YILDIZ VE SAKAR..

YILDIZ VE SAKAR..
Bir gerçek hikaye…


Mevsim ilkbahar,bahara durmuş, doğa…
çiçek açmış dallar, yeşermiş taze otlar…
Dönek dağının, Akıncı kalesi her zaman ki gibi yine dumanlı….
inceden inceye yağan bir yağmur evimizin pencerelerine savrulmakta…
ara ara, rüzgarın sesi camlarda uğul damakta….
gün ağarmış…
kapalı Gökyüzü…
ortalık, boz bulanık…
hava kurşuni…
Bir at kişnemesine karıştı koca horozun sesi…
Tavuklar feryatta… herhalde yumurta var…
Sofada,çınladı anamın tiz sesi..
Abime sesleniyordu…
– Hamdi, atı harmana çıkar,Örükle,arpasını ver.. Baban, Cumadan sonra, NİKSAR’A GİDECEK,Tez ol,…
sene 1954.. Mevsim ilkbahar.
6 yaşındayım..
en büyük zevkim, babamın SAKAR, diye seslendiği kasabaya bir yel gibi, 2 saate, gidip geldiği, gözünden sakındığı, zamanın en harika, son model binek aracı olan atı…
Babamlar SAKAR diyor ama ben ona, YILDIZ diyorum…
Alnının, tam ortasında yıldız şeklinde bir beyaz nokta var…
Simsiyah parlak tüyleri ışıl, ışıl yanar..
Hele yelesi ve alnına düşen kah külü o kadar güzel ki..
çoğu kez abimle birlikte ahırdan çıkardığımız, Yıldız,her yularına asıldığımda, birden başını yukarı kaldırıp benim ayaklarımı yerden keser…
Sırtına binemediğimi bilircesine beni, İNCİTMEDEN, yere değdirmeden,boynuna, asılan beni, havada taşıyıp, harmana dek götürür…
Bu her gün neredeyse tekrarlanır durur..
çok iyi arkadaşız onunla..
kaşağıyı, elime aldığımda, boyumun yetmeyeceğini bilircesine eğildiğini, abimin , heyecanla, Babama anlattığını, hatırlıyorum…Yıldızımın daha bir çok özelliğini anlatan anlatana…
Bir düğünde anamla birlikte, davul zurnaya eşlik edip, köy meydanında oynadığını, anlatırdı ablamlar…
Ve, benim en çok heyecan duyduğum yine, babamın başından geçen bir başka olay..
Babam, bir gece şehirden köye, dönerken, aniden bir tilki çıkıyor karanlıkta yıldızın karşısına… Ürküyor ve şaha kalkıyor,sakar…
çok ani olan bir şey bu.. babam boş bulunuyor, ve dikenli yaban güllerinin yani kuşburnu öbeğinin içine düşüyor…vakit gece yarısı,… Üstelik, Hava kapalı,…
Zifiri karanlık..
Ay ışığı da görülmüyor.. Babam muhtar, belinde silahı var….
Zorla dikenler arasından, doğrulup, havaya bir el ateş ediyor…
acil durum ateşi her hal..
çıkmaya çalışıyor, dikenlerden…
ne mümkün, tutunmak bile zor…
Çaresiz, ceketini doluyor ellerine,dikenlerle boğuşarak,batmasına aldırmadan, kah tutunarak, kah asılarak ,her yanını, dikenler, kanatmasına rağmen, canla başla boğuşmaya başlıyor…
Sevdiği can yoldaşı, Sakar at, o karanlıkta, kişneyerek adeta tut dercesine başını sallayarak dizginleri babama doğru sallıyor…
Babam dizginleri tutunca, asılıyor ve babamı çekip alıyor dikenlerin içinden…
O sabahı hatırlıyorum…
eli yüzü, kanamıştı ve diken çiziğiydi babamın…
komşularımıza, İyi ki kasabadaki evi değilde bu atı almışım…
hayatımı kurtardı, arkadaş, dediğini anımsarım. …
çünkü at deyip geçmeyelim, Bir yerde, babamın kasabaya bağlantısını, sağlayan, gerektiğinde ona can yoldaşlığı yapan, zamanın en hızlı taşıtı,…
iletişim ve yük aracı…
Zamanın, en son model arabası gibi…
işte böylesine değerli bir Attı benim yıldızım….
benimle oynarcasına, ve hep, savurduğunda, suratımda bir kamçı gibi, şaklayıp yakan, uzun, kuyruğuna düğüm attığımız şahane bir at…
Alnındaki yıldıza benzeyen beyaz nokta dan dolayı ona, ben yıldız, babam, sakar diyordu..
Abim ikisini de kullanırdı..
Yıldızı, size biraz tanıttım, sabredin, bir küçük soluk alıp, devam edeceğim..
O yağmurlu puslu, hafif rüzgarlı, dönek dağını duman kaplamış olan, sabah, anam esme hatunun sesiyle bende fırladım yerimden…
Koştum, yetiştim abime, atı ahırdan çıkardı abim.. Her zaman ki gibi dizginlerini kısaltıp bana uzattı…
ben asıldım dizginlerden, yıldız kıstı kulaklarını, salladı yelesini, ve kuyruğunu, hafif bir homurtuyla eğdi başını, ben yakaladım boynundan, o kaldırdı başını ve beni her zaman ki gibi askıya aldı…
önden giden abimi takip ederek harmana dek böylece gittik….abim, samanlığın, duldasına örükledi yıldızı…
-bu gün tımar yok dedi Hava yağıyor, torbasını arpayla doldurup, taktı başına…
Döndük, harmanın geniş, uzun ağaçlarla yapılmış kapısını kapattı ve eve yöneldik…
Dönek dağlarının dibi, köylünün, kedilik dediği, tarlaların bittiği yerdir..Ve sedir ağacıyla kaplıdır.
dünyada ve ülkemizde sadece bir kaç yerde bulunur bu sedirden.. . ,
diğer Bir adı da Sedirlikliktir buranın…
eskiden, gemi direği, yapımında, kullanılan, hatta para yerine bile geçerliymiş…
O kadar kıymetli yani, sütun gibi upuzun sedir ağacıdır bu….
200 Yıl suya dayanıklı, yaz kış yemyeşil, çok değerli harika bir ağaçtır…
Lübnan sedirinin başladığı düz ve yeşil bir harika vadi vardır…
İŞTE kedilik dediğimiz yer tam burasıdır..
köye ait birçok hayvan serbestçe, orada otlar…
Abim ayrıldı, köye yöneldi, ben eve girecektim ki..
Kedilikten, acı acı bir at kişnemesi, yankılandı….
bir daha, bir daha..
YILDIZ başını silkeledi,kişnedi..
sanki cevap verdi..
Bir, bir daha kişnedi..
sonra, torbayı.
Hüseyin Taşkın
07 Temmuz 2020 / ÖZGÜR İFADE

Next Post

Daha Ne Kadar Susacaksın Maltepe!

Sal Tem 7 , 2020
Daha Ne Kadar Susacaksın Maltepe! YAŞAM MERKEZİNİ SATTILAR BİZ KENDİMİZİ PARALADIK, MALTEPELİLER SUSTU Maltepe Belediyesi 26 Mayıs 2015 de düzenlediği törenle Başıbüyük Yaşam Merkezi’nin temelini attı. Kılıç; ”Umarım bu tören mahallelilere uğur getirir ve çok kısa bir süre sonra buranın açılışını da yaparız. Merkezde yer alan kreşimiz, geceleri de 24 […]

Son Yazılar

%d blogcu bunu beğendi: