İmamoğlu: Hadsiz kararları yırtıp atacağız

GÜNDEM 24.12.2022 - 00:00, Güncelleme: 24.12.2022 - 00:00 3571+ kez okundu.
 

İmamoğlu: Hadsiz kararları yırtıp atacağız

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Konya’da çok sert açıklamalar yaptı. İBB'ye, CHP ve Millet İttifakı tarafından yönetilen diğer belediyelere kayyum atama senaryolarının gündemde olduğuna dikkat çeken İmamoğlu “Ülkeyi götürmeye çalıştıkları karanlık bir dönem, despotik bir rejim uygulaması süreci.... Milletimizle el ele vererek bu hadsiz kararları da yırtıp atmayı iyi biliyoruz ” dedi.

Konya'da buluşan 11 CHP'li büyükşehir belediye başkanı ortak basın toplantısı düzenledi. Sözcü'den Müslüm Evci'nin haberine göre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “Konya çok önemli bir kentimiz, kadim kentimiz. Geçmişte hoşgörünün hakim olduğu bir merkez, bir ilim irfan merkezi. Mevlana'nın yolunun da bu iklim sebebiyle yolunun buraya düştüğü bir gerçek. Maalesef bu hoşgörü iklimi çok uzun zamandır ülkemizi terk etmiş durumda. Bile isteye bu hoşgörü toprağı diye tarif ettiğimiz Anadolu'nun her köşesi, memleketimizin her köşesi ne yazık ki sorunlu bir döneme evrildi. Kendi varoluşlarını toplumu kutuplaştırmaya bağlama konusunda attıkları adımlarla hoşgörü iklimi yerini hor görüye bıraktı. Gerçekten trajikomik ama aynı zamanda üzücü, endişe verici ve memleketimizin demokrasisini ne yazık ki paramparça eden bir süreci hep birlikte yaşıyoruz” dedi. “DAHA DA YAŞATACAKLAR” İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle: Bugün hepimizin yaşadığı zorluğun zor süreçlerin sebebinin altında yatan bir gerçeği daha ifade etmek gerekir. Bana göre Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı birlikteliği, en başarılı yerel yönetim anlayışını ve milletini kucaklayan, milletine hizmet üretme dışında hiçbir emeli olmayan 11 büyükşehir belediye başkanının bulunduğu bu masa onun için bu hukuksuz süreci yaşamakta ve ne yazık ki yaşayacak diye de gözüküyor. “İSTANBUL GİBİ MEMLEKETİ DE KENDİ MÜLKLERİ GİBİ GÖRMEYE BAŞLADILAR” Zamanla ülkeyi yönetenler aslında milletimizin temsilci olduklarını unuttular.  Ve kendilerini devletin sahibi olmaya dönük bir sıfata, bir fıtrata büründüler. Öyle ki İstanbul’da bunun örneklerini çokça tespit ediyoruz. Memleketi de İstanbul gibi kendi mülkleri sanmaya başladılar. Burada tüm bu hamleleri millet vicdanında boşa çıkaracak 11  büyükşehir belediye başkanımızla bir arada buradayız. Türkiye’nin demokrat, hoşgörülü, erdemli, çok çalışkan ve başarılı belediye başkanları. Bizler Türkiye’nin yarısından fazlasına hizmet vermek için canla başla 7/24  çalışan neferleriz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Millet İttifakı’nın başarılı belediye başkanlarıyız.” “HÜKÜMET DÜĞMEYE BASMIŞTIR” Bugün bize yapılan saldırılar, müdahaleler, işlerimizin engellenmesi ve bize  hükümet tarafından gösterilen tavır kesinlikle ve kesinlikle yeni başlamamıştır. 2019 yılında milletimizin bizlere göstermiş olduğu teveccüh itibariyle aslında hükümet düğmeye basmıştır. Bana getirilen son süreçteki siyasi yasak ve hapis cezasına belediyelerimize açılan terör ve bir takım sair soruşturmalara dönük sürecin temeli bugün değil. Adım adım el yükselterek devletin tüm enstrümanlarıyla üstümüze geldiği gibi gerçek. Bakın bir zaman tüneli gibi kısa kısa birkaç hatırlatmayı sizlerin huzurunda yapmak isterim. “MAZBATAMIZI ZORLA VERDİLER” . Daha aday olur olmaz geçmiş dönem belediye başkanlığı yapmış olduğum ilçeye tam 28  dosya ile hemen müfettişlerini görevlendirip tekrar bütün süreci incelediler. Soruşturma açmak için gayret gösterdiler. Ve sonuç kocaman bir zaman kaybı oldu. 31  Mart gecesini hatırlayın. Ali Cengiz oyunları ile seçimi resmen elimizden çalmaya çalıştılar. Hatta gecenin 11 buçuğunda İstanbul’u kendi afişleriyle ‘kazandık' diye donatmaya çalıştılar. . 18 gün boyunca sandık başında nöbet tuttuk. 18'inci günde mazbatayı verdiler. Mazbatayı bile zorla verdiler. Bizi Adliye Sarayı’na sokmamak için o kapıdan, bu  kapıdan dolaştırarak camların çerçevelerin kırıldığı, genel başkan yardımcımız  Gülizar Hanım’ın eli kolunu parçalandı ve 10 gün boyunca hastanede yattığı bir süreçle mazbatamızı bize zorla teslim ettiler. “KOLLARIMIZI HEP BİRLİKTE SIVADIK” Ardından hepiniz yaşadınız, hepimiz yaşadık.  Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi adına ayıp bir günü, kayıp bir zaman dilimini 6 Mayıs’ta bize yaşattılar. 6 Mayıs'ta seçimi ne yazık ki iptal ettiler. Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihi açısından bir kara lekedir. Kollarımızı hep birlikte sıvadık. Milletçe omuz omuza verdik ve hep birlikte süreci bir demokrasi zaferine dönüştürdük. “CUMHURBAŞKANI GERİ DURMADI” Aynı zaman dilimi içinde bir Ordu vakası var ki tam bir evlere şenlik, trajikomik bir durum. Devletimizin bir kısım makamlarını tetikçilikle görevlendirdiler. Ve bir havaalanı süreci yaşattılar ki içler acısı. Cumhurbaşkanı ta o zaman vali davasında ceza alabileceğimi ve görevimi yapamayacağımı televizyonlarda söylemekten geri durmadım. Gönlünden geçen cezai ve hükmü bile televizyonda anlatmaktan geri durmadı. Daha sonra bizler seçimleri kazandık. Birçok sorunlar, birçok problemler, engellenen işlerimiz, bizlere göre çıkarılan yönergeler, genelgeler, uygulamalar bu sürecin belki de tarihe geçecek anekdotları. “AHMAK DAVASI SENARYOSU” Tabii arzusu tam da Ordu sürecinde televizyonda tariflediği bir şekilde gerçek olmayınca bir ‘ahmak davası' senaryosunu ortaya koydular. Süreçte bana yapılan bir hakarete verdiğim cevap üzerinden ve ilk savcısının hiç de önemsemediği bir hazırlığın başladığı bir ortamda olaydan 22 ay sonra dava açıldı. “KAYYUM SENARYOLARI GÜNDEMDE” Peki şimdi duracaklar mı? Durmayacaklar. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne hem de pek çok Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi’ne de Millet İttifakı Belediyesi’ne kayyum atama senaryosunu ortaya koyma gayreti içerisindeler. Ülkede muhalefet tarafından yönetilen hiçbir alanı bırakmak niyetinde değiller. Bu kadar gözleri dönmüş bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. “DESPOTİK REJİM” Yani mesele öyle sadece benden ibaret değil aslında. Ülkeyi  götürmek istedikleri ve götürmeye çalıştıkları karanlık bir dönem. Despotik bir rejim uygulaması süreci. Bugün bunun karşısında tüm muhalefetin birlik içerisinde kararlı, cesur bir duruş sergileme zamanı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu anlamda özellikle İstanbul’da yaşanan dava sonucu günü ve sonrasında başta Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere 6'lı Masa'nın tüm liderlerine ve onun dışında bütün muhalefet liderlerine ki beni hemen hemen hepsi aradı. Ve bu anlamda yanlarımızda olduklarını dile getirdiler. Her birine teşekkür ediyoruz. Tabii bu cesur duruş ve süreç elbette değerlendirilmeli ve bunun sadece buradan ibaret olmadığı düşünülerek hareket edilmelidir Memleketin gerçek gündemleri var. Ekonomik krizi, adalet krizi, demokrasi krizi ve bunun gibi memleketimizin her köşesinde insanlarımızın yaşadığı sorunlar. Her konuda her birimiz çok çalışıyoruz. Siyasi partiler olarak çok çalışılıyor. “HİÇBİR ZAMAN KOLAY OLMADI” Bir evladı olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi 100  yıllık bir mücadelenin tarihidir. Kurtuluşun ve kuruluşun partisi olmak hiçbir zaman kolay olmamıştır. İstiklal mücadelesinden bu memleketin kuruluşuna bugüne kadar yaşanan çok zor günler vardır. Ancak her konuda yüksek ve gururlu, her daim, her noktasında, her aşaması, her birimizin ilham alacağı duruşlar sergilenmiştir. Ama hak hukuk adalet adına ama demokrasi adına Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınızda ilham verici anları hep birlikte  yakalayabiliriz. “HADSİZ KARARLARI YIRTIP ATACAĞIZ” Ne yazık ki bugün cumhuriyetimizin 100'üncü yılının arifesinde aynı sorunları konuşuyor durumda olmaktan üzüntülüyüz. Bugün aynı yerdeyiz. Memleketi karanlık bir rejime boğmak isteyenlere karşı da bizler de geçmiş tarihimizde var olan o birliğin, beraberliğin ortak iradenin, ittifakla, cesaretle kararlılıkla direnilmesi gereken bir zaman olduğumuzun farkındayız. Her birimiz yönettiğimiz şehirlerde Türkiye’yi bekleyen güzel günlerin tohumlarını eken insanlarız.  Bu sorumlulukla ve bu ciddiyetle de çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu yolda hep birlikte neler yaptığımızı vatandaşlarımız çok iyi biliyorlar. Demokrasi ve özgürlük mücadelesini de hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz. Omuz omuza vereceğiz ve yargı yoluyla siyasal mühendislik çabalarını da hep birlikte boşa çıkartmakta kararlıyız. Milletimizle el ele vererek bu hadsiz kararları yırtıp atmayı da atmayı iyi biliyoruz. “TROL GİBİ ÇALIŞAN…” . 2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında cumhuriyetimizi demokrasiyle ,ileri ve güçlü demokrasiyle adaletle ve asla bozulmayacak bir adalet süreciyle taçlandıracağız. Çok az kaldığını hepimiz biliyoruz. Dayanma gücümüzü istediği kadar test etsinler. İsimlerimizi istedikleri kadar karalamaya çalışsınlar. Türkiye Cumhuriyeti devletimiz adına bir kara leke gibi bir trol gibi çalışan, şu an ülkemizin ne yazık ki bazı makamlarını işgal eden atama kimliklerin ortaya koydukları o kötü örneklere karşı kötü müdahalelere karşı, kötü dile karşı her birimiz  toplumsal kucaklaşmanın toplumsal birlikteliğin ve beraberliğin en iyi örneklerini vermeye devam edeceğiz. Az kaldı, sabredin. Umuyorum ki hep birlikte 3-5 ay sonra Türkiye Cumhuriyeti adına çok güzel günleri yakalayacağız.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Konya’da çok sert açıklamalar yaptı. İBB'ye, CHP ve Millet İttifakı tarafından yönetilen diğer belediyelere kayyum atama senaryolarının gündemde olduğuna dikkat çeken İmamoğlu “Ülkeyi götürmeye çalıştıkları karanlık bir dönem, despotik bir rejim uygulaması süreci.... Milletimizle el ele vererek bu hadsiz kararları da yırtıp atmayı iyi biliyoruz ” dedi.

Konya'da buluşan 11 CHP'li büyükşehir belediye başkanı ortak basın toplantısı düzenledi.

Sözcü'den Müslüm Evci'nin haberine göre İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “Konya çok önemli bir kentimiz, kadim kentimiz. Geçmişte hoşgörünün hakim olduğu bir merkez, bir ilim irfan merkezi. Mevlana'nın yolunun da bu iklim sebebiyle yolunun buraya düştüğü bir gerçek. Maalesef bu hoşgörü iklimi çok uzun zamandır ülkemizi terk etmiş durumda. Bile isteye bu hoşgörü toprağı diye tarif ettiğimiz Anadolu'nun her köşesi, memleketimizin her köşesi ne yazık ki sorunlu bir döneme evrildi. Kendi varoluşlarını toplumu kutuplaştırmaya bağlama konusunda attıkları adımlarla hoşgörü iklimi yerini hor görüye bıraktı. Gerçekten trajikomik ama aynı zamanda üzücü, endişe verici ve memleketimizin demokrasisini ne yazık ki paramparça eden bir süreci hep birlikte yaşıyoruz” dedi.

“DAHA DA YAŞATACAKLAR”

İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Bugün hepimizin yaşadığı zorluğun zor süreçlerin sebebinin altında yatan bir gerçeği daha ifade etmek gerekir. Bana göre Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı birlikteliği, en başarılı yerel yönetim anlayışını ve milletini kucaklayan, milletine hizmet üretme dışında hiçbir emeli olmayan 11 büyükşehir belediye başkanının bulunduğu bu masa onun için bu hukuksuz süreci yaşamakta ve ne yazık ki yaşayacak diye de gözüküyor.

“İSTANBUL GİBİ MEMLEKETİ DE KENDİ MÜLKLERİ GİBİ GÖRMEYE BAŞLADILAR”

Zamanla ülkeyi yönetenler aslında milletimizin temsilci olduklarını unuttular.  Ve kendilerini devletin sahibi olmaya dönük bir sıfata, bir fıtrata büründüler. Öyle ki İstanbul’da bunun örneklerini çokça tespit ediyoruz. Memleketi de İstanbul gibi kendi mülkleri sanmaya başladılar. Burada tüm bu hamleleri millet vicdanında boşa çıkaracak 11  büyükşehir belediye başkanımızla bir arada buradayız. Türkiye’nin demokrat, hoşgörülü, erdemli, çok çalışkan ve başarılı belediye başkanları. Bizler Türkiye’nin yarısından fazlasına hizmet vermek için canla başla 7/24  çalışan neferleriz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Millet İttifakı’nın başarılı belediye başkanlarıyız.”

“HÜKÜMET DÜĞMEYE BASMIŞTIR”

Bugün bize yapılan saldırılar, müdahaleler, işlerimizin engellenmesi ve bize  hükümet tarafından gösterilen tavır kesinlikle ve kesinlikle yeni başlamamıştır. 2019 yılında milletimizin bizlere göstermiş olduğu teveccüh itibariyle aslında hükümet düğmeye basmıştır. Bana getirilen son süreçteki siyasi yasak ve hapis cezasına belediyelerimize açılan terör ve bir takım sair soruşturmalara dönük sürecin temeli bugün değil. Adım adım el yükselterek devletin tüm enstrümanlarıyla üstümüze geldiği gibi gerçek. Bakın bir zaman tüneli gibi kısa kısa birkaç hatırlatmayı sizlerin huzurunda yapmak isterim.

“MAZBATAMIZI ZORLA VERDİLER”

. Daha aday olur olmaz geçmiş dönem belediye başkanlığı yapmış olduğum ilçeye tam 28  dosya ile hemen müfettişlerini görevlendirip tekrar bütün süreci incelediler. Soruşturma açmak için gayret gösterdiler. Ve sonuç kocaman bir zaman kaybı oldu. 31  Mart gecesini hatırlayın. Ali Cengiz oyunları ile seçimi resmen elimizden çalmaya çalıştılar. Hatta gecenin 11 buçuğunda İstanbul’u kendi afişleriyle ‘kazandık' diye donatmaya çalıştılar.

. 18 gün boyunca sandık başında nöbet tuttuk. 18'inci günde mazbatayı verdiler. Mazbatayı bile zorla verdiler. Bizi Adliye Sarayı’na sokmamak için o kapıdan, bu  kapıdan dolaştırarak camların çerçevelerin kırıldığı, genel başkan yardımcımız  Gülizar Hanım’ın eli kolunu parçalandı ve 10 gün boyunca hastanede yattığı bir süreçle mazbatamızı bize zorla teslim ettiler.

“KOLLARIMIZI HEP BİRLİKTE SIVADIK”

Ardından hepiniz yaşadınız, hepimiz yaşadık.  Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi adına ayıp bir günü, kayıp bir zaman dilimini 6 Mayıs’ta bize yaşattılar. 6 Mayıs'ta seçimi ne yazık ki iptal ettiler. Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihi açısından bir kara lekedir. Kollarımızı hep birlikte sıvadık. Milletçe omuz omuza verdik ve hep birlikte süreci bir demokrasi zaferine dönüştürdük.

“CUMHURBAŞKANI GERİ DURMADI”

Aynı zaman dilimi içinde bir Ordu vakası var ki tam bir evlere şenlik, trajikomik bir durum. Devletimizin bir kısım makamlarını tetikçilikle görevlendirdiler. Ve bir havaalanı süreci yaşattılar ki içler acısı. Cumhurbaşkanı ta o zaman vali davasında ceza alabileceğimi ve görevimi yapamayacağımı televizyonlarda söylemekten geri durmadım. Gönlünden geçen cezai ve hükmü bile televizyonda anlatmaktan geri durmadı.

Daha sonra bizler seçimleri kazandık. Birçok sorunlar, birçok problemler, engellenen işlerimiz, bizlere göre çıkarılan yönergeler, genelgeler, uygulamalar bu sürecin belki de tarihe geçecek anekdotları.

“AHMAK DAVASI SENARYOSU”

Tabii arzusu tam da Ordu sürecinde televizyonda tariflediği bir şekilde gerçek olmayınca bir ‘ahmak davası' senaryosunu ortaya koydular. Süreçte bana yapılan bir hakarete verdiğim cevap üzerinden ve ilk savcısının hiç de önemsemediği bir hazırlığın başladığı bir ortamda olaydan 22 ay sonra dava açıldı.

“KAYYUM SENARYOLARI GÜNDEMDE”

Peki şimdi duracaklar mı? Durmayacaklar. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne hem de pek çok Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi’ne de Millet İttifakı Belediyesi’ne kayyum atama senaryosunu ortaya koyma gayreti içerisindeler. Ülkede muhalefet tarafından yönetilen hiçbir alanı bırakmak niyetinde değiller. Bu kadar gözleri dönmüş bir süreci hep birlikte yaşıyoruz.

“DESPOTİK REJİM”

Yani mesele öyle sadece benden ibaret değil aslında. Ülkeyi  götürmek istedikleri ve götürmeye çalıştıkları karanlık bir dönem. Despotik bir rejim uygulaması süreci. Bugün bunun karşısında tüm muhalefetin birlik içerisinde kararlı, cesur bir duruş sergileme zamanı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu anlamda özellikle İstanbul’da yaşanan dava sonucu günü ve sonrasında başta Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere 6'lı Masa'nın tüm liderlerine ve onun dışında bütün muhalefet liderlerine ki beni hemen hemen hepsi aradı. Ve bu anlamda yanlarımızda olduklarını dile getirdiler. Her birine teşekkür ediyoruz.

Tabii bu cesur duruş ve süreç elbette değerlendirilmeli ve bunun sadece buradan ibaret olmadığı düşünülerek hareket edilmelidir

Memleketin gerçek gündemleri var. Ekonomik krizi, adalet krizi, demokrasi krizi ve bunun gibi memleketimizin her köşesinde insanlarımızın yaşadığı sorunlar. Her konuda her birimiz çok çalışıyoruz. Siyasi partiler olarak çok çalışılıyor.

“HİÇBİR ZAMAN KOLAY OLMADI”

Bir evladı olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi 100  yıllık bir mücadelenin tarihidir. Kurtuluşun ve kuruluşun partisi olmak hiçbir zaman kolay olmamıştır. İstiklal mücadelesinden bu memleketin kuruluşuna bugüne kadar yaşanan çok zor günler vardır. Ancak her konuda yüksek ve gururlu, her daim, her noktasında, her aşaması, her birimizin ilham alacağı duruşlar sergilenmiştir. Ama hak hukuk adalet adına ama demokrasi adına Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınızda ilham verici anları hep birlikte  yakalayabiliriz.

“HADSİZ KARARLARI YIRTIP ATACAĞIZ”

Ne yazık ki bugün cumhuriyetimizin 100'üncü yılının arifesinde aynı sorunları konuşuyor durumda olmaktan üzüntülüyüz. Bugün aynı yerdeyiz. Memleketi karanlık bir rejime boğmak isteyenlere karşı da bizler de geçmiş tarihimizde var olan o birliğin, beraberliğin ortak iradenin, ittifakla, cesaretle kararlılıkla direnilmesi gereken bir zaman olduğumuzun farkındayız. Her birimiz yönettiğimiz şehirlerde Türkiye’yi bekleyen güzel günlerin tohumlarını eken insanlarız.  Bu sorumlulukla ve bu ciddiyetle de çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu yolda hep birlikte neler yaptığımızı vatandaşlarımız çok iyi biliyorlar. Demokrasi ve özgürlük mücadelesini de hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz. Omuz omuza vereceğiz ve yargı yoluyla siyasal mühendislik çabalarını da hep birlikte boşa çıkartmakta kararlıyız. Milletimizle el ele vererek bu hadsiz kararları yırtıp atmayı da atmayı iyi biliyoruz.

“TROL GİBİ ÇALIŞAN…”

. 2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında cumhuriyetimizi demokrasiyle ,ileri ve güçlü demokrasiyle adaletle ve asla bozulmayacak bir adalet süreciyle taçlandıracağız. Çok az kaldığını hepimiz biliyoruz. Dayanma gücümüzü istediği kadar test etsinler. İsimlerimizi istedikleri kadar karalamaya çalışsınlar. Türkiye Cumhuriyeti devletimiz adına bir kara leke gibi bir trol gibi çalışan, şu an ülkemizin ne yazık ki bazı makamlarını işgal eden atama kimliklerin ortaya koydukları o kötü örneklere karşı kötü müdahalelere karşı, kötü dile karşı her birimiz  toplumsal kucaklaşmanın toplumsal birlikteliğin ve beraberliğin en iyi örneklerini vermeye devam edeceğiz. Az kaldı, sabredin. Umuyorum ki hep birlikte 3-5 ay sonra Türkiye Cumhuriyeti adına çok güzel günleri yakalayacağız.

Haber Detay Altı LOGO

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.