Ana Sayfa Kültür, Yazarlar 12.01.2021 92 Görüntüleme
ROMANLAR / Hüseyin Taşkın

ROMANLAR / Hüseyin Taşkın

ROMANLAR
Benim ortaokulu okuduğum, 1960 yıllarda,Tokat İli, Niksar kasabası, içinde, yerleşik ve yerleşik olmayan göçmenleri barındıran bir özelliğe sahipti..
Bir mahallede, Arnavutlar, bir mahallede, çerkezler, bir başka mahalle,tatarlar,vs.yani yöre halkın deyimiyle, göçmenler, muhacir, onlara ek bir de çingeneler vardı….
ve tüm bu insanlar, birlik beraberlik içinde, kendi iş kollarında çalışır, üretim yapar,ihtiyaç fazlalarını, adına hafta günleri dediği, zaman dilimlerinde, komşu ilçelerde satar geçimlerini sağlarlardı… her işi değil ama kalay, ve elek, bohçacılık işini yapan, çingeneler, niksarın en alt bölümünde yaşardı..
sadece Tokat yöresinde değil dünyanın her yerinde…
Yurdu olmadığı halde, tüm dünyayı yurt edinenlerdi bunlar.. .doğa onlarındı… en güzel yerlerde konaklar, birlikte yol alır, dünyayı baştan başa arşınlarlar..
Esmer tenleri,simsiyah saçları, Rengarenk elbiseleri ve kıvrak danslarıyla, ayrıcalıklıydılar Onlara dünyanın öteki insanları gözüyle bakılırdı…Ve kendilerine Roman denmesini isterlerdi…
hiç aklım ermezdi buna ama,
İslam anlayışında bir çingene ile ilişkiye girmek haramdı- ne demek se,- zinadan daha ağır suç işlemiş olunurdu…
Bir çingene ile sevişen bir müslümanın cenabetliği üzerinden atması için bir tuğlanın üzerine oturup o tuğla eridiğinde cenabetliği kalkar.diyede bir saçmalığı kabul etmişti insanlar…
Yani sıradan bir kadınla seviştiğinde bir banyo ile cenabetlik atılırken bir çingene kadınla, birlikteliğe, çok büyük, dini engel koyup, bunu bir ömür boyu günah olarak kabul eden, nedeni belirsiz, saçma bir zihniyet…
onları sade Türkiyede değil,yurt dışı seyahatlerimde, Avrupa’da bulgaristandan, ta İspanyaya kadar gezdiğimde gördüm… hemde onlarla Türkçe konuşup, yol sorarak..
diyebilirim ki, aslında, hiç bir Ulus, Çingeneler kadar şen ve renkli değildir…
Asla milliyetçilik gibi bir düşünceleri yoktur.
Onları hiç kimse yurdunda istemez ama, onlar herkesin yurdunda yaşarlar….
Tarih boyunca diktatörler tarafından katledilmişler, dinler tarafından dışlanmıştırlar
Ama çingenelerin yaptığı bir tek katliama, rastlanmaz dünya tarihinde… Devlet olmamışlardır çünki.
Ve asla sınırları ve özel mülkiyet gibi egoist yanları ve hassasiyetleri yoktur…
Tüm varları ve yokları at arabasına yükledikleri eşyaları ve çalgılarıdır….
şimdilerde, günümüzde onlarda, araçlı, minibüslü, hatta karavanlı oldular, çağa uygun vede yakışır, çünkü onlarda dünyada yaşıyorlar,.. dünyanın bir parçası hepsi..
toprak, yerleşik düzen olmayınca, geçim hayli zor onlar için, çünkü aile oldukça geniştir..
Ve ne enteresandır ki kadın bakar eve…erkek mi o damızlıktır çoğu kez…
çingenelerden, bu denli bilgi aktarmamın bir nedeni var, elbette dostlar hemde , hayli ilginç bir neden..
bizzat görüp yaşadığım, gençlik zamanımın unutamadığım gerçek bir öyküsü bu…
Orta Okul, yeni bitmişti…
yatılı Askeri okula girmek için başvuru yapmak üzere, Askerlik şubesine müracaat ettim…
Amaç,hedef Malum,kısa yoldan memur, olmak, aileye katkıda bulunmak, kendi yuvanızı kurabilmek adına, her fırsatı kaçırmayıp değerlendirmek gerek..
Hiç fena olmaz, yatılı bir askeri okulu kazanıp aileye yük olmadan, hayatını kazanmak …Biz kasabalı okuyan
gençlerin
Tercih ve çizilmiş hedefi böyle..
gerekli işlemleri yapıp, şartları yerine getirip,müracaatı eksiksiz yapıp, eve gelecek sarı zarfı ve sınav gününü beklemek…
Şube, müracaat için gerekli evrakları verdi..
-Bu gün son gün, mesai bitmeden tamamla ve buraya getir..
hepsi tamam evrakların, yalnız, bir eksiğim var, oda hastaneden almam gereken sağlık raporu,
serde delikanlılık var Bi koşu yettim hastahaneye,
muayenem ,bir
saat sürdü, rapor hazırlandı,
-Sorumlu, , hekime imzaya git dediler…
Çıktım odasına,kapı kapalı..
vurdum ses yok..
Bi daha Bi daha.
kimse yok..
duvardaki sus işareti yapan Hemşire resminin yanında, saat var..
16 yı gösteriyor..
daha 2 saatim var.. yetişirim dedim… beklemeye durdum…beyaz, önlüklü, belliki hastahane personeli Bir kişi daha geldi imzaya..
-kimse yok dedim..
saatine baktı
daldı içeri..
telefonu kaldırdı ve çevirdi numarayı..
karşıdan gelen ses..
Bir saate kadar gelicem dedi..
-tamam efendim dedi sese, beyaz önlüklü
Adam kapattı..
-Eyvah dedim.
abi bu raporu 6 ya kadar şubeye vermem lazım. bu gün son muş.
aldı baktı
-ha heyet raporu bu, sorumlu, hekimin imzası şart.. onun işi bellolmaz,sen kendini garantiye al, evdeymiş, şu, leylekli caminin arkasında, koşarak get imzalat, işini hallet..
dedi ve ayrıldı..
koşturdum. ..20 dakikada leylekli camiye geldim.. hemde nefes nefese…
sordum,
-Aha şu arka sokakta dediler.. tabelasını görürsün.
sokağa girdiğimde,Dr, tabelası karşımda ama ben olduğum yerde kalakaldım.
2 katlı villa tipi, beyaz badanalı lüks bir ev… etrafında mahalleli toplanmış, evin yani villanın kapısında, şişman,oldukça bakımlı, bir kadın, çığlıklar atarak bağırıyor..
Allah belanı versin Dr. al bakalım, gör gününü rezil ettim seni.. . şerefsiz adi adam…eşşek,
herif, benim üstüme gül kokladın, hemi…
Pislik seni…
sesi çın çın çınlıyor sokakta..bi kaç kadın onu yatıştırmaya çalışıyor..
yaklaştım….
yaşlı sakallı, camiden yeni çıkmış bir kaç belliki hacı ihtiyar aralarında konuşuyorlar..
-Lan heri, ayıptır be..hekimsin sen,… Dr. sun…
gül gibi genç, öğretmen Bi garın var.. Sana yakıştı mı bu… hemde çingen kızıynan.. .
-Nolmuş ki amca dedim ihtiyarlara…
-hekimi, bi cıngan kızıynan bastumuş, curmu meşhut yapmış garısı.. .
vay ki vay,
elim ayağım boşaldı,.. kalakaldım. yaslandım Bi evin duvarına.. şu şansa bak, yahu bula bula beni buldu iyimi…
diye söylenirken, bir polis ve jandarma arasında,vucudu, pembe çiçekli bir çarşafa sarılı, simsiyah, uzun boylu, saçları belinde,
yeşil gözlü, çok güzel, Değme artiste, taş çıkartır, harika bir kız çıktı kapıdan,..
doktorun karısı sıyrıldı aradan, topuklu ayakkabısıyla, çığlıklar atarak,saldırıya geçti..
polis, araya girdi…
kadını uzaklaştırdılar,
kız bizden tarafa doğru geldi, aman beh..
Bir kız bu kadar mı hoş, alımlı, endamlı ve güzel olur….
yeşilçam artisi gibi valla.. şaşkın bakışlarımız arasında, salına salına, hiç kimseyi umursamadan, jandarmanın jipine bindi..
yaşlılardan biri
-La dohtur seni ayıpladık emme, çoh güzelimiş gız.. değmiş sevdüğüne…
Allah bağışlasın, ne diyek,bari, bide cıngan olmasaydı…
Erkekçe içgüdü dışa vurmuş, Dr affedilmiş, kızın hakkı verilmişti, kart tekelerce.. amma, örf ve adet meselesi…
dağıldı gittiler herkes, söylene söylene…
Ben yalnız kalakaldım sokakta..
benim iş mi,?noldu,
tabi ki yattı…
Hemde Bi çingene,Roman kız sevdasına…
Hoş kalın hoşça kalın
sağlıcakla kalın..
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
12 Ocak 2021 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makalelerine Göz Atmak İster Misiniz!

BİR OZAN KİŞİ

UĞURLAMA / Hüseyin Taşkın

İMAM FAZIL / Hüseyin Taşkın

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |