Ana Sayfa Yazarlar 14.02.2021 171 Görüntüleme
ZOUM VE BİR USTA YÖNETMEN

ZOUM VE BİR USTA YÖNETMEN

Malum, bazı parklar, doğa yapısı ve estetik görüntüsüyle, börtü böceği ve içinde, yürüyen, gezen dolaşan,spor yapan, kişilerin rağbet ettiği, sıkıntılı bir zamanınızda sizi dinlendiren, nefes aldıran yerlerdir.. Ben bu nedenle sık sık giderim bu parklara.. içim açılır ruhum dinlenir, ağaçların,kuşların, insanların, sesini duyup, havasını ciğerlerime doldururum… yine böyle bir park gezimde, eşi çocuğu ile resim çeken baba vardı biraz ileride…

yanlarına geldiğimde,
-Mümkünse, bi fotoğrafımızı çekermisiniz diye makina sını bana, uzattı…
oldukça yeni hayli özellikleri olan bir dijital makinaydı bu.. herşeyi kendi otomatik olarak yapıyor size sadece,bir düğmeye yani deklanşöre dokunmak yetiyordu..Makinayı aldım, malum, yabancılığımız yok, mesleğimiz gereği, aynı nitelikli benimde var…

bütün özelliklerini biliyorum…monitörün de üçünü gördüğümde, ayarlarda bazı noksanlık farkettim ve, ayarları yapıp, hani birazda mesleğin verdiği o Bilgiç lik tarımla, yer değiştirip, onlara almaları gereken, pozisyon ve durumu, izah edip, ışık konumunu ayarlayıp, otomatik, olarak çevrelerinde 180 derece dönerek 8,10 pozda resimlerini çektim… Ve makinayı uzattım…

Adam biraz şaşkın, aldı ben de teşekkürün ü beklemeden dönüp yürüdüm illerdeki banka oturdum. …onları göz ucuyla takip ettim.. ailecek pozları monitörde tek tek ve merakla izlediler. .. yüzlerinde memnunluk ve hayranlık belirtilerini gözlemledim… Adam yanıma geldi…

-Usta işi bu resimler.. çok teşekkürler, valla bende bu makinayla çekiyorum ama, bu kadar güzel olmuyor. bunlar Bi harika…
gülümsedim.
– Mesleğim dedim…
-Fotoğrafçımısınız dedi…
-Hayır, film yönetmeniyim..
Adam,
-Şansa bak, tam ustasına rastlamışız dedi…
-Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum dedi..
-Çok güzel,
-Ama,
amatörüm,mutlaka kursuna gitmeliyim değilmi..? .
-İyi bir fotoğraf çekebilmek için öyle yapmalısınız…
-Daha makinayı bile tam öğrenemedim…mesela, bazen çektiğinde çok resim bulanık oluyor…
-Askerlik yaptınız dimi. dedim,
başını salladı
-Tabi..
-Önce, elinizdeki makinayı,teknik özelliklerini,sonra, ders alıp, resim çekme sanatını, bunları iyi öğrenmelisiniz.. Hani ,askerlikte, silah atışlarında öğretilen, şu, gez, göz, arpacık
üçlemi var ya,birde hava yani gün ışığı,güneş, filan, onları, iyi uyguladığınızda*vesikacılık*
tan kurtulur, fotoğrafçı olursunuz… giderek daha iyi sanatsal fotoğraflar çekersiniz,…

yalnız, makinanızdaki zoom kademe yapıyor, bi baktırın dedim.
-Zummu? Hiç kullanmadım ki, nasıl bozuldu acaba dedi..
-sağol usta, teşekkür ederim deyip ayrıldılar…Usta ve Zoum kelimesi takıldı dilime ve ben
yalnızlığımı dinlerken, uzandım. yıllar öncesi gençliğime… TV, Sinema,
Mesleğimin kariyer günleri olan,ta, 1980 li, gençlik yıllarıma gittim…Toyluk, acemilik, gençlik ve mesleğini, usta çırak ilişkisiyle , öğrenme, geliştirme, dönemim…
Rahmetli ustam ünlü yönetmen Ö. Lütfi Akad’ın TRT ye çektiğimiz Bir Ceza Avukatı nın Anıları
adlı film çalışmamızda asistanı olan bana, bir teknik uygulamam nedeniyle, attığı fırça geldi gözümün önüne…

o, çok Usta Yönetmendi Türk sinemasında önemli biriydi.. Filmleri, gişe rekoru kırıyor, tüm ünlü aktörler onunla çalışmak için can atıyordu… çekimlere, ara verilip,bir diğer set hazırlanırken, dinlenme arası, ve onun keyifli bir anında,-ki sohbeti,tatlı olurdu- bize dertlerden, sinema dünyasından, özellikle de eğitici, öğretici konulardan söz açar ve anlatırdı.. Bir defasında,ünlü yönetmen Yılmaz Güneyi,daha ilk oyunculuk, günlerinde, nasıl uyardığını,
– Yılmaz güzel bakmayı böyle öğrendi diyerek,bir anısını anlatmıştı, film setinde. ..
*.. – Yılmazın yeni yeni meşhur olduğu yıllar,…

sert bakışlı, yüzü gülmeyen, kaşları çatık bir görüntü veriyor filmlerinde…yerli Türk kovboy misali tabanca tüfek, vurdulu kırdılı, yerinde durmaz, bir afacan ki sormayın. eee tabi halk bayılıyor onun bu hallerine… Ben o tür filmini çekmedim yılmazın, daha bir sanat yönü ağır filmlerde çalıştık, yine bir filmde duygusal bir aşk sahnesi vardı. çektiğim sahne de, sevimli olmalı , gözlerinin içi gülmeliydi,…

bir türlü istediğimi alamıyorum, bir iki tekrar yaptım, yine, istediğim olmadı… Çünkü
sevgili olan iki kişilik, duygulu bir sahne çekiliyordu,… birden stop diye bağırmış Lütfi hoca.. yaklaşmış oyunculara ve rahmetli Yılmaz Güneye,
– Bir hanıma, özellikle de ilgi duyduğun, bir hanıma öyle çirkin bakılmaz,ki…diye parlamış… güzel bakmalısın,…gözlerinde o güzel bakışı seyirci algılamalı… duymalı, hissetmeli…
git odanda aynaya bak, dersini çalış ve öyle gel,ben bekliyorum burdayım,
ekip ara verdim demiş… 1 saat beklemişler ekiple…

der…vede yapar… zira hoca o..Üstelik usta bir yönetmen… oyuncu ona, uymak zorundadır…
yaratıcı kişidir yönetmen…
çünkü bizim meslekte,ayrıca,yönetmene, ustaya, kesin saygı önemlidir.. .setin tek hakimidir.. o ne derse odur..
çünkü o esere can ve ruh verendir… Zaten, yönetmen, o filmi kafasında , bu çekime karar verdiğinde çoktan çekip bitirmiştir… Şimdi,düşüncesini,teknik, estetik,duygu, sanatsal, açıdan ve içerik olarak uygulamasını,
yapmaktadır,bunu, oyunculara, filmin tüm karesine yansıtmak için, işi görsele dökerek, finali hazırlamaktadır.syrca, Bunca nedenleri birleştirip,
onun beyninden, çıkan yada uyguladığı bir sistemdir bu…. işte bu sistem, ortaya, çıkan eser olarak, seyircinin önüne konan beğenisini kazanan, sanatın ta kendisidir.. Usta yönetmen Akad, yaptığı filmlerin hiç birinde yani özgün sinemasında, asla,(Türkçe söylediğimiz adlarıyla yazıyorum aslında yabancı kelime 3 ü de) 1…Pen=geniş, yada dar açıyla objeyi sağdan sola yada soldan sağa taramak. çok nadir kullanırdı.. ..

2…. zum=bir objeyi en küçük detayına kadar tanıtmak için özel objektifle yaklaşmak, tersi ise zoum geri çıkmaktır..Yani, objenin en küçük halinden geri çıkarak en geniş büyük halini göstermek için yapılan teknik işlem..
3.. tilt=objeyi yukarıdan aşağı, veya tersi, alttan yukarı, yakın plan, objektifle taramak..)çok nadir bunları hemen hemen yapmazdı..onun gözetiminde, asistanı olarak ben, komutumla, objeyi yakın plan göstermek, arzusuyla ben
– Genelden yakına zoum yaparak el ve yazı yazan kalem ve kağıtta yakın planda kal.. dedim.. .

kameraman aynen dediğimi uygulamak için çekime başladı,ve bitirdiğinde benim stop komutumla durdu… sahne çok hoş olmuştu, ve seti izleyen öğrenciler alkışladı… ağzım kulaklarımda hocama döndüğümde, hocam, bizi izleyen çoğunluğu Sinema TV öğrencisi olan gençlere döndü, onları süzdü, sonra bana yaklaştı ve beni onlara döndürdü..

Gençler, genç sinemacı olacaklar..dedi.
-Gördünüz, duydunuz, yada Hiç farkettinizmi,?
Göz zum yaparmı? ..dedi.
suskunluk, ve ardından,
-Hayır göz zum yapmaz diye bir toplu yanıt geldi öğrencilerden…
-Ama hoşunuza gitti.. yanlışı alkışladınız monitörde görüp,…dedi..
herkes sustu, ben zaten sus değil suskunluk ötesi Bi durumdayım…
Bana, yaklaştı, kulağıma eğildi.
-Kırk yıllık Yönetmen Lütfi Akad’ın özel görüntü tekniği ve sinemasının içine ettin dedi…
sahneyi yeniledim ve onun tarzında genel olarak çektim… stop deyio durduğumda,bana – Zoum hareketi, izleyenlerin yani seyircinin dikkatini çekmeyi beceremeyen yönetmenler için, kurtarıcı bir teknik işlemdir..dedi devam etti, zoumun yorumu özetle budur Taşkın…

Benim sinemamı bozacağına, kendi özgün sinemanı yarat… belliki çok kızmıştı..
öyle ya onun böyle bir tarzı vardı. ve genel yönetmen oydu.. .ben asistanı olarak onun, düşündüğü sahneyi onun gibi düşünüp çeken sadece bir asistandım…

Son söz onundu, harcanan emekti ve denemeye bile Hakkım yoktu..çünkü, . harcanan her kare filme ekstra bir maliyet yüklemek demekti…yurt dışından alınıyordu ham film ve çok pahalıydı .Banyosu, Baskısı, kopyası vs derken,maliyet katlanıyordu… patronlar ise bu tür yönetmene, asla iş vermezlerdi. …

malum,1979 dan, o yıldan sonra 12 Eylül,yani ihtilal oldu, askeri, idare geldi TRT nin başına, ve film idama karşı bir film olduğu için,Yorgun Savaşçı filmi gibi, o da, yakılır korkusuyla, TRT de tarafımdan saklıya alındı… yaklaşık 10 yıl sonra, ülkede durum normale dönünce TRT yönetimiyle görüşülüp yeniden kurgulanıp tarafımdan, yayına verildi… Ustam değil ama ben tek yetkili olduğum için kendi çektiğim o Zoum’ lu sahneyi imkanım olduğu halde, sırf ustama saygı duyarak, filme koymadım…

Onu rahmetle anıyorum..
İşte böyle ,işin içine, fotoğraf, görsellik, teknik girince, bende, 1979 dan kalan bir anımı hatırladım ..Ve kaleme aldım.
dostlar,eyi zoum’lamalar hepimize….
hoş kalın hoşça kalın sağlıkla kalın…
TAŞKIN’CA – Hüseyin Taşkın
14 Şubat 2021 / ÖZGÜR İFADE

Yazarın Diğer Makalelerine Göz Atmak İster Misiniz!

GENÇLERİN DERDİ

NERESİNDESİN ‘Köroğlu’

TARİHE DÜŞÜLEN NOT

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

UMUT / Hüseyin Taşkın

UMUT / Hüseyin Taşkın

Tema Tasarım |