Ana Sayfa Yazarlar 21.07.2020 182 Görüntüleme
BİR DAŞ HİKAYESİ ve BEN

BİR DAŞ HİKAYESİ ve BEN

*BİR DAŞ HİKAYESİ ve BEN *…


Devlet memurları için, tatil günü olan, cumartesi ve pazar günleri çok önem taşır…
Hele lojmanda oturuyorsanız….
vede lokaliniz de ,varsa bir daha önemlidir o tatil günleri…amir, memur sınıfında ast üst arasın da gizli rekabet ve hatta intikam almanın da, arenasıdır, lokaller sanki..
Sene 1998…günlerden pazar…
Saat 12 ye doğru açılırdı TRT nin Etimesğut, lokali…
lokali işleten Orhan, temizliği yapar, çayı demler, masaları oyuna göre, düzenler ve biz lokal müdavimlerini beklerdi…
Lojmanda oturan, ve kahve kültürü olan, bizler, ekip oluşturur ve iddialı eşli, çayına, kahve, meşrubatına kağıt oyunu olan yanık oynardık…
Yine bir pazar günüydü… penceremden bahçeye Doğru , baktığımda elinde tırpan, hayli büyümüş otlarla, biçmek ötesi, adeta boğuşan, TRT,
İç haberleri müdürü N. Şafak’ı gördüm… Belli ki görmüştü,…
ama, tarzı ve zorlanışı tırpanla ot Biçmeyi hiç bilmediğini gösteriyordu… Bu herkesin becereceği bir iş de değildi, hani …takıldım…
-Şafak, bacağını keseceksin..o iş haber yazmaya benzemez oğlum, Bekle geliyorum….
N. Şafak,
-bizde köy bebesiyiz. Tırpan iyi değil kesmiyor deyip, sıyrıldı işin içinden..
Hazırdım zaten çıkmaya,
İndim ve aldım elinden tırpanı, ve başladım bizim çayırı biçercesine ustaca, sallamaya… On dakika sürdü…zaten topu topu 30 m2 yerdi…bir anda piknik için 2,3 aile üşüştü, ve yer kaptı..yayıldılar anında
N. Şafak la lokale yöneldik, doğal olarak, tırpan sallamaktan, yorulmuş, terliyordum.30 yıldır içtiğim sigara arzum depreşti, sigaramı çıkardım. yakacaktım. Nefesim daraldı… Bi ani kararla, elimde sıkıp sigarayı ve çakmağı, top yapıp, tekmeyi yapıştırdım hepsini lojman tel örgülerinin dışına fırlattım, attım…ardından da
-Şerefsiz içmeyecem bir daha seni dedim… Lokale girdik, elimi yüzümü yıkadım,aşırı ter ve göğüs, sıkıntım vardı…. Ekip ortağım, Genel Müdür yardımcısı Sacettin abiydi…oyuna başladık, ter durmuyor, göğsümde bir baskı, ama oyuna devam ediyorum. Tam karşımda oturan oyun ortağım, Sacettin Gürbüz yüzüme baktı,ve
-Hüseyin, noluyor, sen iyi değilsin dedi..
Denetçi Oktay abi(rahmet diliyorum)
-kalp krizi bu… Orhan, çabuk su getir dedi.
Orhan kucakladı beni, Ve lokal dışına yola çıkardı,yere uzattılar… , başımı suyla yıkarken, Aselsan’ın ilk çıkardığı, uzun cep telefonumdan evdeki oğlumu aradığımı hatırlıyorum…
Bir siyah hortumun içine düştüm, savurdu beni ve kayboldum…herhalde
bayılmışım..
Gözümü açtığımda, Etimesğut, hastanesindeyim…
-Dr. Kadın , kalp krizi bu… derhal, ambulansı hazırlayın, numune hastanesine götürün dedi ve ben sonrasını hatırlamıyorum…
yine tekrar, simsiyah,o helozonik, karanlık hortumun içine düşüp, bir kez daha kayboldum…
bir inleme, anlamadığım bir dilde bağırma sesiyle kendime geldim…
iki yataklı bir bölümdeydim. Nerede olduğumu, ve kiminle odayı paylaştığımı gördüm…yaşlı, sakallı, çok zayıf bir ihtiyardı bağıran.. Kıvranıyordu. zaman neydi bilmiyorum..
Durmadan, ihtiyar
-karnım karnım diyor, bir başka dille devam ediyor, daşım …daşım… diye bağırıyordu….
Saatler 1 feryadı…
Dr. hemşire geliyor, ilaç veriyor, yaşlı adam biraz susuyor, ben tam uykuya geçeceğim sırada yeniden başlıyordu… Kendi acımı, halsizliğimi, unutmuş,
-nolur amca Bi sus diyerek, onu durdurmaya çalıştığımı yarı baygın, hatırlıyorum.
Acı ve ızdırap dolu ne kadar zaman geçti bilmiyorum…
Ara ara kendime geldiğim de, Adam hala bağırıyor yalvarıyordu….
sabah olduğunda vizite geldi bir kaç Dr..
kalpkrizi geçirmiş beni değil, ihtiyarı konuştular… tam o sırada, kapıda 40 yaşlarında doğu yöresel giysili biri havluya sarılmış bir şey getirdi ve tüm Dr. ların gözü önünde
İhtiyarın karnını açıp üzerine koydu…
İhtiyar Adam birden sustu…
Kız, Asistanlardan biri, hızla ihtiyara yaklaştı ve, açmaya çalıştı havluyu, ihtiyar direndi ve karşı koydu..
Bağırmaya başladı.. Bir diğer Dr, Dr kıza,
-bırakın kalsın, dokunmayın dedi..asistan kız,
-ama hocam, bir taş o. Dedi..
Dr. Adama döndü ve sordu..
-nedir o,adam,
-sıcak, daştır . ..Dedi
Bizim orda karnı ağrıyana
Daş ısıtır karnına koyarız..
Ağrısı geçer,..
Evet,ihtiyar, hep daşım da daşım dedi sabaha dek..
Canıma okudu benim…
Hastahane personeli, nöbetçi Dr, hiç kimse bilemedi adamın ne istediğini,…
olan, canıyla uğraşan bana oldu…
3 gün kaldım… Bir başka katında, numunenin… Çıkarttılar, beni,iyileşmişim gibi…
Sonra bir sağlık maratonum başladı ki sormayın gitsin… 3 ay sürdü… sigara, stres, ve aşırı yorgunluk, ardından kalp krizi.. Ve baypas…. ameliyatın en zoru…
sigara içmenin Bi faydası olmuştu, beyin damarlarımı tıkadığından, beynime pıhtı atmamıştı… Ölüm kesin olurmuş o zaman,
Ama kalp ameliyatı olabilmem için, o tıkalı damarın da açılması şarttı… Açtılar ve beni yeniden yaşamın içine aldılar. Minnettarım rahmetli Prof Oğuz Taşdemir ve ekibine.. Velhasılı, ölüm benden teğet geçti,..gerçek olan, Bir daş, bir tırpan,ve bir yorgun, kalp hikayesi…
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
21 Temmuz 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

http://ozgurifade.com.tr/dunya-tertemiz-ve-yasanasi-ama-ne-yazik-ki-yine-insan-kirletti-dunyayi/
http://ozgurifade.com.tr/sari-altin-gazoz-kapagi/
http://ozgurifade.com.tr/bi-gaz-hikayesi/
Google News XX Sitesi

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:




Tema Tasarım |