Ana Sayfa Dünya, Gündem, Sağlık, Türkiye 21 Ocak 2021

İLK KEZ BU KADAR NET: ‘KORONAVİRÜSÜ HİÇ BU KADAR YAKINDAN GÖRMEDİNİZ!’

‘Dr. Mustafa GÖKPINAR’IN Paylaştığı Fotoğraflarda Ağız İçinde Koronavirüs Kesecikleri Görüntülendi’ ‘YENİ KORONAVİRÜS-2019 TEDAVİ ÖNERİLERİ’ Dr. Mustafa GÖKPINAR…

‘Dr. Mustafa GÖKPINAR’IN Paylaştığı Fotoğraflarda Ağız İçinde Koronavirüs Kesecikleri Görüntülendi’

‘YENİ KORONAVİRÜS-2019 TEDAVİ ÖNERİLERİ’ Dr. Mustafa GÖKPINAR / 5 Nisan 2020

Fransa’da bir sağlık kuruluşunda çalışan bir doktor olarak ve hastalığa yakalanıp iyileşmek üzere olan bir hasta olarak tedaviye ilişkin düşüncelerimi paylaşıyorum.

Virüsün bulaşmasını engellemek çok zor görünüyor. Onun için bu yazıyı virüsü kapmış ama farkında olmayan ya da hastalığın belirtileri açığa çıkmış kişilere ve meslektaşlarıma yardımcı olabileceği düşüncesiyle paylaşıyorum.

Hastalık sürecinde aynı zamanda hastalığa kapılmış bir çok kişiyle görüştüm. Salgının başından beri muayene sırasında boğaza bakmanın mikrop kapma riski nedeniyle yapılmaması gerektiği vurgulanmakta ve boğaz muayenesi yapılmamaktadır. Ancak kendimde ve hastaların büyük çoğunluğunda boğaz ağrısı şikayeti olduğundan, kendi boğazlarının fotoğraflarını çekip göndermelerini istedim. Bu fotoğraflarda, hastaların küçük dil ve yumuşak damak etrafında virüslerin oluşturduğu milimetrik su kesecikleri net olarak görülebilmektedir(aşağıdaki fotoğraflarda görüntüleri veriyorum).

Virüsün yumuşak damaktaki bu yerleşimi kanımca tedavi açısından çok önemli görülmektedir. Virüsün kış mevsiminde belirmesine denk olarak birçok deney onun serin ve nemli ortamları sevdiğini göstermektedir. Esas olarak solunum sisteminin iç çeperine yerleşmesinin nedeni de vücudun bu kısmının vücut sıcaklığına göre daha serin olmasıdır. Tükrük salgısının düzenli akışı nedeniyle gırtlak ve çevresi ise solunum sisteminin en nemli kısmıdır. Virüs; el, ağız, burun ve havadaki zerrecikler aracılığıyla solunum sisteminin bütün kısımlarına bulaşmış olabilir. Ancak gırtlak ve çevresinin en nemli ve en serin yer olması nedeniyle, fotoğraflarda da anlaşıldığı gibi, virüs en uygun gelişme ortamını boğazda bulmuş görünmektedir. Boğazda hızlı bir gelişme ortamı bulan virüs kolonisi buradan akciğerlere ve mide barsak sistemine düzenli olarak akmaktadır. Virüs el temasıyla, ağız, burun ve gözden alındığında, buralarda çoğaldıktan sonra akciğerlere geniz akıntısıyla geçişi de yine boğazdan olmaktadır. Hastalığın en ağır şekli akciğerlerin virüs tarafından işgal edilmesiyle ortaya çıkmaktadır.

Tüm bu nedenler hastalığın ağırlaşmadan atlatılmasında boğaz hijyeninin büyük önemini göstermektedir. Hastalık eğer hızlı biçimde yerleşirse, vücudun savunma sistemi onu tanıma fırsatı bulmadan ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Oysa virüsün en yoğun çoğalma alanı olan boğaz çevresinde zayıflatılması sağlanırsa vücut 10 gün ile 2 hafta kadar sonra virüsü etkisizleştirebilecek antikorları üretmekte ve hastalık ağırlaşmadan atlatılmaktadır.

Burada anahtar çözüm; hastalığı zayıflatmak ve zamana yaymaktır. Bunun için virüsün sevmediği şey olan BOĞAZI SICAK TUTMAK en etkili yöntemlerden biri olarak gözükmektedir. Bu gün gerçekçi olmalıyız ki herhangi bir aşı bir yıldan önce kullanıma giremez. Etkili bir ilaç bulunsa bile dünyada herkese yetecek kadar üretilemez. Dolayısıyla geleneksel hatta çok basit gibi görünen ve herkesin evinde uygulayabileceği tedbirleri küçümsememek gerekir.

Çin’de ortaya çıkan bir virüs nedeniyle, Çin kültüründeki, tokalaşmayıp uzaktan selamlaşma ve yemekleri çok sıcak tüketmenin aslında belki binlerce yıldır yaşadıkları salgın hastalıklara karşı bir tedbir olabileceğini yeni anlıyoruz. Çinliler de koronavirüse karşı tedbir olarak sıcak çaylar içmeyi direkt önermektedirler. Hastalık sürecinde kendim ve başka ailelere önerdiğim gibi herkese 4 YA DA 5 DEFA SICAK İÇECEKLER öneriyorum.

Vücudun direncini arttırabilecek bitkisel çaylar tabi ki daha yararlı olabilir. Çinliler ZENCEFİL ve LİMONLU ÇAY’ı direkt önermektedir. Sıcak çorbalar da olabilir. Bu içeceklere ekleyerek ya da ayrıca SARIMSAK da hem virüs öldürücü hem de savunma sistemini güçlendirici bir besin olarak Çinliler tarafından önerilmektedir. Ek olarak

TUZLU SUYLA GÜNDE BİRKAÇ DEFA GARGARA da yararlıdır. Her ne kadar birçoklarınca küçümsense bile, tuzun salamuralarda ve turşularda mikrop üremesini önlediğini hatırlayalım. Ayrıca tuz ozmotik etkiyle çevresindeki dokuların suyunu çekmektedir ki, gargarayla bir kısım virüsü dışarı atmayı sağlayabilir.

Koronavirüse karşı vücudun savunma sistemini güçlendirmek için Çinlilerin önerilerini hatırlatıyorum:

1- YETERLİ UYKU. Erişkinler günde en az 7 saat, yaşlılar en az 6 saat.

2-DENGELİ BESLENME. Proteince zengin yiyecekleri tercih etmek ama şekerden kaçınmak. Bol sebze, özellikle sarımsak. Zencefil ve diğer bitkisel çaylar, bal, limon.

3-SICAK BANYO YAPMAK. Haftada en az 4 defa.

4-D VİTAMİNİ. ilaç olarak ya da günde yarım saattan fazla olmamak şartıyla güneşlenme.

5-SPOR. Haftada 5 defa, 30 dakika-1 saat, yürüyüş, bisiklet, yüzme, kültür fizik vb.

6- POZİTİF DÜŞÜNMEK. Gülmek(Paniğe kapılmamak, umudu kesmemek.

İRAN’lıların, Çinlilerin önerilerine benzer şekilde uyguladığı bir formül:

5 diş dövülmüş sarımsak ve 1 çay kaşığı zencefil, 1,5 bardak su ve 1 bardak sütle kaynatılıp, sabahları açkarna 1 bardak içilecek.

İSRAİL’de uygulandığı söylenen bir formül:

Yarım limon suyu ve bir çay kaşığı karbonat(kabartma tozu) bir bardak sıcak suyla öğlen ve akşam içilecek.(Burada sıcak su ve limonun etkisi biliniyor, yeni olan katbonattır ki, akşamları vücut sıvılarının asitleşip savunma sistemini zayıflatması nedeniyle karbonatla alkaliye çevirme düşüncesine dayanmaktadır ki alkali-asit dengesinin savunma sistemindeki bu etkisi bilinmektedir).

Tüm bu formüllerin içinde

BOĞAZI SICAK İÇECEKLERLE SICAK TUTMA VE TUZLU SUYLA GARGARA yapmayı herkese öneriyorum.

Sıcak bir şey bulunamazsa TUZLU SUYLA GARGARA daha sık yapılabilir.

Ancak aile içindeki herkesin bunu yapması önemlidir. Çünkü rahatsızlık göstermese bile çocuklar da sıklıkla virüsü taşımakta ve etrafındakilere bulaştırmaktadırlar. Bu yöntem virüs kapılsa bile hastalığa dönüşmemesine ve hastalık olsa bile ağırlaşmadan atlatılmasına yardımcı olabilir.

Zorlayıcı öksürük ve nefes daralmasında aynı sıcak tutma prensibine uygun olarak İran’lıların kullandığı, saç kurutma makinesini, burnu yakmayacak tarzda aşağıda tutup, 5 dakika kadar SICAK HAVA SOLUMAK gerekirse saatte bir tekrarlamak yararlı olabilir, ki önerdiğim bir hasta faydasını görmüştür.(Dikkat edelim, buhar değil, kuru ve sıcak hava).

Boğazın ve nefes yollarının olduğu kadar VÜCUDUN BİRAZ SICAK TUTULMASI da yararlıdır. Sıcaklık aslında vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Vücudun mikroplarla savaş halidir. O nedenle Çinliler sıcak banyoyu öneriyor.

Hafif ateş olduğunda hemen ATEŞ DÜŞÜRÜCÜ ALMAKTAN KAÇINMAK gerekir. Ancak özellikle çocuklarda 40 derecenin üzerinde ateş beyin hasarı yapabileceğinden, ateş düşürücü ve ılık duşla ateşini düşürmek gereklidir.

ANTİBİYOTİKLER virüse etki etmemektedir. Antibiyotikler esas olarak, virüsün zayıflattığı bünyede aktifleşen başka mikroplara karşı kullanılmaktadır. Uzun vadede ise barsak florasını bozup vücut direncini zayıflatmaktadırlar. O nedenle yüksek ateş, yeşil balgam yada aşırı boğaz iltihabı olmadığı sürece antibiyotiklerden kaçınmak gerekir.

Boğulma hissi verecek derecede nefes daralmasında ise hastahane koşullarında OKSİJEN almak gerekmektedir.

Herkese sağlık ve huzur dileklerimle.

Fotoğraflar: Küçük dil çevresi ve yumuşak damakta, virüs dolu su kesecikleri

10 Nisan 2020 / ÖZGÜR İFADE

Tema Tasarım |