Ana Sayfa Gündem 17 Mart 2021

Mehmet Ali Çelik’le Yazdıklarına Dair…

Sizlere Mehmet Ali Çelik’i tanıtmak istiyoruz. Kendisi özel sektörde çalışıyor. Yazarlık yönünü ve yayımlanan 5 kitabı olduğunu…

  • Sizlere Mehmet Ali Çelik’i tanıtmak istiyoruz. Kendisi özel sektörde çalışıyor. Yazarlık yönünü ve yayımlanan 5 kitabı olduğunu öğrenince kısa bir röportajla kendisini ve kitaplarını sizlere tanıtmak istedik.
    MEHMET ALİ ÇELİK kimdir?

-Adıyamanlıyım. İlk, orta ve lise öğrenimimi burada tamamladım. Anadolu Üniversitesi’nde İşletme eğitimi ve Beykent Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler yüksek lisans eğitimi aldım. Ankara’da yaşıyorum.

Yazarlık  fikri sizde nasıl oluştu?

-İlkokulda hep kitaplık kolu idim. Yazım güzeldi. Okul panosuna daha o dönemde yazı yazardım. Ortaokul son sınıfı bitirdiğim yaz tatilinde babamın kütüphanesinde bulunan 70 adet roman ve hikâyeyi yanıma alıp il halk kütüphanesinin yolunu tutmuştum. O yaz boyunca bu kitapların hepsini bitirmiş ve ilk o zaman, “Bir gün ben de yazmalıyım!” fikrine kapılmıştım.

Sonra?

Sonra bir gün İstanbul’da yüksek lisans eğitimimi tamamlayıp tezimi kitaplaştırma fikri doğdu. Aslında bunu biraz da yüksek lisanstan sınıf arkadaşım Yazar Yusuf Ertuğral’a borçluyum. Çünkü bir işaret fişeğini de o yakmıştı. Bana imzalı kitaplarını getirdiğinde, nedense “Artık ben de yazmalıyım!” demiş ve açıkçası pek imrenmiştim.

Sonra da hemen ilk romanınızı mı yazdınız?

-Evet.

Peki nasıl oldu bu? Yani istemek yeterli mi bunun için?

-Tabi ki değil. İstemenin yanında yetenek ile birlikte büyük bir heves ve azim gerekli. Yeteneğimin olduğunu iddia edemem ama büyük bir heves ve azim; işte o bende kesinlikle mevcut. Çünkü bu işi seviyorum. Aslında bu iş, büyük bir sabır ve zaman gerektiriyor. Yazar olmak öyle kolay değil, bu bir süreç işi. Buna zaman, tarih ve okur karar verecektir.

Ama beş kitap yazmak kolay olmasa gerek! Öyle değil mi?

– Kolay olduğunu elbette söyleyemem. Çünkü bu iş için hem büyük bir özveri hem de zaman gerekiyor.

Peki nasıl yazarsınız? Ya da yazdınız diyelim! Yani bize işaret fişeklerinizden biraz daha bahseder misiniz?

-Yazmak için öncelikle büyük bir düşünce ve hayal gerekiyor. Önce ne yazacağınızı ve onu nasıl yazacağınızı bilmelisiniz. Çünkü tabiri caizse bir dünya kuruyorsunuz. Bu dünyayı öyle kurmalısınız ki okur, onun içinde kendini bulsun. Benim işaret fişeğim, aslında hayatın kendisi oldu. Yani tüm kitaplarım hayatın kendisi ile kurgulandı.

Yani yazdıklarınızın hepsi gerçek mi? Bunu mu demek istiyorsunuz?

-Hayır, hayır. Aslında onu demiyorum. Bakın, yazılanlar yazandan hiçbir zaman bağımsız değildir. Yazarını hep ele verir. Şöyle ki kurgu dünyasının satır aralarında yazarın ifşa ettiği sırları bulursunuz. İşte bunu demek istiyorum.

Çok gizemli!

-Evet, hayat gibi. Kurgunun dünyası böyledir. Bir ayağı hep hayatın içindedir.

-‘’KAFAMIN İÇİNDE BİR BEN’’ Nasıl oluştu?

-İnsan, arzu ettiklerine ulaşmak ister; eğer bu olmazsa mutsuz olur. Bu her zaman böyledir. İnsan, istekleri karşılanmazsa hasta olur. Burada böyle bir durum söz konusudur. Kahramanımız çift karakterlidir. Yani kısacası bir şizofrendir. Onu bu hale yaşadıkları, daha doğrusu yaşayamadıkları getirmiştir. Bu kitap şizofreni hastaları incelenerek yazılmıştır. Bir ayağı gerçeğin tam ortasındadır. Gerisini sormayın, satır aralarında arayın…

Peki diğer kitaplarınız! Onlar nasıl meydana geldi?

-Ceberrut da aynen Kafamın İçinde Bir Ben gibi psikolojik bir roman. Benim üçüncü kitabım. İlki bildiğiniz üzere yüksek lisans tezim ve ilk işaret fişeğim; beni yazmaya sevk eden ilk eserim. Neyse, Ceberrut diyordum. Bu da kendi ismiyle münhasır, baskıcı ve zorba bir babanın etkisiyle büyüyen, sınırlanan ve sınırını kendi iç dünyasıyla ötelere taşıyan bir roman kahramanının öyküsü. Bu kahraman da diğer romandaki gibi çift karakterli, bu da arzu ettiklerine başka bir dünyada kavuşan bir karakter. Bu roman da diğeri gibi bir akıl hastanesinde yatmakta olan hastaları ziyaretle ve onları gözlemle yazılmış bir roman.

Neden hep psikolojik roman? Veya neden hep psikoloji?

– Psikoloji en sevdiğim bilim dalı desem yeridir. Çünkü her şey insanla başlar. Her şey onun içinde şekillenir ve dış dünyaya böyle aktarılır. İnsan davranışlarının temelinde psikoloji yatar. Bize nasıl davranmamız gerektiğini içimiz söyler, dışımız uygular. Temelde bir itkidir bizi harekete geçiren. Bu yüzden hayatın temelinde yatar psikoloji. Çok severim. Romanlarımı yazarken birçok psikoloji rehberini ve kitabını gözden geçirmişimdir. Psikolojik vakalara özel ilgi duyarım. Bunu romana aktarmak benim için çok özel bir duygu oldu.

Peki, ‘’KAFDAĞI’DAN ÖYKÜLER’’ kitabınızdan bahseder misiniz biraz?

-Kafdağı’nı herkes bilir ama kimse görmemiştir. Çünkü Kafdağı ulaşılmazdır. Aynı zamanda hayatın içindedir. Aslında hayalin içinde bir yerlerdedir o. İşte ilk öykü kitabım olan Kafdağı’ndan Öyküler de böyledir. Hem gerçek hem kurgu hem hayal hem de hayattır.kaf dağı

Son kitabınız, “BİZİM KENDİ HİKÂYEMİZ” bize biraz da ondan bahseder misiniz?

-Kitaba adını kendi kahramanı verdi. Ona ‘Bizim Kendi Hikâyemiz’ diyerek kendi hikâyesini yazdı. Bu romanda 430 sayfayı o doldurdu. ‘Bizim Kendi Hikâyemiz’ diyerek sizin, benim, onun yani bizim kendi hikâyemizi yazdı.bizim

Bu roman da diğerleri gibi psikolojik mi?

Arka planında psikoloji var elbette. Çünkü burada da insan ve insan davranışları var. Ama arka planında bu kez daha çok tarih var. Tarihsel psikoloji var diyebilirim. Zaman burada son dönem Osmanlı’ya uzanıyor. Bu tarihte geçiyor roman. Küçük bir kahraman büyürken Osmanlı küçülüyor ve batışa doğru yol alıyor. İnsanlar, haklı haksız çeşitli mücadeleler veriyor. Küçük bir çocuk bunları duyuyor, görüyor, araştırıyor ve yazıyor. Kendi gözüyle, kulağıyla olanlara bir bir şahit oluyor. Tarihe bir tanıklık ediyor.

Bu tarihi romanın alt yapısını hazırlamak için kaç kitap okuduğunuzu  öğrenebilir miyiz Çünkü bir dönem romanı yazdınız ve göründüğü kadarıyla epeyce araştırma yapmış olmalısınız öyle değil mi?

-Evet. Biraz öyle oldu. O dönemi doğru ve tarafsız yansıtmak, tarihe sadece bir roman gözüyle bakmak için epeyce uğraştım. Doğrusu bunun için yirmi kadar tarihi kitap okudum, bir o kadar da mecmua inceledim.

Peki  yazarlığınızı nerede görüyorsunuz? Ve yazarlık sizin için ne anlam ifade ediyor?

-Ben henüz yolun başındayım. Bu bir süreç. Bunun en doğru kararı tarihte ve tarihin doğru okurlarında saklıdır. Hakkaniyetli okur ve tarih, günü gelince bu kararı bizzat verecektir. Yazarlık benim için tarihe bırakmak istediğim bir iz, bir isimdir. Bu olur mu bilmem ama insan ister ve bu isteği karşılanmazsa mutsuz olur. Bense mutsuz olmak istemiyorum…

Politik Sinemayı da okurlarımıza tavsiye edelim son olarak. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum. Tüm kitaplarınızın okuru bol olsun!
17/07/ 2021 Özgür İfade

Google News



Tema Tasarım |