Ana Sayfa Uncategorized 18 Mayıs 2020

İçi Seni Yakar, Dışı Beni Yakar

İçi Seni Yakar, Dışı Beni YakarHer yanımı mutluluk sarmış.kendimi önemli ve mutlu hissettiğim ender günlerden birisi.tam hatırlayamasam…

İçi Seni Yakar, Dışı Beni Yakar
Her yanımı mutluluk sarmış.kendimi önemli ve mutlu hissettiğim ender günlerden birisi.
tam hatırlayamasam da haziran on gibi …
Yüküm karnımda belli ki kızımın canı yaramazlık yapmak istiyor,içimi kıyır kıyır gıdıklamak ile meşgul…
Az daha sabret diyorum anneannen de banyodan çıksın seninle beraber dört nesil, hatun takımı güzel bir profiterol eşliğinde beş çayı içeceğiz İngiliz asilzadeleri gibi…
Anneannem ise hepimizden daha heyecanlı eeee kolay değil torununun bebeğini alacak kucağına Allah’ ın izniyle.
Yeşilköy de balkon keyfindeyiz kısacası.
Bir ara karşı komşumun telaşlı el kol hareketleriyle mahallenin hareketlendiğini fark ediyorum.işaretlerin ise bana yönelik olduğunu çok sonra anlıyorum.. ”Koş ” diyor arkadaşım ”koş tut şu çocuğu, camda hadi çabuk ol” .Ne çocuğu ne yukarısı neee? diye telaş içerisinde anneannemin şaşkın bakışları altında asansöre koşuyorum.
Asansörün katta olması bir mucize.en üst kata fırlıyorum kalbim ağzımda…
Karşılaşacağım manzarayı bilmiyorum ama aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. dünyalar güzeli komşumun dünyalar güzeli Gamzesi kim bilir hangi sürprizi yapmak üzere canım annesine.
Gamze bir gamzeli kız,henüz altı yaşında, hem çok akıllı hem hiç malesef konuşumaz. ,bilemez,yapamaz bir çocuk. feryat ederek susar,susarak bağırır…Sesi kulaklarınızı sağır eder,yüreklerinizi dağlar.
Kapıyı çalıyorum,gül yüzlü komşum kucağında henüz bir aylık oğluyla hoş geldin diyor sevinerek..
Hoş bulduk Cananım, hoş bulduk. Gamze nerede diyorum, yukarıda oyun oynuyor diyor..yok diyorum camdaymış ama hangi camda bilemiyorum.
Cahilim, henüz yeni bebeğine süt veren lohusa bir anneye denecek laf mı bu…
Deli gibi o evin üst katına ben salona dalıyorum.
Tanrım o nasıl bir manzara..Tlevizyon ve müzik sisteminin kalabalığının arkasındaki cam ardına kadar açık ama Gamze yok…
Yaklaşıyorum ve gözlerime inanamıyorum.
Gamze televizyon grubunu aşmış,cama tırmanmış, camdan dışarı mermere çıkmış, sabit olan camın kısmına doğru popo üzeri kaykılmış,bir de kendi dilince şarkı tutturmuş salıncakta misali sallanıyor…
Beş katlı binanın en üstü,
Bir gamzeli kız gamze, dilim tutuldu sanıyorum ,elim kolum buz. Karnımdaki yükten televizyon arkasına geçemiyorum.araya sığmıyorum. Ama o anda karnımdakini değil birazdan beton garaja düşecek olan Gamze yi düşünmek zorundayım…
Canım yavrum sanki bendeki çaresizliği anlamış gibi anında karnımda dümdüz oluyor tüm geçilemez yerlerden geçiyorum.,Ağzımda çiğnediğim naneli sakız ile Gamzeyi kandırıp, yavaşça, elini kavradıktan sonra yaklaşmasını sağlıyorum ve sonrasını hatırlamıyorum…..
Sonrası diyor annesi;
Sen bu olaydan tam on gün sonra anne oldun. Sesil’ini dünyaya getirdin.
Eğer kızım o gün ordan düşseydi arkasından atlardım.seni ve yavrunu hep Tanrı korusun. Melekler hep üzerinizde olsun..Gamzey’i tuttuğun ikna edip içeri alabildiğin için.
İnanamıyorum, başında kasketiyle gözünde yaşıyla anlatıyor. Tüm yaşanılanları tekrardan komşum bugün annemin evinde kahve eşliğinde…
Ne oldu sana diyorum,nedir bu halin..canım diyor hastayım,i laçlar saçlarımı döktü peruk yerine kasketi tercih ettim….Çok üzülüyorum.o anlatıyor.
Yazarken bile boğazım düğüm düğüm.hastalığına üzülmüyor. üzüntüsü çok başka şeyler,sizin benim anlayamayacağı türden.bunları yazmak ne kadar doğru bilemedim ama ne hayatlar var dışarıda yaşanan,uzaktan seyirlik .içine girdikçe büyük çürümüşlük. acıtan,inciten..
yine de diyor şükürler olsun halimize, bu günümüze.
Kulaklarımızı sağır eden bir bağırış çağırışın
feryad figan bir bekleyişin sesi eşliğinde bay bay diyor.
“ tatlım hoşçakal yine gel olur mu? az dertleşir konuşuruz”
Yanından bir saniye bile ayrılsam ,beni göremezse sesi mahallenin öbür ucundan duyuluyor…
“Haklısın” diyorum,”çok haklısın arkadaşım, güle güle”.
Komşumu yolcularken anneliğimi,sorguluyorum.yaşadıklarını anlatırken yine de mutlu olabileceği şükür edebileceği detaylarını düşünüyorum. son cümleleri ise içimi kanatan cinsten.
Allah hiç bir anaya evlat acısı göstermesin .
ama evladın özürlüyse onu sensiz bırakmak daha da büyük acı
Tanrıdan tek dileğim bizim canımızı beraber alsın….Benden sonra kim bakar benim çocuğuma….
ANNE dört harfli minicik mucizevi bir kelime…Meğer ne çok anlam taşırmış içerisinde..Sarılın annelerinize veya sizi büyüten anne saydıklarınıza, zira onlar mucizenin en yalın hali…..
18 Mayıs 2020 / Tamar Avakyan-ÖZGÜR İFADE

Etiketler:


Tema Tasarım |