Ana Sayfa Kültür, Yazarlar 7.01.2021 65 Görüntüleme
BİR OZAN KİŞİ

BİR OZAN KİŞİ

Kavaklıdere TRT Genel Müdürlük binası 4 ncü kat…
Program yapım ünitelerinden bir kaçı bu kattaydı..Haftasonu kuşak programı sorumlusu, ve prodüktörlerinin
bulunduğu odanın önünden geçerken, bir saz ve bir ses, acele işim olma sına, rağmen dönüp odaya yönelmeme sebep oldu… İçeri girdim, Kuşak sorumlusu, Rahmetli, çok sevdiğim arkadaşım, Prodüktör Namık Kemal Gönenç, masasının üstünde nagra teypte, radyo denetiminden geçmiş bir kaset dinliyordu… Beni gördüğünde,
-iyi adam lafının üstüne gelirmiş, Emmoğlu gel…
Birlikte dinleyelim..
sen seversin. Ozanları.. Eğer olur alabilirsem, haftaya ekrana çıkaracağım,bu ozanı…
Düğmeye bastı, dar bant döndü ve devam etti…
-Sanada bu türküye klip yaptırmayı düşünüyorum dedi…
Ünlü, sazını sözünü bildiğim ve benim, beğendiğim, bir ozandı bu..
Adı, Aşık Mahzuniydi..
Acı bir şekilde Gülümsedim..
Yüzüme baktı,
Anladı.
-izin vermezler mi dedi.
Boynumu büküp
-Bilemem dedim…
Çünkü, evet çünkü solcu olarak bilinen bir ozandı…
özünü, sözünü dudaktan ok gibi fırlatan,canını bile sakınmayan, kelimeleri halka panzehir, kimilerine zehir gibiydi…
odadan çıkarken,
-Emmoğlu sen yeter ki izin al..
Klip benden dedim ve çıktım.
Bana klip yapar mısın demediğine göre izin alamadı rahmetli can dostum..
Halbu ki o bir ozandı ve halkın gözü kulağıydı..
sazı,ve sözüyle uyandırıyordu halkını.. Yeri geliyor yuh diyor yeri geliyor, buda, gelir buda geçer ağlama diyordu.. Her ozan gibi onunda
Bir güzel aşk öyküsü vardı…
Nasıl mı Buyrun, birlikte okuyalım

Davetli olduğu Konseri bitirmiş, aynı gece ayrılmak üzere gittiği Gaziantep’e, mecburiyet sonucu, bir eve konuk oldu, Âşık Mahzuni Şerif..
Bu evde güzel mi güzel bir kız gördü…. Vuruldu,ona. deli divane oldu… Ozan kişi aşık oldumu işte böyle anında, olur.. Vuruldum der.. Gerçekten vurulmuştur.. Konserden sonra onu şehir dışına götürmek için bekleyen arabaya binmez….Onun yerine Fatma’nın babasının arabasına biner.. Onlara misafir gider…. Onlar Baş üstünde ağırladılar Mahzuni’yi..
En güzel döşeğe, yün yorgana, işlemeli yastığa buyur ettiler…
Ertesi sabah hastalandım diyerek misafir olduğu evden gitmek bilmedi…
Hemde Bir hafta, on gün gitmedi…. Çünkü dedimya, o güzel kız, Yıldırım gibi vurmuştu kalbinden onu.. Yüreği, Fatma, diye atmaya başlamıştı… Fatma ise etrafında dönüp durdu onun.. Mahzuni abi dedi, başka da bir şey demedi… Kasete okudu Mahzuni dertli dertli… Uzattı Fatma’ya.. -Herkes uyuduktan sonra dinle dedi…
Antep’ten ayrılma vakti geldiğinde ağlamaya başladı,aşık Mahzuni…
Onu gören Fatma’da ağlamaya başladı… Ağlamak yetmedi, ayrılık geldi…. Mektuplar yazdı Mahzuni…
Yeni kasetler çıkardı, yeni türküler yaktı aşkına…
Aradan zaman geçti, Fatma Maraş Öğretmen Okulu’nu kazandı…
Bunu duyan Mahzuni, soluğu Maraş’ta aldı… Orada birçok konser verdi ve Fatma’nın karşısına bir daha, bir daha çıktı…
Deli divane misali, Maraş’ı türkülerle gezdi….
Maraş, Mahzuni’nin Fatma aşkıyla çalkalandı… Fatma sokağa çıkınca, İşte Mahzuni’yi delirten kız diye gösterdi insanlar onu birbirine… Güzel kızmış dedi görenler, haklı Mahzuni.. Kimisi de yakıştıramadı bu durumu Mahzuni’ye,.. *Koca ozan, hiç yakışır mı böyle deli divane olmak..*dediler
Daha fazla duramadı Mahzuni, dikildi Fatma’nın karşısına… *-Daha genç dedim, bekle dedim, okusun dedim, anlar dedim, ama yeter artık Fatma.. .
Seni seviyorum. Hem de bütün kalbimle, canımla, cananımla seviyorum* -Ben de seni seviyorum abi dedi Fatma…
Aşk büyüdü, aşk büyüyünce laf büyüdü, laf büyüyünce göz büyüdü.. Göz büyüyünce nazara geldi Mahzuni… Annesi kızdı Fatma’ya… Fatma küstü Mahzuni’ye… Mahzuni gitti, aşkını anlatan bir plağı geldi Maraş’a.. Dinledi, ağladı Fatma… Yağmur yağdı Maraş’a, yağmurla ağladı Fatma… Güneş doğdu ağladı, gün battı ağladı. Pencereden küçük bir ses geldi Fatma ağlarken. Perdeyi araladı, Mahzuni aşağıdaydı. Paltosunun düğmelerini koparmış, tek tek cama fırlatmıştı. -Sensiz duramam Fatma
dedi,
ölüyorum, boğuluyorum Fatma
dedi, artık bana varmalısın dedi.
-Olmaz
dedi Fatma, -annem babam ne der dedi,
-hem okulum var daha
dedi.
Boynunu büktü Mahzuni, yağmur altında karıştı karanlığa. Saat gece yarısına yakın olduğunda kapı çalındı.
Kapıda Muhlis Akarsu, eşi ve Mahzuni vardı.. -Ne oldu
diye sordu Fatma.
-Baban hasta, seni istiyor, seni almaya geldik, dedi Mahzuni… Muhlis Akarsu ve eşi de olduğu için Fatma,
-Olur, gidelim babama.. dedi.
Yolda, kaçırıldığını anladı Fatma… Sinirlendi, arabayı yumrukladı. -Olmaz, ailem olmadan olmaz dedi. Antep yerine Ankara’ya geldiler… Mahzuni kavuştu Fatma’sına..
Çok geçmedi, Fatma’nın ağabeyleri, akrabaları, -vuracağız.. diye and içerek düştüler Mahzuni’nin peşine…
Onları gören Fatma,
-Ben gönüllü kaçtım, ben de seviyorum dedi, kıyamadı Mahzuni’ye.. . Bir şartla kabul ettiler. Fatma geri gidecek, okuluna devam edecek…
Yine ayrıldı Fatma ile Mahzuni…
Üç yıl ayrı kaldılar…
Fatma okulunu bitirdi…
Bu arada Fatma’ya sık sık görücüler geldi. Mahzuni’nin derdi dünya kadar oldu, taşıyamadı. Geldi, diz kırdı, oturdu Fatma’nın babasının dizlerini öptü… -O beni seviyor, ben onu seviyorum, bizi ayırmayın dedi..
Razı geldi Fatma’nın babası…. Evlendiler.. Daha on beş günlük evliyken, Mahzuni’nin önceki iki evliliğinden olan çocukları geldi…
Onlara annelik yaptı Fatma… Bir süre sonra abinin hanımı vefat etti, onun üç çocuğunu da yanına aldı… .
Kendi çocukları doğmadan, altı çocuğa bakmaya başladı Fatma… Evliliklerinin altıncı ayında cezaevine girdi Mahzuni… Ondan sonra da bitmek bilmeyen davalar, işkenceler, hapislikler..
Çok sevdi Fatma, Mahzuni’yi… Dört çocukları oldu. Kendi çocukları dahil on çocuk büyüttü Fatma… Yetmedi, peşinden koştu Mahzuni’nin… Onu hayranlarının boğucu ilgisinden, insanı tüketen içki sofralarından, peşindeki ajanlardan korudu….
Ana oldu, baba oldu, ev oldu, ocak oldu…
İŞTE böylesine yiğit ti bu seven kadın…
aşıktı, gerçekten aşıktı Mahsuni.. içinden gelen bu aşkla, sevdayla, üret ti, Sürekli üretti Mahzuni,… sırtını Fatma’ya verip, durmadan üretti.
Dom Dom Kurşunu,, İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım ”
Boşu Boşuna, Mevlam Gül Diyerek,
Bu Mezarda Bir Garip Var Han Sarhoş Hancı Sarhoş gibi nice klasik esere imza attı…
Mahzuni, Fatma’dan önce göçtü bu dünyadan… Arkasında milyonlarca hayran, ölümsüz eserler ve büyük aşkını bıraktı….
Fatma şimdi onun aşkını yaşatmak için çabalıyor, aşkıyla yanıyor, sevdasını büyütüyor…
Kolay değildir öyle ozan olmak, sazıyla, sözüyle, çığırıp, düzen kurup, imanına yaşamak…
Kolay değildir halkının gözü kulağı olmak
Huzurla uyusun toprağında..
Hoş kalın hoşçakalın sağlıkla kalın
Kaynakça: Ferzende Kaya, Doğaya âşık, insana âşık, Fatma’ya âşık..)
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
07 Ocak 2021 / ÖZGÜR İFADE

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |