Ana Sayfa Yazarlar 4.08.2020 83 Görüntüleme
TEMELTEPE

TEMELTEPE

“*TEMELTEPE *


Kütüphanemde kitap ararken,ta lise yıllarımdan bu güne dek, yazdığım şiirlerimin olduğu defterimi bulup, sayfalarını çevirdim… Bir sayfaya geldim ve orda çakılıp kaldım..
bu askerde yazdığım bir şiirdi ve bende asla unutamadığım tüylerimi diken diken eden, ger çek bir anısı vardı…
ilk birliğime gidişim ve sonrası bir bir canlandı gözümde…
Yaygın deyimdir halk arasında…
denilir ki, ömür biter askerlik anıları bitmez…
Doğrudur. Bitmez, askerlik anıları.. Çünkü bir komutanın ilk içtimada (askeri toplanma alanı) ki deyimiyle, *mantığın bittiği yerde, askerlik başlar, *ve o mantıkla askerlik biter mi biter..
Eylül, dünyanın, adeta sarardığı, bir başka deyimle hüzün ayı… Nice ayrılık şarkıları ve türkülerin, yakıldığı hüzün zamanı…
O gece saat akşam 8 civarında indim Sivas otobüs garajına…
Bir fayton, Sivas sokaklarının loş ışığında ara ara kırbaç ve atların nal sesiyle ve yerimde, adeta yaylıyla(payton) yaylanarak indim çiçek palas oteline…
Yer buldum… Hayret..
Çünkü askeri hareketlilik vardı, tümende… Sivas asker kaynıyordu adeta.
-Şansın bir gün önce gelmiş olman dedi otelci…
Yalnız 3 kişilik yerde kalacaksın gardaş…
Berberimiz var, traş filan olacaksan, sıra al… Malum sevkiyat çok…
Aldım sıramı ve
Yerime yerleşip,biraz dinlenip,inerim dedim ama,Ankara’dan Sivas’a, 9 saat süren trenle yaptığım yolculuk hayli yormuş olacak ki, şöyle Bi uzandığım yatağımda, yorgunluğum nedeniyle uyuyakalmışım.onlarda,ben gibi
asker olan, öteki yatak sahipleri henüz yoktu…
Uyumuşum.. Kapım çaldı,gelen çıraktı..
.- Abi sıran geldi…
berbere indim…
Tıraşa oturdum..
yarım saat içinde hem Sivas, hem Tümen, alay hatta tüm birlikler ve komutanlar hakkında kesin yanılmaz gerçek bilgiler aldım…
Ne berbermiş be… Onun anlatımı sayesinde, ertesi sabah, Alay kapısından girip Nizamiye subayına teslim olup, Bölük komutanına gidene dek, hiç acemilik çekmedim….
Karargah ta görev aldım. S-1yani alay karargahında.. yazışmalar,Sb, Assb, Erlere ait işlemler, nöbet yazımı filan, bir nevi Alay komutanı büro yetkilisi…
5 yazıcı, bir alay postası, Alay komutan şoförü, ile kadro tamam… En önemlisi alay karargah, nöbeti dışında başka nöbet ve görev olmaması… Özetle son derece rahat ve konforlu sorunsuz bir vatani görev ifası.. Şansım yaver.. Bakalım ileride neler göreceğiz..askerlik bu, bellimolur, erlerin deyimiyle,rütbesi. İle, kedinin aslanı dövdüğü yer.. Bir yandanda kutsal, peygamber ocağıymış… Zaten topu topu,
Tamamı 20 ay,… Biter mi.. Bitmez gibi..ilk zamanlar öyle geliyor.. Sonra, asker arkadaşlığı,
daha, sonra dostluklar, başlıyor, alışılıyor, ve o gözle görülmez elle tutulmaz, gizli güç, yani hiyerarşi, tam deyimiyle disiplin denen o
Erk, sizi şaşmaz prensibiyle sarıp sarmalıyor, ve içine alıyor… Onun bir parçasısınız artık.. Değişmez, kesin, ve net..
Çabuk alıştım,.. Sonbahar, geçti kış geldi Sivas’a..
illada temeltepe’ye..
İlk kez 3 metreye ulaşan kar gördüm… Ve eksi 30,40 dereceye varan,ayaz ve soğuk…Er nöbetlerini 15 dakikaya düşürdük.. Ayaza dayanmak mümkün değil zira…
Ve hiç unutamadığım ocak ayının o yılbaşı gecesi… Kabus gibiydi. ve aklıma geldikçe bunca yıl sonra bile iliklerime kadar titrerim…69 u 70 e bağlayan gece… Bir
Yılbaşı gecesi, iki gündür yağan şiddetli kar, hiç durmadı devam ediyor..
Birkaç arkadaş tümende değil, Alayda yılbaşını biz bize kutlayalım kararı aldık..
hem kar nedeniyle Sivas’a gidip gelmek zor olacaktı..
Hazırlıklarımızı kantinden yapıp, katargahtaki odama istifledik, rütbe farkı olmasın diye aramıza muvazzaf subay bile almadık.
Dr. Astğm. Josef alay polikliniğinde devamlı yanan soba üstünde hindimizi pişirdi..karargahta benim odada buluşma saatimiz 21.. Buraya kadar herşey normal ve bi aksaklık yok..
İkindi sonrası, korkunç bir tipi çıktı temeltepe de…
göz gözü görmüyor,rüzgarın savurduğu ve pencereye vuran donmuş kar buzları cama, dolu vurur gibi ses çıkarıyordu.. Posta, ısı çok düştü komutanım, derece eksi 15 dedi.. Nöbeti olmayan Subay, astsubaylar, alelacele,alaydan ayrılıp Sivas’a gittiklerinde saat henüz 17 ydi. Yani mesai bitmemişti…nedenini 2 saat sonra anladım.. Kar, tipi ve ayaz, nefes kesiciydi…Alayda, bir anda hayat durdu. soğuk, değil adeta gökyüzünden yağan buz parçalarıydı, ki hemde can yakan… Bu giderek dahada, arttı…posta ısı

  • 23 dedi.. arkadaşlar benim odamda saat 19 da erkence buluşabildik…o gece Alayda nöbetçi subaylar, nöbet kulübeleri ve mahallerindeki nöbetlerini 2 saatten 25 dakikaya düşürdüler.. Ancak saat 21 sonrası,ise tüm nöbet mahallerini,nöbetçiler arası değişim yapılamadığı için iptal ettiler
    Hayal ettiğimizin dışında bir yılbaşı geçiriyorduk, ama olsun yinede, mutluyduk.. Çünkü ekip olarak, asker arkadaşı olarak, son derece uyumlu, birbirimize saygılı ve en önemlisi de, o gece mutluyduk..
    Saatler 12 yi vurup yeni yıla, adım atıp, radyodan gelen müziklere eşlik ederken, dışarıda, köpek seslerine ulumalar ve boğulma sesleri karıştı.. Pencerelere koştuğumuzda, fırtınanın hala amansızca, devam ettiğini, alay yemekler iyle beslenen alaya ait yüzlerce köpeğin birbirine uluyup havlayıp haberleştiklerini gözlemledik…
    Evet nöbet onlardaydı ve biz eğlencemize saz ve sözler eşliğinde devam ettik… Eğlencemiz saat 4 e dek sürdü.. 4 kişiydik zaten.. Herkes, kendine bir yer bulup,kestirmeye çekildi… Ben o günün bende yarattığı duygu ile bu şiiri karalamışım, o gün bu eski deftere ..

“.. Avuntu bu ya…
Gün gelir,
Herşey biter
deriz
sevdiceğim… ,
ve de bitmez denilen ,
askerlik bile ….
Bitmeyen şeylerde var güzelim…
mesela,aşk, sevi,
Birde kara sevda…
Yüreğe çöreklenir…
Öyle oturur ki,
Neylersen eyle,
Gitmez bir daha…
Kilitlenir umutla…
Biz, Umudu,
yarına sürelim senle..
gör o zaman, nasıl kalkıyor yerinden..
Zorluyor zincirleri…
Bağlanmalı sımsıkı umuda.
Yoksa bizde biteriz..
Direnmek gerek inadına,
Direnmek..
İnan, güven ve
bekle beni…
Sen bitmeyen
kara sevdam.
Biliyorum, acını…
Diren zamana, diren…
İnan bana..
herşey güzel olacak
çok yakında…
Hemde hemen,
yarından sonra..
Ht 1969 sivas/temeltepe…
.. ortalık biraz aydınlandığında ise, bizi bekleyen öylesine korkunç bir manzara vardı ki hiç. Unutmadım ve asla unutamam..
Beyaz karların üstüne, yer yer kıpkırmızı kanlar düşmüştü…
O kan,
askerimizden fırtınada, nöbeti adeta devralan,ve ölümüne bir direnmeyle,sessizce bize duyurmadan, kurtlarla boğuşan köpeklerimizin, ve öldürdükleri kurtların kanıydı…
Bir gerçek öykümü daha sundum sizlere, kalın sağlıcakla dostlar..
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
05 Ağustos 2020 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makale ve Yazılarına Göz Atmak İster Misiniz!

http://ozgurifade.com.tr/ikona-ve-altin/
http://ozgurifade.com.tr/sorumluluk-ve-liyakat/
http://ozgurifade.com.tr/bir-kirmizi-elma/

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

NEDEN BÖYLE Kİ?

NEDEN BÖYLE Kİ?

Tema Tasarım |