Ana Sayfa Gündem, Kültür 26 Şubat 2021

KÜRTÇE GÖKTEN Mİ İNDİ? (2)

Yazı dizisinin ikinci bölümü…

Yazının birinci bölümünde adlarını vermiş olduğumuz ‘Lurî’ ve ‘Goranî/Hewramî’ lehçelerinin Kürt diline ait olmadığı itirazına yönelik, bu bölümde klasik kaynaklarda lehçe sınıflandırmasının nasıl ele alındığı hususu özerinde durulduktan sonra, Kürtçe’nin ilk nesir örneklerine, gramer/sözlük ve Kürtçe’ye yapılmış olan çevrilere değinilmiştir.

Kürt kaynaklarında Kürtçe’nin lehçeleri
Şeref Hân Bidlîsî tarafından 1005/1597 yılında Farsça yazılan ‘Şerefname’de Kürtlerin ‘Kurmanç’, ‘Goran’, ‘Lor’ ve ‘Kelhur’ olmak üzere dört büyük gruba ayrıldığı ve bu aşiretlerin kendi dillerinde/lehçelerinde konuştuğu bilgisine yer verilmiştir.

Bu taksimat 1920’lere kadar Kürt aydınları tarafından esas alınıp bir kısım eklemelerle zenginleştirilmiştir. Şerefname’nin yazılmasından sonra, özellikle Osmanlı müellifleri Kürtler hakkında birinci derecede başvurdukları kaynak ‘Şerefname’ olduğu için, onlar da bu taksimatı kabullenmişlerdir.

Şerefname’nin 1800’den sonra yayınlanması ve çevrilmesi suretiyle veya yazma nüshalarının Batı’daki kütüphanelere taşınmasından dolayı, Doğu İslam dünyasında olduğu gibi Kürt grupları ve lehçelerinin tespitinde Batı’daki şarkiyatçılar için de temel kaynak olmuştur.

Ancak 1800’den başlayarak Osmanlı/Anadolu ve Kaçar/İran devletlerinin ‘çok uluslu yapı’larını kaybedip milliyetçiliği öncelemeye başlamalarıyla, klasik kaynaklardaki bilgilerin ehemiyeti kalmamış ve devlet(ler)in benimsediği programlar doğrultusunda kimlerin Kürt kabul edilip edilmeyeceği, hatta Kürtlerin var olmadığı, lehçelerinin ne olduğuna masa başında karar verildiği için, uzun bir süre Kürtlerin edebiyatının olmadığı kabulü tekrar edilmiştir.

Fakat 2000’den sonra ‘küreselleşme’ ve bilgi kaynaklarına erişme imkanlarının artması, yeni bir paradigmanın oluşmasına zemin hazırlamıştır. Böylelikle devlet/özel üniversitelerinde açılan Kürdoloji bölümlerinde Kürt dili, edebiyatı, folkloru, tarihi üzerine yüksek lisans ve doktora tezlerinin hazırlanması ve literatüre dahiliyle ‘eskiye’ dair birçok bilgimiz değişmiştir.

Bu yazıda paylaşmaya çalıştığımız notlar, kimi zaman kesin belgelerle, kimi zamanda var olma olasılığı yüksek olan ancak imkanlar el vermediği için erişilmeyen kaynakların dolaylı yollardan edinmesiyle oluşmuştur.

Belirttiğimiz gibi, Şerefnâme’deki taksimat Kürtler tarafından uzun bir süre takip edilmiştir. Arapça, Farsça ve Kürtçe yazılan Kürt kaynaklarının birkaçına baktığımızda şöyle bir manzara karşımıza çıkmaktadır.

Siirt Şêrwan mirlerinden Salih Begê Şêrwî’nin (1772-1838) 1274/1820? tarihli “Tarihu’l-Neseb” isimli eserde, Şerefname’den yararlanılarak Kürtlerin Kurmanç, Goran, Lor, Kelhur şeklinde dört büyük kabileye sahip olduğu bilgisi sunulmuştur.

Gerek Şerefname, gerekse ondan yaralanarak Kürt gruplarını sunan kaynaklar açıkça hangi grubun hangi lehçeyi konuştuğu/yazdığı bilgisini paylaşmamıştır. Bu durum 1850’den itibaren değişmiştir. Zira bu tarihten sonra artık grupların lehçe adlarına, nerede konuşulduğuna kadar birçok bilgiye yer verilmiştir.

Ayrıca Batı’da daha önce seyyahlar/diplomatlar tarafından Kürt dili/lehçeleri ve edebiyatına dair birkaç paragraflık, çoğunlukla da eksik, yanlış paylaşımlar yerine; sadece bir lehçeye hasredilmiş, sözlük ve gramer çalışmalarının yapılmasıyla ve Kürtlerin de bunları okuyup yararlanmasıyla taksimatın detayı artmıştır.

Mela Mahmudê Bazîdî’nin 1858/9 yılında yazmış olduğu “Adat û Rusûmatname’ê Tewayifê Ekradiye” kitabında Kürtçe’nin bir yazılı forma sahip olduğu, ancak ‘konuşulan’ dilin dört lehçeye ayrıldığı, bunların ikisinin ismi (‘Rawendî’, ‘Zaza’) ve konuşulduğu yerler, diğer ikisinin de konuşulduğu bölgeler yazılmıştır.

Mehmudê Bazîdî’ye göre;
‘Çaldıran, Kars, Beyazid, Muş, Bitlis ve Van’da ‘Rewadî’ lehçesi;
Tercan (Erzurum) ve Dersim’de ‘Zaza/Ducik Aşireti’;
‘Hakkari, Botan, Şirvan, Müks, Şemdinli, Hizan, Şino, Birados’ta konuşulan üçüncü lehçe;
‘Baban, Bilbas, Zerzen, Şükriyan’ aşiretlerinin Süleymaniye ve Şarezor/Kerkük’te kullandıkları dördüncü lehçe.

Eli Ekber Kurdistanî, 1867 yılında yazmış olduğu “Bedai’ül-Luxat” isimli Kürtçe-Farsça sözlüğünün ‘önsöz’ünde, eski zamanlarda Kürtlerin sekiz kısma ayrıldığını ve bu grupların dillerinda zamanla farklılıkların oluştuğunu dile getirmiş, Kürtleri şu ana gruplara ayırarak haklarında birkaç paragraflık bilgi vermiştir:
‘Goran’, ‘Lur/Lor’, ‘Erdelan’, ‘Kirmanc’, ‘Lolo’, ‘Mafî û Nankelî’, ‘Lek’, ‘Zend’.

Babê Naco (M.X.), Hetawî Kurd dergisinin 1913/1330 yılında yayınlanan dördüncü sayısında çıkan “Erbâb-ı Hamiyet ve Himmete” başlıklı yazısında, ‘Şerefname’nin ‘Kurmanc’, ‘Goran’, ‘Kelhur’, ‘Lur’ ve ‘Zaza/Milli’ taksimatından hareketle lehçelere ve bu lehçelerin hangi coğrafyada konuşulup yazıldığına dair bilgiler verilmiştir:

İşte bu beş şube bir asıldan müteferri’ olup mekân itibariyle ve ba’zı vukuat dolayısıyla bu nâmı iktisâb eylemişlerdir. Lisanlarındaki mübayenet pek ehemmiyetsizdir. Kürd lisanının Farisi ile müşabeheti var ise de teşkilatı büsbütün başkadır. Bu babta icab edecek ma’lûmatı bilahire ita edeceğimiz tabii olacağından şimdilik bunlardan sarf-ı nazarla yalnız şu’ubat-ı mebhusenin tebdil esamiyesini yazacağız.

Musul’un merkez sancağıyla Van’ın Hakkari sancağı ve Harput’un Malatya sancağı Diyarbekir, Van, Bitlis, Erzurum, Halep, Suriye, Adana, Konya, Ankara, Sivas vilayetlerindeki Kürdlere Kurmanc ve Kerkük sancağında olanlara Soran ve Süleymaniye sancağında olanlara Bâbân denilir.

Kürdistan İrani eyaletiyle Irak-ı Acemde olanlara (Goran) ve İran’ın Derne ve Derteng (Hulvan) havalisinde bulunanlara (Kelur) ve Muristan’la Huzistan’ın ve Faris ve Horasan eyaletlerinde bulunanlara (Lur) denir. Loristan Ekrâdı Bahtiyari aşairi nâmıyla müştehirdir. Bağdat’ın müneddil-i Hanekin, Horasan ve Samarra kazaları ile Peştguhdegi Feyliler dahi Bahtiyari aşairi şuubatındandırlar.

Şiraz’daki (Lek)ler ile Havramiler dahi Gorandan ma’dutturlar. Dersim sancağı, Genç sancağı Palu, Lice ve Siverek ve Mutli’de bulunanlara Zaza deniyor. Kürdlerin asılları ve lisanları bir olacağı halde mevki ve nüfûslarının tekessürü ve her tarafa yayılmaları ihtilafat-ı esmayı mucib olmuştur. Lisanlarının tevhidi kabul olacağı tetkikatla anlaşılmıştır. Yalnız Zaza lisanının biraz farkı var ise de cihet-i tesrifiyesi diğerlerine müşabe olup bir aslın fer’i olduğu meydana çıkmıştır

Mehmet Mihrî tarafından 1334/1918 yılında İstanbul’da hazırlanan “Mukaddîmet-ûl Îrfan” isimli eserde Kürtçe’nin iki lehçeye, her lehçenin de kendi içinde alt gruplara ayrıldığı bilgisi paylaşılmıştır:
A) Kurdî: 1) Feylî (a-Bextiyarî), 2) Bilbasî (a- Bilbasî, b-Kurmancî), 3) Kurdî;
B) Goranî: a- Hewramî, b-Zaza.
Bu lehçelerin konuşulduğu coğrafi alan da şu şekilde ortaya konulmuştur:

‘Hewramî’ Süleymaniye ve Sine civarında;
‘Zaza’ Azerbaycan, Erzurum, Xarpêt/Elazığ, Diyarbakır ve bir kısım Bidlîs;
‘Feyli’ çoğunlukla İran, bir kısım Kerkûk;
‘Bilbasî’ çoğunlukla Azerbaycan (Savcbulak) ve bir miktar Musil;
‘Kurd’ Sine, Musil ve Bağdad;
‘Kurmanc’ Wan, Bedlîs, Erzerum, Dîyarbekir, Sîwas, Anqara, Qonya ve Haleb civarı ile İran Azerbaycanı, Kafkas ve Suriye.

Kitapta, Feyli lehçesinden sonra Kürtler arasında en fazla konuşulan grubun Kurmanci olduğu belirtilmiştir.
Kürt grupları ile bunların lehçeleri hakkında 1500-1923 yılları arasında bilgi veren ‘Kürt’ kaynaklarını esas aldığımız için; adlarını anmış olduğumuz lehçelerdeki edebi ürünlerin bu taksimatın başlamasından çok önceki tarihlerde de var olması hasebiyle bunlar Kürt dilinin/edebiyatının ürünleri içerisinde değerlendirilmiştir.

Bu durumda Kurmancî, Kirmancî/Zazakî/Dimilli/Millî, Soranî/Mukrîyanî, Goranî/Hewramî, Lurî-Lekî ve Kelhurî lehçelerinin tümünün Kürtçe’nin İslâm sonrasında oluşan ve farklı tarihlerde edebî ürünler veren diyalektleri olduğu bilgisine bir itiraz hakkı doğmayacaktır.

Kürtçe’nin ilk nesir örnekleri
Mela Birhanê Tarînî’nin araştırmaları sonucunda Kurmancî lehçesindeki nesrin ilk örneklerinden sayılan ‘tıp kitapçığı’nın 16. yüzyılda telif edildiği ortaya çıkmıştır.

Mela Muhemedê Ervasî/Muhammed Qutib’un Miks ve Hîzan bölgesinde konuşulan diyalekt özellikleriyle kaleme aldığı küçük hacimli çalışmasının Bağdat Müzesi olmak üzere birkaç yazma nüshası bulunmaktadır (Dara Yayınları, 2019). Eserde hangi hastalığa ne tür ilaçların kullanılacağı ve ilaçların yapım yöntemleri dile getirilmiştir.

Bu eserden sonra nesir olarak Mela Husênî Şîvikî’nin ‘Izzî’ye yönelik şerh çalışması ve ardından Müküslü Eliyê Teremaxî’nin (16-17.yy) “Haza Kîtabu Serfî Lîsanî Kurdî” grameri gelmektedir (Aydın Üneşi/Merdan Newayî, 2018).

Melâ Yûnis Helqatînî (ö.1785); İmam Cürcânî’nin “el-Avamil” adlı eserini “et-Terkîb” adıyla şerh etmiş, Arapça “ez-Zurûf/zarflar”ın Kürtçe açıklamasını yapmış ve ayrıca “Tesrîf/Gramer” kitabını kaleme almıştır. Yûnis Heqatînî dışında, başka bir şahıs tarafından da “el-Avamil”in Kürtçe şerhi yapılmış olup, bu eserin yazma bir nüshası Bitlis Oxîn Medresesi’nde (Ebat: 215×165/170×120, Satır:22, Vrk:51b-59a) muhafaza edilmektedir (Ali Bağcı; 2017, 107).

Kürtçe’nin gramerine yönelik Tübingen Üniversitesi Kütüphanesi’nde “Arabisch-Kurdische Grammatik” ismiyle kayıtlı 83 sayfalık kitabın 1701 yılında yazıldığı veya istinsah edildiği belirtilmektedir. Agust Jaba Koleksiyonu’nda yer alan yazmalar, Mela Mûsayê Hekarî’nin 17. yüzyılda 50’den fazla Kürtçe çîrok/hikâyeyi toplayıp yazdığını göstermektedir.
Mela Mehmûdê Bazîdî (1797-1867) de 1850’lerde Kürtçe hikayeleri toplamış, A. Jaba “Camieya Rîsaleyan û Hikayetan bi Zimanê Kurmancî” adıyla yayınlamıştır.

Bazîdî’nin “‘Adat û Rusûmatnameʼê Tewayifê Ekradiyeyê/(Kürtlerin Örf ve Adetleri)” eseri Kürtlerin, özellikle de Osmanlı sınırları içerisinde bulunan Kurmanç ve Zaza/Dimillî gruplarının sosyolojisine yönelik hazırlanmıştır.
Bazidî’nin birçok nesir çalışması içerisinde “Tuhfetü Lüğalin fî zimanê Kurdan” isimli bir gramer kitabı da bulunmaktadır.

Goranî ve Soranî lehçelerinde tespit edilebilen 18. yüzyıldan kalma hukukî metinler ile Behdînan mirlerinin bir nevi ‘devlet arşivi’ sayılabilecek 19. yüzyıldan kalma resmî belgeleri de bulunmaktadır. 19. yüzyılda Osmanlı coğrafyasında yaşayan Ermeniler tarafından Ermenice’nin öğretimi doğrultusunda Kürtçe bilen Ermeniler için alfabe/gramer çalışmalarını da yayınlamışlardır.

1861 yılında Hovanes Mühendisyan Matbaasında basılan ‘Aypenaran’ ve ‘Alifba Cüz’ diye yazılı olan Ermenice-Kürtçe Alfabe, Palu/Elazığ dinî önderi Mıgırdıç Dikranyan tarafından yazılmıştır. Bu alfabenin dışında İstanbul’da basılan 1868 tarihli başka bir eser de mevcuttur.

Sözlük-kelime listeleri:
‘el-Cibâl’ coğrafyasının Hemedan-Kirmanşah arasında yer alan Dînawer şehrinden bir Kürt olan Ebû Hanîfe Ahmed b. Dawud ed-Dinewerî’nin (ö.896) şimdiye kadar literatüre dahil edilmemiş olan “Ensab el-Ekrad/Kürtlerin Kökeni” isimli eserinin yanısıra 9. yüzyıl gibi erken bir tarihte, “Kitab el-Nebat/Flora Kitabı” isimli Arapça kitabında, Goranî/Hewramî lehçesinden 79 bitki ismini kullandığı araştırmalarla sabittir.

Osmanlı’nın 17. yüzyıl gezginlerinden Evliya Çelebi’nin (1611-1684) “Seyahatnâme” isimli eserinde Kürtçe şiir örneklerinin yanında Kürtçe kelime listelerine de yer verilmiştir: Dâsn Yezidileri, Tinnaz (alay etme), Deyr/Dêr (kilise), Kûrmûrî/Mûr (karınca), Dârê Seîd/Siirt, Malazırd (Malazdirt)…

Ahmedê Xanî’nin (1650-1706) 1682-3 yılında manzum olarak telif ettiği “Nûbara Biçûkan” isimli sözlüğü Arapça-Kürtçe şeklinde düzenlenmiştir. Mele Îsmaîlê Bazîdî’nin (1655-1710) hocası Ahmedê Xanî’yi örnek alarak oluşturduğu “Gulzar” sözlüğü ise üç dilli olup Kürtçe-Arapça-Farsça’dan oluşmaktadır.

1896 yılında Bedirxani ailesinin bireyleri tarafından İstanbul’dan Almanya’ya Martin Hartmann’a gönderilen 542 sayfalık Kürtçe yazmanın 470-528 sayfaları arasında ise h.1160/m.1746 yılında yazıldığı düşünülen 359 mısralık ‘Gül Efsun’ sözlüğü yer almıştır. Şêx Marîfê Nodeyî’nin (1733-1838) 1790 yılında yazdığı manzum Arapça-Kürtçe/Soranî sözlüğü daha çok “Ahmedî-nâme” adıyla bilinmektedir.

Mela Mehmûdê Bazidî’nin (1799-1867) Rusya’da Alexandre Jaba Kürtçe Yazmalar Koleksiyonu’ndaki Kurd8’in 76b-126b varakları arasında yer alan ve 1867 yılında yazıldığı düşünülen “Kürtçe-Türkçe Sözlüğü”nde 1428 sözcüğün anlamsal karşılıkları verilmiştir. Eli Ekber Kurdistanî’nin 1867 yılında hazırladığı ‘Kürtçe/Soranî-Farsça’ sözlüğü “Bedai’ül-Luxat” olup 140 sayfadır.

Kaçar şahı Nasireddin’in isteğiyle Ebul Muhsin tarafından 1303/1885 yılında Senendac’ta yazılan 43 sayfalık Kürtçe-Farsça sözlüğü “Haza Kîtabü’l-Luxat”te 531 kelime bulunmaktadır. Yusuf Ziyaeddîn Paşa’nın Maarif Nezareti ruhsatıyla 1310/1894 yılında yayınladığı ama daha sonra sakıncalı bulunup toplatılan “el-Hediyyetü’l-Hamîdiyye fi’l-Luxetü’l-Kurdiyye” Kürtçe-Arapça sözlüğünde 5.452 madde başı bulunmaktadır.

Mehmud Riza Kandûlayî’nin “Ferhenga Kendûleyi-Farîsî” 1902 yılında yazılmış olup 750 Kürtçe kelime karşılığını barındırmaktadır. Şêx Mihemed Kerbelayî’nin (1885-1939) 1912 yılında hazırladığı Kürtçe-Farsça sözlüğü “Mirsad’ul-Etfal/Şahrahê Kûdekan”da 1250 civarında kelime mevcuttur.

Kurdistan dergisindeki (no:2, İstanbul-1337/1919, ss:22) bir yazıya göre Mehmed Mihrî Hêlav/Hilav (1885-1957) tarafından hazırlanan ama şimdiye kadar bulunmayan “Kürtçe-Türkçe-Arapça-Farsça-Fransızca Sözlük” yazılmıştır. Ferhad Pîrbal, “Mêjûy Wergêranî Kurdî (2002)” isimli kitabında; Saddam Hüseyin’in toplattığı yazma eserlerin bulunduğu Bağdat’taki “Darel Seddam lîl Mextûtat” isimli kütüphanedeki birkaç Kürtçe sözlükten bahsetmektedir.

Verilen bilgiye göre, 1700’lerde yazıldığı düşünülen 42 sayfalık ‘Türkçe-Kürdçe/Kurmancî Sözlük’ 19936 numarayla muhafaza edilirken; aynı kütüphanede 1800’lerin başında telif edildiği düşünülen 20 sayfalık ‘Farsça-Kürtçe/Kurmancî Sözlük’ de 20518’de kayıtlı gösterilmiştir. Saddam’ın 2003’te iktidardan düşürülmesi sonrasında kütüphanenin talan edilmesinden dolayı bu eserlerin hala aynı yerde muhafaza edilip edilmediğini bilmiyoruz.

Tahran’daki ‘Encüme-i Şûrâ-yi İslâmî İran Kütüphanesi’nde bulunan “Zewahîri’l-Luğat” isimli sözlük, Ebû Necîb Mihemed Cwanrûy tarafından hicrî onuncu yüzyılın ikinci yarısında (miladî 16. yüzyıl) yazılmış olup Yasîn tarafından h.1201 yılında istinsah edilmiştir.

Bu sözlük, Sadi’nin “Gülistan ile Bostan” ve Molla Cami’nin “Yusuf ile Züleyxa” mesnevilerindeki Farsça kelimelerin Arapça, Kürtçe, Hintçe ve Osmanlıca karşılıklarından oluşturulmuştur.

Alî Qeredaxî, aynı sözlüğün Bağdat’ta altı nüshasının daha bulunduğu notunu düşürmüştür.
Adlarını verdiğimiz eserlerin yanında Batılı şahsiyetler ile Osmanlı ve İran Kurdistan’larında yaşayan Süryani, Ermeni ve Musevi azınlıklar ya da bu inancı taşıyan Kürtler tarafından hazırlanan kelime listeleri, gramer ve sözlüklerin bir arada olduğu eserler de bulunmaktadır.

Kimi kaynaklarda 1600’lerde Hristiyan misyonerler tarafından hazırlanan Kürtçe bir sözlükten bahsedilmiş olsa da, eldeki mevcut veriler bu alanda ilk çalışmanın Maurizio Garzoni’nin 1787 yılında İtalyanca olarak hazırladığı “Grammatica E Vocabolario Della Lingua Kurda” isimli gramer-sözlüğüyle (6 bin 700 kelime) gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

Agust Jaba ile Justi’nin ortak çabasıyla hazırlanıp 1879 yılında yayınlanan “Dictionnaire Kurde-Français” isimli Kürtçe-Fransızca sözlükte ise 15 bin maddebaşı bulunmaktadır. Amadîyeli Father Ablahad tarafından 19. yüzyılda Süryanî alfabesiyle hazırlanan Kürtçe kitabı “Ktâbâ d-Tûrâş Mamllâ Kartwâyâ (Bağdad Kütüphanesi, 18078)” her ne kadar gramer ağırlıklı olsa da Kürdçe/Kurmancî-Süryani kelime listesine de yer verilmiştir.

1883 yılında oluşturulan ‘Kürdçe-Arapça-Süryanice’ sözlüğünün yanında, 1920 yılında London’da yayınlanan “Vocabularies” isimli altı dilli sözlüğünde de Kürtçe bulunmaktadır.

İncil’in/Tevrat’ın Kürtçe çevirileri
İncil ve Tevrat; Batılı misyonerler tarafından 1800-1923 yılları arasında Kürtçe’nin çoğunlukla Kurmanci olmak üzere Soranî, Zazakî ve Kelhurî lehçelerine çevrilmiştir. Bu İncil’lerin bir kısmı Osmanlı sınırları içerisinde, bir kısmı da Avrupa ve Amerika’da basılmışlardır.

Kürtçe’ye çevrilen İncillerde Ermenî alfabesi, Osmanlı’nın sonuna doğru üç çeviride de Arap alfabesi kullanılmıştır (Mesûd Serfiraz; 2015, 199-216). British and Foreign Bible Sociey’nin 21. raporunda, 1824 yılında İncil’i Kürtçe’ye çevirip yayınlama projelerinin olduğu yazılıdır.

23. rapora göre de dört İncil’in çevirisi bitmiş, Tebriz’de Kürtçe’yi iyi bilen birkaç kişi tarafından da düzeltilmiştir. Kennety J. Thomas’ın aktardığı bilgilere bakılırsa, Keldani Katoliklerinden Shevriz, İncil’i Arapça’dan Kürtçe’ye çevirmek için uğraşmaktadır.

Shevriz, 1826 yılında bitirmiş olduğu çalışmasını, bir Kürt alimine de gösterip düzeltmiş, ancak bu çalışması basılmamıştır. Misyonerlik faaliyetleri için 26 Mart- 6 Haziran 1830 tarihleri arasında Bazîd/Beyazıt’ta (Ağrı) bulunan Felician Martin von Zaremba (1794-1874), seyahatine dair yayınlamış olduğu bir makalesinde Tevrat’ın Kürtçe’ye çevirisinden söz etmiştir.

Arşiv belgelerinden elde edilen bilgilere göre ‘Zaza Kurdî’ lisanıyla İngiltere’de 1900 yılında basılan bir İncil de bulunmaktadır (Ercan Çağlayan; 2016, ss:209).

(Nurullah Alkaç Makalesi ve görselleri Independent Türkçe’den alınmıştır)
26 Şubat 2021 / ÖZGÜR İFADE
(DEVAM EDECEK)

KÜRTÇE GÖKTEN Mİ İNDİ? (1)



Tema Tasarım |