Ana Sayfa Gündem, Türkiye 14 Haziran 2020

ÜLKEDE DEHALAR VAR AMA BİZ KIRAATHANE AÇIP BEDAVA KEK DAĞITIYORUZ

‘Mardin’den Markus Acar Köyünde Bilgisayarı Olmadan 500 Proje Arasından CERN Projesine Girdi; Yozgat’tan Elif Eda Acar Köyünde…

‘Mardin’den Markus Acar Köyünde Bilgisayarı Olmadan 500 Proje Arasından CERN Projesine Girdi; Yozgat’tan Elif Eda Acar Köyünde Bilgisayarsız İnternetsiz Kodlamayı Öğrendi MARS Programına Girdi’

‘MARDİN ARTUKLU ESKİKALE KÜYÜNDEN BİR DEHA MARKUS ACAR’
Mardin’den ikinci bir Aziz Sancar doğuyor. Markus Acar adlı lise öğrencisi zor şartlarda yaşarken büyük bir başarıya imza attı. Lise 3. sınıfa giden Markus Acar, bilgisayarı dahi olmadan büyük bir başarıya imza attı. Markus Acar’ın yaptığı bu büyük başarı sonrası akıllara yeni bir Aziz Sancar’mı doğuyor sorusunu getirtiyor

Mardinli Markus’ın CERN’e uzanan büyük başarısı.

Mardin’de lise 3’üncü sınıf öğrencisi Markus Acar, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin (CERN), lise öğrencileri arasında düzenlediği yarışmada 500 proje arasından finale kaldı. Çin’den 2 ve Şili’den 3 öğrenciyle birlikte hazırladığı ‘e-dedektör’ projesi ile ilk 20’ye kalan Markus Acar, Türkiye adına kazanan ilk takım olarak CERN’e gitmek istiyor.

Mardin’in Artuklu ilçesine bağlı Eskikale köyünde oturan, küçüklüğünden beri bilime ve teknolojiye ilgisi olan Acar, ailesi dar gelirli olduğu için köyden öğrenim gördüğü fen lisesine yürüyerek gitmek zorunda kalıyordu. Okuldan arta kalan zamanlarında tarlada çalışıp ailesine yardımcı olan Acar, Çin’den 2 ve Şili’den 3 öğrenci arkadaşıyla CERN’in 12 Eylül 2019’da lise öğrencileri arasında düzenlediği ve farklı ülkelerden 500 projenin katıldığı ‘CERN Beamline’ yarışmasında finale kalarak büyük bir başarıya imza attı.

BİLGİSAYARI OLMADAN YARIŞMALARA KATILDI
Ailesinin maddi durumu bir bilgisayar almaya yetmediği için 2 yıl önce arkadaşından aldığı ödünç bilgisayar ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen Bilim Kampı Proje Yarışması’nda Türkiye üçüncüsü olan Acar, “Şartlar ne olursa olsun fırsat ve imkan buldukça aralarında sosyal projelerin de olduğu birçok bilim ve teknoloji tabanlı projelere katılmaya çalıştım. Hepsinden derece aldım. Bilgisayarım olmadan lise 2’nci sınıfı okurken akıllı şehir planlaması üzerine bir arkadaşım ile geliştirdiğimiz proje ile Türkiye üçüncülüğüne layık görüldük. İlk defa o zaman bilgisayar sahibi oldum. Sonraki katıldığım projelere ise Mardin Valiliği tarafından bana hediye edilen bilgisayar ile devam ettim. Ülkem ve dünya için nitelikli insan kaynağına dahil olabilmem için eğitimim ve kariyerim boyunca elimden geleni yapacağım” dedi.

‘BİRİNCİ OLACAĞIMIZA İNANIYORUM’
Finalde birinci olacaklarının inandığını aktaran Acar, “Hazırladığımız e-dedektör projesi ile ilk 20’ye kaldık. Finallerde de birinci olacağımıza inanıyorum. Geçen yıl da bu yarışmaya katılmıştım ama başarılı olamamıştık. Bu yıl Türkiye adına kazanan ilk takım olarak CERN’e gitmek istiyorum. Takımımız SIMES Science Academy olarak 6 öğrenci ve bir koçtan oluşmaktadır. Aslında böyle uluslararası bir takımı kurmanın ilk adımlarını Çin’den arkadaşım Jimmy ile sosyal medya üzerinden tanıştıktan sonra yaptık. Sonrasında Şili’den Manu arkadaşımızın başarılı ekibi ile birleşerek takımı tamamladık. Projemiz kısaca düşük maliyetli olan etkili transistör tasarımına dayalı Grafen katmanları kullanarak CERN ve DESY gibi parçacık fiziği merkezlerinde kullanılabilecek bir e-dedektör oluşturmak ile ilgili bir proje. Finalde birinci olmamız halinde İsviçre’deki CERN tadilatta olduğu için Almanya’da bulunan CERN’e bağlı DESY LAB’da deneyi gerçekleştirmek için Eylül ayı gibi gideceğiz” diye konuştu.

‘EVRENİN SIRLARINI AYDINLATMAYA YARDIMCI OLMAK İSTİYORUM’
Hazırladıkları dedektörün gerek boyut, gerek maliyet açısından CERN’de şu an kullanılan dedektörlerden çok daha avantajlı olduğuna dikkat çeken Acar, “Evrenin yeniden oluşumunu, Big Bang’ı canlandırmak için on binlerce dolar değerinde ve metrelerce büyüklükteki parçacık çarpıştırıcı dedektörler yerine bizim önerimiz yaklaşık 100 dolar değerinde bir dedektörle bunu yapabileceğimiz. Bilgisayar ortamında hazırladığımız ve ilk denemelerimizde başarı sağladığımız projemiz sayesinde evrenin oluşumundaki sırları aydınlatmaya yardımcı olacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

UZAY ALANINDA SES GETİRECEK BİR ÇALIŞMA YAPIYOR
Süryanice, Arapça, Kürtçe ve İngilizceyi iyi derecede bilen, son dönemde de Almanca ve Çinceyi öğrenen, bağlama çalan, resim yapan ve tenis oynayan Acar, başarısını düzenli ve belirlediği bir hedefinin olmasına bağlıyor. Son zamanlarda uzay sektöründe ses getirecek bir çalışma yaptığını anlatan Acar, şunları kaydetti:
“Evrenify isimli girişimimiz ile ilgilenmekteyim. Evrenify, Avrasya’daki en güçlü ve fonksiyonel roketleri tasarlamak ve inşa etmek hedefiyle yola çıkan bir grup girişimcidir. İlk hedefimiz alçak dünya yörüngesinde sürdürülebilir çalışmalar yürütebilen roket programını tamamlamaktır. Bu hedeflere ‘Milli teknoloji hamlesi’ sloganına destek vererek çıkan Evrenify, uzay teknolojileri alanında maksimum yetkinlikte, dinamik bir mühendis ekibi oluşturmayı da hedefliyor.”

‘OĞLUMLA GURUR DUYUYORUM’
Markus Acar’ın babası Acar Acar (44), oğlu ile gurur duyduğunu belirtirken anne Roza Acar da kendisi hiç okula gidemediği için oğlunun eğitimine çok önem verdiğini kaydetti.

Anne Acar şöyle konuştu:
“Zor şartlar altında yaşıyoruz. Köyde kalmamıza rağmen oğlum fen lisesini kazanınca ona yakın olmak için Mardin merkeze bağlı bir köye yerleştik. Köye servis gelmediği için oğlum her sabah okula gitmek için 15 dakika yürümek zorunda kalıyordu. Her okula gidip geldiğinde yüreğim ağzımda kalıyordu, ama çok şükür bu yıl okulu bitiriyor. Kendisi ile gurur duyuyorum. Başarısı ile de Mardin’in de Türkiye’nin de gururu oldu.”Kaynak: hurriyet.com.tr


‘YOZGAT ÇAYIRALAN CURALİ’DEN BİR DEHA ELİF EDA GÜNEŞ’
Bilgisayar ve internetin olmadığı köyünde kodlamayı öğrenen Elif Eda Güneş çalışmaları hakkında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’a bilgi verdi.
Yozgat’ın Çayıralan ilçesinin Curali köyünde dünyaya gelen Güneş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kabulde Oktay’a çalışmaları ve projelerini anlattı.

Güneş, ilkokula köyündeki birleştirilmiş sınıfta başladığını belirterek, o günleri hiç unutmadığını, bu yüzden köy okullarını teker teker gezerek çocuklara bilim ve teknolojiyi anlattığını söyledi.

Hastanelerin onkoloji bölümünde tedavi gören çocukları da ziyaret ettiğini kaydeden Güneş, “O çocuklara umut olmak istiyorum çünkü o çocukların umudu olduğunda daha çabuk iyileşeceklerine inanıyorum.” dedi.

Güneş, gelecekte girişimci olmak istediğini dile getirerek, “İleride bir kuluçka merkezi kurmak istiyorum. Burada hem kendi projelerimi geliştirmek hem de gençlerin projelerine yardımcı olmak istiyorum. Böylece hem ülke ekonomisine katkı sağlamayı hem de girişimcilerin sayısını artırmayı hedefliyorum.” ifadelerini kullandı.

Geçen yıllarda Mars için keşif aracı tasarlayan ekiplerin yarıştığı “European Rover Challenge” yarışmasına katıldığını anlatan Güneş, “Liseliler olarak bir ekip kurmuştuk. İki yıl kadar o ekipte yer aldım. O yarışmaya katılmaya hak kazanan en genç ekip olduk. Genellikle üniversite öğrencileri çağrılıyordu ama biz liseliler olarak katılmaya hak kazanmıştık.” diye konuştu.

Güneş, köyde büyürken karşılaştığı zorlukların kendisini sorunların çözüm yollarını bulmaya ittiğini belirterek, “İnsan, zorluklarla karşılaşmadıkça aklında sorun çözmek gibi bir düşünce de olmuyor. Bu yüzden, karşılaştığımız zorluklar çözüm bulmak için bize fırsatlar sunuyor.” dedi.

“Zorluklar bizi başarıya zorladı”
Oktay, Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’ndan beri birçok zorlukla karşılaştığına işaret ederek, “Bizim savunma sanayisindeki başarımızın sebebi çektiğimiz zorluklardır. Bu zorluklar bizi başarıya zorladı, başka bir şans da bırakmadı.” değerlendirmesinde bulundu.

İmkansızlıkların başarının önünde engel olmadığını vurgulayan Oktay, “İnanıldığı zaman yapılamayacak bir şey yok. Bugün biz bu öz güveni kazanmış durumdayız. Her şeyi yapabiliriz. ‘Birisi yapıyorsa biz de yaparız, birisi yapmıyorsa o zaman biz yaparız.’ diyoruz. Bu cesareti de senin gibi gençlere bakarak alıyoruz.” dedi.

Oktay, Türkiye’deki diğer pek çok gencin de gayretle çalıştığına işaret ederek, “Savunma sanayisindeki mühendislerimizin çoğu gençtir, çoğu daha yeni mezundur. ‘Şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz.’ diye övünerek konuşuyoruz ya. Mühendislerimize bakın, çoğu gençtir.” ifadelerini kullandı.

Gençlerin yazılım alanında da iyi işler çıkardıklarına dikkati çeken Oktay, “Diğer alanlar bir tarafa, ‘oyun’ diyerek geçiştirilen alanda bile milyarlarca dolarlık bir pasta var. Şu anda Türkiye’deki gençler bunu üretiyor ve birkaç milyar dolarlık oyun ihracatımız var. Dolayısıyla yazılımda da birçok alanda kendi sistemlerimizi geliştirmeye başladık.” şeklinde konuştu.

Bilgisayarı ve internetinin bulunmaması kodlamayı öğrenmesine engel olmadı
Okuma yazma bilmeyen Mustafa ve Hatice Güneş çiftinin 3 kızından en küçüğü olarak dünyaya gelen Güneş, evinde bilgisayar ve internet olmamasına rağmen henüz 15 yaşındayken kodlamayı öğrendi.

Güneş, yazılıma merakı sayesinde Ancha Uzay Teknolojileri ekibine kabul edilerek, Mars için insansız keşif aracı tasarlayan ekiplerin yarıştığı “European Rover Challenge” yarışmasına katıldı.

Köy okullarındaki çocuklara örnek olmak amacıyla “Kelebek Etkisi” adlı projeyi hazırlayan Güneş, Yozgat ve Kayseri’deki okulları gezerek bilim ve teknoloji konusunda sunumlar yapıyor.
14 Haziran 2020 / ÖZGÜR İFADE

Google News XX Sitesi


Tema Tasarım |