Vicdan ve Sicil

Tayin dönemleri ilginç olaylar ve görüntülere sahnedir. Bazı ikiyüzlüler, eski yönetici veya amir gideceğinden onun hükmünün kalmadığını düşünürler. İkiyüzlü amirler de yaptığı iş ve eylemlerin kanunlar çerçevesinde olduğunu anlatıp dururlar.
Aslında her iki taraf da hiçbir zaman birbirlerine karşı samimi olmamışlardır. Şimdi ayrılık zamanıdır. Öç almak isteyen ast için “vur Hamit vur Mecit” zamanıdır. Amir de kendini aklama ve her şeyi iyi yaptığını anlatma sevdasındadır. Yandaş arar her ikisi de…
Sicil sisteminde mahzurlu yönler
Üstün asta verdiği sicil not ve kanaat bildirimi neden hep yukarıdan aşağıya doğrudur? Neden aşağıdan da amir hakkında kanaat alınmaz? Veya neden 360 derece şekliyle uygulanmaz? Bu bakımdan zengin ve dirayetli bir imparatorluk olarak tarihe adını yazdıran Osmanlı’nın, Duraklama Devri’nden itibaren esaslı şekilde incelenmesi gerekir.
Hanedan mensubu olmasına rağmen ehliyetsiz ve liyakatsiz bazı kişiler devlet kademelerinde yer almaya başlamış, devletin en kritik yerleri olan sınır kalelerine komutan (dizdar) olarak atanmışlardır. Bu kayırmalı, menfaate dayalı atamaların pek de olumlu sonuç verdiği söylenemez.
Her ne kadar sicil veren kişinin vicdanına göre hareket etmesi ilgili mevzuatta belirtiliyorsa da nice kompleksli kişilerin de amir durumunda olduğu bir gerçektir. Bu kafadaki ihtiraslı kişilere sicil amirliği verilmemelidir.
Kişiliksiz, karakter zafiyetli
Son FETÖ olayında devletin her kademesinde kendisine yer bulmuş amir pozisyonundaki insanların astlarına veya maiyetindekilere nasıl davrandığını hep birlikte gördük. İnsanlara nasıl hakaretamiz davrandıkları, nasıl ezdikleri, nasıl sicil notlarıyla oynadıkları, nasıl istifaya zorladıkları, intiharlara kadar yönelttikleri basında günlerce yazıldı, çizildi.
Oysa sicil notlarında yapılan büyük değişiklikler için belge konulması, en basit şekilde “uyarı”dan kınamaya ve daha yukarı tecziye edilmeye kadar yol izlenmesi gerekirdi. Bu amirlerin bağlı olduğu makamların da ilgili sicil amirine soru açması gerekirdi.
Sicil yönetmeliklerinin hilâfına hareket ettikleri, vicdan denen yüce değeri kalplerinden çıkarıp attıkları ve acımasızlık zırhı içine sığınarak karaktersizlik örneği sergiledikleri net olarak görülmüştür. Çoğunun hesap vermemek için yurt dışına kaçtığı hepimizin malûmlarıdır. Devletimizin vicdanlı savcıları ve hâkimleri, bu kepaze, karakter zafiyetli ve kişiliksiz insanların ipliğini tek tek pazara çıkarmış, adaleti tez zamanda sağlamaya çalışmışlardır. Elleri dert görmesin!
Aciz insanlar
Ancak şu gözlerden ırak tutulmasın ki, mesleğinin bütün olgunluğunu elde etmiş, idarenin gücünü de arkasına alarak mesleğe yeni başlamış pırıl pırıl gencecik çocuklarla uğraşan ve hatta hatasından dolayı onlara hakarete varan sözler sarf eden kişilerin halen bütün sektörlerde az da olsa mevcut olduğuna da inanıyorum. Böyle davranarak üstün olduklarını mı sanıyorlar?
Bir amir için kendini kabul ettirmek ya otoriter yöntemle ya da ikna metoduyla olur. Boş kafalı, kaprisli insanlar, genellikle kolay yolu yani ilk yöntemi tercih ederler. Maiyetindeki personelin yetişmesine katkı sağlamak, onu onore etmek, bilgilendirmek ve üst mevkilere hazırlamak yerine azarlamayı benimserler. Diğer personel ile dedikodu yaparak onu çekiştirir ve küçük düşürürler.
Liyakatsiz ve ehliyetsiz kişiler
Bu kafadaki insanlar Osmanlı döneminde de çok görülmüştür. Dizdar veya kale komutanı konumundaki kişileri ele alırsak, bazıları soygun ve talana yönelirken liyakatsiz bazı kişilerin de sadrazamlıklardan paşalıklara, nazırlıklardan mutasarrıflıklara kadar devletin çeşitli kademelerini ve makamlarını işgal ettiklerini söyleyebiliriz. Bu durumda işin cılkının çıktığını eklememiz de uygun olacaktır…
“Padişah hizmetinde olalum deyü çok kişiler kadıya rüşvetler virüb yalvardılar: ‘Beni yaz’ didiler”1
I.Dünya Savaşı’nın Sarıkamış hadisesi, öngörüsü olmayan tedbirsiz komutanların ve damat olarak Hanedan’a katılmış 33 yaşında genelkurmay başkanı yapılmış liyakatsiz bir kişinin millete yaşattığı hüzün ve hezimetle hatırlanmaktadır.
Günümüzde gelinen nokta ise biraz daha farklıdır. Liyakat esas alınmış olsa da gözlem ve tahlilde kusurlar vardır. Bu kez de liyakat erozyonu yaşanmıştır. Bu da birçok kişinin haklarının gaspına veya kaybolmasına neden olmuştur. Görsel ve yazılı basının organları, mağdur edilen birçok kurumun emekli mensuplarına kendi programlarında daha fazla yer verseler içinde bulunduğumuz kaosun çözümüne katkı olacak nice fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayabilirler.

Cengiz Baysu

Kuleli Askeri Lisesi’ni ve 1975 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirdikten sonra teğmen rütbesiyle başladığı askerlik hizmetini çeşitli kıta görevleriyle ifa etmiş ve 1998 yılında yarbay rütbesiyle emekli olmuştur. Birçok dergi gazetelerde araştırma ve makaleleri yayınlanmaktadır

Next Post

Dalkavukluk: Kadim Bir Olgu

Cum Ara 22 , 2017
Dalkavukluk aşağılayıcı bir kavram olarak kullanılmakla birlikte, geçmişten günümüze şekil değiştirerek varlığını devam ettirmekte… Çıkar sağlamak amacıyla başkalarına saygı ve hayranlık gösterisi yapmak,  yaranmaya çalışmak, dalkavukluğun en belirgin niteliklerinden.Dalkavukluk aşağılayıcı bir kavram olarak kullanılmakla birlikte, geçmişten günümüze şekil değiştirerek varlığını devam ettirmekte… Çıkar sağlamak amacıyla başkalarına saygı ve hayranlık gösterisi […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: