Ana Sayfa Gündem, Yazarlar 23 Mart 2021

KATRAN VE KUTUL AMARE..

*KATRAN, VE KUTUL AMARE.. * 40 yıl hizmet verdiğim, ve emeklisi olduğum, TRT, kapısından girip, kıymetli bir…

*KATRAN, VE

KUTUL AMARE.. *

40 yıl hizmet verdiğim, ve emeklisi olduğum, TRT, kapısından girip, kıymetli bir çanta evrakla koordinatör yazan kapıya gelip, ismi okuyunca şaşırmadım desem yalan. Kapıda yer alan isim benim dizi çekimlerimde,bantlara numara yazan,henüz 29 yaşlarında bir Doğulu önemli aşiretin soyadını taşıyan bir gençti…bir müddet durdum kapıda. Girip girmemek arasında bocaladım… Kendimle bir hesaplaşmaya girdim.Acaba, isim benzerliğimiydi.Emeklilik tarihimi ve bu günü parmak hesabıyla yaptığımda, aradan tam tamına 10 yıl geçmişti… on yılda, böyle bir aşama,olabilirmiydi.tekrar kapıda ki ismi, yazıyı okudum.Birden kapı açıldı ve benim set işçisi olarak, çektiğim dizilerde görev verdiğim,T. İle burun buruna geldik… Baktı, birden açtı kollarını ve Hüseyin Hocam diyerek kucakladı beni.Bu yakın gösteri ve gerçek sevgi yumuşatmaya yetti, içimdeki karmaşık duyguları…

-Hayırdır Hüseyin Hocam. Seni burda görmek ne güzel dedi…Buyur, odam bitişikte… koluma girdi ve beni adeta zorla, odasına aldı. …Sekreteri güzel hanım, kıza,

-İİçeri kimseyi alma ve bize, bana döndü, hala, az şekerlimi kahveniz hocam dedi…

-evet,unutmamışsın ne güzel dedim.

-Nasıl unuturum hocam.Kaç yıl sizin kahvenizi ben söyledim. Biliyorsunuz bazende ben yapardım…

Doğruydu.. Hep o getirirdi sette kahvemi. Günde iki kez. Birinci kahvem, sabah set hazırlanmış, prova çekimleri yapıp, oyun, oyuncular ve sahneden memnun olduğumda, keyfimden, motor demeden,T ye dönüp,

-T, Nerde kahvem.. derdim ve, o öyle alışkındı ki buna elime tutuştururdu kahveyi…

2 nci kahvem ise, yine molada ve çekim sonrası, set toplanırken, işim iyi gitmişse tam anlamıyla yorgunluk kahvesiydiki çoğu zaman Türk kahvesi değil neskafe olurdu…

Birden o kısa zaman diliminde film setinde gördüm kendimi.

Sekreter hanımın,

-hoş geldiniz deyip, makam odası kapısını açıp bizi içeri daveti ve

– buyurun, Kahvenizi az şekerli söylüyorum efendim deyişi şaşkınlığımı, gizledi mi bilmiyorum…Benim çalıştığım yıllarda bir tek Başkan ve Genel Müdür, ve yardımcısı odası böyle olurdu. T. nin kapısınde ne yazıyordu bakmamıştım..Çeketini çıkardı, astı, kocaman masasına ve kallavi koltuğuna oturdu,

-Eeee, hocam nasıl gidiyor, emeklilik, kusura bakma seni arıyıp soramadık, hiç, ama, yönetmenimiz ,kızınızdan, bilgi alıyoruz…

Önemli çalışmalarınız varmış…Senaryo için araştırma yapıp yazıma geçmişiniz…

-Evet, yazdım… bitti…

-Mutlaka, bir harika senaryo çıkmıştır ortaya.

-Bilmem, zaten buraya onun için geldim. Bir dönem filmi senaryosu.. 6 yıl sürdü araştırmam.Bitti

Sözümü kesti,

– sizden bir kaç kez duymuştum,tarihimizde çok önemli bir zaferdir derdiniz.

Kut’ul Amare Zaferini… Şimdi yoksa onumu yazdınız hocam….

Tam yeriydi ve, taşı gediğine koydum.

-Benim bu yazdığım senaryo Kut’ul Amare’nin bir öteki yüzü…

Adı *Katran kazanında sterilize,*

15 000 Mehmetçiğin, bir esir kampında kör edilmesi *olayı..

Heyecanlandı,ve

-Harika, hocam..dizi mi film mi. Filmse hemen kurula sunalım…eminim ki müthiş bir film çıkacaktır ortaya… Heyecanı beni de sardı. Çantayı açıp senaryoyu uzattım…

Aldı, eli titriyordu… o an acaba neler geçiyordu aklından T. Nin kestirmem imkansızdı…

Kahveler geldi.. ve ben kısaca özetledim senaryoyu…

-Önce ben okuyacağım hocam dedi. Sonra kurula sunacağım. Sizi en kısa zamanda arıyacağım.

Yalnız bir ricam var, Bana birde Kut’ül Amare’yi özetlemeniz mümkün mü…Rica etsem…

Tekrar çantama elimi attım. Ve bir dosya uzattım T. Ye..

– Al, kısa bir özet…

Aldı ve Sesli Okudu

– KUT’ÜL AMARE ZAFERİ…

…..

29 Nisan 1916 günü Irak topraklarında büyük bir zafer daha kutlanıyordu: Kut’ül Amare !

Araya girdim.

– Eh bana müsaade evlat..

-Hocam bırakmam, öğle vakti.. Yemek yeriz.

Telefonu çaldı. Cevapladı.

Anladım ki önemli bir telefonu ve, halini anlayıp,

-Belki Bi başka zaman. T.

Herşey için teşekkürler…

Ha, bak şunu iyi bilmek gerek,

Bu zafer,Yani Kut’ül Amare, Çanakkale’den sonra elde edilen en büyük zaferdir..

Dizi filmi yapılırsa, iyi olur.. Mutlaka oku dosyayı.. Hoşçakal…

Benim senaryo, film yapılmadı ama,hiçbir cevapta verilmedi bana.. sonra, duydumki, Trt artık iç yapım yapmıyormuş.. hep dış şirketlere veriyormuş yapımları.. o sadece sponsor oluyormuş firmalara..

Kut’ul Amare’yi, TRT dizi yaptırdı dışardan bir şirkete… yayınladı…

Bir destansı Özeti ise şuydu Kut’ul Amarenin..

*… Bütün dünya bu zafer karşısında şaşkınlığını gösterirken; güneş batmaz imparatorluk üzerinde bir güneş doğuyordu: Türk güneşi !

İşte bu güneş, Arap çöllerinde İngiliz hayallerini gömüyordu.

KUT’ÜL AMARE ZAFERİ NEDİR :

Kut’ül Ammare, Bağdat’ın güneyinde, 6500 civarında kişinin yaşadığı bir kasabaydı.

Kut’ül Amare, Osmanlı Ordusunun Bağdat’ın güneyinde yer alan Kut bölgesinde İngilizler ile destansı mücadelesini ifade etmektedir. 27 Aralık 1915 tarihinde Kut kasabasını kuşatan İngilizler açlıkla zorlayarak teslim olmalarını sağlayan Osmanlı ordusu, 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 eri teslim almıştır.

Osmanlı Ordusunun Birinci Dünya Savaşı’nda çarpıştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir.

Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, Dicle, Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezi’ne kadar uzanır.

Irak petrollerini ele geçirmeyi amaçlayan İngilizler, 6 Kasım 1914 tarihinde Basra Körfezi’nden Şattülarap ağzındaki Fav mevkiine asker çıkararak saldırıya geçmişler, ilerleyen aylarda bu saldırılarını kuzeye doğru genişletmişlerdir.

İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kut’ül-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir.

23 Kasım 1915’de ileri harekata geçen Türk birlikleri, General Townshend komutasındaki İngiliz ordusunu geri püskürterek Kut’ül Amare’de çember içerisine almayı başarmışlardır. Kut’ül-Amare’yi bir kale gibi savunan General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmak zorunda kalmıştır.

Türkler, Kut’ül-Amare’de İngilizlerden başta Tümen Komutanı General Townshend olmak üzere toplam 13 general, 481 subay ve 13.300 askeri esir almışlardır.

Kut’ül Amare Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra kazandığı ve bir İngiliz tümeninin bütün personeli ile birlikte esir alındığı eşsiz bir zaferdir. Halil Paşa, Kut’ül-Ammare zaferinden sonra 6’ncı Ordu’ya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:

“Arslanlar!

Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum.

Ordum ,gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir.

Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır.

İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Halil Paşa Kut’ül Amare zaferine istinaden Kut soyadını almıştır.

Avustralyalı araştırmacı Dr. Gaston Bodart tarafından Kut’ül-Ammare Zaferi, “İngiliz prestijinin Birinci Dünya Savaşı’nda yediği en büyük darbe olarak yorumlanmaktadır.”

Halil Paşa, Kut’ül-Amare’nin teslim alındığı gün orduya bir tebrik mesajı yayımlamış ve bu günün “Kut Bayramı” olarak kutlanmasını istemiştir.

Söz konusu zafer diğer zaferlerimiz gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’nde düzenlenen etkinliklerle anılmaktadır.

Kut’ül Amare zaferi, 1952 yılına kadar Kut Bayramı olarak Türkiye’de kutlanmaya devam etti. Ancak Türkiye NATO’ya üye olduktan sonra İngilizler’in baskısıyla bu bayramı kaldırdı. Hatta İngiliz baskısıyla bu zafer ve bayrama yönelik tarihi bilgiler, okullardaki tarih kitaplarından bile silindi, unutturulmak istendi.

İngiliz tarihçi James Morris, Kut’un kaybını Britanya’nın (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi olarak tanımladı…

Tarih elbette notunu düşmüştür, her önemli olayın…Asıl şudur ki, geçmişte olsa, insanoğlu öğrenmeli ve ders almalı geçmişten, ki geleceğini ona göre planlayabilsin..

Hoş kalın hoşça kalın

Sağlıkla kalın

Hüseyin Taşkın

Özgür İfade Gazetesi.. 2021

Kaynak:Tarih Okulu

Google News



Tema Tasarım |