Ana Sayfa Kültür, Yazarlar 30.11.2020 337 Görüntüleme
İL İL TÜRKİYE ve BİTLİS’TE 5 MİNARE

İL İL TÜRKİYE ve BİTLİS’TE 5 MİNARE

İL İL TÜRKİYE ve BİTLİS’TE 5 MİNARE
Yıl 1982…Trt nin en önemli yapımlarından biri…
İL İLTürkiye DİZİSİ ..


Dokuz il düştü tanıtım için, yönetmen olarak şansıma. Tanıtım filmlerini yani belgesellerini ben yaptım bu illerin…
Elazığ , Bingöl, Muş, Ordu Giresun,Tokat ve Çankırı…
Bunlardan bir diğer ikisi de Siirt ve Bitlis’ti, bir prodüktör arkadaşım Turgay Erdemgil ile birlikte yaptık orda çalışmamızı… Çünkü Terör vardı…Kolay değildi, terörün bölgesinde çalışmak…. Doğu ve Güneydoğu’da,
illere, kasaba ve hatta köylere gitmek…
TRT, yani en güçlü, gözde bir iletişim kuruluşu…Bir yerde namlunun ucundaydık kamerası ve ekibiyle … Gideceğimiz yöre bunlardan birisi olmuş, önemli bir yurt köşesi, bayrağın dalgalandığı her yer ise bizim, programcı ve habercilerin,en önemli görev bölgesi çünkü,
Gitmediğin yer senin değildir deyip, hazırlıklarımızı yaptık, can arkadaşım Turgay Erdemgil ile… BİTLİS önce gidilecek yer dedik…. Ön araştırmamızı yapıp zamanın Bitlis Valisini aradık…
Görevimizi iletip, yardımlarını istedik. Aldığımız cevap hayli ilginçti…
Can güvenliğinizi sağlama oldukça zor.. – Bu nedenle ertelemeniz uygun olur…
Devlette, görev devam etmek zorundadır… Mazeret olmaz ve biz TRT cilerde ise asla çare tükenmez…
Tükenmedi, çaresini de yanımızda götürdük…
Evet ilk yolu Bitlis’e düşürdük…
Hani
“..Bitliste 5 minare, beri gel oğlan beri gel …”
türküsü olan ilimiz Bitlis …
Türküde olduğu gibi, 5 minaresi de, tek tek saydım ayaktaydı,….
Ama camileri, yıkılmıştı.. Deprem ve bazı nedenlerle …Hiç bir gelişme gösterememiş ama ,nedense il olmuş bir ilimizdi, o zaman ki Bitlis….
Şehri boydan boya ikiye ayıran tek caddesi vardı hatırladığım… Bir de Bitlis, sert taşından yapılmış bir büyük ulu camii..
Evler ya ‘’biriket’’ten, ya da yörede çıkan, toprak altında iken kazma ve kürek ile Adet ekmek keser gibi kesilen, ancak Günyüzü e çıktığında çimento gibi donan bir cins taş olan Ponzataşındandı…. Zaten çoğu evler Bitlis taşından yapılmış, toprak damlıydı….Elle sayılacak kadar az, 3 katlı bir iki bina vardı….
Asfalt iyice yıpranmış, hemen hemen yok gibiydi.. …
Tek fabrika vardı, ilde..
Bitlis sigara fabrikası…
Çünkü ünlü Bitlis tütünü burda yetişiyordu …
Amerika Virjinya tütünü ayarında hemde…Ve o özel tütün, ABD ye ihraç ediliyor yani gönderiliyordu..
Ağalarındı toprağın çoğu… Doğal olarak
iş alanı yoktu… Hayvancılıktı en önemli geliri…
İşte Bitlis ili ve ahvali o yıllarda buydu….Valisinden de belliydi hali ..
İlçesi Tatvan daha gelişmişti Bitlis’ten….
Çünkü Van gölü ,kıyısında ve demiryolu bağlantılıydı Tatvan…Van’a giden vapuru, ddy nin misafirhanesi vardı… Öte yandan,
yaşlı bir Bitlisli ihtiyarın deyimiyle
“.. ağalar ve zenginler parayı burada kazanıyor, büyük şeherler de yatırım yapıyor ,yada yiyip içiyorlar. Orda kalıyor, ölülerini gömmek için geliyorlardı sadece Bitlis’e…
Öyle anlattı bir yaşlı koca.. Özetle yok ve yoksulluğun diz boyu olduğu bir ildi Bitlis ve yöresi acımadı terör yüzünden.. . …
Halbuki ülke zenginlerinden bir çoğu bu ilden gitmişti sanayi bölgelerine.. aAdlarını saydılar tek tek…
O zamanın en zenginleriydi o kişiler hem de …
Ama biz , yatacak otel bile bulamadık şehirde…
Vali hiç ilgilenmedi, biz TRT ekibiyle…
Nedenini can güvenliği olarak belirtmişti zaten. ..
Halbuki film tamamen o ilin tanıtımıydı …
Önemliydi…
Diğer tüm iller adeta yarış içindeydi önce bizi tanıtın diye…
Neyse ,daha, fazla detaya girmek istemiyorum…
bizim,
görevimizdi bu …
Biz elden geleni yapacaktık tabi…
ilde tek banka olan Ziraat Bankası müdürü sınıf arkadaşım- ki tesadüfen ben para çekerken bankada karşılaştık- kendi misafirhanesini bize tahsis etti, ve büyük bir yardımda bulundu…
bizi konuk etti…
ilk kez, yöreye özgü Büryan Kebabı nı orda tattım, hem de sarı tatlı taze Bitlis üzümüyle birlikte yiyerek….
arkadaşım bir Bitlis’li den daha iyi biliyordu yöreyi. Ahlat’ı Adilcevaz’ı, Tatvan’ı…Nemrud krater göllerini ,Mutki’yi..
bizle dolaştı oda…Arkadaşım Süleyman Özel…. Rahmetli şimdi…..
7 gün kaldık il ve ilçelerinin çekimini yaptık…
dönüş günümüzdü… oradan da Siirt” e geçecektik..,
banka önünde bu değerli arkadaşım ve kısa zamanda dost olduğumuz kişilerle vedalaşırken, tüm il insanlarının tek sıra halinde dizilip, saygı duruşuna geçtiklerini farkettik.
Bir siyah 1978 model reno araç cadde de yavaş yavaş geliyordu…Arka sağ pencereden bir el, avucu açık dışarı çıkmıştı…
kuyruktaki her kes yaşlı genç büyük bir saygı içinde o uzanan eli öpüyordu…
yaklaştı 1978 model siyah reno bize…
İçindeki eli kuyruk olmuş yüzlerce kişi tarafından öpülen ve Kürtçe sloganlarla karşılanan o kişi ,zamanın bakanlarından Bitlis milletvekili Kamuran İnandı…Bir gün sonra Kurban Bayramıydı…
O siyah reno, akşam çekimden döndüğümüzde, misafir olduğumuz, bir ziraat bankası üstündeki misafirhane önünde bekliyordu… İndiğimizde, çok saygılı bir kişi,
-Sayın Bakanım sizi yarın misafir etmek, ve birlikte yemeğe davet etmek istiyor. Dedi…
ELBETTE davete icabet etmek gerekir dedik, ertesi gün öğleye doğru gelip bizi alacağını söyledi ve gitti…
Dediği saatte geldi ertesi gün, saat 1 civarı Bitlis’e yakın Gürpınar yada Güroymak denilen Sayın İnanın bulunduğu davet yerine hareket ettik.. .
Kasaba oldukça düz bir arazi üzerindeydi…
Ortasında büyük ve oldukça gür bir çeşme akıyordu..
Her yerde küçükbaş hayvanlar vardı. Halen de, yöre il ve ilçelerden kasabaya gelen insanlar vardı ve mutlaka birkaç küçükbaş, Hayvan ile geliyorlardı… başında aşçı oldukları belli olan, 20 kadar insan, altında ateş yanan , 45 büyük kazan, ve hemen onların yanında, içinde pilav pişirilen büyük yayvan teştiler vardı…
BİZE ayrılan yere giderken, yarı yolda , Sayın İnan bizi büyük bir nezaketle karşıladı ve ortada kurulu büyük bir otağa
Davet etti. Kilim, halı, ve çok temiz, minderlere bağdaş kurup oturduk..
Taze haşlanmış et ve Bulgur pilavı dan oluşan ziyafet sanırım dört bin misafir kişi vardı.
Hem siyasi bir kişilik, hem devlet Bakanı, ve Aynı zamanda Ağa olan Sayın Kamran İnan, yemek sonrası güzel bir birlik beraberlik vurgusuyla konuşmasını tamamladı…
Doğu ve Güneydoğuda ağalık düzeni,devletin yerine,ikame halinde, kendi sistemini uygulayıp, süregeliyordu ..
Yılkar geçti aradan… Geçen gün haberlerde
Duydumki,
her fani gibi, aşiret,ağa da olsa,vekilde, bakan’da olsa dünyadan ayrılıp, gitmiş…
Öyle ya ol devran kime kalmiş ki, ona kalsın….
öyle değilmi…
Hoş kalın hoşça kalın.
Sağlıklı kalın. Dostlar…
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
01 Aralık 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

http://ozgurifade.com.tr/cicek-pasaji-huseyin-taskin/
http://ozgurifade.com.tr/mayin-huseyin-taskin/
http://ozgurifade.com.tr/ankara-huseyin-taskin/
Google News XX Sitesi

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

Sustukça  Sıra Sana Geliyor!

Sustukça  Sıra Sana Geliyor!



Tema Tasarım |