Ana Sayfa Kültür, Yazarlar 26.01.2021 272 Görüntüleme
TOPKAPI SARAYI

TOPKAPI SARAYI

Ben İlk okul 3, 4 5 nci sınıfı,İstanbulda,Sultan Ahmet semtinde,Gülhane parkının hemen karşısında,Bab-ı Ali kapısının bulunduğu yerde evi olan, dayımın yanında okudum…
okulumun adı Osmanlı da ilk matbaayı kuran kişiydi…İbrahim Müteferrika…
ve 3 yıl,gerek Gülhane parkında,Saray Burnu’nda Kız Kules’inin karşısında balık tuttum, oyun oynadım… o yüce
Çitlembik ağaçlarında, kurulmuş, salıncaklarda sallandım…Sultanahmet Sinemasında,film seyrettim.
Topkapı Saray bahçelerinde,
Ayasofya Cami’inin çevresinde,
Yerebatan Sarayında gezerek, ve o çevrede oyun oynayarak geçirdim..
yörede bulunan bu gizemli,devasa anıt yapılar, o çocuk düşlerimden kalan muhteşem yapılardır…
ben asıl Topkapı Sarayını 1978 de gezdim..1985 teyse,
TRT, de Yönetmen’ken,
Topkapı Sarayının içi ve çevresinde,ilk kez,beş kameralı,naklen yarın aracı eşliğinde ,
MEHTERAN
adlı iki bölüm DRAMATİK BELGESEL dizi çektim…
Genelkurmay Başkanlığı istemişti..
çalışma arkadaşlarımı ki, 21 kişiydik,saygıyla anıyorum…
büyük bir özveriyle bana yardımcı iolmuşlardı…
kulakları çınlasın,Besteci Müzisyen, Ali Kocatepe programımın sunucusuydu…
hayli ilgi çeken ,Belgesel dünya TV. lerinde yayınlandı …
Bu dizi sayesinde,aylarca süren,araştırma ve çalışmalar da Danışmanlarımdan,öyle şeyler öğrendim ki…kitap değil,kitaplar olur…her iki araştırmam da da öyle bir Danışman ve Mihmandarlarım vardı ki…öff ki öff.. (Müze Müdürleriydi ve mesleklerinde tek ve çok yetkin, liyakatli, ehil, ve tarihçi kişilerdi…yani bilenleri.. ) sarayın her bölümüyle ilgili anlattıkları hala belleğimdedir…bu gün şu kadar yaşda olan ben ,onlar sayesinde,Osmanlı tarihine merak salmış,ve hala da büyük bir keyfle araştırıp ,yerli,
yabancı,tüm yazılanları okumaktayım…ama hiç,
Osmanlıcılığa! özenmedim…
çünkü tarih kendi devrinde, bir su misali, zamanı alıp içine, akıp gitmiştir,ve ben yeni bir tarihin içindeyim.. geçmiş sadece derstir bana, önemli olan bu gündür ve ben bu günü yaşar geleceğe güzel şeyler bırakmayı yeğlerim.. savaşmam dünle bu günle.. özenmek düne, geçmiş geçmiştir artık, ben yarını gözlerim
Osmanlı ,benim için dediğim gibi sadece, Saraylarındaki gerçek iolaylarla,yaşanmışlıklarıyla,başlı başına bir geçmiş tarihtir..,
kişiliğince, kendine özel,sırların içinde hep varolmuş,ama,
bazı nedenlerden dolayı,da adeta kendi içinde kaybolmuş sessiz araştırılması, yazılmayı bekler…
Sanki,600 yıllık. saltanat ve geçmişiyle ,labirentler,gayya kuyularının bulunduğu yerdir bu saray…..
aklım da kalan bir olay, padişahın, cariyeleri ve eşleri’nin,bulunduğu, haremle ilgili bir olay, ama pek bilinen bir Olay değil,dedim ya orayı araştırmış, bizzat müze müdüründen sorup, gördüğüm dinlediğim bir ilginç saray anısı.. merhaba birlikte, çekim mekanlarını planlayıp, gecerken yolumuz harem dairesine düştü.. Tam devasa işlemeli girilen kapısına geldiğimizde, sarayın özgün taşlarına ait olmayan ve tam harem giriş kapısının solunda farklı bir duvar örgü sistemi dikkatimi çekti.. sordum, gülümsedi müdür bey ve ilginç bir öyküsü var dedi…
Her cuma günleri, harem’e baklava verilirmiş , 250,300 cariye nin ve harem personeline ikram olarak.. bu ikramı sarayın hadım yada henüz hadım edilmemiş iç oğlanları vasıtasıyla, baklava alayı düzenlenir ve gönderilirmiş..
Bu gelenek uzun yıllar devam etmiş… ancak 4 ncü Ahmet zamanı, yine böyle bir cuma günü, Baklava alayı yeni hadım edilmemiş iç oğlanlarıyla yani erkek çocuklarla düzenlenip gönderilmiş.. rivayet odur ki, içerde yıllardır duran ve sadece saraydan beslenen ve beklenti üçünde gününü gün eden aşüfte kadın gözde ve cariye ler bu genç oğlan çocuklarını içeri alıp, kapıları kapatıvermişler
nice sonraları zorla kapılar açılıp, azgın kadınların elinden alınmış genç oğlanlar… ve, bir daha böyle bir baklava alayı düzenlenmediği, gibi, harem kapısının yanında, benim sorduğum, değişik tarz,örülmüş, yerde tedbir alınmış..
bir tepsi girebilecek şekilde açık yer ve delik bırakılıp, diğer kapı tarafı tamamen örülüp kapatılmış…. anısı belgelerde ve bilenlerin Us’unda… o günden bu güne süregelmiş bu olayı, ben size, duyduğum haliyle aynen naklettim….
keşke herkes inceleyebilse…
Araştırılsa ve tek tek yazılsa…
yazılmışlar çevrilse,yayınlansa, okunsa bilinse…
inanın bu günkü bir çok kaos ortadan kalkar,palavracılar silinir,akıl mantık galip gelir,devlet olma,yıkılma,yada, dik durabile ne,hile siyaset,neymiş nelere kadirmiş o öğrenilir,örnek alınır,ve en önemlisi ,insanlar bu, yeni Cumhuriyetimiz için,
Yaşasın Cumhuriyet diyerek, saygı duruşuna geçer…
İŞTE Böyle dostlar,
yiğidi öldür ama hakkını da ver demişler..
sadece örnek almalı, dünden, bu gün için, dün hiç geri gelirmi, gelmez, gelsin diyen varsa aklıyla zoru vardır…
Zîrâ ne gerek, bu günü yaşa dünü örnek vererek.
Hoş kalın koş Akalın sağlıkla kalın
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
27 Ocak 2021 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makalelerine Göz Atmak İster Misiniz!

BURASI İSTANBUL

ZAMANLAMA, yani TAYMİNG

KAYISI / Hüseyin Taşkın

Google News XX Sitesi

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

CENGİZ HAN NEDEN İSLAM OLMADI?

CENGİZ HAN NEDEN İSLAM OLMADI?



Tema Tasarım |