Ana Sayfa Gündem, Politika, Türkiye 19 Temmuz 2020

Daha Güçlü ve Daha Etkin Bir CHP İçin Bilge İnsan Prof. Dr. Tolga Yarman

Daha Güçlü ve Daha Etkin Bir CHP İçin Bilge İnsan Prof. Dr. Tolga YarmanSiyasal İslamcıların başlattığı ve…

Daha Güçlü ve Daha Etkin Bir CHP İçin Bilge İnsan Prof. Dr. Tolga Yarman
Siyasal İslamcıların başlattığı ve son dört-beş yıldır sözde ulusalcıların ve sözde milliyetçilerin destek verdiği karşı devrim hareketi tüm hızı ile ilerlemektedir. Bu hareket ile Cumhuriyet kurumları tek tek etkisiz hale getirilmekte, Türklük aşındırılmak ta, ülkenin ulusal çıkarları büyük zararlara uğratılmakta, dünyadaki itibarı zedelenmekte ve aydınlanma devrimlerinin yerini hızlı bir şekilde orta çağ karanlığı almaktadır. Bunların yanında, ülkemiz ekonomik, eğitimsel, tarımsal ve ahlaki anlamada büyük bir çöküntü içine düşürülmüş; adalet, kalkınma ve özgürlükler yok edilmiştir. AKP tarafından ülkemiz tümüyle dışa bağımlı tüketici bir toplum haline getirilmiştir.

Aydınlanmanın, demokrasinin, vicdan özgürlüğün, başka inançlara saygının, hoşgörünün, aklın ve bilimsel düşüncenin, barış içinde yaşamanın ve onurlu yurttaş olmanın temeli ve teminatı olan laiklik ilkesi tamamıyla işlevsiz kılınmıştır. Ülkemizin toprakları, ormanları, kıyıları, tarihi eserleri, gölleri, nehirleri ve yeraltı ve yer üstü kaynakları talan edilmiş ya da yabancılara peşkeş çekilmiştir. Son 18 yılda uyuşturucu bataklığına düşen gençlerimizin, taciz ve tecavüze uğrayan kadın ve çocuklarımızın ve vahşice öldürülen kadınlarımızın sayısı katlanarak artmıştır. İnsanlarımız işsizlik, parasızlık ve çaresizlik nedeniyle bunalıma girerek intihar etmektedir. Türkiye’de iyi bir gelecek göremeyen, aydın ve eğitimli gençlerimiz ülkeyi terk etmektedir. Yani ülkemiz büyük bir çıkmazın içindedir. Ülkeyi bu çıkmaza sokanlar Türkiye’yi bu çıkmazdan kurtaramazlar. Sonuç olarak, çözüm Atatürkçü bir CHP’nin yeniden iktidar olmasındadır.

Yukarıda belirtilen tüm olumsuzluklara karşı mücadele etmesi ve başta laiklik ilkesi olmak üzere Cumhuriyet devrimlerini koruması gereken kurum, Atatürk’ün partisi CHP’dir. CHP bu konularda elbette mücadele vermektedir. Ancak, ne yazık ki CHP’nin son 18 yıldır AKP’yi ve karşı devrimi durdurmaya gücü yetmemiştir. Sayın Deniz Baykal’dan sonra, büyük umutlarla CHP’nin başına gelen namuslu ve dürüst bir insan olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da AKP’yi iktidardan indirememiş ve tersine onun iktidarını daha da sağlamlaştırmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu, çok sayıda seçim kaybeden bir parti başkanından yapması beklenilen istifayı da ne yazık ki bir türlü vermemiştir. Gerçek olan şu ki, ülkemizdeki her parti başkanı gibi Sayın Kılıçdaroğlu da oturduğu koltuktan kalkmak istememektedir ya da kalkamamaktadır. On yıldır AKP’yi iktidardan indiremeyen Sayın Kılıçdaroğlu’nun bundan sonra AKP’yi iktidardan indirmesini beklemek ise çok büyük bir iyimserliktir.

Ülkenin gidişatı göz önüne alındığın da, CHP’de acil bir yönetim değişimine ihtiyaç vardır. Sanki 80 milyonluk koca Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterilebilecek hiç kimse kalmamış gibi, CHP ve laiklik karşıtı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu 2014’de Cumhurbaşkanı adayı yapan, “laiklik tehlikede değildir” diyen Sayın Kılıçdaroğlu’dan laik Cumhuriyet’e yeterince sahip çıkmasını bekleyemeyiz. Türkiye’nin geldiği bugünkü kötü durum da zaten CHP yönetiminin ve de bizlerin bu konuda görevlerimizi yeterince yapamadığımızı göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin bugünkü durumundan hepimiz sorumluyuz. Peki, partiye demokrasi getireceğim diyerek genel başkan olan, ancak sonrasında parti yönetimini eleştiren Atatürkçüleri partiden atan ve Atatürk’e “kefere” diyenleri partiye alan Sayın Kılıçdaroğlu, genel başkanlığı kendiliğinden bırakır mı? Ben bu konuda pek iyimser değilim.

CHP’nin bugünkü durumu, CHP’ye umut bağlayan benim gibi milyonlarca Atatürkçü insanı hayal kırıklığına uğratmaya devam etmektedir. Elbette CHP’de çok sayıda yürekli, yurtsever, gerçek Atatürkçü, bilgili donanımlı insanlar da (Özgür Özel, Engin Özkoç gibi) vardır ve CHP’ye oy verenlerin hemen hemen hepsi Atatürkçü ve yurtsever insanlardır. Ancak, bugünkü CHP yönetimi ile partinin iktidar olması umudu da kalmamıştır. Peki, daha ne kadar kaybedeceğiz? CHP ne zaman Türkiye’yi yönetecek? Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet yok edilirken CHP hep muhalefette kalarak seyirci mi olacak?

CHP kurultay delegeleri ve seçmeni, diğer partilerin delege ve seçmeninden farklı olarak, eleştirisel düşünceden yana olduklarını göstermeli ve şimdiki yönetime Atatürkçüler tarafından yapılan eleştirileri Kılıçdaroğlu ve parti karşıtlığı olarak değil, partinin kendini yenilemesi için dost uyarıları olduğunu görmelidir. Eleştirisel ve akılcı düşünceden uzak olmak, CHP delegesi ve seçmeninin diğer partilerin delege ve seçmeninden farksız olduğunu ortaya koyar. Parti yönetimi, seçmen tarafından sorgulanmaz ve de sorgulanmasına izin verilmez ise, CHP’nin ilerici ve Atatürkçü bir parti olduğunu söylemek zor olur. Çünkü Atatürk, “Ben, miras olarak size bilimi ve akılı bırakıyorum” demiştir. Bilimin temeli ise eleştirisel, yani sorgulayıcı, düşüncedir. CHP seçmeni Atatürkçü ilkelere bağlı, aydın bir seçmen olduğu için, diğer partilerde olduğu gibi kendi parti başkanlarına bir şeyh gözü ile bakmaz ve gerektiğinde genel başkanı sorgulamasını da bilir.

Yolsuzluklara, hırsızlıklara ve adaletsizliklere karşı büyük bir mücadele veren Sayın Kılıçdaroğlu’nun, namuslu ve dürüst bir insan olması, ne yazık ki karşı devrimi durdurmaya yetmemektedir. Bu nedenle, karşı devrim ittifakını durduracak yeni bir CHP yönetimine ve genel başkana ihtiyaç vardır. CHP delegesi ve seçmeni, “partimizde genel başkan sorunu yok” diyerek on yıldır aynı başkanla yoluna devam etme lüksüne sahip değildir. Sorunu yok saymakla onu yok edemeyiz. Tersine, sorun katlanarak büyür.

CHP demek, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu demek değildir. CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kuva-yi Milliyecilerin ve Türk aydınlanmasının partisidir. Bu nedenle, hiç kimse kendini partinin vazgeçilmezi olarak görmemelidir. Yöneticiler geçici, parti ise kalıcıdır. CHP bugünkü yönetimle devam ederse yeni seçim yenilgileri kaçınılmaz olacaktır ve bu da partinin büyük bir yara almasına yol açacaktır. Bunu görmemek gerçeklere göz kapamak demektir.

Saygın bir bilim insanı olarak bildiğim ve CHP’nin onur üyesi olan Prof. Dr. Tolga Yarman’ın CHP genel başkanlığına aday olmak istediğini öğrendim. Ülkemizin yetiştirdiği önemli bilim adamlarından, fizikçi Prof. Dr. Tolga Yarman, bilim adamlığı objektifliğiyle ülke gerçeklerini iyi görerek, CHP genel başkanlığına aday olmak istemesi beni çok mutlu etti. Gerçekçi olmak gerekirse, bugünkü delege yapısıyla gidilen bir kurultayda Sayın Tolga Yarman’ın aday gösterilmesini ve seçimi kazanmasını elbette beklemiyorum. Ancak, varlığını ve eğitimini laik Cumhuriyete borçlu biri olarak, Sayın Tolga Yarman gibi donanımlı ve yurtsever bir insanın CHP genel başkanlık adaylığını desteklemeyi kendime bir görev olarak görüyorum.

Türkiye’deki siyasetteki düzeysizlik, bilgisizlik, ayak oyunları, yalakalık ve kirlilik nedeniyle, bilge, onurlu, dürüst ve aydın insanların çoğu siyasetten uzak durmaktadır. Sayın Tolga Yarman gibi bir bilgenin CHP genel başkanlığına aday olması hem parti hem de Türkiye için büyük bir şanstır. Kendisine başarılar diliyorum.
Saygılarımla,
Ali Polat
19 Temmuz 2020 / ÖZGÜR İFADE

Tema Tasarım |