Ana Sayfa Yazarlar 11.02.2021 195 Görüntüleme
GENÇLERİN DERDİ

GENÇLERİN DERDİ

Bu gerçek öyküm de yer alan, Gençlerin derdi beni inanın hiç germedi… Acaba niye ki…
Ya konusu, yada Bilgiçliği mden kaynaklı olabilir mi… veya, çenemin düşüklüğü den mi acaba. ..
3,5 yaşındaki Torunum la, parkta bi tur atalım dedim…
parka girerken, köşe bankta bir kız,kah oturup kah sinirle yerinden doğrulup, ayaktaki yakışıklı genç delikanlıya birşeyler söylemekte, ayakta,ki genç çaresiz boynunu bükmekte ..ısı hayli yüksek, hararetli bir şekilde konuşuyorlar, ama kız baskın..

iki gencin, tartışmasının ortasına daldım..birden..Hani, kırçıl keçi sakal, bıyık, yanımda torun, olunca, dikkat çektim herhal.. .
parka gitmek isterken, bir olayın içinde buldum kendimi…

kulak ağır işitiyor ama duydum birbirlerini suçlamalarını,
baktım, mevzu önemli, mevzu derindi… ortada, suçlayan, suç ve suçlanan vardı… parka adım atıp ta, bizim de yaşadığımız gençlik günleri bir film şeridi gibi geçti gözümden… öyle ya bizde, genç olduk, sevdik, sevildik, elinden tuttuk,parklara, sinemalara, gençlik parkına gittik ,gölde, kürek çektik.. , atlı karınca, dönme dolap, velhasılı, el ele olmak, yanyana oturmak, kokusunu hissetmek, için, ne bileyim gençlik aşkı işte, hemhal olmak için, neler yapmadık neler…şimdi de torunum en sevdiğim şey, ve onunla gezecekken ,bu gençler çıktı karşıma,… ve götürdüler beni 50 yıl ötelere… doğru istikamet aldığımı sanırken,.. bankta oturan bebek yüzlü o güzel kızla göz göze geldim. . Büfeden aldıkları belli, karton bardakla çayları vardı ikisinin de elinde ..üstlerine doğru yönelmişim, farkında değilim.. Amacım, güya, biraz illerdeki banka oturmaktı.. Torunum çoktan tutmuştu salıncakların, kaydırakların yolunu…

Torunumdan başımı alıp banka yönelmiştim ki, yakışıklı delikanlı,
-Bey Amca, size bir soru sorabilir miyim? gençle yüz yüze geldim…
Bey Amca..? evet, en azından saygılıydı delikanlı… Çünkü genç bir kadın, çocuğuna, dur oğlum dede geçsin önce dediğinde, artık yokuş aşağı indiğimin farkına varmış, biraz durgunlaşmıştım, …
Neyse ki genç bana, dede dememişti… Dede, diyebilirdi de, çünkü,çakma değil, gerçek dedeydim… isabet, yanımdaydı, kız torunum bana hep *Dedecim*diyordu..

şüpheyle, bakmadım hiç…
ve amca lafına alınmadım, hatta hoşuma bile gitti.. .
gençler dediğim gibi saygılı ve hürmetkârdılar . Ben de bir nevi bu gençlerin amcası olabilirdim… niye olmayım ki bi kız, bi erkek, belli ki üniversite talebesiydiler. Genç, yakışıklı, birazda sevimli, bir erkek çocuğu;
-Bey Amca, bu benim sevgilim,beni iyice dinlemeden, sorgulamadan onu aldattığımı, zannedip, bana çamur atıyor… lütfen bir büyüğümüz olarak, lütfen, siz bize hakemlik edermidiniz.? önce süzdüm ikisini, belliki , kırgındılar , ama bağırıp çağırmıyor, uygarca konuşuyorlardı.önemli olan buydu.. bu olgunluktu.. .

cesaretlendim.
Niçin bu cesaret acaba derseniz?’ Sevgi kırıntıları saçılmıştı çevrelerine,..
ve ne yazık ki kıskançlık, kıskanmak,duygusu, demir atmıştı limanlarına,… şüphe vardı ortada…
en kötü şeydi bu şüphe.. .
yerdi için için kişiyi…tedavisi, zor gibi görünsede, sadece o, dağılmış, sevgi kırıntılarının birleşmesiydi ana ilacı.. .
onu, yani ilacı hazırlamak için önce yanmak gerek yoğurmak gerekiyordu.. O an
Aklıma gelen ve yıllar önce okuduğum bir kitaptan kalan, bilgiyi onlara aktarmak istedim…
gülümseyerek baktım ta gözlerinin içine. öfke saçıyordu
-Güzel kızım, gözünle gördün mü? yoksa bir şüphe mi bu..
yanıtladı,
-Tutarsız, hal ve hareketlerindenanladım, bi şüphe bu …dedi…
Delikanlıya döndüm,
-Ya sen yaptın mı? bu güzel kızın dediğini
aldattın mı..?
delikanlı,
kesin ve sertçe – Hayır, asla.. bana çamur atıyor.. dedi.. kıza döndüm…
-Yani,şimdi sen güzel kız, sevdiğine, aldatıyor beni diyerek,
Çamur atmış olmuyormusun? ..
sevgilinde bu çamuru temizlemek istiyor.., aranızdaki sorun bu, doğrumu..?
Evet dercesine bana, baktılar..
Ayakta ve ikisinin tam arasında durdum..
-Çamur,
Pislik ve utanç anlamlarında kullanılır… gençler,
öyle gibi olsada aslında öyle bir kelime hiç
değildir gençler.. … .
gülümseyerek daha bir dikkatli baktım gözlerine
tek tek.. Devam ettim,
O, Çamur olmasaydı, yani sevgilinin attığı çamur,bence sevginizin yüceliğini anlayamaz, durup, bu güzel günde, ulu orta böyle tartışmazdınız öyle değil mi…

demek ki siz seviyor seviliyorsunuz.. bence sonuç bu… suskun bakıştılar , sonra başları önlerine eğildi, genç kız döktü bardakta kalan çayını toprağa, oğlan bir yudum içti..kalanı, oda döktü çayını.. Devam ettim,
yine , o çamur olmasaydı, .. insanlar uygarlığa ulaşamazdı…
Bakın çevrenize, veya Dünyaya, her yerde gördüğünüz gibi, binaların çoğu ya tuğladan, biriketten ve de çeşitli inşaat malzemelerinden yapılıyor dimi….ham maddeleri toprak yani çamur…

Briket, Tuğla ise toprağın, fırında pişirilmiş.. çamur, parçalarından başka bir şey değil ki hepsi. .. .
Eski Babil’de tuğlaya daha fazla önem verilirmiş, . çünkü,
Çivi yazılarıyla tanrılara ilahiler, krallara övgüler, çamurdan pişirilmiş tabletlere, kazılırmış… . Mermer ve tunç heykellerin çoğu çamur kalıplar yapılıp dökülürmüş.. Michelangelo bile yapıtlarını böyle taslaklarmış. Herodotus, Mısır’ın, dillere destan bereketini Nil nehri çamuruna borçlu olduğunu yazar… Dünyada en büyük medeniyetler çamurda doğup gelişmiştir çocuklar…

Asur ve Babil, o görkemli şehirlerini, Mezopotamya’nın sulak topraklarından yaptığı çamurla kurmuştur…Avrupada şehirler Nehir, kenarlarında, Paris, bile, Sen nehrinin balçık kıyılarında yükselmiştir… Gökten indiği söylenen üç din inancında ise Tanrı insanı çamurdan yaratmıştır.denilir… Yani tüm Medeniyetler çamurla başlamıştır…Ve biz üstüne bastığımız toprağın, aslında az bir su katkısıyla çamur olduğunu biliriz.. Sizin aşkınız da öyle… aslında bi çamur,hemde ikinizce yoğrulmuş bir çamur..

eee, demek ki, o sizin tu kaka dediğiniz çamur atmanın, hiçte kötü birşey olmadığını anladık mı?
ne dersiniz..
o çamur, hani senin sevgilinin attı dediğin o çamur varya, o çamur, aslında sizi birleştiriyor… Sevginize,yapıştırıcı,tutkal misali bir ölümsüz kaynaklık yapıyor….
Onun için, birine suç itham ederken, çamur attı lafının yerine başka şey bulup çamura hakaret etmeyin olur mu..?
Gençlerin bana bakışlarını bir fotoğraf karesine alsaydık, siluetleri elektrik çarpmışa benzer, saç-baş dağınık çıkardı…

Genç kız;
-Bey Amca bu beni aldatmış mıdır?dedi yine,…tatmin olmamış acaba da kalmıştı sanki.. yanıtladım…
-Bak güzel kızım
‘Bunların,yani biz -erkeklerin-yaradılışında var bu aldatma huyu, … Sen iyice takip et, sebep olmamaya bak,
öyle bir demir at ki,gemi çakılsın adeta okyanusa.. tarayamasın demiri…gün gelir, doğaldır pas tutabilir attığın çapa ve zincir, hatta demir…o zaman, eli mecbur, sana tutunmak zorundadır zaten,.. çünkü iş işten çoktan geçmiştir… çamurun sıvası yer yer dökülmüş olsa bile, temel yerindedir…

Sevginiz daim gönlünüz rahat,olsun.. Güvenle, sevgiyle besleyin geleceğinizi… yürek gözüyle görün artı ve eksilerinizi…
sevgi varya hani o koşulsuz sevgi, şüphesiz, çamursuz,güven ve saygıyla inanın, tadıyla yaşayacaktır, ömrünüzün sonuna dek sizi…
Torunumun tiz sesi çınladı ortalıkta,
-Lütfen Dedecim gelirmisin…
beni salla…hayat devam ediyor parkta..
Hoş kalın hoşçakalın
sağlıkla kalın..
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
11 Şubat 2021 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makalelerine Göz Atmak İster Misiniz!

NERESİNDESİN ‘Köroğlu’

TARİHE DÜŞÜLEN NOT

ASIL ÇILGIN PROJE BUYDU

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

EY TÜRK OĞLU

EY TÜRK OĞLU

Tema Tasarım |