Ana Sayfa Gündem, Maltepe 20 Aralık 2019

MALTEPE’ yi MALTEPE’ liler YÖNETMELİ !

Maltepe halkına soruyorum, Maltepe belediyesini acaba kimler yönetiyor. ?Maltepe’ de ikamet eden her türlü sıkıntıyı çeken vefakar…


Maltepe halkına soruyorum, Maltepe belediyesini acaba kimler yönetiyor. ?
Maltepe’ de ikamet eden her türlü sıkıntıyı çeken vefakar Maltepeliler mi yönetiyor?
Yoksa siyasi atamalarla başka yerlerden gönderilen veya getirilerek zoraki seçtirilen ithal
siyasiler tarafından mı yönetiliyor?

Bundan pek emin değilim! Haaa, yoksa o meşhur Şero mu yönetiyor,?

Kimin yönettiği belli değil. her şey karma karışık, sapla saman birbirine karışmış herkes
bir şeyler peşinde birbirlerini kutsayıp işlerini yürütüyorlar.

İşler tıkırında!

Sözüm ona demokrasiye inanılıyor, demokratik bir şekilde görev yapılıyor,
Peki, demokrasiye inanmak böyle bir şeyse o halde biri bana demokrasinin kriterlerini
anlatsın arkadaş!

Kuşkusuz, demokrasi inancını taşıyan her kim olursa olsun bir kurumu demokratik
kıriterlerle yönetmek isteniyorsa, o halde dışarıdan atayıp zoraki seçtirilerek getirilen
siyasiler tarafından değil, o yerde uzun sure ikamet etmiş, cefasını çekmiş, sıkıntısını
yaşamış, yetkin, etkin, liyakat sahibi, halkı tarafından gönül rahatlığıyla seçilerek
yönetime getirilmesi demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Oysa, şimdiye kadar Maltepe özelinde yapılan uygulamaların çoğu halkın katılım ve
görüşlerini almadan, fiili yönetimlerin oldu bittisiyle yapılıyor olması demokrasinin
unsurlarını yok saymaktır.

Umarım ve dilerim ki, partiler geçmişin bu hatalarından vazgeçip bundan sonraki
süreçlerde popülist atamalarla değil, en azından maltepe’yi kimler yönetmelidir diye
plebisit oylamayla halkın iradesine başvuracak icraatlarını ve uygulamalarını ona göre
gerçekleştirecek parti misyonunu hakkaniyet kuralara uygun kararları hayata geçirecek
liyakat sahibi cefakar partililere öncelik verilecektir.

Şayet bir parti, Halkın mutabakatı ve katılım süreçlerini işletemiyor, filli yönetim anlayışı
ve oldubitti yöntem ve popülist siyasetle icraatlarını gerçekleştiriliyorsa o partinin ayakta
kalması şansı yok demektir.

Çünkü partiler için Halk, nesnel bir varlıktır, demokratik süreçlerde biz öznedir, partilerin temel dinamiğidir, partilerin ana eksenidir ve partilerin temel dayanağıdır.

Zira, Siyasetin kirlendiği bir ortamda halkın talep ve önerileri göz ardı
edilemeyeceği gibi, siyasal ve sosyal gelişmelerde yaşanan anlık değişim ve
dönüşümlere paralel göreceli toplumun her kesiminde artan eşitlik, özgürlük,
İnsan hak ve Hürriyet ihlallerinin göz ardı edildiği bir süreçte, doğru kararlar
almak yerine, dışarıdan yapılan atamalarla zoraki seçtirmek gibi
uygulamaların partiye yarar getiremeyecektir.

Her ne kadar İlkesel olarak bu sisteme karşıyız demiş olsalar bile,
uygulamada sistemin bir parçası haline getirilen bu uygulamalarıyla, bir
yandan demokrasiyi zayıflatırken diğer yandan’ da parti tabanını konsolide
ederek sürdürdükleri bu popülist siyasetlerine devam ediyor olmaları partiye
zarar vereceği bilinmelidir.

Hele birde, sol ve sosyal demokrat parti iddiasında olan veya zoraki
seçtirilen parti mensupları, her ne koşulda olursa olsun, zemin bulan
günübirlik bu kirli siyaseti ret etmeli, karşı mücadele vermeli, direnmeli,
ilkelerine sadık olmalı ve icraatlarını gözden geçirerek halkın nabzına, halkın
talep ve önerilerine göre adaylar belirlenmelidir.

“Yerel yönetimlere dışarıdan atamalara son verilmelidir”

Dolayısıyla, geçmiş hatalarından ders çıkararak, atamalar yoluyla seçtirilenlere önem vermek yerine, yerel halkla bütünleşen ve halkın
sorunlarına somut çözümler üreten, parti misyonunu ve görevlerini üstlenen
kişi veya kişileri kısa veya uzun vadeye yayacak bir şekilde, empati
psikolojisi, partinin ilkelerini, programını ve projelerini, halka anlatacak
yetkinliğe erişinceye kadar bir eğitimden geçirilerek “belediyeler yerel
halkındır yerel halk yönetmelidir” anlayışıyla görev verilmesi daha doğru
ve akılcı bir yaklaşım olacaktır.

Bu itibarla, parti içi popülist siyasetin egemen olduğu bir yapının toplumla yüzleşmede başarılı olma şansı mümkün değildir.

Oysa, İlçe yönetimleri partiyi temsile yetkilidir ve belediyelerin ’de amiri ile denetçisi konumundadır.

Kaldı ki, geçmişte partinin ilçe yönetimlerinde görev alıp bir takım
uygun olmayan işlere bulaşan bazı şahısların parti tarafından tespit ederek
görevden uzaklaştırıldığı örneği toplumda yer edinmişken, aday olanların
öncelikle kendi çıkarlarını mı, yoksa toplumun çıkarlarını mı? düşünerek
aday olduklarını izaha muhtaç hale getirmektedir.

Günümüz siyasetinde, demokrasiyi unsurlarıyla işleterek toplumu
rahatlatacak politikalar üretmek yerine, kutuplaşmaları sürekli kılan, toplum
üzerinde egemenlik oluşturan, bir siyasal tercihle karşı karşıya bırakılan
popülist siyaset ne yazık ki, demokrasinin katledilmesine zemin oluşturarak
halkın objektif hizmetine ket vurulmaktadır. Bu nedenle birbirlerini kutsayan Maltepe belediyesi ile ilçe yönetimleri kendilerini gözden geçirip halkıyla yüzleşerek bu popülist siyasetlerinden vazgeçmelidirler.

Unutmayalım ki, bir partinin iktidar olabilmesi için, öncelikle yereldeki
hizmetlerin objektifliği, liyakat ve kariyerin yetkinliği ile parti içi barış ve
güvenin tesis edilmesiyle mümkün olacaktır.

Yani toplumda prestiji sarsılmış ve itibar kaybına uğramış popülist
siyaset değil parti içi demokrasiye, parti içi çatışmaya değil, parti içi barış ve
güvene, parti içi kin ve nefrete değil, parti içi sevgi ve saygıya, parti içi
dargınlık ve küskünlüğe değil parti içi samimi diyalog ve dostluğa ihtiyacı
vardır.

Görünen odur ki, Sol ve Sosyal Demokrat partileri her ne kadar diğer
partilerin ve iktidarın sürdürdüğü politikalarla benzerliğimiz yoktur iddiasında
bulunsalar’ da, yereldeki bazı siyasilerin uygulamalarındaki icraatlarının bir
çoğu sistemdeki diğer partilerin icraatlarıyla örtüşen yanlarının bulunduğunu
ve bu siyasal rant politikalarının’ da halka deva olamayacağı bilinmelidir.

Sonuç olarak, Her şeyden önce parti misyon’unu yükleyecek kişi veya
kişiler iyi seçilmeli, parti içi barış ve bir arada yaşamın güvencesi olmalı,
yerel halklar arasındaki kardeşliği pekiştirmeli, toplumsal barışın tesisi için
çaba gösterecek liyakate uygun gerçek partililere öncelik hakkı tanınmalıdır.
Bizi okumaya devam edin ve yalanlara teslim olmayın.
M. Can Şadioğlu

Google News XX Sitesi


Tema Tasarım |