Ana Sayfa Gündem 23 Aralık 2019

15 Temmuz gazisi isyan etti: 15 Temmuz şehit yakınları için toplanan paralar boş işler. Ya Fettah, ya Cengiz, ya Kalyon, ya simit, ya Ülker!

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Altunizade’de durdurmaya çalıştığı iki tankın üzerinden geçmesi sonucu yaralanan Sabri Ünal, tedavi…

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Altunizade’de durdurmaya çalıştığı iki tankın üzerinden geçmesi sonucu yaralanan Sabri Ünal, tedavi sürecinde yaşadıklarını sosyal medya hesabından paylaştı.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında tankın kollarını ezdiği Sabri Ünal, tedavi sürecinde ameliyat için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerine “15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için bu kadar para topladınız. Ameliyat paramı bile ben borç almak zorunda kaldım” dediğini, yetkililerin “Ömer Çelik açıklama yaptı ya! O paralar dağıtılmayacak!” karşılığını verdiğini paylaştı.

Sabri Ünal’ın Twitter hesabından yaptığı paylaşımlar şöyle:

“Size komik bir şey söyleyeyim de biraz 15 Temmuz gazilerinin haline gülün! 8 hastane 9 doktor gezerek sonunda rahatsızlığımı tedavi edecek bir doktor bulabildim! Nasıl yani diyebilirsiniz? Niye 8 hastane geziyorsun diyebilirsiniz? Şöyle ki: 

“* Marmara E.A. hastanesinde (Allah kimseyi düşürmesin) güzel güzel 45 gün yattım ve şifa bulamadan çıktım. Sonrasında 3 ay kadar fizik tedavi aldım. Fizik tedavi malum acılı bir süreç, lakin kol açılmasına rağmen bir türlü kapanmıyordu.

En sonunda önce hakkınız dolduğu için daha fazla fizik tedavi alamazsınız ve bu iş daha öteye gitmez denildi. O sırada FTR doktoru düğün için izin alınca da boşluk oluştu ve Marmara E.A hastanesindeki fizik tedavi son buldu.

O sırada Plastik cerrahi ve Ortopedi de bizi gördükten sonra son raporları yazıp SGK’ya gönderdi ve Marmara E.A. hastanesi ile olan ilişkimiz son buldu.

Fizik tedavi sürerken bir yandan da 15 Temmuz’u anlatmak amacıyla çeşitli illerdeki programlara katılıyoruz.

Bilmiyorum, hangi hekimin görüşü aklımda kalmış ama, “sen tasalanma, alttan keser, üstten girer, doktorlar bunu çözer” dediği aklımda kalmış.

Sonrasında Ankara’da Bayındır hastanesinde bir gazimizi ameliyat eden doktor beyi ziyaret ettik.

Kendisi ve bir diğer ortopedi doktoru arkadaşı muayene ücreti bile istemeden MR üstünden görüşlerini ilettiler. Dirsek yerinde değildi ve Dirsek içinde kemik parçaları kalmıştı!

Koskaca Marmara E.A. hastanesinde yatmıştım ve hastaneden taburcu edilmiştim. Lakin kolun yerinde bile olmadığını fark edememiş ve aylarca Fizik tedavi yapmışlardı.

Her şey ücretsiz olduğu için de kimseden şikayet etme veya kafasını ütüleme hakkımız yoktu.

Bu dönemde hayal meyal hatırladığım ama 2 hastaneye daha göründük. Ankara Atatürk E.A. Ortopedi bölümüne SGK durum bildirir raporu için göründük. İstanbul Medipol Ortopedi ile de MR çekilip görüşlerini ve MR’ı aldık.

Aldığım MR’ı Bayındır Hastanesindeki Doktor beylerin tavsiyesi üzerine el cerrahi ile de uğraşan Ankara Numune hastanesindeki bir doktor beye (M.A) yolumuzu tuttuk.

M.A hocamız, kendisinin kemik parçalarını antroskopi ile alabileceğini ama ilgili cihazın hastanelerinde olmadığını, cihaz temin edilebilirse yapabileceğini ima etti/söyledi. İlaveten yeni kırık olması sebebiyle en az 1 sene beklememi tavsiye etti.

Bu dönemde bir hediye olarak yurt dışına dil kursuna gitmemiz gündemdeydi ve hastanelerle ilişkimiz sürmedi. 9 ay kadar sonra aynı doktora bir defa daha görünüp aynı şekilde beklememi tavsiye edince elimdeki bir diğer sponsorluğu kullanarak dil kursunu uzatıp 1 yıla tamamladım.

Döndüğümüzde Bayındır ve Numune hastanesindeki doktorları tekrar görüp, en son bu işi Antroskopi ile yapabileceği söylenen ve elinde cihaz bulunan Ankara Tıp fakültesindeki bir Doçent Doktor’a kadar ulaştık.

Doçent bey Numune hastanesindeki Doktor ile aynı fikirde değildi. Onun fikri ağrıyı yok etmek amacıyla kolu tamamen dondurmak şeklindeydi. Ben bu fikre sıcak bakmadığımı söyleyince, kendisinin de hocası olan bir isme daha görünmemi ve sonrasında karar vermemi söyledi!

Aslında bu büyük bir dönüm noktasıydı. Doçent’in ünvanına kanıp orada pes etseydim, şimdi bu yazıyı size yazamıyor olacaktım!

Hocası Ankara Medical Park hastanesinde çalışıyordu ve randevu alıp muayeneye gittim.Sözde gazilere herşey ücretsizdi ama Ankara Tıp fakültesindeki doçent için 100 tl ödemem gerekmişti ve çok sinir bozucuydu. Memorial hastanedeki hocası için de 400 tl muayene ücreti gerekiyordu! Neyse, randevuyu alıp doktora göründük.


Prof. Dr. A. Mehmet Demirtaş çok ilgili ve detaylı bir muayeneden sonra konunun plastik cerrahi kısmı da olduğunu belirterek teşhisini söyledi. İşin burasında ameliyat için bir ödeme yapılması gerekiyordu ve fiyat teklifi istedik. Hastanenin sunduğu teklif 24.000 tl idi!

Konuyu ve ödemeyi her halukarda devlet bir şekilde yapar diye düşünüyorduk ve içimiz rahattı. Lakin o kadar kolay olmadığını gördük. Bir şekilde fiyat ve hastane aşırı bulundu ve Medipol hastanesindeki bir Prof Dr’dan daha fikir almamız istendi.

Sonrasında Ankara-İstanbul arası kaçıncı yolculuğumuz bilmiyorum, Bağcılar Medipol hastanesine kadar ulaştık. Buradaki Prof Dr. da konunun uzmanı olmadığını ve yapamayacağını iletti.

Bu gidip gelmeler sırasında irtibatlı olduğumuz kişilerden birisi olan bir abi, İstanbul’da bir başka doktor ismi söyledi ve o da olmazsa artık ameliyatı benim nerede istiyorsam olabileceğimi söyledi. Söyledikleri isim Fatih Parmaksızoğlu hoca idi.

İlke olarak gittiğim hiçbir hastaneye ve doktora önceki teşhisleri söylemiyordum. Bu bir nevi kopya vermeme durumuydu. Neyse, Fatih hocamız yukarıdaki teşhislerin hepsini MR.’a baktıktan sonra saydı ve kolun daha iyi olabileceğini belirtti.

Kendisi ameliyat için hiçbir ücret talep etmiyordu lakin hastane ücretleri (12 bin tl, Nazif Bağrıaçık hastanesi) tarafımıza aitti.

Lakin fakir bir kul olan Sabri’nin kesesi delikti ve borç almak dışında pek şansı yoktu. Ameliyat için gereken ücreti ASPB ilçe müdürlüğüne ilettim. Aldığım cevap özetle, hastane masrafını siz ödeyin, biz size öderiz şeklindeydi.

Neyse, sevdiğim bir abimden borç alarak doktorun verdiği ameliyat tarihinde hastanede oldum. Lakin içim hiç rahat değildi. 2 yıl geçmiş, Şehit yakınları ve gaziler için 300 küsür milyon tl para toplanmış ve ben ameliyat olmak için borç dileniyordum!

Neyse ameliyatımı 2 güzel doktor (Fatih Parmaksızoğlu ve Sinan Kılıç) birlikte gerçekleştirdi. Allah döktükleri alınterleri için kendilerine sonsuz hayırlar ihsan etsin.

Uyandığımda ASPB’den ziyaretçim olduğu söylendi.

Gelenler ASPB istanbul il müdürü hanımefendi ve yardımcısı tanıdığım bir beyefendi idi. İl müdürü ve yardımcısına o zamana kadar gelişen olayları anlattığımda ellerini vicdanlarına koyup “biz hata yapmışız” falan demelerini beklerdim ama durum daha komikti.

15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için bu kadar para topladınız. Ameliyat paramı bile ben borç almak zorunda kaldım dediğimde “Ömer Çelik açıklama yaptı ya! O paralar dağıtılmayacak!” deme gereği gördüler.

Siyaset bilmediğim için Ömer Çelik diye birisinin varlığını duymuş ama ne yapar bir haberim yoktu! İnternetten baktığımda gördüğüm durum ileri demokrasinin inleme sesleriydi!

Ömer Çelik denen kişi Ak Parti’nin Basın Sözcüsüydü ve Hükümetle veya Aile Bakanlığı ile hiçbir alakası yoktu ve hükümete bağlı aile bakanlığının bir görevlisi çıkıp bana siyasi bir partinin basın sözcüsünün açıklamasını devletin açıklaması gibi satıyordu!

Aynı gün geçekleşen olaylardan birisi de Fetö’ye göbekten bağlı ve fetönün kirli donu için Üniversite açacak kadar Fetöcü bir Fettah-ı Tamince’nin haberiydi. İkisinine birden nişan alarak twitimi attım ve istifa edeceğim dedim!

Hastaneden taburcu olduktan sonra, hastane faturasını ASPB’ye ilettim. Ödeme yaptıklarında aldığım borcu kapattım. Sonrasında dilekçe ile madalyanın geri alınmasını talep eden yazımla gazilikten istifa ettim ve aynı gün madalyayı masalarına geri bıraktım.

Sonrasında istifa etmenin zor olduğunu bunun için içişleri başkanlığının soruşturma açması gerektiğinin, benim bu soruşturmayı hak edecek bir halt işlemediğim bir dönem yaşandı. Neyse ki ben duruşumdan uzun süre geri adım atmadım.

Ameliyat konusuna geri dönersek: Ameliyat sonrası
* Ön kol yerine oturtuldu.
* Dirsek içinde kalan kemik parçaları temizlendi.
* Ciltte kolun hareketini kısıtlayan dokuya da bir ayar çekildi.

Ameliyat sonrası kol 15 derece kadar daha iyi açılır ve yüzüme dokunabilecek kadar kapanır hale erişmişti. Doktor bey daha iyisi için de ümitliydi.

Ameliyattan bir hafta sonra fizik tedavi süreci başladı. Şanssızlık fizik tedavi sürecinde de yakamızı bırakmadı!

30 seans sonrasında bir iyileşme sağlanmıştı ama özel hastanede bir yıl içinde alınabilecek fizik tedavi sınırlıydı! 10 seans da önce kendimiz ödeyip sonra ASPB’ye faturaları gösterip dilekçe yazıp ücreti geri alarak tedavi aldık.

40 seansın sonunda Doktor beyin tavsiyesi günde 2 defa yoğun fizik tedavi almak şeklindeydi. Nasif Bağrıaçık hastanesinin kıymetli fizyoterapistlerinin ellerinde her tedavi 150 tl tutuyordu ve günde 2 defa almak ve bunu 6 ay devam ettirmek maddi olarak imkansızdı!

SGK il müdürlüğü fatih, unkapanı vs dolaştıktan sonra yazdığım dilekçenin altında Ev Adresi yazmadığım için Pendik İlçe müdürlüğünde 2 aydır yatmakta olduğunu öğrendim. Neyse evrakı alıp hastaneye koyuldum!

Hastaneye vardığım gün 2 randevu verdiler. Birisi 15 gün sonraya ortopedi, diğeri 1 ay sonraya Nöroloji randevusuydu. Şükür edip, istanbula döndük. Önce ortopedi, sonra Nöroloji randevularımıza vaktinde gittik!

Nöroloji randevusunda EMG çekilmemizin gerekli olduğu iletildi ve randevu için ilgili sekreterliğe gittim. Sekreter bey, benden önceki kişiye 11 ocak, bana 27 ocak diye gün verince Nöroloji doktorunun yanına geri indim ama kendisi meşgul olduğu için geri sekreterliğe döndüm.

O sırada sekreder telefonla konuşuyor ve bir başka kişiye daha randevu veriyordu. Belli ki bir yakınıydı ve çok samimi konuşmanın sonunda tamam sana 10 gün sonraya EMG yazıyorum diyerek randevuyu not aldı. Kendisine dönüp gazi olduğumu ve öncelik hakkımdan bahsettim.

Kendisi de Gazilerin bizim hastanemizde önceliği yok gibi bir densiz laf kullandı. Neyse, sinir olmasına oldum ama gidip hasta haklarına şikayet ettim. Sonrasında hastaneden ayrıldım. 27 ocak 2020 yılına ve tam 2 ay sonrasına bir randevum vardı artık!

Bu süreçte fizik konusunda bir iyileşme değil geri gitme yaşadım. Olmayan psikolojim daha da gerildi. Nisandan Aralık ayına kadar gerçekleşmeyen iş başvurularının da etkisiyle en son bir hastanede Psikolojik destek almaya karar verdim!

Şimdilik 2 seans aldığım çok tuzlu bu günah çıkartma seanslarından bahsetmeyeceğim. Hasta-Doktor gizliliği kapsamında olan bu konulardaki ortak nokta şuydu.

Bu kadar mı olur kardeşim! Bir insan bu kadar mı şanssız olur!

Şimdilik damat Berat hayatta olsa da bizim berat ateşler içinde yandı kül oldu. Başvurduğum bol torpil arayan bir iş yeri “o gazi Ak Partili değil” diye işe kabul etmedi!

Arada olan ve beni deli eden “paraları çaldı”, “ihaleyi aldı”, “hapse düştü”, “köy yolumuz onun yüzünden asfaltlanmadı” iftiralarını ve sızdırılan gata psikolojisi bozuk raporumu da geçiyorum.

Neyse, Ankara’daki torpilli iş olmadığı için fizik tedavi de doğal olarak olmadı!

En sonunda 17 aralık günü yeter dedim ve tüm torpil ve fizik tedavi arayışlarını geçtim.

Kendim çalışır, kendim biriktirir, kendi tedavimi kendim olurum.

Konunun sonunu da siyasi bitireyim.

Siyaset, torpil, 15 temmuz şehit yakınları için toplanan paralar boş işler. Nefes alıp verdiğiniz için şükredin!

Ya Fettah! Ya Cengiz! Ya Kalyon! Ya Simit! Ya Ülker!

Yapma YAA!”

Kaynak İstanbul Gerçeği
Görsel Cumhuriyet



Tema Tasarım |