Ana Sayfa Gündem, Yazarlar 7 Eylül 2021

BİRA

BU GÜNKÜ TAŞKIN’CA KÖŞE YAZIMIN ADI… BİRA İlk bira içtiğimde yaşım kaç 18 di, yıl mı, yıl…

BU GÜNKÜ TAŞKIN’CA KÖŞE YAZIMIN ADI…

BİRA

İlk bira içtiğimde yaşım kaç 18 di, yıl mı, yıl 1964..yer Başkent Ankara’nın,o zamanlar lüks sayılan Cebeci semtine yakın, Akdere semtiydi..Akdere semtinin en yüksek tepelerinden birinde küçük, bakımsız bir park gibi yer vardı… Liseyi bitirmiş diplomalarımızıalmış, ve kutlama mesajı için rahmetli,Elmadağ’lı Hüseyin, Adana’ lı Ahmet Mamak’lı ben ve Vecdet, cebimizdeki üç beş kuruşla en ucuz şaraplardan,3 şişe yarımlık,kırmızı, papaz karası ve 2 tanede bira alabildik…Domates peynir, biber vs. derken, akşam güneşi tam batarken, parkın tenha köşesine kurduk çilingir soframızı…
Başkentin o meşhur, tepsi misali kırmızıya kesmiş Güneşi tam karşımızda…
Ankara siluet…kızıl bir gökyüzü… Başkent, sanki dünden kalmışcasına bizden sarhoş… Dedim ya, kutlama, işte..
Gençlik sevdası, vede en önemlisi, o zamanın koşullarında liseden mezun olmak… Diploma, almak, hayatı toz pembe görmenin ilk başlangıcı…Aşık olanda var içimizde, olmayanda, yada, bize, açılmamış, söylenmemiş,sevdaları içinde saklamışlar var… Şimdi duyar olduk bir iki kadehten sonra… Alnımıza güneşin, yiyince sıcağını,vurdu şarap ve bira bizi…
Gizli sevdalar dökülmeye başladı dudaklardan dizi dizi…
Hoştu, güzeldi.. ve
“.. vay be demek öyle ha” diyor patlatıyorduk kahkahayı…İlk şarap ve ilk bira.. Dedim ya gençlik sevdası…çarpıvermişti bizi içki… Zor topladık parktan birbirimizi…
Bir daha mı asla…herşwyin bir adabı var… Gençlik işte, giderek öğrendik içki almanın, adabını muaşeretini…
Dün alışverişteyim ,büyük bir markette…
içki reyonunun önünden geçtim…merakla baktım şöyle bir…
Etiketler şaşkına çevirdi beni.
O kadar pahalıydı ki. Kim alıp içebilir ki bu içkileri, herhalde içilmesin diye böyle pahalı.. İyide raflar tıklım tıklım dolu.. Demekki satılıyor diye düşündüm…içimden, yandınız tiryakiler,Vay be dedim ….
Biz iyi yaşamışız 2000 öncesi…İstanbul yada ülkenin hangi iline görevli olarak gitmişsek, film çekim ekibi olarak, donatırdık masalarımızı… ,hemde o ilin en ünlü meyhanelerinde…yudumlarken dublelerimizi, Yörenin en meşhur mezelerinden, tadardık…Balık, rakı, roka parolamızdı…öyle ya,yabancı bir yastığa baş koymak, mekan ve günler süren stresli iş… Zaman yorgunluğu hep bizimleydi…özlerdik çolu çocuğu.. Şimdiki gibi değildi teknoloji.İnternet, Görüntülü konuşma, yada dokunmatik telefonlarımız yoktu…işte bu gerekçeler bahanemiz olurdu, gurbette, vede avuntumuzdu bunlar…

Biz TRT cilere sorulurdu, hangi şehrin, neresinde yenilir içilir diye…adımız çıkmıştı bi kere..Biz ucuz ama, kaliteli keyifli eğlenmeyi,bilirdik..
Alman usulu Yapardık … Yani herkes kendi payını öder, yer içer, ama, hep birlikte eğlenirdik..
Biz TRT cilerin olduğu mekan şenlenir, renklenir, eğlence tavan yapardı…
Çünkü ,kamera hep yanımızda, vede çoğu kez masamızda, yöresel yada bir ünlü sanatçı olurdu …
Sanatçının olduğu yerde de Neşe, müzik, eğlence arkadaşlık ve dostluklar vardı…
Ben rakı severdim….
Az ama öz içerdim. Bazıları rakının cilası bira derdi, hatta
Ayılmak, için, üstüne bira, içenleri bilirim….
Dediğim gibi o gün markette çarpıldım fiyatlara… Hani
Aklıma takılmadı desem yalan dünü ve bu günü,şöyle bir düşününce, evet ülkemde, her şeyde ama herşey de çok büyük farklar vardı… .
eve, döndüğümde,haber saatiydi.dokundum düğmeye bir haber çarptı tv de gözüme ..
“*…2.Abdülhamid’in torunu Osman Ertuğrul,
Tv de dedesinin- Rom bir içkinin adıdır bu-
içtiğini söylediği zaman siyasal islamcılardan hakaret ve küfürler yedi…*” deniyordu..
Onların gözünde bütün Osmanlı Sultanları, içmez,yemez,sevişmez hiçbir zaafı olmayan,insanüstü, üstün insandı demekki…onları bir ”Evliyaullah”
Sandılar yani…
Serde malum köşe yazarlığımız var, Açtım elde varolan kaynakları bir güzel araştırdım…
Vay anam vay,işlenmesi gereken harika bir konu… .Osmanlı’da bira tarihi.
neler buldum neler, buyrun birlikte öğrenelim ne nedir ne ne değildir,?
İşte görmezden gelinen gerçekler :
“*İlk bira fabrikası Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1890’da İsviçreli Bomonti kardeşler tarafından Feriköyde kurulmuş.
Biranın Osmanlı topraklarına girmesi 1839 senesine Osmanlının batıya açılma sürecine denk geliyor.
1840 lı yıllardan itibaren çeşitli illere birahaneler kurulmuştur.
İzmir Alsancak’ta bulunan A. Prokopp’a ait birahanenin seramik şişesinde, kuruluş tarihi 1846 olarak belirtilmektedir.
1888’de İstanbul’da 15’i Beyoğlu’nda, 8’i Galata’da, 8’i diğer semtlerde olmak üzere 31 birahane mevcuttur.
Buralar hem muslumanlar hemde gayri muslumlere hizmet verirdi.
1894 yılında iller İstanbul, İzmir, Selanik ve Ankara’da birahane vardır.İstanbul’da 33, İzmir’de 5, Selanik’te 4, Ankara’da 3 tane birahane bulunmaktadır.
1862 yılı vergi mevzuatında rastlanan bir maddeye göre Arpa suyundan yüzde 20 zaiyat bedeli düşüldükten sonra yıllık raiç bedeli üzerinden yüzde 10-15 kayıt alındığına dair kayıt vardır.
Bomonti bira fabrikasıyla elde edilen vergilerden memnun olan Osmanlı, 2. bira fabrikasının (Olimpos Bira Fabrikası) 1892 yılında daha açılmasına izin verdi.
Osmanlı’da bira üretim miktarıyla ilgili ilk bilgi 1896 yılına aittir. Bu bilgiye göre bira üretimi 12.000 hl, yani 1,2 milyon litredir. Hızla arttığı görülen üretim 1913-1914 yılında 9,9 milyon litredir. Türkiye Cumhuriyeti döneminde bu rakama ancak 1940’lı yıllarda ulaşılmıştır.
Oluk oluk para kazanınca rakiplerin çıkması kaçınılmazdı. İstanbul Büyükdere’de “Nektar Biracılık” 1909’da kuruldu. Bira imalatında memba suyu kullanarak kısa sürede pazarda iyi pay sahibi oldular. İkram ve Sabah gazetelerine reklam vermelerinin bunda payı vardı kuşkusuz.
İki şirketin birbiriyle giriştiği rekabet, bira fiyatlarını hayli düşürünce, iki firma daha fazla zarar etmemek için birleşme kararı aldı; 1912 yılında “Bomonti-Nektar Birleşik Bira Fabrikaları” kuruldu. İşleri büyüttüler; “Aydın Bira Fabrikası”nı açtılar. Bomonti-Nektar sadece bira ile sınırlı kalmadı ve İzmir’de ilk rakı fabrikalarını kurarak büyüdüler.
Keza Osmanlı’da…
1911’de kurulan “Milli Bira Fabrikası Osmanlı AŞ” ve 1919’da kurulan “Büyük Sulh Bira Fabrikası” gibi işletmeler faaliyete geçti. Mehmet Sabit Bey veya Ata Rauf Bey gibi Müslümanlar yöneticilik yaptılar.
Çamlıca Belediye Bahçesi ve Tepebaşı Belediye Bahçesi gibi resmi kurum olan belediye bahçelerinde bira içiliyordu. Bomonti birası 40 para ve Avrupa birası ise 5 kuruştu!
Osmanlı döneminde kurulan Bomonti Bira Fabrikası 1938 de Tekel’e geçmiştir
Cumhuriyet Turkiyesi yabanci sermayenin kazandigi bu paralar iceride kalsin diye Ankarada yerli fabrika kurmustur.AOÇ. de…
Ona Çiftlik birası da denirdi, ve gerçekten içmeye değerdi…benimde bir kaç kez tatmışlığım var.
Gidinin dünyası,kimileri, bakmaz, nedir aslı, bilgiyle donatmaz kendini, sanırki, birinin nakliye öğrenir, o zaman bir ben bilirim doğruyu eğriyi…insanın olduğu yerde herşey vardır,doğru da eğride… kimi saklı kimi gizli…
Saklısız, gizlisiz, haramsız, sadece insan için gerekli bir dünya da yaşayalım birlikte…
hoş kalın hoşçakalın, sağlıkla kalın.
Hüseyin Taşkın.

bira
7  Eylül 2021   |   ®️   |   İstanbul’un Siyasi Gazetesi

Google News

İlginizi çekebilir

GÖBEKLİTEPE’NİN 12 SIRRI

GÖBEKLİTEPE’NİN 12 SIRRI




Tema Tasarım |