Ana Sayfa Dünya, Politika 1 Ocak 2021

ÖLÜMÜNDEN İKİ YIL SONRA İDAM EDİLEN DEVRİMCİ

ÖLÜMÜNDEN İKİ YIL SONRA İDAM EDİLEN DEVRİMCİ Bir çok şiirin ve şarkının ortak sorusudur, ölümden öte yol…

ÖLÜMÜNDEN İKİ YIL SONRA İDAM EDİLEN DEVRİMCİ
Bir çok şiirin ve şarkının ortak sorusudur, ölümden öte yol olup olmadığı. Buna hiç düşünmeden “evet” diye cevap veren inançları teolojiye ve metafiziğe havale edip yine “evet” diye homurdanan siyasi iktidarlara bakacağız bu yazıda. Kuşkusuz inanç sahipleriyle iktidar sahiplerinin evet’i farklı anlamlar taşır: Birincisi öteki dünya hakkında bir kanaati bildirirken, ikincisi doğrudan bu dünya üzerine düşünüp konuşur.

Biçimlerinden bağımsız olarak ölüm cezası, mahkûmdan çok topluma ders vermeyi amaçlar. Dolayısıyla asılan, kafası kesilen, kazığa oturtulan, damarlarına zehir verilen kişi, siyaset açısından cennete ya da cehenneme değil, toplumsal hayatın içine gider. Öldürülen kişi, ikinci hayatını eskisinden daha etkin ve belki hiçbir zaman sahip olmadığı bir dehşet simgesi olarak aramızda sürdürmeye memurdur artık. O, öldürülerek sırtına yüklenen odunu yaşayanların cehennemine taşır.
***
İngiliz Parlamentosunun arka avlusunda gururlu ve güçlü bir adamın heykeli ve heykelin hemen karşısındaki St. Margaret kilisesinin parlamento binasını gören yüzündeki kapının üzerinde, yağmurların ve kuşların bıraktığı izlerle hüzünlü bir ifade kazanmış bir baş rölyefi var. İki imge, tarihin sürüp giden bir gerilimini hatırlatmak üzere karşılıklı bakışıp duruyorlar. Birincisi İngiliz Devrimi’nin önderi Cromwell’i temsil ediyor, diğeri devrimde kafası kesilen Kral I. Charles ’ı…

Cromwell ayakları dibinde bir de aslan var. İmparatorluğun güç simgesi olan aslan, Londra’nın her büyük meydanında görülen heybetli ve egemen görünüşünün aksine, Cromwell’in önüne oldukça yumuşak bir biçimde, sanki ehlileştirilmiş gibi kıvrılıvermiştir.

Cromwell’in başını çektiği hareketin en kalıcı sonucu, gerçekten krallığı, parlamentonun denetimine sokarak ehlileştirmek olarak yorumlanabilir.

İngiliz Devrimi, Anglikanlarla Püritenler arasındaki uzun iç savaş sürecinin bir parçasıdır. Görünüşe bakanlar, bu nedenle 1648 Devrimi’ni “Püriten devrim” diye adlandırmaktadır. Çünkü krala karşı harekete geçen ve aslında değişik siyasal eğilimlere sahip olanları birleştiren ortak nokta Anglikan Kilisesi’ne karşı olmalarıdır. Gerçekte ise 1648 İngiliz Devrimi, esas olarak gittikçe gelişen ve zenginleşen burjuvazi ile aristokrasi arasındaki siyasal iktidar mücadelesinin sonucudur. Tabii ki, elde kılıç savaşanlar, ne aristokratlardır, ne de zengin burjuvalar!

Engels, “Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm” adlı eserinde bunu şöyle anlatır: “Ayaklanmayı, kentlerdeki orta sınıf başlattı ve İngiltere’nin küçük çiftçileri başarıya ulaştırdı. … Savaşan orduyu köylülerin donatması ve zafer kazanılınca, bu zaferin iktisadi sonuçları yüzünden en kesin yıkıma uğrayan sınıfın da köylülük olması hayli gariptir. Cromwell’den yüzyıl sonra, İngiltere’nin küçük çiftçileri hemen hemen ortadan kalkmıştı. Her halde, o küçük çiftçiler ve kentlerdeki aşağı halk tabakası olmasaydı, burjuvazi, kendi başına bu savaşı sonuna kadar sürdüremeyecek ve I. Charles’ı darağacına çekemeyecekti.”

Ölümden Sonra İdam!
Cromwell 3 Eylül 1658’de 59 yaşında hastalanarak öldü. Ordu, Cromwell’in çok genç ve deneyimsiz oğlu Richard Cromwell’i Koruyucu Lort ilan etti. Richard Cromwell, kısa süre sonra yetersiz bulunarak, bir darbeyle iktidardan alındı. İskoçya Valisi George Monck, karışıklığı fırsat bilerek, ordusuyla birlikte Londra’ya geldi ve “herkesin kabul edebileceği bir hükümet biçimini” kararlaştıracak bir kurulun vereceği karara saygılı olacağına söz verdi. Kurul, eski Anayasa’yı yeniden yürürlüğe koydu ve Mayıs 1660’da, I. Charles’ın oğlu II. Charles kral olarak tanındı. II. Charles, hiç zaman kaybetmeden, devrime katılmış olanları temizlemeye koyuldu. Hedefinde yalnızca hayatta olanlar değil, bu arada şu ya da bu sebeple ölmüş olan cumhuriyetçiler de vardı.

30 Ocak 1661’de, I. Charles’ın idamının yıldönümünde, Cromwell’in Westminster Katedrali’ndeki cesedi, mezarından çıkarıldı. Aynı gün, Cromwell’in cesediyle birlikte, I. Charles ’ın idamına karar veren mahkemenin yargıcı John Bradshaw’ın ve Cromwell’in damadı ve İrlanda ayaklanmasını acımasızca bastıran Henry Ireton’un cesetleri de çıkarılıp önce asılarak teşhir edildi, sonra Cromwell’le birlikte kafaları kesildi. Cromwell’in kesik kafası 6 metre uzunluğunda bir sırığa geçirilerek, Parlamento’nun çatısında çakıldı, gövdesi lağıma atıldı.

Kesik Başın Esrarı!
Kesik baş, 24 yıl kazığa geçirilmiş halde Parlamento’nun çatısında kaldı. 1685 yılında, II. Charles ölüp, yerine kardeşi II. James geçince bu rezalet sona erdi. Kafa, artık orada değildi. Bundan sonrası için, efsane, masal, dedikodu karışımı, çelişkilerle dolu bir tarih yazıldı. Bazıları, bir fırtına sırasında kazığa düşen bir yıldırımın Oliver Cromwell’in kafasını oradan düşürdüğüne, bir asker tarafından bulunup gizlice koleksiyonculara satıldığını anlatıyor.

Bazıları ise, kesik başın parlamentonun üzerinden indirildikten sonra İstihbarat Bürosu’na kaldırıldığını, oradan bir memur tarafından çalınıp satıldığını söylüyor. Yıldırım düşmesi hikâyesi, olayın gerilim boyutunu yükselttiği için daha yaygın kabul görüyor. Fakat bu arada piyasada dolaşan kafanın gerçekten Cromwell’in kesik başı olup olmadığı yıllar boyu tartışılıyor. Bu konuda da birbirinden ilginç hikâyeler var.

Bir rivayet, kafanın Cromwell’e ait olmadığına dair. Güya, ailesi cesedin başına gelecekleri önceden düşünüp, mevtayı kurşun bir tabut içinde Thames nehrine atmış. Mezarından kaldırılan cesedin Cromwell’e ait olmadığını çıkaranlar da biliyormuş, ama ceset cesettir diyerek herhalde, rastgele “temsili” bir ceset bulunup kafası kesilmiş. Buradan itibaren hikâyeye, siyasi bir ironi unsuru katanlar var: Kesilen kafa aslında eski krallardan birine aitmiş! Eğer bu doğruysa, baltayı taşa vurmak tam da budur!

Buna benzer, fakat gerçek olması ihtimali daha yüksek bir hikâye de Yargıç John Bradshaw hakkında. Kafası kesilen bu ceset de Bradshaw’a ait değilmiş! Bradshaw’un cesedi, doğal ölümünden hemen sonra, olacakları tahmin eden oğlu tarafından Jamaika’ya götürülmüş ve Martha’s Brae adlı bölgede bir topla işaretli gizli bir yere gömülmüş. Falmouth Limanı yakınlarında Topçu Tepesi olarak bilinen yer burası imiş. Oğul Bradshaw’un babasını gömdüğü toprakları satın aldığı ve burada bulunan topun üzerindeki “Tiranlara isyan etmek Tanrıya itaat etmektir” sözlerinin onun tarafından yazıldığı iddiası da hikâyeye ayrı bir renk katıyor ve gerçeklik ihtimalini yükseltiyor.

Oliver Cromwell’in kafası bir kez piyasaya düştükten sonra yıllar boyunca el değiştiriyor. 1700’lü yıllarda müzelerde sergileniyor, müzayedelerde alınıp satılıyor. Son olarak, 1815 yılında çelik endüstrisinin tekelci başı olacak Wilkinson ailesi tarafından satın alınıyor ve bu zengin ailenin koleksiyonunu süslüyor! Kesik baş, nihayet, neredeyse 300 yıl sonra, 25 Mart 1960 tarihinde yapılan sade bir törenle Horace Wilkinson tarafından Cambridge Üniversitesi, Sidney Sussex Koleji bahçesinde açıklanmayan bir yere gömülüyor. Böyle bir cenaze töreni yapıldığı da 1962 yılının Ekim ayına kadar gizli tutuluyor.

***
Shakespeare, Hamlet adlı ünlü oyunun V. Perde, I. Sahne’sinde, bir mezarlıkta, kafatasları aracılığıyla dünyanın çeşitli hallerine yolculuk yapar. Eser, yıllar önce yazılmıştır, ama hayatın adeta tekrarlardan oluşan bir süreklilik olduğunu, mezarcının küreğiyle savrulup duran kuru kafalardan öğrenmek mümkün.

Parçalayarak öldürenler, ölüleri parçalayanlar, mezarlara saldıranlar, ölüleri cinsiyetine, milliyetine, inancına göre ayıranlar, dünyanın her yerinde ve bütün zamanlarda aynı korkunun çocuklarıdır. Kıpırdayan her şeye düşmanlıklarını, artık asla hareket edemeyecek olan bir şeylere saldırarak gösterirler. Bir ölüyle saldırmak, onların ruh dünyasında, hayatta nefret ettikleri her şeye saldırmaktır. “Ölümden öte yol var mı” sorusuna, ölümden beterini göstererek cevap vermek onların sanatıdır!
(NOT:Haber afişinde yer alan Cromwell’in kafasıyla poz veren resimde ki kişi koleksiyonculardan satın aldığı İngiliz çelik kralı Wilkinson)
MAKALE: Aydin Çubukçu
02 Ocak 2021 / ÖZGÜR İFADE

Google News XX Sitesi


Tema Tasarım |