Ana Sayfa Gündem, Yazarlar 21 Temmuz 2021

ÖYLE Bİ BAYRAM Kİ

Hiç satırlarına dokunmadan aktarıyorum öyle bir geçmilten kalan bir bayram özlemini.. Niksar’dan… Dut ağacına bağlanan koyunun sesiyle…

Hiç satırlarına dokunmadan aktarıyorum öyle bir geçmilten kalan bir bayram özlemini.. Niksar’dan…
Dut ağacına bağlanan koyunun sesiyle uyanıyoruz.Sitille su taşımak,otlarla çinko sahanda koyuna yemek hazırlamak bizim işimiz.Yan komşumuz büyükbaşa girmiş kardeşleriyle. Acıyarak bakıyoruz koyuna.Babam Rabbi için adadığı kurbanına ,kurbanlık bakıyor.Ninem kınalı elleriyle verdiği otu uzatırken tebessüm halinde.
“Ah gözel gözlüm!
Sıratta guş gibi uçur beni haa.Emme şu huysuz
adamı dığlat sırtından.!..”derken yarı ciddi yarı şaka değil hani.’Adam adam ciddi’
Sert bakışlarıyla karşılık veriyor dedem
“Lâ havle…”
Kasap Remzi amca gülümsüyor
“Gaynana biniyi,gaynata biniyi
Oğlan,gelin ,onları kim taşıyı Eminâtun?”
Dediğinde babam ,göz kırpıyor bize.
Annemin diktiği bahar dalı çiçekli , fistolu elbisemi gözümden sakınırken, üstüne bir de pay dağıtma!
Gazete kağıdına sardığını veriyor ninem elime.
“Bi tike Fosil Halime’ye,bi tike Çatık kaş Düriye’ye,bi tike de yol ağzında ki Hayriye’ye goş götür.Hak için gurban,küp için gavurma.”
Dediğinde ,dedem yine ‘lâ havle…’çekiyor.
Paylar bittiğinde leblebi torbalarını aldığımız gibi düşüyoruz yollara.Elini öptüğümüz büyüklerin ellerinde hep et kokusu.Kuyruk yağı karışımı kokan ,yıkandığı halde geçmeyen kasap dükkanı gibi.
Fadiklerin bahçesinde daha da derin kokular var.Mahalle çeşmesinde mimbar yıkayan ,işkembe kazıyan kadınlar…
Fadiğin annesinin elini öpmemek için yollar arıyorum ama nafile.Gitmesem küser bir asır.
Ninem tembihliyor; “ Bah ben senin o geçi inadını iyi bilirim valla gidip elini öpmezsen eğer, küseğen Lütfiye sittin sene gonuşmaz seninle de benimle de.Dahası Fadik de gelemez yanına!..”
Ertesi gün üç beş kuruşluk bayram harçlığımızı bakkal Suphi’nin şekerlemelerine yatırıyoruz. Ninem bastonuyla bahçe kapısında kolaçan ediyor mahalleyi tabii bizi de.
“… Suphi’nin garısı bi topuklu ayakkabı daha alır sizin gibi enayilerin parasıyla.Agılsızlar sizi…”derken ,bakkal Suphi’nin karısının kulağına da gider korkusunu hiç taşımıyor.
Kurban kesenden daha çok kıyma çektiren Fosil Halime’ye de gıpta etmiyor değil hani.Yeşil kareli pazar çantasıyla kasaptan kıyma getiren Halime teyze’nin bakışları atarlı , nineme karşı.
Niye acaba?
…’lâ havle ‘ çektirdiği dedemin tebessümlü yüzü herkesin dilindeyken,ninemin dobra dolu konuşmaları yüzlerden tebessümü eksiltmiyor.
Bazen zoraki gittiğimiz bayramlaşmaları gören
hatırşinas babam ,bugünleri sonradan çok arayacağımızı söylüyor ,pişmanlık duymamamız için uyarıyor.
“Ba de harab ul Basra —-Basra harap olduktan sonra “ diyor.
Seneler su gibi aktıkça anlıyorum ki;
Zamanı zamanında yaşamakmış bayram.Sevdiklerini kırmamakmış bayram.Et kokan elleri sevgiyle öpebilmekmiş bayram.Ve dışardan huysuz ,içerden pamuk ipliği gibi yumuşak olan dedemin Cemal Süreya’dan seslendiği şiiri işitebilmekmiş tatlı sesinden:
“Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük…”
Hoş kalın hoşçakalın. Sağlıkla kalın..
(Teşekkürler. Naime, Boynudelik…)

21 Temmuz 2021/ Özgür İfade ®️ | İstanbul’un Siyasi Gazetesi

Google News



Tema Tasarım |