Ana Sayfa Gündem, Türkiye 17 Haziran 2020

ÜLKENİN ÜSTÜNÜ BİTİRDİLER ŞİMDİ DİBİNİ KAZIYORLAR

ÜLKENİN ÜSTÜNÜ BİTİRDİLER ŞİMDİ DİBİNİ KAZIYORLAR’14 Yılda Uşak’ın 4’te 1’ini Yok Ettiler’Türkiye’nin en büyük altın madenlerinden biri…

ÜLKENİN ÜSTÜNÜ BİTİRDİLER ŞİMDİ DİBİNİ KAZIYORLAR
’14 Yılda Uşak’ın 4’te 1’ini Yok Ettiler’
Türkiye’nin en büyük altın madenlerinden biri olan ve Uşak’ın Eşme ilçesindeki Kışladağ bölgesinde faaliyet gösteren altın madeni, 14 yılda Uşak’ın 4’te 1’i büyüklüğündeki alanı tahrip etti.

Uşak‘ın Eşme ilçesi Kışladağ bölgesinde, TÜPRAG şirketine ait olan ve yaklaşık 14 yıldır faaliyet gösteren altın madeninin yarattığı tahribat, uydu görüntülerinin güncellenmesinin ardından ortaya çıktı. Şirket, Kışladağ‘da 750 hektar alanı tahrip ederken, 1 kilometre genişliğinde ve yaklaşık 350 metre derinliğinde dev bir çukur oluşturdu!

2006 yılından beri faaliyet gösteren madenin yarattığı çevre tahribatının yanı sıra bölgede kanserden kaynaklı insan ve hayvan ölümleri vakalarının arttığı gözlemlenmiş durumda. Bunun yanı sıra madende 70 bin ton siyanür kullanılması, bölge halkında endişe yaratıyor.

750 HEKTAR BÜYÜK BİR ALAN
TMMOB Mimarlar Odası Uşak İl Başkanı Çağlar Samancı, uydu görüntülerinin güncellenmesiyle birlikte Kışladağ altın madeninin yarattığı tahribatı göstermek amacıyla uydu görüntülerini paylaştı.

Haritanın 100 bin kat küçültüldüğünde bile tahribatın uydu görüntülerinde görüldüğünü ifade eden Samancı, “Bu haritalar son 4-5 yıldır güncellenmiyordu. Kabaca ben bu madenin tahribat yarattığı alanı ölçtüm ve 750 hektar gibi korkunç bir rakamla karşılaştım. 750 hektar alanda korkunç bir ağaç katliamı anlamına geliyor. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Uşak ilinin merkezi ise 2 bin 500 hektar yani yaklaşık 4’te 1 kadar büyüklükte bir alan” diye konuştu.

VAHŞİ YÖNTEMLERLE MADEN ÇIKARILIYOR
Samancı şöyle konuştu; “Altın gümüş ve benzeri tarz madenleri çıkarmak çevre açısından zararlı. Maalesef ülkemizde maden çıkarmak için kullanılan teknik aynı zamanda maden arama çıkarma süreçlerinde en vahşi olan siyanür liç (Altın işleme faaliyetleri için en etkili ve düşük maliyetli siyanürle yıkama sistemi) denilen sistem. Firmalar ise şunu savunuyor ‘biz siyanürü kaybetmek istemiyoruz. Çünkü sitem pahalı’ ancak siyanür liç sahalarında kullanılan jeomembran (akışkan önleyici bariyer) dedikleri şey basınca çok dayanamayan, zamanla doğaya yenik düşen ve birçok otoriteye göre de jeomembran sisteminin ömrü 15-20 yıl skalasında değişmektedir. Dolayısıyla Murat Dağı’nda kurulmak istenen sistemin de bu tarz riskleri var.

KAYNAĞIMIZI ZEHİRLEYECEKLER
Böyle bir tahribatın Murat Dağı‘na da yapılmak istediğini söyleyen Samancı, “Bu doğrudan bizim su kaynağımızı zehirleyecek. 100 hektar alanda siyanür havuzu kuracağız diyorlar ve içme suyuna karışmayacak diyorlar. Peki ya karışırsa? Sadece Uşak’ta 200 bin insan yaşıyor ve içme suyu Murat Dağı’ndan karşılanıyor. Suya siyanür karışması demek kitlesel ölüm anlamına geliyor. Kışladağ altın madeninde 750 hektar alan yok oldu ve Murat Dağı’nda da aynı şeyi yapacaklardı. Bu durum doğrudan bizim içme suyumuzu etkileyebilir. Bizim Mimarlar Odası olarak davacı olmamızın ana sebebi, bu meselenin bir su meselesi olmasından da ileri geliyor.

Burada ilginç olan başka bir durum daha var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı şirketten yana tavır göstererek yani bu böyle algılanıyor, mahkemenin iptal ettiği rapora karşı itiraz etti. Murat Dağı süreci henüz bitmiş değil, Kışladağ altın madeninden çıkarmamız gereken dersler var. İkinci şerhimiz ise bölgede ciddi bir doğa tahribatının yaşanacak olması. Murat Dağı doğal bir miras ve ekolojik bir dengesi var. Bu çerçevede davacı olduk. Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

MÜCADELE ÖNEM KAZANMAKTADIR
ÇED raporlarının yetersiz olduğunu belirten TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ise “Tüm bu süreçlerde verimli tarım arazileri, su havzaları, ormanlarımız, korunması gereken doğal alanlarımızda işletilen, işletilmesi planlanan çevresel riski son derece yüksek olan bu tesisler ile ilgili hazırlanan ÇED raporlarının yetersizliği ortadadır.

Ülkemizin çevre politikaları, tüm hukuki ve çevresel mücadelelere rağmen Bergama, Çukuralan, Efemçukuru, Kışladağ, Gördes madencilik projeleri işletilmeye devam ediyor. Yaşam alanlarımızın hızla kirletildiği, yok edildiği ülkemizde bölge halkı tarafından yürütülen mücadele çok daha önem kazanmaktadır” diye konuştu. ekolojibirligi.org
18 Haziran 2020 / ÖZGÜR İFADE



Tema Tasarım |