Ana Sayfa Gündem, Sağlık 30 Kasım 2020

ERDOĞAN, SAĞLIK BAKANI VE 81 İL VALİSİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

ERDOĞAN, SAĞLIK BAKANI VE 81 İL VALİSİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUErdoğan ve Koca hakkında suç duyurusuCumhurbaşkanı Recep Tayyip…

ERDOĞAN, SAĞLIK BAKANI VE 81 İL VALİSİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Erdoğan ve Koca hakkında suç duyurusu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile 81 ilin valisi hakkında, pandemi sürecinde “vaka sayılarını saklayarak ve gerekli önlemleri almayarak ölümleri artırdıkları” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak ve Avukat Fettah Ayhan Erkan’ın Çağlayan Adileyi’ne yaptıkları suç duyurusunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanı Koca ve 81 ilin valisinin ‘1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na aykırı hakaret ederek görevi kötüye kullanma’ suçunu işledikleri iddia edildi.

“SALGIN KONTROLDEN ÇIKMIŞTIR”
HKP avukatları tarafından Başsavcılığa verilen dilekçede, “Covid-19 salgını nedeniyle ülkemizde ilk vaka görüldüğü günden bugüne vaka sayısı, vaka sayılarındaki artışa oranla vefat sayısı da hızla artmaktadır.

Gelinen süreçte ise salgının artık kontrolden çıktığı, vaka ve vefat sayısının resmi açıklamalardan çok daha fazla olduğu namuslu bilim insanları ve sağlık çalışanlarımız tarafından dillendirilmekte, hatta bizzat tarafımızca görülmektedir” ifadelerine yer verildi.

“VAKA VE ÖLÜM SAYILARINDA GERÇEKLER SÖYLENMEMEKTEDİR”
Dilekçenin devamında, “Yapılan son açıklamalar, başta AKP Genel Başkanı olmak üzere, Sağlık Bakanı ve diğer yetkililerin gerek vaka sayılarında gerekse ölüm sayılarında gerçekleri söylemediklerinin, kamuoyuna doğru bilgi vermediklerinin de itirafıdır” denildi.

“ÖNLEMLERİ ALMADIKLARININ İTİRAFI…”
Dilekçede, Sağlık Bakanı Koca’nın 26 Kasım tarihinde yapmış olduğu konuşma hatırlatılarak, “Namuslu bilim insanlarımızın, sağlık çalışanlarımızın ve partimizin aylardır dillendirdiği üzere, yetkili ve sorumlu konumunda bulunanların hem vaka sayıları, hem ölüm sayıları noktasında doğruları söylemediklerinin, Covid-19 pandemisi ile ilgili bilimin emrettiği önlemleri almadıklarının da itirafı niteliğindedir” ifadelerine yer verildi.

“AKP KONGRELERİYLE VİRÜS YAYILMIŞTIR…”
Ulusal bayramlara ve baroların kongrelerine yasak getirildiği hatırlatılan dilekçede, şu değerlendirmeler yapıldı:

“23 Nisanlara, 19 Mayıslara, 30 Ağustoslara, 29 Ekimlere, 10 Kasımlara, baroların kongrelerine yasak koyan şüpheliler, AKP kongrelerine yasak getirmeyerek virüsün yayılmasına hizmet etmişlerdir. Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi Kurban Bayramı öncesinde; ‘Bu salgından kurtuluyoruz inşallah, iki bayramı birlikte yapacağız’, diyerek insanlarımıza bu salgın bitiyor artık, tehlike geçmiş durumda diye düşündürterek, insanlarımızın salgını hafife almalarına neden olmuşlardır.

Şüpheliler, 1 Mayıs’tan itibaren de ekonomik alandaki eksik gedik kısıtlamaları da kaldırarak artık her şeyin normale döndüğü mesajı vermişler, halkımızın bu açıklama ve uygulamalardan etkilenerek virüsün etkisinin geçtiği algısını uyandırmışlar, dolayısıyla virüsün rüzgâr hızıyla yayılmasına neden olmuşlardır.”

Dilekçede Hıfzıssıhha Kanunu’nun 83, 76 maddeleri hatırlatarak, “İşte bu madde Devletin sosyal devlet olma özelliğinin bir sonucudur. Ancak AKP iktidarı, Cumhuriyetin olmazsa olmaz birçok temel ilkelerinde olduğu gibi sosyal devlet ilkesini de ortadan kaldırmış, halk yararına olan temel hükümler yok sayılmıştır ve 276 madde sağlıklı istatistik verilerin kamuoyu ile paylaşılması gereğini, gerekçeleriyle birlikte sorumlularını da açıklamıştır. Ancak yukarıda da sunduğumuz gibi bu maddelere de tüm şüphelilerin aykırı hareket ettiği aşikârdır” denildi.

“GÖREVİ İHMAL SUÇU…”
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fahrettin Koca ve 81 İl Valisinin Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesine göre görevi ihmal suçu işlediklerini ifade eden HKP avukatları dilekçede, “Bu maddeye aykırı hareket ederek binlerce insanımızın hastalanmasına, vefat etmesine, açlık ve yoklukla başbaşa kalmalarına sebep olan şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmasını talep etmek zorunlu olmuştur” ifadelerine yer verildi.

“İNSANLAR BİLEREK ÖLÜME GÖNDERİLMİŞLERDİR”
Suç duyurusunun ardından HKP Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak, Çağlayan Adliyesi’nin önünde açıklama yaptı. Çolak şunları söyledi:

“Bugün ülkemizi ve dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgını nedeniyle halkımızın ölümlerden ölüm beğendiği ortamlarda siyasi iktidarın, merkezi yönetimi elinde tutan AKP’giller’in gerekli önlemleri almayarak insanlarımızın ölümlerini artırması karşısında, görev suçu işlediklerinden dolayı Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunduk.

Esasen Halkın Kurtuluş Partisi olarak biz 14 Eylül tarihinde de benzer bir suç duyurusunda bulunmuştuk. Ancak ülkemizdeki Covid-19 süreci tamamen insan sağlığını hiçe sayan, bilimin öngördüğü önlemleri hiçe sayan uygulamalarla geçiştirilmek isteniyor. Zamanında bilim insanları çok ciddi uyarılar yaptılar bu konuda, kitlesel ölümlerin gündeme gelebileceği şeklinde. Ama Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP’gillerin tamamı bu salgını ciddiye almadan hatta kendileri işi inşallahla, maşallahla geçiştirdiler. Hiçbir bilimsel değeri olmayan ve gelecekte, geçmişte bugünleri yaşayacağımız öngörülmesine rağmen insanlarımız maalesef bilerek ve ihmal suretiyle ölüme gönderilmiş durumlar. Şu anda Bilim İnsanlarının öngördüğü şekliyle ülkemizde 200.000 civarında insanın Covid-19 salgını nedeniyle yaşamını kaybedeceği söyleniyor.

Oysa sadece maske, mesafe, temizlik diyerek bütün suçu halka yıkanlar gerçek anlamda bu salgına karşı tam bir kapanma sağlayıp, işçi sınıfının, emekçi halkın geçimini sağlayacak desteği; esnafımızın hatta sanayicilerimizin de geçici süredeki geçimini sağlayacağı desteği vermesi gereken hükümet, bunları yapmadan tam tersine bir avuç para babasına birtakım vergi indirimleri yaparak onların borçlarını silerek, onlara teşvikler vererek ama işçileri de bu salgın ortamında çalışmaya zorlayarak Covid-19’la mücadele ettiğini sanıyor…

Bu tamamen kandırmacadan ibarettir. Halka yapılan bir ihanettir.
Halkımıza yapılan tüm ihanetlerin hesabını sormaya, sorumluların yargı önünde ve gerçek anlamda bağımsız, tarafsız mahkemeler önünde hesap vermesi için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Bugün de Çağlayan Adliyesi’nde Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve 81 il valisi hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bu suç duyurusunu takip edecek Cumhuriyetin Savcılarının olup olmadığını önümüzdeki günlerde göreceğiz.”

“BU BİLİNÇİ BİR KATLİAMDIR”
Çolak’ın ardından HKP avukatı Fettah Ayhan Erkan açıklama yaptı. Erkan, “Salgının yaz aylarına geçerkenki normale dönüş süresinde o zaman biz teşhisi koyduk. Bunlar sürü bağışıklığına gidiyorlar dedik. Sürü bağışıklığı demek bilerek, kasten insan katletmek demektir. Bunun sonunda yüz binlerce Türk insanı katledilmiş olacak. Bu bilinçli bir katliamdır” dedi.
01 Aralık 2020 / ÖZGÜR İFADE

İŞTE SUÇ DUYURUSU DİLEKÇESİNİN TAM METNİ:

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
MARİFETİ İLE ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
SUÇ DUYURUSUNDA
BULUNAN : HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞI
Karanfil Sokak No:24/15 Kızılay/ANKARA
VEKİLLERİ : Av. Metin BAYYAR – Av. Ayhan ERKAN
Av. Ali Serdar ÇINGI – Av. Tacettin ÇOLAK – Av. Sait KIRAN,
Av. Azime Ayça OKUR -Av. Halil AĞIRGÖL
Av.Pınar AKBİNA – Av. Doğan ERKAN
Kocatepe Mah. Meşrutiyet Cad. Hatay Sk. No: 4/9
Kızılay/Çankaya/Ankara

ŞÜPHELİLER : 1.RECEP TAYYİP ERDOĞAN (CUMHURBAŞKANI)
2.FAHRETTİN KOCA (SAĞLIK BAKANI)
3.TÜM İLLERİN VALİLLERİ
SUÇ :1593 SAYILI UMUMİ HIFZISIHHA KANUNU 3/3-4-11-16, 29, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 64, 67, 71, 72, 83, 276, 277, 278, 279. MADDELERE AYKIRI HAREKET EDEREK GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA (TCK M. 257)
SUÇ TARİHİ :11.03.2020’DEN BERİ HALEN
AÇIKLAMALAR :
OLAY

Bilindiği üzere Aralık 2019’dan itibaren başlayan Covid 19-Korona salgını nedeniyle resmi açıklamalara göre ülkemizde ilk vaka 11.03.2020 tarihinde görüldü. Ve o günden bu güne vaka sayısı, vaka sayılarındaki artışa oranla vefat sayısı da hızla artmaktadır. Gelinen süreçte ise salgının artık kontrolden çıktığı, vaka ve vefat sayısının resmi açıklamalardan çok daha fazla olduğu namuslu bilim insanları ve sağlık çalışanlarımız tarafından dillendirilmekte, hatta bizzat tarafımızca görülmektedir.

Ve 25 Kasım 2020’den bugüne açıklanan vaka sayıları; namuslu bilim insanlarının, 14 Eylül 2020’de yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiğimiz kapsamlı suç duyurusunda Partimizin söylediklerinin ne yazık ki doğruluğunu kanıtlamaktadır. Yapılan son açıklamalar, başta AKP Genel Başkanı olmak üzere, Sağlık Bakanı ve diğer yetkililerin gerek vaka sayılarında gerekse ölüm sayılarında gerçekleri söylemediklerinin, kamuoyuna doğru bilgi vermediklerinin de itirafıdır.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından 26 Kasım 2020 tarihinde yapılan Basın Açıklaması; Namuslu Bilim İnsanlarımızın, sağlık çalışanlarımızın ve Partimizin aylardır dillendirdiği üzere, yetkili ve sorumlu konumunda bulunanların hem vaka sayıları, hem ölüm sayıları noktasında doğruları söylemediklerinin, Covid 19 pandemisi ile ilgili bilimin emrettiği önlemleri almadıklarının da itirafı niteliğindedir:

“Sağlık Bakanı Koca, Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında beş ay sonra ilk defa günlük koronavirüs vaka sayısını açıkladı. Koca, Türkiye’de son 24 saat içinde 28 bin 351 kişide koronavirüs tespit edildiğini söyledi. Böylece Türkiye, dünyada günlük olarak en çok koronavirüs vakasının görüldüğü ülkelerden biri oldu.

“Koca, Eylül ayında yaptığı açıklamada 29 Temmuz’dan beri günlük olarak vaka sayısının değil, hasta sayısının açıklandığını söylemişti.

“Bu açıklamaya hem Türkiye’deki sağlık alanında görev yapan meslek birliklerinden hem de Dünya Sağlık Örgütü dahil olmak üzere uluslararası camiadan tepki gelmişti.

“İngiltere, Türkiye’nin uluslararası normlara göre vaka sayısını açıklamadığını gerekçe göstererek seyahat koridoru uygulamasını kaldırmıştı.

“’Artık semptom göstermeyen vakalar da tablolarda olacak’

“Sağlık Bakanı Koca, Çarşamba günü ise vatandaşların tüm verilerden haberdar olmak istediğini söyleyerek artık semptom göstermeyen vakaların da günlük tablolarda yer alacağını aktardı.” (https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-55082062)

Kaldı ki açıklanan rakamlar, TTB Merkez Konseyinin açıklamalarına göre doğru değildir:

“TTB: Sadece Ankara’da 4-5 bin pozitif vaka var

“Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı’nın toplu açıklamaya başladığı vaka sayılarının da gerçeği yansıtmadığını savunarak en az iki haftalık kapanma çağrısı yaptı.

“Türkiye’de semptom göstermeyen korona pozitif vakaların da günlük resmi tabloya eklenmesinin ardından tartışmalar sürüyor. Temmuz’dan bu yana sadece semptom gösteren hasta sayısını açıkladığı için eleştirilere hedef olan Sağlık Bakanlığı, toplam yeni koronavirüs vaka sayısını 28 bin 351 olarak açıklamıştı.

“Türk Tabipleri Birliği (TTB), Bakanlık’ın açıkladığı toplam vaka sayısının da gerçeği yansıtmadığını savundu. TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut, filyasyon ekiplerinden aldıkları rakamlara göre sadece Ankara’da 14-15 bin kişinin izolasyonda bulunduğunu, aralarından 4-5 bininin pozitif olduğunu belirterek ‘Bu sadece filyasyon ekiplerinden gelen rakam, hastanelerdeki rakam değil. Topladığımızda bu 28 bin civarı rakamın aslında gerçeği yansıtmadığını şimdiden söyleyebiliriz’ dedi.” (https://www.dw.com/tr/ttb-sadece-ankarada-4-5-bin-pozitif-vaka-var/a-55734669)

Yine 29 Kasım 2020 tarihli haberler salgının boyutunu bir kez daha gözler önüne sererken, sorumlu ve yetkili sıfatını taşıyan kimselerin bugüne kadar yaptıkları açıklamaların doğru olmadığını, alınmayan önlemlerin alındı olarak gösterildiğini kanıtlar niteliktedir.

“Hastanelerin poliklinik, otopark ve yemekhaneleri yoğun bakıma dönüşüyor

“Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koronavirüs vaka sayılarından yüzde 100’e yakın artış yaşandığını açıkladığı Ordu’da yeni tedbirler alındı.

“Koronavirüs vakalarının artışa geçtiği Ordu’da koronavirüsle mücadele kapsamında hastanelerin prefabrik binalarındaki polikliniklerin kapatılmasına, otopark, yemekhane ve ek binaların da yoğun bakım servisine dönüştürülmesi kararı alındı.

“Ordu Valisi Tuncal Sonel’in başkanlığında toplanan İl Pandemi Kurulu, koronavirüsle mücadele kapsamında ‘vatandaşları korumak ve salgının yayılmasını önlemek’ amacıyla ek kararlar aldı. Toplantıda Ordu Devlet Hastanesi’nde prefabrik binada bulunan polikliniklerin kapatılarak, ilave yoğun bakıma dönüştürülmesine ve hastanenin personel otopark alanında da prefabrik yoğun bakım inşa edilmesi kararı alındı.

“Öte yandan Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ana hizmet binasında bulunan yemekhane ve 1’inci katında bulunan birimlerin de boşaltılarak, yoğun bakım olarak hizmete açılmasına karar verildi. Yine Ordu’da bulunan Altınordu İlçe Sağlık Müdürlüğü ve “Ordu Verem Savaş Dispanseri hizmet binalarının boşaltılarak, yataklı servis ve yoğun bakım oluşturmak üzere Eğitim Araştırma Hastanesi’ne tahsis edilmesi kararı alındı.

“Acil durum dışında ameliyat yapılmayacak

“Kararlar kapsamında acil olmayan cerrahi işlemlere ara verilecek, ameliyathaneler yalnızca acil cerrahi girişimler yapılacak şekilde düzenlenecek. Ameliyathanelerde çalışan personel, hastanelerin diğer alanlarında görevlendirilecek.” (https://halktv.com.tr/hastanelerin-poliklinik-otopark-ve-yemekhaneleri-yogun-bakima-donusuyor-440509h)

14 Eylül 2020 tarihinde yaptığımız kapsamlı suç duyurumuzda bütün kanıtlarını ortaya koyduğumuz ve 25 Kasım’dan itibaren açıklanan vaka sayıları, şüphelilerin; Halkı korumaya yönelik hiçbir ciddi gerçekçi önlem almadıkları gibi, sürekli yalan söyleyerek virüsün çok saldırgan ve hızla ölümcül sonuçlara yol açan bir salgına dönüşen karakterini gizlediklerini ortaya koymaktadır. Şüpheliler tehlikeyi hafife almanın ötesinde, neredeyse yokmuş gibi göstermişler, vaka ve ölüm sayılarını ona, yirmiye bölerek açıklamışlardır.

Son ana kadar sınırlarımız açık tutulmuş, kara, hava ve deniz ulaşımına bir sınırlama getirilmemiştir. Ayrıca Cumhurbaşkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan 21 bin insanı bizzat kendi oluruyla Umre’ye gönderip virüsle enfekte olmuş olarak geri döndürmüştür. Ayasofya’da resmi rakamlarla 350 bin insanı toplayıp, 81 ile enfekte olmuş bir şekilde dağıtan, AKP mitinglerinde insanları hiçbir önlem almadan toplayıp, çay dağıtarak hengamelere neden olan ve buna hiçbir şekilde müdahale etmeyen şüphelilerdir.

23 Nisanlara, 19 Mayıslara, 30 Ağustoslara, 29 Ekimlere, 10 Kasımlara, Baroların kongrelerine yasak koyan şüpheliler, AKP parti Kongrelerine yasak getirmeyerek virüsün yayılmasına hizmet etmişlerdir. Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi Kurban Bayramı öncesinde; “Bu salgından kurtuluyoruz inşallah, iki bayramı birlikte yapacağız”, diyerek insanlarımıza bu salgın bitiyor artık, tehlike geçmiş durumda diye düşündürterek, insanlarımızın salgını hafife almalarına neden olmuşlardır.

Şüpheliler, 1 Mayıs’tan itibaren de ekonomik alandaki eksik gedik kısıtlamaları da kaldırarak artık her şey normale döndüğü mesajı vermişler, Halkımızın bu açıklama ve uygulamalardan etkilenerek virüsün etkisinin geçtiği algısını uyandırmışlar, dolayısıyla virüsün rüzgâr hızıyla yayılmasına neden olmuşlardır.

Bütün bunlar göstermektedir ki, AKP Hükümeti artık 1 Mayıs’tan itibaren “Sürü Bağışıklığı” politikasını uygulamaya geçmişlerdir. Varsın herkes böyle bir salgın yokmuş gibi davransın, sonunda ölen ölür, kalan da bize fazlasıyla yeter, demektir “Sürü Bağışıklığı”. Ve de 83 milyon nüfusun ortalama 60 milyonunun Covid 19 virüsüyle tanışması, yaşlı, kronik hastalığı olanlar ve vücut direnci düşük olanların virüs tarafından öldürülmesidir.

Covid 19 virüsünün rüzgar hızıyla yayılmasının baş sorumluları bugünlerde de sorumluluğu Bilim Kurulu üyelerinin üzerine yıkma telaşındalar:

“Şimdiye kadar, COVID-19 salgınına karşı inşallah, maşallahla çözüm buluyoruz diyenler, camilerden okunan salalar ve dualarla virüsün yenileceğini pompalayanlar, yine her zaman olduğu gibi suçu başkasına yıktılar.

“Neymiş; “Yeni tedbirlerle alakalı olarak bu işin birinci derecede sorumlusu bilim kurulu”ymuş. “Bilim kurulu her türlü hazırlığı ve çalışmayı yürütüyor’’muş…

“Peki, Bilim Kurulu üyeleri geçmişte ne diyordu?

“Prof. Dr. Tevfik Özlü üç ay önce yaptığı açıklamada; “Biz tavsiye noktasındayız. Görüşlerimizi söylüyoruz fakat karar alma yetkimiz yok” demedi mi?

https://onedio.com/haber/erdogan-in-birinci-derecede-sorumlu-bilim-kurulu-dur-sozleri-icin-ne-dediler-944488

Yukarıda belgeleri ile açıkladığımız verilerin gizlenmesi, gereken tedbirlerin alınmaması hep ekonomik kayıp kaynaklı olmuş, insanlarımız; özellikle günübirlik nafakasını sağlayanlarla küçük esnaflar iflas noktasına gelmiş, evlerine bir dilim ekmek götüremeyen muhtaç ana babalar kendilerini yakma noktasına kadar gelmiş, açlıktan ölmektense virüsten ölmeyi adeta kabul ederek tedbirleri yok saymışlardır. Oysa Hıfzıssıhha Kanunu bunu da düzenlemiştir:

Madde 83 – Cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edilen kimselerle 76 ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendileri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir.

İşte bu madde Devletin sosyal devlet olma özelliğinin bir sonucudur. Ancak AKP iktidarı, Cumhuriyetin olmazsa olmaz birçok temel ilkelerinde olduğu gibi sosyal devlet ilkesini de ortadan kaldırmış, halk yararına olan temel hükümler yok sayılmıştır.

Yine aynı kanunun 13. babında düzenlenen 276 ve devamı maddelerde sağlıklı istatistikî verilerin kamuoyu ile paylaşılması gereğini, gerekçeleriyle birlikte sorumlularını da açıklamıştır. Ancak yukarıda da sunduğumuz gibi bu maddelere de tüm şüphelilerin aykırı hareket ettiği aşikardır.

Tüm bu nedenlerden dolayı tüm şüpheliler, TCK 257’de düzenlenen görevi ihmal suçunu işlemişlerdir:

Görevi kötüye kullanma (1) Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu maddeye aykırı hareket ederek binlerce insanımızın hastalanmasına, vefat etmesine, açlık ve yoklukla başbaşa kalmalarına sebep olan şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmasını talep etmek zorunlu olmuştur.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıkladığımız ve Cumhuriyet Savcılığınca re’sen araştırılacak sebeplerle, şüphelilerin eylemlerine uyan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda belirtilen suçlardan yargılanıp cezalandırılması amacıyla haklarında gerekli soruşturmanın yürütülerek Kamu Davası açılmasını müvekkil Parti adına talep ediyoruz. 30.11.2020

Google News



Tema Tasarım |