ÜÇ FİDAN VE DEVRİMCİLERE SAYGIYLA

Üç Fidan’ın idam edilişlerinin 48 yılınıda anılarını saygıyla yad ediyorum.

Görsel İnternet blogundan

Sevgili dostlar bugün hem hüzünlüyüm, hemde kısmen de olsa sevinçliyim.

Hüzünlüyüm Çünkü, Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 6 Mayıs 1972 yılında idam edilişinin 48 yıl dönümü.

Sevinçliyim Çünkü, gurup yorumun üyesi sanatçı İbrahim Gökçek’in şartlı da olsa ölüm orucuna son vererek tedaviyi kabul etmiş olmasıdır.

O dönemi yaşayanlar Hatırlayacaklardır, Deniz ve arkadaşları idam edilmeden önceki sürçlerde tam bağımsız Türkiye’yi kuracağız şiarıyla emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerine karşı verdikleri filli ve meşru mücadeleleri gazete manşetlerinde güncel olarak çokça yer adığı gibi haksız bir şekilde “aranıyorlar” manşetleriyle de duvarların her köşesinde boy, boy afişlerle kriminalize ediliyordu.

Peki o Kuşakların suçları neydi ;

Ellerinde hep kitap ve gazete vardı,

bol bol okuyan araştıran ve gelişen beyinler vardı,

Tiyatro oyuyorlardı, Müzik söylüyorlardı, Halaylar çekelerdi,

Futbol oynar spor yapıyorlardı,

Tarlalarda Irgatçı oluyorlardı,

Fabrikalarda İşçi oluyorlardı,

Köprülerde Amale oluyorlardı,

Üniversitelerde Öğrenci oluyorlardı,

Halkla birlikte vatandaş oluyorlardı,

19 Mayısta yürüyerek “Tam bağımsız Türkiye” şiarıyla ülkeyi demokrasiyle taçlandırmayı istiyorlardı,

Çünkü ülkeye olan sevgilerini, davaya olan inançlarını, arkadaşları arasındaki mertlik ve yürekliliğini, birlik, dayanışma ve özveri ruhunu, sahip oldukları yüksek karaktelerini, kendilerine özgü insanî duygularının tümünü toplumun görmesini sağladıkları için sisteme karşı suç işlemiş sayılıyorlardı

Elbette ki, Devrimci mücadele 68 Kuşağıyla başlamış ancak 78 kuşağının omuzlarında genişleyerek yükselemeye devam ediyordu. Her iki kuşağın da yetiştirdiği en iyi kadro hareketi, güçlü beyin ve üstün zekalarıyla emperyalizm ve işbirlikçilerini oldukça korkutuyor ve rahatsız ediyorlardı.

Onun için ülkeyi yönetenlerin aklında mutlaka bu her iki kuşağın bütünleşmeleri önlenmeli ve bir takım senaryolarla önleri kesilmeliydi anlayışı ağır basıyordu.

Her on yılda bir yapılan darbeler gibi bu senaryoyu da hazırladılar “ Siyasal talepler Ekonomik taleplerin önüne geçmiştir” gerekçesiyle Emperyalizmin desteğini alan Kenan evren ve konsey üyeleri 12 Eylül darbesini yaparak bu kuşakların üstünde silindir gibi geçerek adeta yok ettiler.

Oysa darbe yapanlarla destekçileri denizlerin emperyalizme karşı “Tam bağımsız Türkiye” şiarıyla verdikleri mücadeleyi görmezden gelerek düşman gösterip idam edilmeleriyle arkadaşlarını hapse atarak çürütmelerine yönelik gösterdikleri çabaların Türkiye’ye iyilik yaptıklarını zannediyorlardı.

Aslında çok yanılmışlardı, Çünkü asıl düşman adeta bağırlarından besleyerek imkan verdikleri ve Uluslararası organizasyonlarının maşası olan sinsi ve şantajcı FETÖ gibi terör örgütlerini görmezden gelerek desteklemeleri ülkeyi nasıl büyük bir tehlikeye sürüklediklerini 15 temmuz darbesiyle ortaya koydukları saldırıları sonucunda, devrimcilerin meşru ve haklı taleplerinin ne kadar doğru olduğunu birkez daha tarih önünde göstermiştir.

Özellikle İdamlarından az önce korkmadan cesaretle vatan uğruna hayatlarını ortaya koyarak “Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Kahrolsun Emperyalizm” sloganıyla radyo kanallarından da yayımlanan son sözleri toplumun vicdanında yer edindiği kadar aynı zamanda toplumda uyandırma hissini de sağlanmıştı.

Öyle anlaşılıyor ki, denizlerin ne kadar haklı mücadele verdiklerini birkez daha ortaya koyarken, bugünde tüm devrimcilerin antiemperyalist mücadeleleri önünde saygıyla eğilmenin yanı sıra, “Mücadeleyi birliğe, birliği mücadeleye” taşıma günü olmalıdır,

Şu açıkça görölüyor ki, Devrimciler her ne kadar 12 Mart ve 12 eylül faşist cuntalarına karşı verdikleri mücadelede yenilmiş görünsede, aslında Türkiye halklarının toplumsal mücadelesinde bugün ve gelecekte de ağırlığı olan ve unutulması zor tarihi izler bırakmışlardır.

Ruhları şaad Meknları cennet olsun”

Hep birlikte mutlu, huzurlu ve barış dolu idamsız yarınlara,

Bizi okumaya devam edin ve yalanlara teslim olmayın,

M. Can Şadioğlu Gazete özgür ifade

Next Post

BU KASABANIN BAŞKANI, DOKTORU,ÖĞRETMENİ,POLİSİ TEK KİŞİ

Çar May 6 , 2020
‘Kendi Kendine Vergi Ödüyor, Kendi İşyeri Ruhsatını kendi veriyor’ Monowi, Nebraska’ya Hoş Geldiniz Seksen dört yaşındaki Elsie Eiler kendine vergi ödüyor, kendi alkol ruhsatını veriyor ve Nebraska Monowi’de kalan tek kişi. HİÇLİĞİN ORTASI Dünyanın dört bir yanındaki insanlar sosyal olarak uzaklaştıkça, yalnız olduğunuzda olağanüstü şeylerin olabileceğini hatırlamak güzel. Başkalarıyla çevrili […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: