Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı Yener Bozkurt: DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ÖZEL HABER 10.03.2023 - 12:30, Güncelleme: 10.03.2023 - 12:30 8381+ kez okundu.
 

Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı Yener Bozkurt: DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı Yener Bozkurt, yayımladığı bir video ile gündemle ilgili bir açıklama yaptı. Bozkurt açıklamasında'' yaşanan deprem felaketi sonrası Cemaat ve vakıf unsurları her yerde her alanda dolu dizgin koşarken, varlığı anayasa ile sabitlenen laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurumları, organizasyonları, benzetmek gibi olsun ama devletin bayrağı nerede?''diye sordu.

Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı Yener Bozkurt  açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Asil Türk Milleti. Huzurunda her zamanki gibi saygıyla eğiliyorum.   Millet ittifakının en nihayetinde adayını belirlemiş olması son bir haftanın ana gündem maddesi olsa da asıl gündemimiz asrın felaketidir.   Bağımsızlık partisi olarak öncelikle bu konu üzerinde yoğunlaşmayı gerekli görüyoruz. Zira biliyoruz ki millet ittifakının adayı konusunda köprünün altından daha çok sular akar ve bu hususta sağlıklı bir tespit yapmak için vakit erken.   Evet gündemimiz asrın felaketi.   Haber kaynağımız Anadolu Ajansı.   Yayın tarihimiz 07 Mart 2023.   Bu sayfada öne çıkarılan başlıklardan sadece birkaçını dile getireceğim  zira gönüllü yardım kuruluşlarının deprem bölgesindeki tüm faaliyetlerini aktarmak saatler sürer.   Yine de sabrınızı isteyeceğim.   “Sivil Toplum Kuruluşları, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgede yaraları sarmak için insani yardım çalışmalarını sürdürüyor.” başlığıyla yayınlanan haberde öne çıkan satırlar şöyle;   Türk Kızılay’ı 18 bin personeliyle yaraları sarmaya çalışıyor. (Hemen belirtelim Kızılay personelinin 4 bini profesyonel 14 bini gönüllü)   Anadolu Federasyonu 7 bin personelle sahada.   İHH yani insan hak ve hürriyetleri yardım vakfı 3 bin 359 kişilik ekibiyle deprem bölgesinde.   Beşir Derneği bölgede 2 bin 500 kişilik ekiple destek veriyor.   Anadolu Gençlik Derneği ve Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 95 personel ve 2550 gönüllü ile afetzedelere yardımlarını sürdürüyor.   İnsan Vakfı, 2 bin kişilik ekiple depremzedelere yardım ulaştırıyor.   İlim Yayma Cemiyeti birçok ildeki yurtlarını AFAD’a tahsis etti.   İsmail Ağa Derneği bölgeye 560 tır yardım gönderdi.   Umut Kervanı’ndan Adıyaman’da günlük 25 bin kişiye yemek ikramı.   Hayrat İnsani Yardım Derneği 1930 kişiyle sahada.   Safa Vakfı ve Verenel Derneği 1100 kişilik ekipleriyle bölgede.   İhlas Vakfı depremzedeler için 3,5 milyon lira nakdi yardım ile ayni yardım gönderdi.   Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı yardım malzemelerini bölgeye sevk etti.   Anadolu Federasyonu, 262 binden fazla yardım malzemesi gönderdi.   Hak İnsani Yardım Derneği 250 arama kurtarma görevlisi ve 1000'den fazla acil yardım gönüllüsüyle bölgede.   Bu liste böyle uzayıp gidiyor.   İsimlerini burada sayamadığımız onlarca vakıf ve yardım dernekleri haklarını helal etsinler. Liste uzun ve fakat yerimiz dar.   Şimdi sırayla ilerleyelim.   Öncelikle Anadolu Ajansı’nın yani devletin resmi ajansının web sitesinde adı yer alsın almasın, Türk Kızılay’ından Ensar Vakfı’na, Akut’tan Türkiye Diyanet Vakfı’na, Alperen Ocakları’ndan Ahbap Derneği’ne, Ümmet Hareketi’nden Merhamet Teşkilatı’na,   Lafın kısası 250’ye yakın vakıf, cemaat ve derneğe, deprem bölgesinde daha ilk günden itibaren sergiledikleri insani yardım ve dayanışma çabaları için teşekkür etmek, Allah hepinizden razı olsun demek boynumuzun borcudur.    Tabi bizim gibi yaşı ilerlemiş olanlar benzer görüntülere 1999’da Gölcük ve Düzce’de, 2011’de Van’da yaşanan ve yine on binlerce cana mal olan büyük depremlerde şahit olamadı.   Zira o dönemlerde afetin büyüklüğü ne boyutta olursa olsun bu tür yardım ve dayanışma faaliyetleri bizzat devlet eliyle, TSK, Kızılay, Belediyeler gibi devletin resmi kurumları aracılığıyla yapılırdı.   Az önce belirttiğim gibi bizim nesil, çoğu son 10-15 yılda kurulan cemaat ve vakıf derneklerinin bu sosyal dayanışma faaliyetlerinden istifade edememiş olsa da asrın felaketinin yaşandığı deprem bölgesindeki özellikle genç nesil ve çocuklarımız,   Bu cemaat ve vakıf dernekleri sayesinde karnını doyuruyor,   Bu cemaat ve vakıf derneklerinin tesislerinde konaklıyor,   Bu cemaat ve vakıf dernekleri sayesinde sağlık sorunlarını çözüyor,   Bu cemaat ve vakıf dernekleri sayesinde psikososyal destek dahi alıyor.   Bir kere şunun altını net biçimde çizelim.   Afetin ilk anlarından itibaren sahada yer alan ve o günden bu yana, insani yardım amacı dışında hiçbir menfaat gözetmeksizin, sadece yardımlaşma-dayanışma isteğiyle faaliyet gösteren tüm gönüllü kişi, kurum ve organizasyonları, saygıyla selamlıyor, takdirlerimizi iletiyor, kendilerine samimi teşekkürlerimizi sunuyoruz.   Ne güzel bir toplumsal dayanışma.   Barınma, iaşe, sağlık, eğitim gibi birçok önemli hizmet gönüllü vatandaşlarımız tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.   Peki ya devlet? Devletimiz nerede bu tabloda?   Tüm depremzedeleri Kızılay’ıyla kucaklayan devletin simgesi nerede?   Mehmetçiğiyle sıcak çorba dağıtan devletin şefkati nerede?   Resmi personeli ve kurumlarıyla tüm tıbbi ihtiyaçları bir çırpıda karşılayan devletin şifa eli nerede?   Asli vazifesini ikinci üçüncü taraflara devretmeyen devletin otoritesi nerede?   Velhasıl, o özlediğimiz, o burnumuzda tüten, o saygıda kusur etmediğimiz, o uğruna öleceğimiz devletin ağırlığı nerede?   Cemaat ve vakıf unsurları her yerde her alanda dolu dizgin koşarken, varlığı anayasa ile sabitlenen laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurumları, organizasyonları, benzetmek gibi olsun ama devletin bayrağı nerede?   Az önce ifade ettiğim gibi bölgede sadece insani amaçla sürdürülen faaliyetlere hiçbir itirazımız yok.   Ve fakat…   Yaşanan felaketi bulunmaz fırsat olarak görüp türlü siyasi menfaatlerle bölgeye akın eden, yardımı, bağlantılı oldukları vakıf-dernek-cemaatler adına, sempati yaratma, taraftar toplama, mevzi kazanma fırsatı olarak gören, bölge halkıyla bire bir teması propaganda amaçlı kullanan, depremzedeleri ve özellikle reşit olmayan evlatlarımızı kendi çizgilerine çekme ya da daha açık söyleyelim, devşirme amacıyla tesislerinde barındıran,   Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı çeteler, size sesleniyoruz…   Devleti kandırabilirsiniz ama milleti asla…   Kim olduğunuzu, neyin peşinde koştuğunuzu çok iyi biliyoruz.   Ama siz de şunu iyi bilin ki,   Kasıtlı olarak önünüzün açılmış olması, kasıtlı olarak size yol verilmiş olması sizi aldatmasın ve dahi şımartmasın.   Damarlarındaki asil kanı yeniden hatırlamaya başlayan bu millet çok yakında, üzerine oynanan oyunları o kadim varoluş güdüsüyle bozacak, dışarısı içerisi fark etmez, karşısına çıkan tüm düşmanlarına hak ettiği şamarı okkalı biçimde indirecektir. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, Var olsun Türk Milleti.   Yener BOZKURT Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı İlgili Video
Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı Yener Bozkurt, yayımladığı bir video ile gündemle ilgili bir açıklama yaptı. Bozkurt açıklamasında'' yaşanan deprem felaketi sonrası Cemaat ve vakıf unsurları her yerde her alanda dolu dizgin koşarken, varlığı anayasa ile sabitlenen laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurumları, organizasyonları, benzetmek gibi olsun ama devletin bayrağı nerede?''diye sordu.

Bağımsızlık Partisi Genel Başkanı Yener Bozkurt  açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Asil Türk Milleti.

Huzurunda her zamanki gibi saygıyla eğiliyorum.

 

Millet ittifakının en nihayetinde adayını belirlemiş olması son bir haftanın ana gündem maddesi olsa da asıl gündemimiz asrın felaketidir.

 

Bağımsızlık partisi olarak öncelikle bu konu üzerinde yoğunlaşmayı gerekli görüyoruz. Zira biliyoruz ki millet ittifakının adayı konusunda köprünün altından daha çok sular akar ve bu hususta sağlıklı bir tespit yapmak için vakit erken.

 

Evet gündemimiz asrın felaketi.

 

Haber kaynağımız Anadolu Ajansı.

 

Yayın tarihimiz 07 Mart 2023.

 

Bu sayfada öne çıkarılan başlıklardan sadece birkaçını dile getireceğim  zira gönüllü yardım kuruluşlarının deprem bölgesindeki tüm faaliyetlerini aktarmak saatler sürer.

 

Yine de sabrınızı isteyeceğim.

 

“Sivil Toplum Kuruluşları, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgede yaraları sarmak için insani yardım çalışmalarını sürdürüyor.” başlığıyla yayınlanan haberde öne çıkan satırlar şöyle;

 

Türk Kızılay’ı 18 bin personeliyle yaraları sarmaya çalışıyor. (Hemen belirtelim Kızılay personelinin 4 bini profesyonel 14 bini gönüllü)

 

Anadolu Federasyonu 7 bin personelle sahada.

 

İHH yani insan hak ve hürriyetleri yardım vakfı 3 bin 359 kişilik ekibiyle deprem bölgesinde.

 

Beşir Derneği bölgede 2 bin 500 kişilik ekiple destek veriyor.

 

Anadolu Gençlik Derneği ve Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 95 personel ve 2550 gönüllü ile afetzedelere yardımlarını sürdürüyor.

 

İnsan Vakfı, 2 bin kişilik ekiple depremzedelere yardım ulaştırıyor.

 

İlim Yayma Cemiyeti birçok ildeki yurtlarını AFAD’a tahsis etti.

 

İsmail Ağa Derneği bölgeye 560 tır yardım gönderdi.

 

Umut Kervanı’ndan Adıyaman’da günlük 25 bin kişiye yemek ikramı.

 

Hayrat İnsani Yardım Derneği 1930 kişiyle sahada.

 

Safa Vakfı ve Verenel Derneği 1100 kişilik ekipleriyle bölgede.

 

İhlas Vakfı depremzedeler için 3,5 milyon lira nakdi yardım ile ayni yardım gönderdi.

 

Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı yardım malzemelerini bölgeye sevk etti.

 

Anadolu Federasyonu, 262 binden fazla yardım malzemesi gönderdi.

 

Hak İnsani Yardım Derneği 250 arama kurtarma görevlisi ve 1000'den fazla acil yardım gönüllüsüyle bölgede.

 

Bu liste böyle uzayıp gidiyor.

 

İsimlerini burada sayamadığımız onlarca vakıf ve yardım dernekleri haklarını helal etsinler. Liste uzun ve fakat yerimiz dar.

 

Şimdi sırayla ilerleyelim.

 

Öncelikle Anadolu Ajansı’nın yani devletin resmi ajansının web sitesinde adı yer alsın almasın, Türk Kızılay’ından Ensar Vakfı’na, Akut’tan Türkiye Diyanet Vakfı’na, Alperen Ocakları’ndan Ahbap Derneği’ne, Ümmet Hareketi’nden Merhamet Teşkilatı’na,

 

Lafın kısası 250’ye yakın vakıf, cemaat ve derneğe, deprem bölgesinde daha ilk günden itibaren sergiledikleri insani yardım ve dayanışma çabaları için teşekkür etmek, Allah hepinizden razı olsun demek boynumuzun borcudur. 

 

Tabi bizim gibi yaşı ilerlemiş olanlar benzer görüntülere 1999’da Gölcük ve Düzce’de, 2011’de Van’da yaşanan ve yine on binlerce cana mal olan büyük depremlerde şahit olamadı.

 

Zira o dönemlerde afetin büyüklüğü ne boyutta olursa olsun bu tür yardım ve dayanışma faaliyetleri bizzat devlet eliyle, TSK, Kızılay, Belediyeler gibi devletin resmi kurumları aracılığıyla yapılırdı.

 

Az önce belirttiğim gibi bizim nesil, çoğu son 10-15 yılda kurulan cemaat ve vakıf derneklerinin bu sosyal dayanışma faaliyetlerinden istifade edememiş olsa da asrın felaketinin yaşandığı deprem bölgesindeki özellikle genç nesil ve çocuklarımız,

 

Bu cemaat ve vakıf dernekleri sayesinde karnını doyuruyor,

 

Bu cemaat ve vakıf derneklerinin tesislerinde konaklıyor,

 

Bu cemaat ve vakıf dernekleri sayesinde sağlık sorunlarını çözüyor,

 

Bu cemaat ve vakıf dernekleri sayesinde psikososyal destek dahi alıyor.

 

Bir kere şunun altını net biçimde çizelim.

 

Afetin ilk anlarından itibaren sahada yer alan ve o günden bu yana, insani yardım amacı dışında hiçbir menfaat gözetmeksizin, sadece yardımlaşma-dayanışma isteğiyle faaliyet gösteren tüm gönüllü kişi, kurum ve organizasyonları, saygıyla selamlıyor, takdirlerimizi iletiyor, kendilerine samimi teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Ne güzel bir toplumsal dayanışma.

 

Barınma, iaşe, sağlık, eğitim gibi birçok önemli hizmet gönüllü vatandaşlarımız tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.

 

Peki ya devlet? Devletimiz nerede bu tabloda?

 

Tüm depremzedeleri Kızılay’ıyla kucaklayan devletin simgesi nerede?

 

Mehmetçiğiyle sıcak çorba dağıtan devletin şefkati nerede?

 

Resmi personeli ve kurumlarıyla tüm tıbbi ihtiyaçları bir çırpıda karşılayan devletin şifa eli nerede?

 

Asli vazifesini ikinci üçüncü taraflara devretmeyen devletin otoritesi nerede?

 

Velhasıl, o özlediğimiz, o burnumuzda tüten, o saygıda kusur etmediğimiz, o uğruna öleceğimiz devletin ağırlığı nerede?

 

Cemaat ve vakıf unsurları her yerde her alanda dolu dizgin koşarken, varlığı anayasa ile sabitlenen laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurumları, organizasyonları, benzetmek gibi olsun ama devletin bayrağı nerede?

 

Az önce ifade ettiğim gibi bölgede sadece insani amaçla sürdürülen faaliyetlere hiçbir itirazımız yok.

 

Ve fakat…

 

Yaşanan felaketi bulunmaz fırsat olarak görüp türlü siyasi menfaatlerle bölgeye akın eden, yardımı, bağlantılı oldukları vakıf-dernek-cemaatler adına, sempati yaratma, taraftar toplama, mevzi kazanma fırsatı olarak gören, bölge halkıyla bire bir teması propaganda amaçlı kullanan, depremzedeleri ve özellikle reşit olmayan evlatlarımızı kendi çizgilerine çekme ya da daha açık söyleyelim, devşirme amacıyla tesislerinde barındıran,

 

Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı çeteler, size sesleniyoruz…

 

Devleti kandırabilirsiniz ama milleti asla…

 

Kim olduğunuzu, neyin peşinde koştuğunuzu çok iyi biliyoruz.

 

Ama siz de şunu iyi bilin ki,

 

Kasıtlı olarak önünüzün açılmış olması, kasıtlı olarak size yol verilmiş olması sizi aldatmasın ve dahi şımartmasın.

 

Damarlarındaki asil kanı yeniden hatırlamaya başlayan bu millet çok yakında, üzerine oynanan oyunları o kadim varoluş güdüsüyle bozacak, dışarısı içerisi fark etmez, karşısına çıkan tüm düşmanlarına hak ettiği şamarı okkalı biçimde indirecektir.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti,

Var olsun Türk Milleti.
 

Yener BOZKURT

Bağımsızlık Partisi

Genel Başkanı

İlgili Video

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.