen kaldırmak ne kadar doğru..Siz köylünün geçim kaynaklarını elinden alıyorsunuz, aynı zamanda halkınızı tam anlamıyla zehir olarak tanımlanan NBŞ kullanılarak üretilen gıdalara mahkum ediyorsunuz. Üstelik bu zehiri gel ülkemde sat dediğiniz firmalar  Amerika kaynaklı Cargill gibi yabancı sermayeler. Ülkemiz topraklarında ki fabrikaları ve sınırlı olarak yapılan üretimi ucuza kapatarak Amerika ve A.B ülkelerine ucuza satacak. Karşılığında ürettiği G.D.O’lu ürünleri bizlere fahiş fiyatla satacak.
NBŞ kotasının tamamen kaldırılmasıyla şeker piyasası Cargill başta olmak üzere 5 tane NBŞ firmasının eline geçiyor.
Kendilerine koyulan kotalarla zaten zor durumda olan pancar üreticisi ne yapacak? Peki zehir olarak tanımlanan  NBŞ’li ürünleri tüketmek zorunda bırakılan Türk Halkı kendini nasıl koruyacak?

Tükettiğimiz bir çok üründe kullanılan mısır şurubunun kronik hastalıkları salgına dönüştürdüğü ve kalp , kanser, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden olduğu için  Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasaklandı. En büyük üreticisi olan ABD’de üretim kotası %10’ dan %2’ ye düşürüldü.

NBŞ nedir? Nerelerde kullanılıyor? NBŞ’nin zararları nelerdir.. Dolaylı ya da direkt tüketmek zorunda bırakıldığımız NBŞ’li ürünler bize kısa ya da uzun vadede ne gibi zararlar verecek?

Nişasta glükoz moleküllerinden oluşan birleşik bir şeker. Mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesi ile elde ediliyor. Genellikle sıvı olarak üretiliyor. Nişasta parçalanarak glükoza, ardından glükoz da fruktoza dönüştürülüyor.  Yani mısırdan elde edilen nişasta bazlı şekerde yüksek oranda frütoz(meyve şekeri)var. Mısır şurubu, şeker pancarından elde edilen nişasta bazlı şekerden daha tatlı. Daha ucuz ve taşınması daha kolay.Bu nedenle imalatçılar için daha az maliyet daha yüksek kazanç demek.
Mısır şurubunun içinde yüzde doksanlara varan fruktoz(meyve şekeri) var.  Şeker pancarından elde edilen sakkaroz(çay şekeri) ise yarı yarıya fruktoz ve glükoz içeriyor. Sakkaroz 100 birim, glükoz 74 birim, fruktoz ise 173 birim tatlılığa sahiptir.

Yalnızca tat verici olarak değil, nemi çekme özelliği ve raf ömrünü uzatmak amacıyla da kullanılıyor. Alkollü gazlı içeceklerde, meyve suyu sayiinde, çikolata, şekerleme, tatlılar, bisküvi, dondurma, reçel, helva, marmelat, unlu mamuller sanayiinde, süt ürünleri, ketçap, mayonez, hazır çorba gibi işlenmiş gıdalarda ve meyve sebze ürünlerinin salamurasında, bebek mamalarında kullanılıyor.
Nişasta bazlı besinlerin en tehlikeli etkisi beyinde tokluk hissini uyarmıyor. Bu da obezite ve diğer metabolik sendromlara neden oluyor.
Diğer bir tehlikeli etkisi de içinde ki fruktozun çok yüksek olması. İnce bağırsaktan emilerek karaciğere gelen fruktoz metabolize edilmek için insüline gerek duymuyor. İlk bakışta avantaj gibi görünse de; vücutta çok az kullanılan fruktozun kalanı trigliseridlere(kan yağlarına) dönüşüyor. Tüm şekerler içinde en hızlı yağa dönüşen de fruktoz’dur.
İnsülin direncini kırarak şeker hastalığına yol açıyor.
Karaciğer ve diğer iç organlarda yağlanma, pankreas kanseri, kalp hastalıkları, diş çürümesi, sepresyon, böbrek, gut, tansiyon, migren varis gibi hastalıklara yol açıyor.Yağlanma sonucu oluşanmetabolik sendromla; siroz, karaciğer kanseri, karaciğer rezeksiyonu(karaciğerin bir bölümünün ameliyatla alınması) ve transplantasyonu gereken hasta sayısı büyük bir hızla artmaktadır.
Alkol kullanımasanız da, alkol alıyormuş gibi aynı zararı görecek vücudunuz.. En korkuncu da bebek mamalarında da kullanılıyor olması.
Aldığınız bir üründe bu tip maddelerin kullanılıp kullanılmadığını anlamanızda neredeyse imkansız. Market rafından aldığınız paketlenmiş her üründe, hazır alıp tükettiğiniz her yiyecekte maalesef bu zehir mevcut. Ve tabii dolaylı kullanımları da düşünürsek  tüketici olarak kendimizi korumamız imkansız…
( Tıbbi veriler Gurme Bebekten alıntı yapılmıştır)

Gülbin Aybar

Next Post

Altınok Öz şehit cenazesinde

Pts Oca 29 , 2018
Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, Kartal Atatürkçü Düşünce Derneği Başkan Yardımcısı Kemal Aslan’ın yeğeni, şehit Fatih Mehmethan’ın cenaze törenine katıldı. Pendik 15 Temmuz Şehitleri Cami’nde gerçekleşen cenaze törenine Başkan Altınok Öz’ün yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve […]
Şehit Cenazesi

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: