PROF.DR.TOLGA YARMAN CHP GENEL BAŞKANLIĞINA ADAYLIĞINI AÇIKLADI

ÖZEL HABER 18.08.2023 - 12:52, Güncelleme: 18.08.2023 - 15:22 24077+ kez okundu.
 

PROF.DR.TOLGA YARMAN CHP GENEL BAŞKANLIĞINA ADAYLIĞINI AÇIKLADI

Prof.Dr. Tolga Yarman CHP Üsküdar İlçe Başkanlığında CHP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.

CHP Kurultay Onursal Üyesi Prof.Dr. Tolga Yarman dün akşam CHP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. CHP Üsküdar İlçe Başkanlığında yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Son yaşanan seçim sonrası değişim tartışmalarına karşılık sn.Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığa devam edeceği sinyalini veren açıklamalarından sonra parti tabanı ve partililerden Kemal Kılıçdaroğlu'na yoğun eleştiriler yöneltiliyor. Bu tartışmalar yaşanırken Prof.Dr. Tolga Yarman Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladı. 2020 yılında yapılan kurultayda genel başkanlığa aday olan Tolga Yarman konuşması sırasında Cumhurbaşkanının diplomasını gündeme getirerek kurultayda tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Prof.Dr.Tolga Yarman'ın adaylık açıklamasıda yaptığı konuşmadan sizler için derlediklerimiz: 2020’DE DEDİKLERİM: 2020 Kurultayımız öncesi, 23 Temmuz’da, Genel Merkez’de Basın’a dönük olarak, yaptığım konuşmadan alıntı: Şunu ihtar etmek zorundayım: - Y-CHP, keşke yanılsam, bir emperyal projedir. Söylerken içim acıyor, Paralel CHP’dir. Bunu, yeni olarak söylüyor değilim. İlk olarak, 2016 İl Kongremiz’de söyledim. Antiemperyalist (bölgede örgütlü haydutluk eyleyen ve her yıl her yıl, bir milyon insanın kanının içerek hayatiyetini sürdüren canavar savaş makinalarına karşı, • tam bağımsızlıkçı, • ezilenin yanında ödünsüz duran, • “emek en yüce değerdir”, diyen, • hakkaniyetsizlikleri çığ gibi büyüyen iktidara, kan kusturacak, CHP değildir. Tıpkı, hakkaniyetsizliğe karşı başkaldırı reflekslerinden sökülmüş, inanç özlerinden ayrıştırılmış, şekle indirgenmek istenen, hurafelerin batağında debelenmeye icbar edilmiş, “Ilımlı Islam” gibi, “Büyük Orta Doğu Projesi” (BOP), gibi, bir projedir. Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Kurultay’ı düzenleyenler, esasen, iyiniyetli çabaları elbette ayrı tutuyorum, ancak, işte, kendilerini seçecek olanları, döşemişlerdir. Döşenenler, yine iyi niyetli çabaları ayrı tutuyorum, vaatleri ceplerine yerleştirmiş olarak, döşenmişlikten memnun, giderler, tıpış tıpış, “isimlerini listelere döşemiş olanları” ) seçerler…   Oysa, örgütlerden, gençlik fışkırıyor, umut fışkırıyor, coşku fışkırıyor, özlem fışkırıyor, çığlık fışkırıyor… Bunlar, mahalle pınarlarından ilçe kongrelerine, oralardan il kongrelerine çağlaya çağlaya geliyorlar… Bu son evrede, Merkez’deki, istisnaları yine ayırarak söylüyorum, kimi bedavacılar, Çocukların parmaklarına, ellerine, kafalarına, fırıncı kürekleriyle vuruyorlar; istediklerini geçiriyorlar, ama umudu, özlemi, geçirmiyorlar, ağlatıyolar hünür hüngür. Sünepe, sönük, eski tas eski hamamdan ibaret ve hiç bir şeyi değiştirmeyeceği kesin, Kurultaylar’ı kurguluyor, oldubittiyle, gerçekleştiriyorlar…   Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Ayrıca, hiç doymuyorlar. Grup Başkanvekili işi gücü bırakıyor, partide, kendinden başka kimse yok ya, geliyor, büyükşehrin göbeğinde, bilmem kaç katlı bir ofis tutuyor, belediye başkanlığına soyunuyor. Böylesi bir siyasi terbiyesizlik, CHP tarihinde, görülmemiştir. Şimdilerde pratikçe önseçim de yok… Herşey genel merkez tarafından belirleniyor. Kimse kusura bakmasın, lütfen, biattakiler ödüllendiriliyor. Kişilik, birikim, dik duruş, dışarlanıyor. Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Iktidar’a yürüyormuşuz! Bu bir yalan değilse ham hayaldir. Bu kafayla hiç bir yere yürünmez. Zaten allaşkına kimin iktidarına yürüyormuşuz?.. Ekmek için Ekmelettin’in iktidarına mı? Sınav soruları çalındığında, düzmece, “her şey younda” türü, soruşturma rapolarından mutmain (yani tatmin) olan, eski cumhurbaşkanı, şimdi fes gibi tekrar başımıza getirilip, O’nun cunhurbaşkanlığı’nda, edinilecek iktidara mı? Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Bir defa, parti içi demokrasiyi örselemiş, bir CHP’dir, Y-CHP. Seçmen kitlesinden daha daha da çok kopan; Cumhuriyet’in kurgusuyla, Gazi’yle, sorunu olan; o kadar ki; İktidar; “Hükumet’in Reisi olarak 1936’da, Gazi’nin imzasıya çıkmış(Ayasofya Camii’nin müze olarak benimsenmesi ve böyle yaşatılması yönündeki) kararnameye karşı cephe almış olarak, - Tarihe ihanet ettiler, derken, sesini çıkartmayacak kadar (Gazi ile, Cumhuriyet’le) , sorunu olan bir CHP’dir, Y-CHP… Çok açık, “Atatürk Takiyyesi” yapan bir CHP’dir, Y-CHP. Böyle olmasa, CHP’liler, ayrıca Türkiye’nin hemen her yerinde, bu kadar huzursuz, bu kadar umutsuz olmazdı. Şükür, bu ülke ve CHP sahipsiz değildir. Çaresiz hiç değildir. Kurultay’da, ülkenin ve CHP’nin başına örülmüş mâkûs talihi, değiştirmek, Türkiye’nin Doğusu ile Batısı’nı, Karadeniz’i ile Güneydoğusu’nu, tekrardan sarmaştırmak, ülkeye ve bölgeye barışı getirmek, vatana borcumuzdur. 25 Temmuz 2020’de Kurultay’da, ancak Kurucu olduğum için, taşıdığım, “Kurultay Onur Üyesi” sıfatıyla konuşabildim… Dediklerim yaklaşık olarak şöyle… CB’nın diplomasızlığı üstüne (2014’te ve 2018’de) gidilmemiştir. Rejim 2017’de, geçersiz oy pusulalarıyla, göz göre göre değiştirilmiştir. Ayasofya ibadete açılırken (24 Temmuz 2020), buna ses çıkartılmadığı, bir yana, o günün Lozan’ın yıldönümü olduğu ayrıca hatırlanmazdan gelinerek, Diyanet İşleri Başkanı’nın, minberden, Atatürk’e sövmesine, seyirci kalınmıştır. Aramızdan, takkesini, seccadesini, maskesini alıp, zatın arkasında, namaz kılanlar olmuştur. Yanı sıra, şu hususları hatırlatmak isterim…  i) BOP, ii) Yeni Osmanlıcılık, iii) Ilımlı İslam, iv) Arap Baharı ve Dibimizdeki, Ayrıca İçine Bizim de İcbar Edildiğimiz iv) Mezhep Savaşları, aynı bir potada irdelenmek gerekir. Y-CHP, tamamen, Pentagon siyasalarını benimsemiş, hangi toplumsal maliyete, duçar olursak olalım, sığınmacılar konusunda olduğu gibi, bu siyasalara hiç ses çıkartmayan, tersine bunların uygulanmasına, çaba sarfeden bir çizgi, sürdüregelmiştir. “Silivri’den ne kadar uzak dursak o kadar demokratikleşiriz” , diyenlerimiz oldu (ki, bu, “tam Amerikancı” tavrımızı, 2016 CHP İstanbul İl Kongresi’nde dikkate getirmiştim). 12 NİSAN 2022, CUMHURİYET GAZETESİ CHP YÖNETİMİ’NE VE MİLLET İTTİFAKI UNSURLARI’NA ÇAĞRI ….. Bir ittifak unsuru; sahte deliller üstüne kurgulanmış olduğu yargı hükmüne raptolmuş; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tepesini, tarihte benzeri görülmemiş biçimde, tek bir kurşun atmadan biçmiş ve çakı gibi, masum kere masum subaylarımızı, amirallerimizi, generallerimizi, ordu komutanlarımızı, yıllar boyunca zindanlarda çürütmüş olan, Balyoz ve Ergenekon Davaları’na dönük olarak; “Bu davalara FETÖ’cü hakimler ve savcılar karıştı demek, davaların içi boştur demek, değildir, davalar tekrar görülmelidir”, kabilinden, çok hukuksuz, çok yadırgatıcı, en başta da sürecin kurgusu itibariyle çakma delillere mıhlandığı, şeksiz şüphesiz ortaya çıkmış olup; demek ki, çok hakkaniyetsiz bir savla, gündeme otururken… İttifakın öteki bir unsurunun; şaşırtıcı derecede geç kalmış bir çizgide, “Balyoz mağdurlarıyla helalleşeceğiz”, yönündeki yeni beyanı, yalnızca bir şizofreni peydahlamakla kalmamakta… “Kuru bir helalleşme” yerine, Balyoz ve Ergenekon davalarına, kürek kürek sahte delil yığan, sahte delil üretme merkezleri ve buralarda, sahte delil üreten ajanlar hakkında, aradan, yıllar geçtiği halde, hala daha Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, tek bir soruşturma önergesi vermemiş olması, söz konusu helalleşme tavrının gayrı samimi olduğu konusunda, ciddi endişeleri celbetmektedir. ….. CEVABA CEVAP (Mayıs 8 2022) Pek Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan CHP Kemalcim: 13 Nisan 2022 tarihli mektubuna teşekkür ediyorum... Aramızdaki ciddi görüş ayrılıklarını, davranış eğilim farklılıklarını, bir tarafa bırakıyorum... Bugünkü CHP'nin kökenindeki Sosyal Demokrasi Partisi'nin (SODEP) 28 kurucusundan biri olmanın, tarihe dönük olarak zihnime yüklediği sorumluluk, bir tarafa, en önce "arkadaşlığımızın" gereği itibariyle, yazıyorum. CB'na adaylığın gündemde. Buna, seni, içeride ve dışarıda teşvik eden, odaklar var. Çoğu; bir defa, benim gördüğüm, gayrı samimi... Aday olursan, keşke yanılsam, katiyen şeçilemeyeceksin... Hile hurda diz boyu olacak... Sığınmacılara oy kullandırılacak... Bütün bunları dahi geçiyorum. Türkiye, adım gibi eminim, dış odaklı stratejilerde mezhebî bir yırtılmaya sürüklenmek ve İran'a karşı Saddamlaştırılmak isteniyor... Yıllardır yazıyor söylüyorum... Bize, TÜMÖD'e, 2 Ağustos 2011'deki ziyaretin sırasında yaptığım sunumda dilim döndüğünce, sana ayrıca, anlatmıştım... Senin aday olacağın, CB seçiminden - çok hakkaniyetsiz ancak öyle işte - kim çıkarsa çıksın, Türkiye, tam da şer biçimde tasarlandığı şekliyle, "mezhebî bir yırtılmayla" çıkar... "Maksat", ağızdan yel alsın, hasıl olur... II. Etrafta, bizi çok rahatsız ettiği kadar, inanıyorum seni de çok rahatsız eden, ihtirası yeteneklerinden bilmem kaç karış önde, debelenmeler, çok çirkin biçimde ve gırla gidiyor. Bunları kesmenin bir yolu var. Bu, hiç bir biçimde altı çift dudağın arasından bir CB adayı telaffuz etmek değildir... Bir önyarışmanın önünü açmaktır. Önerimi, soyutta bırakmamak için, 1993'te, SHP Genel Başkanlık Seçimi öncesi, Genel Merkezimiz'e yönelttiğim ve ozamanki Genel Sekreterimiz Sevgili Cevdet Selvi'nin benimsemesiyle uygulanan yönetimi, hatırlatmak isterim. Buna göre, dört bölge merkezi belirlendiydi: Kocaeli, Ordu, Afyon ve Diyarbakır. Adaylar (Sevgili Murat Karayalçın, Sevgili Aydın Güven Gürkan, nur içinde yatsın, Sevgili Yüksel Çakmur ve ben), gittik, buralarda yarıştık...   12 CEVABA CEVAP (Devam)   Son olarak, İl Başkanlarımız Kurultay Öncesi, Ankara'ya geldiğinde, Onlar'ın huzurunda bir daha yarıştık... Kurultay'a böyle gittik... Müthiş bir fikrî zenginlik oldu... Türkiye'de rüzgar estirdik... Coşku doruktaydı... Yöntem elbette ayrıntılandırılabilir... Ancak işte, Türkiye'ye ve bölgeye dönük, giderek Dünyamız'a dönük, diyeceği olanlar, mırın kırın etmenin ötesinde, gelirler, diyeceklerini söylerler... Yoksa (gıyapta kusura düşmeyi kasdediyor olamam, şu ki), yeni bir "Ekmek için Ekmel" vakkasına sıkışırız... Anlatmaya çalıştığım çerçevede, bir siyasi rüzgarı, coşkuyu arkasına alamayan Türkiye'nin, kim seçilirse seçilsin, üstündeki boyunduruğu kopartıp atması, imkansızlaşır... Maruz bulunduğun etkileri tahmin edebiliyorum... Ama şu dediğime yakın bir şeyi başaramazsak, falımız, korkarım kapalıdır... **   Mektubunu, "Katkılarınızı her zaman bekliyoruz" diye bitirmişsin... Bir defa, ne zaman davet ettin de, icabette kusurumuz, oldu ki :)) ...   Her hal-u kârda, ben senden şimdi, omuzdaşlarımız, yurttaşlarımız ve Türkiye adına, anlattığım doğrultuda, yüce bir katkı bekliyorum... Her ne zaman istersen, buluşmayı, dertleşmeyi, tartışmayı, elbette isterim... Daha önceleri de zikrettim, söylemesi zait, burada, bir evin var... Seni ağırlamaktan elbette çok mutlu oluruz... ** Güzel dileklerle, sevgiyle, saygıyla kucaklıyorum, çok çok öpüyorum... Kardeşin Tolga Yarman   Biz tepki vermezsek, saldırı beklemek yerinde değildir. Bu ne kadar böyle ise, Rusya ile anlaşmış olabilecek ABD, Türkiye’yi, bir biçimde, pay etmek isteyebilecektir. Bu ihtimal, Trump zamanında çok daha yüksekti. Biden’la, hayli gerilemiş olduğunu müjdeleyebilirim …   Ağustos 2022 ABD’den PKK’ya 300 Tır Dolusu Silah Yardımı ABD’nin teröristlere yolladığı silah, mühimmat, araç ve lojistik malzemenin yer aldığı tırlar, PKK/YPG’nin işgalindeki Suriye’nin kuzeydoğusunda görüntülendi. RUSYA CENAHI 4 Aralık 2015: İki F-16’mız, Rus Uçağı’nı düşürdü. Putin, besbelli büyül bir hayal kırıklığıyla, çok hiddetlendi. 15 Kasım 2015: • Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM), başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bir kısım hükûmet mensubu hakkında uluslararası savaş suçundan inceleme başlatıldı. • Aslında, UCM’de başlayan yalnızca “inceleme süreci”nden ibaret. • Ancak bu sürecin soruşturma ve yargılama sürecine dönüşmesi olasılığı, Türkiye’nin, birden bire IŞİD’e karşı savaş açmasının nedenlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. 2016 Başı: Rusya, “Erdoğan iktidarı” mensuplarını, BM Güvelik Konseyi’ne dört klasörlük şuç dosyasıyla taşıdı.   Bu demek oluyor ki, Rusya’nın da şantajına muhatabız: • İrak’ta IŞİD’le petrol ticaret. • Suriye’ye yabancı teröristlerin Türkiye’den geçişinin temini. • Teroristlere silah tedariki. • IŞİD’le beraber tarihi eser kaçakçılığı.   EKONOMİK CENDERE: SAÇTIĞIMIZ PARA, YEKÛNDA, TRİLYON DOLARA DAYANIYOR.   • 140 Ülkeye Yardım (AFAD / Uluslarası İnsanî Yardım Raporu / 2019). (Yılda 10 milyar dolardan 2002-2023 arası, yuvarlak 200 milyar dolar. • Sığınmacılar (~ 500 milyar dolar) • Şatafat (Yeni Osmanlıcılık / Hilafet Eğilimleri) (20 yılda yuvarlak 10 milyar dolar) • İthalat Gideri > İhracat Geliri (Yıllık yuvarlak 100 milyar dolar) • Faiz Giderleri (Yılda ortalama 20 milyar dolardan, yuvarlak 300 milyar dolar) SATILAN TERMİK SANTRALLER   1. Seyitömer Termik Santrali 2. Kangal Termik Santrali 3. Yatağan Termik Santrali 4. Çatalağzı Termik Santrali 5. Yeniköy Termik Santrali 6. Orhaneli Termik Santrali 7. Tunçbilek Termik Santrali 8. Soma Termik Santrali   SATILAN HİDROELEKTRİK SANTRALLER 1. Ataköy Hidroelektrik 2. Beyköy Hidroelektrik 3. Çıldır Hidroelektrik 4. İkizdere Hidroelektrik 5. Kuzgun Hidroelektrik 6. Mercan Hidroelektrik 7. Tercan Hidroelektrik 8. Murgul Hidroelektrik 9 Denizli Jeotermal Santrali   SATILAN ŞEKER FABRİKALARI 1. Kırşehir Şeker Fabrikası 2. Turhal Şeker Fabrikası 3. Çorum Şeker Fabrikası 4. Elbistan Şeker Fabrikası 5. Muş Şeker Fabrikası 6. Erzincan Şeker Fabrikası 7. Erzurum Şeker Fabrikası 8. Afyon Şeker Fabrikası 9. Bor Şeker Fabrikası 10. Alpullu Şeker SATILAN   TEKEL BİNALARI 1. Adana 2. Ballıca 3. Bitlis 4. İstanbul Sigara 5. Malatya, 6. Tokat 7. Yavşan Tuzlası 8. Ayvalık Tuzlası 9. Çamaltı Tuzlası 10. Çankırı K Tuzlası 11. Tuzluca Tuzlası 12. Sekili Tuzlası 13. Kağızman Tuzlası 14. Kaldırım Tuzlası 15. kayakcık Tuzlası   SÜMER HOLDİNG'E BAĞLI ŞİRKETLER 1. Mazıdağ Fosfat Tesisleri 2. Adıyaman İşletmesi 3. Malatya İşletmesi 4. TÜMOSAN İşletmesi 5.Bakırköy Konfeksiyon San. 6. Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi 7. Diyarbakır İşletmesi 8. Beykoz Deri Kundura İşletmesi 9. Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi   SATILAN LİMANLAR 1. Mersin Limanı 2. İskenderun Limani 3. Samsun Limanı 4. Bandırma Limanı 5. Derince Limanı 6. Salıpazarı Limanı (Galataport) 7. Tekirdağ Limanı 8. Çeşme Limanı 9. Kuşadası Limanı 10. Dikili Limani 11. Trabzon Limanı   SATILAN DİĞER ŞİRKETLER 1. Seyitömer Linyitleri 2. Güney Ege Linyitleri 3. Murgul Bakır İşletmesi 4. Samsun Bakır İşletmesi 5. Yeniköy Linyitleri İşletmesi 6. Bursa Linyitleri İşletmesi 7. Sakarya Traktör Sanayi 8. Ereğli Demir ve Çelik 9. Eti Alüminyum 10. Eti Bakır 11. Eti Elektrometalurji 12. Eti Gümüş 13. Eti Krom 14. Gübre Fabrikaları 15. PETKİM 16. TÜRK TELEKOM 18. TÜPRAŞ 19. SEKA Kâğıt Fabrikası   Prof. Rona Turanlı konuşuyor: 2002’den bugüne dek toplanan toplam vergi tutarı 2 trilyon 700 milyar $'dır. Yurt dışından alınan kredi 454 milyar $'dır. Özelleştirmeden elde edilen gelir 71 milyar $'dır. Hazine ise 60 milyar $ eksi bakiyededir.. Bu demektir 2002’den bu yana iktidar döneminde 2 trilyon 700 milyar $ + 454 milyar $ + 71 milyar $ + 60 milyar $, yani, toplamda 3 trilyon 285 milyar $ para harcanmıştır. Bu parayı 20 yıla bölersek, yılda 164 milyar 250 milyon $, harcanmış demektir. Bu rakamla yılda 96 Osman Gazi köprüsü yapılır. 41 Keban barajı yapılır. 23 adet şehir hastanesi yapılır. 320 adet Tokat Havalimanı yapılır. Hükümetin hizmet diye dayattığı tüm yatırımlar “hazineden beş kuruş sızdırılmadan”, vatandaşı 10-20 yıl arası borçlandırarak, üstelik, fahiş fiyatlarla yapılan rant yatırımlarıdır. Öyleyse kasada olması gereken 3 trilyon 285 milyar $ nerededir? 39 NAS Nas (İslamî buyruk) diye faiz bastırılıyor, güya enflasyon düşürülmek isteniyor ya… Bu, inanilmaz bir kurgu… Bizimkilerin zihninden çıkacak bir kurguya hiç benzemiyor… Ayrıca, bir olmadı, iki yine olmadı, üç yine olmadı… Faiz bastırılıyor, enflasyon patlıyor… Dolar yükseliyor, giderek kur korumalı mevduat icat ediliyor… Süreç içinde bire beş kâr eyleyen kurumlar biliniyor… Şurası asıl ki, Nas dendi faize basıldı, dolar yükseldi…  Nas dendi, faize bir daha basıldı, dolar yine yükseldi… iii) Bir daha, iv) bir daha, Nas dendi, faize basıldı, dolar bir daha bir daha yükseldi… Sonra, huuuurrrraaa, bir gece aynı bir odaktan komut almışcasına, ucuza dolar kapatanlar, ellerindeki dolarları, yüksek kur üzerinden Türk parasına çevirdiler, bu sefer dolar, yarı yarıya düştü… Düşen dolar yine ucuza kapatıldı!.. Trajikomik… Buna “Şeytan’ın matematiği” diyebiliriz. EN SON DÜMEN / BİZDE İSE, GÖRÜLEN, ÇIT YOK! Seçim öncesi devlet bankalarından döviz kredisi alıp, borçlarını, Türk Parası seçim sonrası değer kaybedince, TL olarak ödeyen varsıllar. Oysa Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Kararı şöyle diyor (27 Mayıs 2023): - Yabancı para cinsinden kambiyo senedi düzenlemeyi ve bu kambiyo senedini takibe koymayı engelleyen bir mevzuat bulunmamaktadır." Gazeteci Serpil Yılmaz, 28 Ocak 2021 "Ziraat Bankası (ki, çiftçiyi destekelemek üzere faaliyet sürdürür), Taksim’deki, Intercontinental Oteli’ni satın alabilmesi için, Kazak İşadamı’na 140 miyon dolar kredi veriyor. Borç, aynı şekilde, Türk Parası’na çevrilerek yapılandırılıyor. Borç yuvarlak 40 milyon dolar gibi bir ederle kapatılıyor oluyor… CUMHURİYET’İN EN BÜYÜK KAZANCI, AKLI, NAKLİN ÖNÜNE ÇEKEREK, DEVLETİ BİR AKIL KURUMUNA, İNANCI BİR AKIL ODAĞINA, RAPTETMESİDİR… LAİKLİK = AKLİLİK. YÖNETİMDE AKLİLİK… İNANÇTA AKLİLİK… AKLA ÖZGÜRLÜK… AKLA ÖZGÜRLÜĞÜN KORUMASI… İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ, İNANÇ BARIŞI… EN BÜYÜK KAYBIMIZ İSE, NAKLİN TEKRAR AKLIN ÖNÜNE TAŞINDIKTAN MÂDÂ, AKLIN KÜLLİYEN YOK EDİLMEK İSTENMESİDİR. GİDEREK İMAN GENLERİMİZLE OYNANMAYA TEVESSÜL EDİLMİŞTİR. ………………………………………………………………… TÜRKİYE, MAATEESSÜF REHİNDİR…   TÜRKİYE, REHİNDİR. YANİ, BİZE YÖNELTİLİNCE, YAPTIRTILAMAYACAK, HEMEN HİÇ BİR İSTEK YOKTUR. GELİR DAĞILIMI HİÇ BUGÜNKÜ KADAR BOZULMAMOŞTIR. BİZİMKİNİN KUVVETLİ BİR OYUN BOZMA YETENEĞİ VAR. O DURUYOR, BAŞKANLAR GELİP GİDİYOR … SURİYELİLER’İ KUCAĞIMIZA BIRAKACAKLARINI, TABİİ, BİLİYORLARDI… AMA SURİYELİLER SAYESİNDE SEÇİMİ ERDOĞAN’IN ALABİLECEĞİNİ AKILLARINA GETİRMEMİŞLERDİ. MUHALEFETİN GÖREV İSTİSMARLARI Rejimin değiştirilmesinde ve bugünlere gelinmesinde, iktidar kadar muhalefetin de vebali vardır. Muhalefet, bölgemizde ve yurdumuzda at koşturan, okyanusaşırı odak projelerinin hepsine, sadakatle sahip çıkmıştır!.. Buna, muhalefetin, Rusya’ya karşı, Ukrayna’nın yanında ve açıkça yer alması, dahildir. Muhalefet, en başta iktidara payanda olmuştur. Rejim sahte oylarla değişirken, susmuştur (2017). Erdoğan’ın diplomasızlık sorunun üstüne gitmemiştir (2014, 2018 ve 2023).   Bu konuda YSK’ya, 2022 Yaz Başı’nda bir dilekçe yolladık… Bu dilekçeyi, bütün milletvekillerimize, bütün üst düzey yetkililere yolladık… Çıtlarını çıkartmadılar. Erdoğan’ın üçüncü defa seçilemeyeceğinin, üstüne, gitmemişlerdir. Seçimin tarihinin anayasal ihlal teşkil ettiğinin üstüne de gitmemişlerdir.   O zaman allaşkına ne yakınıyorsunuz: O’nu CB yapan sizsiniz!.. Seçim sırasında iktidar imkanlarının kullanılabileceğine dair, açıkça anayasaya aykırı, kanunu, Anayasa Mahkemesi’ne götürmemişlerdir.   Suriyeliler konusunda, ikinci turun başına kadar gıklarını çıkartmamışlardır. “1921 anayasası” fecaatini, üstelik iktidarla beraber, öne çekebilmişlerdir. Kurtuluşa yandaş – Kuruluşa muhalif yakıştırması, çok hafif kalıyor!..   o Mutabakat metninde “terör” yok. o Atatürk yok. o Anayasanın ilk dört maddesine kasıt var. o Mezhepsel ve (Lazika, demek ki, dahil olarak) etnik kimliklere özerlik anlayışı var. o Zafer Partisi (ZP) ile yapılan mutabakat, tüyler ürepertici: ZP CHP’ye, “kurucu parti olduğunu” hatırlatıyor. 1924’ten geri düşemeyeciğini ihtar ediyor.   Dokunulmazlıkları kaldırmış, sonrasında bir muhalefet milletvekili tutuklanınca, “Hak, Hukuk, Adalet” diye yürümüşüzdür. Dokunulmazlıkları kaldırılan, tek bir iktidar milletvekili yoktur. Kabaca “bir milyon” Afgan, ellerini, kollarını sallaya sallaya sınırlarımızı geçerken, konuyu Meclis’e taşımamışlardır… Ergenekon ve balyoz davalarının birer “tezgah”, delillerin ise “çakma” olduğu ortaya çıktıktan sonra, söz konusu delil üretim merkezlerinin, giderek bu merkezlerde çalışan sahte delil üreten ajanların maskelerinin düşürülmesine dönük bir soruşturma önergesi vermez mi, insan!..   İktidarın bunda vebali yok mudur? Elbette çok vardır. Ya muhalefetin? Onun da çok var! 66 Türk Silahlı Kuvvetleri, asrın görmediği bir iftiraya tâbi tutulurken, sustular. Dış tezgah mıydı, değil miydi? Siz araştırılmasını önermez ve önergenizi takip etmezseniz, nasıl bileceğiz? Yapmıyorsunuz… Yatacak yeriniz yok!.. Adalarımız işgal edilirken, milletvekillerine, “soruşturma önergesi vermeyeceksiniz”, diye talimat yolladılar. Önceleri, laikliğin katledildiği evrelerde, milletvekillerine, “laiklik vurgusu yapmayacaksınız”, diye talimat yolladılar.   Muhalefet açıkça ve defaatle, ağır görev istismarında bulunmuştur… Türkiye’yi son seçimde mezhebî olarak yırtmak istediler… Muhalefet, o kadar ikaz ettik, buna da boyun verdi… Şu ki, eğer bir genelkurmay (Pentagon), sizin burnunuzun dibine kadar (İrak), 250 bin kişilik bir ordu ile sokulmuşsa (2003), sizin iktidarınınız için olacağı kadar, sizin muhalefetininz için de bir güzellik düşünmüyorsa, “iyi bir genelkurmay değil”, demektir.   TÜRK SÖZCÜĞÜ / ANA DİLDE EĞİTİM / ANA DİL EĞİTİMİ   Anayasa’dan Türk sözcüğünü çıkartmaya çanak tuttular. Böylesi bir yaklaşım, mazallah, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” İbaresi’ndeki, “Türkiye” ibaresinden, “Türk” sözcüğünü çıkartmaya kalkmakla eşanlamlıdır!.. Bu bağlamda, şaşırmışlıktır. “Ana dilde eğitim yapılacak”, ne demek allaşkına? Ana dil eğitimi başkadır. Ana dilde eğitim başkadır…   Türkiye’de konuşulan diller: Türkçe: % 88,54 Kürtçe: % 8,97 Zazaca: % 1,01 Arapça: % 2,38 Türkî diller: % 0,28 Balkan dilleri / Arnavutça: 0,23 Lazca: % 0,17 Çerkezce: % 0,10 Ermenice: % 0,02 Kafkas dilleri: % 0,09 Rumca: % 0,03 Batı Avrupa dilleri: 0,03 Ladino / Yahudi İspanyolcası: % 0,01 Kıptice: % 0,01 Diğerleri: % 0,11 (Bunların arasında örneğin Kapodokya’da kaybolmaya yüz tutmuş, eski Yunanca var.) NE YAPACAĞIZ? - Soğukkanlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. SON SÖZ BİZİM KARAKTERİMİZ BAĞIMSIZLIKTIR!.. “BULUNUR ELBETTE KURTARACAK BAHTI KARA MADERİNİ” (M. KEMAL PAŞA, TBMM, 13 OCAK 1921)... DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ, GÜMÜŞDERE DURMAZ AKAR… GÜNEŞ UFUKTAN ŞİMDİ DOĞAR, YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR! BU DURUMDA, CHP GENEL BAŞKANLIĞI’NA, BİRİCİK İLÇEM, ÜSKÜDAR’DAN, ADAYLIĞIMI AÇIKLIYORUM…  
Prof.Dr. Tolga Yarman CHP Üsküdar İlçe Başkanlığında CHP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı.

CHP Kurultay Onursal Üyesi Prof.Dr. Tolga Yarman dün akşam CHP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. CHP Üsküdar İlçe Başkanlığında yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Son yaşanan seçim sonrası değişim tartışmalarına karşılık sn.Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığa devam edeceği sinyalini veren açıklamalarından sonra parti tabanı ve partililerden Kemal Kılıçdaroğlu'na yoğun eleştiriler yöneltiliyor. Bu tartışmalar yaşanırken Prof.Dr. Tolga Yarman Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladı. 2020 yılında yapılan kurultayda genel başkanlığa aday olan Tolga Yarman konuşması sırasında Cumhurbaşkanının diplomasını gündeme getirerek kurultayda tüm dikkatleri üzerine çekmişti.

Prof.Dr.Tolga Yarman'ın adaylık açıklamasıda yaptığı konuşmadan sizler için derlediklerimiz:

2020’DE DEDİKLERİM: 2020 Kurultayımız öncesi, 23 Temmuz’da, Genel Merkez’de Basın’a dönük olarak, yaptığım konuşmadan alıntı: Şunu ihtar etmek zorundayım: - Y-CHP, keşke yanılsam, bir emperyal projedir. Söylerken içim acıyor, Paralel CHP’dir. Bunu, yeni olarak söylüyor değilim. İlk olarak, 2016 İl Kongremiz’de söyledim. Antiemperyalist (bölgede örgütlü haydutluk eyleyen ve her yıl her yıl, bir milyon insanın kanının içerek hayatiyetini sürdüren canavar savaş makinalarına karşı,

• tam bağımsızlıkçı,

• ezilenin yanında ödünsüz duran,
• “emek en yüce değerdir”, diyen,

• hakkaniyetsizlikleri çığ gibi büyüyen iktidara, kan kusturacak, CHP değildir. Tıpkı, hakkaniyetsizliğe karşı başkaldırı reflekslerinden sökülmüş, inanç özlerinden ayrıştırılmış, şekle indirgenmek istenen, hurafelerin batağında debelenmeye icbar edilmiş, “Ilımlı Islam” gibi, “Büyük Orta Doğu Projesi” (BOP), gibi, bir projedir.

Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Kurultay’ı düzenleyenler, esasen, iyiniyetli çabaları elbette ayrı tutuyorum, ancak, işte, kendilerini seçecek olanları, döşemişlerdir. Döşenenler, yine iyi niyetli çabaları ayrı tutuyorum, vaatleri ceplerine yerleştirmiş olarak, döşenmişlikten memnun, giderler, tıpış tıpış, “isimlerini listelere döşemiş olanları” ) seçerler…  
Oysa, örgütlerden, gençlik fışkırıyor, umut fışkırıyor, coşku fışkırıyor, özlem fışkırıyor, çığlık fışkırıyor… Bunlar, mahalle pınarlarından ilçe kongrelerine, oralardan il kongrelerine çağlaya çağlaya geliyorlar… Bu son evrede, Merkez’deki, istisnaları yine ayırarak söylüyorum, kimi bedavacılar, Çocukların parmaklarına, ellerine, kafalarına, fırıncı kürekleriyle vuruyorlar; istediklerini geçiriyorlar, ama umudu, özlemi, geçirmiyorlar, ağlatıyolar hünür hüngür.

Sünepe, sönük, eski tas eski hamamdan ibaret ve hiç bir şeyi değiştirmeyeceği kesin, Kurultaylar’ı kurguluyor, oldubittiyle, gerçekleştiriyorlar…
 

Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Ayrıca, hiç doymuyorlar. Grup Başkanvekili işi gücü bırakıyor, partide, kendinden başka kimse yok ya, geliyor, büyükşehrin göbeğinde, bilmem kaç katlı bir ofis tutuyor, belediye başkanlığına soyunuyor. Böylesi bir siyasi terbiyesizlik, CHP tarihinde, görülmemiştir. Şimdilerde pratikçe önseçim de yok… Herşey genel merkez tarafından belirleniyor. Kimse kusura bakmasın, lütfen, biattakiler ödüllendiriliyor. Kişilik, birikim, dik duruş, dışarlanıyor.

Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Iktidar’a yürüyormuşuz! Bu bir yalan değilse ham hayaldir. Bu kafayla hiç bir yere yürünmez. Zaten allaşkına kimin iktidarına yürüyormuşuz?.. Ekmek için Ekmelettin’in iktidarına mı? Sınav soruları çalındığında, düzmece, “her şey younda” türü, soruşturma rapolarından mutmain (yani tatmin) olan, eski cumhurbaşkanı, şimdi fes gibi tekrar başımıza getirilip, O’nun cunhurbaşkanlığı’nda, edinilecek iktidara mı?

Devam ediyorum… 23 Temmuz 2020 Bir defa, parti içi demokrasiyi örselemiş, bir CHP’dir, Y-CHP. Seçmen kitlesinden daha daha da çok kopan; Cumhuriyet’in kurgusuyla, Gazi’yle, sorunu olan; o kadar ki; İktidar; “Hükumet’in Reisi olarak 1936’da, Gazi’nin imzasıya çıkmış(Ayasofya Camii’nin müze olarak benimsenmesi ve böyle yaşatılması yönündeki) kararnameye karşı cephe almış olarak, - Tarihe ihanet ettiler, derken, sesini çıkartmayacak kadar (Gazi ile, Cumhuriyet’le) , sorunu olan bir CHP’dir, Y-CHP… Çok açık, “Atatürk Takiyyesi” yapan bir CHP’dir, Y-CHP. Böyle olmasa, CHP’liler, ayrıca Türkiye’nin hemen her yerinde, bu kadar huzursuz, bu kadar umutsuz olmazdı. Şükür, bu ülke ve CHP sahipsiz değildir. Çaresiz hiç değildir. Kurultay’da, ülkenin ve CHP’nin başına örülmüş mâkûs talihi, değiştirmek, Türkiye’nin Doğusu ile Batısı’nı, Karadeniz’i ile Güneydoğusu’nu, tekrardan sarmaştırmak, ülkeye ve bölgeye barışı getirmek, vatana borcumuzdur.

25 Temmuz 2020’de Kurultay’da, ancak Kurucu olduğum için, taşıdığım, “Kurultay Onur Üyesi” sıfatıyla konuşabildim… Dediklerim yaklaşık olarak şöyle… CB’nın diplomasızlığı üstüne (2014’te ve 2018’de) gidilmemiştir. Rejim 2017’de, geçersiz oy pusulalarıyla, göz göre göre değiştirilmiştir. Ayasofya ibadete açılırken (24 Temmuz 2020), buna ses çıkartılmadığı, bir yana, o günün Lozan’ın yıldönümü olduğu ayrıca hatırlanmazdan gelinerek, Diyanet İşleri Başkanı’nın, minberden, Atatürk’e sövmesine, seyirci kalınmıştır. Aramızdan, takkesini, seccadesini, maskesini alıp, zatın arkasında, namaz kılanlar olmuştur.
Yanı sıra, şu hususları hatırlatmak isterim…
 i) BOP,

ii) Yeni Osmanlıcılık,

iii) Ilımlı İslam, iv) Arap Baharı ve Dibimizdeki, Ayrıca İçine Bizim de İcbar Edildiğimiz iv) Mezhep Savaşları, aynı bir potada irdelenmek gerekir.
Y-CHP, tamamen, Pentagon siyasalarını benimsemiş, hangi toplumsal maliyete, duçar olursak olalım, sığınmacılar konusunda olduğu gibi, bu siyasalara hiç ses çıkartmayan, tersine bunların uygulanmasına, çaba sarfeden bir çizgi, sürdüregelmiştir. “Silivri’den ne kadar uzak dursak o kadar demokratikleşiriz” , diyenlerimiz oldu (ki, bu, “tam Amerikancı” tavrımızı, 2016 CHP İstanbul İl Kongresi’nde dikkate getirmiştim).

12 NİSAN 2022, CUMHURİYET GAZETESİ CHP YÖNETİMİ’NE VE MİLLET İTTİFAKI UNSURLARI’NA ÇAĞRI ….. Bir ittifak unsuru; sahte deliller üstüne kurgulanmış olduğu yargı hükmüne raptolmuş; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tepesini, tarihte benzeri görülmemiş biçimde, tek bir kurşun atmadan biçmiş ve çakı gibi, masum kere masum subaylarımızı, amirallerimizi, generallerimizi, ordu komutanlarımızı, yıllar boyunca zindanlarda çürütmüş olan, Balyoz ve Ergenekon Davaları’na dönük olarak; “Bu davalara FETÖ’cü hakimler ve savcılar karıştı demek, davaların içi boştur demek, değildir, davalar tekrar görülmelidir”, kabilinden, çok hukuksuz, çok yadırgatıcı, en başta da sürecin kurgusu itibariyle çakma delillere mıhlandığı, şeksiz şüphesiz ortaya çıkmış olup; demek ki, çok hakkaniyetsiz bir savla, gündeme otururken…

İttifakın öteki bir unsurunun; şaşırtıcı derecede geç kalmış bir çizgide, “Balyoz mağdurlarıyla helalleşeceğiz”, yönündeki yeni beyanı, yalnızca bir şizofreni peydahlamakla kalmamakta… “Kuru bir helalleşme” yerine, Balyoz ve Ergenekon davalarına, kürek kürek sahte delil yığan, sahte delil üretme merkezleri ve buralarda, sahte delil üreten ajanlar hakkında, aradan, yıllar geçtiği halde, hala daha Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, tek bir soruşturma önergesi vermemiş olması, söz konusu helalleşme tavrının gayrı samimi olduğu konusunda, ciddi endişeleri celbetmektedir. …..

CEVABA CEVAP (Mayıs 8 2022)
Pek Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan CHP Kemalcim: 13 Nisan 2022 tarihli mektubuna teşekkür ediyorum... Aramızdaki ciddi görüş ayrılıklarını, davranış eğilim farklılıklarını, bir tarafa bırakıyorum... Bugünkü CHP'nin kökenindeki Sosyal Demokrasi Partisi'nin (SODEP) 28 kurucusundan biri olmanın, tarihe dönük olarak zihnime yüklediği sorumluluk, bir tarafa, en önce "arkadaşlığımızın" gereği itibariyle, yazıyorum.

CB'na adaylığın gündemde. Buna, seni, içeride ve dışarıda teşvik eden, odaklar var. Çoğu; bir defa, benim gördüğüm, gayrı samimi... Aday olursan, keşke yanılsam, katiyen şeçilemeyeceksin... Hile hurda diz boyu olacak... Sığınmacılara oy kullandırılacak... Bütün bunları dahi geçiyorum. Türkiye, adım gibi eminim, dış odaklı stratejilerde mezhebî bir yırtılmaya sürüklenmek ve İran'a karşı Saddamlaştırılmak isteniyor... Yıllardır yazıyor söylüyorum...

Bize, TÜMÖD'e, 2 Ağustos 2011'deki ziyaretin sırasında yaptığım sunumda dilim döndüğünce, sana ayrıca, anlatmıştım... Senin aday olacağın, CB seçiminden - çok hakkaniyetsiz ancak öyle işte - kim çıkarsa çıksın, Türkiye, tam da şer biçimde tasarlandığı şekliyle, "mezhebî bir yırtılmayla" çıkar... "Maksat", ağızdan yel alsın, hasıl olur... II. Etrafta, bizi çok rahatsız ettiği kadar, inanıyorum seni de çok rahatsız eden, ihtirası yeteneklerinden bilmem kaç karış önde, debelenmeler, çok çirkin biçimde ve gırla gidiyor. Bunları kesmenin bir yolu var. Bu, hiç bir biçimde altı çift dudağın arasından bir CB adayı telaffuz etmek değildir... Bir önyarışmanın önünü açmaktır. Önerimi, soyutta bırakmamak için, 1993'te, SHP Genel Başkanlık Seçimi öncesi, Genel Merkezimiz'e yönelttiğim ve ozamanki Genel Sekreterimiz Sevgili Cevdet Selvi'nin benimsemesiyle uygulanan yönetimi, hatırlatmak isterim. Buna göre, dört bölge merkezi belirlendiydi: Kocaeli, Ordu, Afyon ve Diyarbakır. Adaylar (Sevgili Murat Karayalçın, Sevgili Aydın Güven Gürkan, nur içinde yatsın, Sevgili Yüksel Çakmur ve ben), gittik, buralarda yarıştık...

 

12 CEVABA CEVAP (Devam)

 

Son olarak, İl Başkanlarımız Kurultay Öncesi, Ankara'ya geldiğinde, Onlar'ın huzurunda bir daha yarıştık... Kurultay'a böyle gittik... Müthiş bir fikrî zenginlik oldu... Türkiye'de rüzgar estirdik... Coşku doruktaydı... Yöntem elbette ayrıntılandırılabilir... Ancak işte, Türkiye'ye ve bölgeye dönük, giderek Dünyamız'a dönük, diyeceği olanlar, mırın kırın etmenin ötesinde, gelirler, diyeceklerini söylerler... Yoksa (gıyapta kusura düşmeyi kasdediyor olamam, şu ki), yeni bir "Ekmek için Ekmel" vakkasına sıkışırız... Anlatmaya çalıştığım çerçevede, bir siyasi rüzgarı, coşkuyu arkasına alamayan Türkiye'nin, kim seçilirse seçilsin, üstündeki boyunduruğu kopartıp atması, imkansızlaşır... Maruz bulunduğun etkileri tahmin edebiliyorum... Ama şu dediğime yakın bir şeyi başaramazsak, falımız, korkarım kapalıdır... **
 

Mektubunu, "Katkılarınızı her zaman bekliyoruz" diye bitirmişsin... Bir defa, ne zaman davet ettin de, icabette kusurumuz, oldu ki :)) ...
 

Her hal-u kârda, ben senden şimdi, omuzdaşlarımız, yurttaşlarımız ve Türkiye adına, anlattığım doğrultuda, yüce bir katkı bekliyorum... Her ne zaman istersen, buluşmayı, dertleşmeyi, tartışmayı, elbette isterim... Daha önceleri de zikrettim, söylemesi zait, burada, bir evin var... Seni ağırlamaktan elbette çok mutlu oluruz... ** Güzel dileklerle, sevgiyle, saygıyla kucaklıyorum, çok çok öpüyorum...

Kardeşin Tolga Yarman





 

Biz tepki vermezsek, saldırı beklemek yerinde değildir. Bu ne kadar böyle ise, Rusya ile anlaşmış olabilecek ABD, Türkiye’yi, bir biçimde, pay etmek isteyebilecektir. Bu ihtimal, Trump zamanında çok daha yüksekti. Biden’la, hayli gerilemiş olduğunu müjdeleyebilirim …

 

Ağustos 2022 ABD’den PKK’ya 300 Tır Dolusu Silah Yardımı ABD’nin teröristlere yolladığı silah, mühimmat, araç ve lojistik malzemenin yer aldığı tırlar, PKK/YPG’nin işgalindeki Suriye’nin kuzeydoğusunda görüntülendi.

RUSYA CENAHI 4 Aralık 2015: İki F-16’mız, Rus Uçağı’nı düşürdü. Putin, besbelli büyül bir hayal kırıklığıyla, çok hiddetlendi. 15 Kasım 2015:

• Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM), başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bir kısım hükûmet mensubu hakkında uluslararası savaş suçundan inceleme başlatıldı.

• Aslında, UCM’de başlayan yalnızca “inceleme süreci”nden ibaret.
• Ancak bu sürecin soruşturma ve yargılama sürecine dönüşmesi olasılığı, Türkiye’nin, birden bire IŞİD’e karşı savaş açmasının nedenlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. 2016 Başı: Rusya, “Erdoğan iktidarı” mensuplarını, BM Güvelik Konseyi’ne dört klasörlük şuç dosyasıyla taşıdı.
 

Bu demek oluyor ki, Rusya’nın da şantajına muhatabız:
• İrak’ta IŞİD’le petrol ticaret.

• Suriye’ye yabancı teröristlerin Türkiye’den geçişinin temini.

• Teroristlere silah tedariki.

• IŞİD’le beraber tarihi eser kaçakçılığı.

 

EKONOMİK CENDERE: SAÇTIĞIMIZ PARA, YEKÛNDA, TRİLYON DOLARA DAYANIYOR.

 

• 140 Ülkeye Yardım (AFAD / Uluslarası İnsanî Yardım Raporu / 2019). (Yılda 10 milyar dolardan 2002-2023 arası, yuvarlak 200 milyar dolar.

• Sığınmacılar (~ 500 milyar dolar)
• Şatafat (Yeni Osmanlıcılık / Hilafet Eğilimleri) (20 yılda yuvarlak 10 milyar dolar)

• İthalat Gideri > İhracat Geliri (Yıllık yuvarlak 100 milyar dolar)

• Faiz Giderleri (Yılda ortalama 20 milyar dolardan, yuvarlak 300 milyar dolar)

SATILAN TERMİK SANTRALLER

 

1. Seyitömer Termik Santrali
2. Kangal Termik Santrali

3. Yatağan Termik Santrali
4. Çatalağzı Termik Santrali

5. Yeniköy Termik Santrali

6. Orhaneli Termik Santrali

7. Tunçbilek Termik Santrali

8. Soma Termik Santrali

 

SATILAN HİDROELEKTRİK SANTRALLER

1. Ataköy Hidroelektrik

2. Beyköy Hidroelektrik

3. Çıldır Hidroelektrik

4. İkizdere Hidroelektrik
5. Kuzgun Hidroelektrik

6. Mercan Hidroelektrik

7. Tercan Hidroelektrik

8. Murgul Hidroelektrik

9 Denizli Jeotermal Santrali

 

SATILAN ŞEKER FABRİKALARI
1. Kırşehir Şeker Fabrikası

2. Turhal Şeker Fabrikası

3. Çorum Şeker Fabrikası

4. Elbistan Şeker Fabrikası

5. Muş Şeker Fabrikası

6. Erzincan Şeker Fabrikası

7. Erzurum Şeker Fabrikası
8. Afyon Şeker Fabrikası

9. Bor Şeker Fabrikası

10. Alpullu Şeker SATILAN

 

TEKEL BİNALARI

1. Adana

2. Ballıca

3. Bitlis
4. İstanbul Sigara

5. Malatya,
6. Tokat

7. Yavşan Tuzlası

8. Ayvalık Tuzlası

9. Çamaltı Tuzlası

10. Çankırı K Tuzlası

11. Tuzluca Tuzlası

12. Sekili Tuzlası

13. Kağızman Tuzlası

14. Kaldırım Tuzlası

15. kayakcık Tuzlası

 

SÜMER HOLDİNG'E BAĞLI ŞİRKETLER

1. Mazıdağ Fosfat Tesisleri
2. Adıyaman İşletmesi

3. Malatya İşletmesi

4. TÜMOSAN İşletmesi

5.Bakırköy Konfeksiyon San.

6. Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi

7. Diyarbakır İşletmesi 8. Beykoz Deri Kundura İşletmesi

9. Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi

 

SATILAN LİMANLAR

1. Mersin Limanı

2. İskenderun Limani

3. Samsun Limanı

4. Bandırma Limanı

5. Derince Limanı
6. Salıpazarı Limanı (Galataport)

7. Tekirdağ Limanı

8. Çeşme Limanı

9. Kuşadası Limanı

10. Dikili Limani

11. Trabzon Limanı
 

SATILAN DİĞER ŞİRKETLER

1. Seyitömer Linyitleri

2. Güney Ege Linyitleri

3. Murgul Bakır İşletmesi

4. Samsun Bakır İşletmesi

5. Yeniköy Linyitleri İşletmesi

6. Bursa Linyitleri İşletmesi

7. Sakarya Traktör Sanayi

8. Ereğli Demir ve Çelik

9. Eti Alüminyum

10. Eti Bakır

11. Eti Elektrometalurji

12. Eti Gümüş

13. Eti Krom

14. Gübre Fabrikaları

15. PETKİM

16. TÜRK TELEKOM

18. TÜPRAŞ

19. SEKA Kâğıt Fabrikası

 

Prof. Rona Turanlı konuşuyor: 2002’den bugüne dek toplanan toplam vergi tutarı 2 trilyon 700 milyar $'dır. Yurt dışından alınan kredi 454 milyar $'dır. Özelleştirmeden elde edilen gelir 71 milyar $'dır. Hazine ise 60 milyar $ eksi bakiyededir.. Bu demektir 2002’den bu yana iktidar döneminde 2 trilyon 700 milyar $ + 454 milyar $ + 71 milyar $ + 60 milyar $, yani, toplamda 3 trilyon 285 milyar $ para harcanmıştır. Bu parayı 20 yıla bölersek, yılda 164 milyar 250 milyon $, harcanmış demektir. Bu rakamla yılda 96 Osman Gazi köprüsü yapılır. 41 Keban barajı yapılır.

23 adet şehir hastanesi yapılır. 320 adet Tokat Havalimanı yapılır. Hükümetin hizmet diye dayattığı tüm yatırımlar “hazineden beş kuruş sızdırılmadan”, vatandaşı 10-20 yıl arası borçlandırarak, üstelik, fahiş fiyatlarla yapılan rant yatırımlarıdır. Öyleyse kasada olması gereken 3 trilyon 285 milyar $ nerededir?

39 NAS Nas (İslamî buyruk) diye faiz bastırılıyor, güya enflasyon düşürülmek isteniyor ya… Bu, inanilmaz bir kurgu… Bizimkilerin zihninden çıkacak bir kurguya hiç benzemiyor… Ayrıca, bir olmadı, iki yine olmadı, üç yine olmadı… Faiz bastırılıyor, enflasyon patlıyor… Dolar yükseliyor, giderek kur korumalı mevduat icat ediliyor… Süreç içinde bire beş kâr eyleyen kurumlar biliniyor… Şurası asıl ki,

Nas dendi faize basıldı, dolar yükseldi…

 Nas dendi, faize bir daha basıldı, dolar yine yükseldi… iii) Bir daha, iv) bir daha, Nas dendi, faize basıldı, dolar bir daha bir daha yükseldi… Sonra, huuuurrrraaa, bir gece aynı bir odaktan komut almışcasına, ucuza dolar kapatanlar, ellerindeki dolarları, yüksek kur üzerinden Türk parasına çevirdiler, bu sefer dolar, yarı yarıya düştü… Düşen dolar yine ucuza kapatıldı!.. Trajikomik… Buna “Şeytan’ın matematiği” diyebiliriz.

EN SON DÜMEN / BİZDE İSE, GÖRÜLEN, ÇIT YOK!

Seçim öncesi devlet bankalarından döviz kredisi alıp, borçlarını, Türk Parası seçim sonrası değer kaybedince, TL olarak ödeyen varsıllar.

Oysa Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Kararı şöyle diyor (27 Mayıs 2023): - Yabancı para cinsinden kambiyo senedi düzenlemeyi ve bu kambiyo senedini takibe koymayı engelleyen bir mevzuat bulunmamaktadır." Gazeteci Serpil Yılmaz, 28 Ocak 2021 "Ziraat Bankası (ki, çiftçiyi destekelemek üzere faaliyet sürdürür), Taksim’deki, Intercontinental Oteli’ni satın alabilmesi için, Kazak İşadamı’na 140 miyon dolar kredi veriyor. Borç, aynı şekilde, Türk Parası’na çevrilerek yapılandırılıyor. Borç yuvarlak 40 milyon dolar gibi bir ederle kapatılıyor oluyor…

CUMHURİYET’İN EN BÜYÜK KAZANCI, AKLI, NAKLİN ÖNÜNE ÇEKEREK, DEVLETİ BİR AKIL KURUMUNA, İNANCI BİR AKIL ODAĞINA, RAPTETMESİDİR… LAİKLİK = AKLİLİK. YÖNETİMDE AKLİLİK… İNANÇTA AKLİLİK… AKLA ÖZGÜRLÜK… AKLA ÖZGÜRLÜĞÜN KORUMASI… İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ, İNANÇ BARIŞI… EN BÜYÜK KAYBIMIZ İSE, NAKLİN TEKRAR AKLIN ÖNÜNE TAŞINDIKTAN MÂDÂ, AKLIN KÜLLİYEN YOK EDİLMEK İSTENMESİDİR. GİDEREK İMAN GENLERİMİZLE OYNANMAYA TEVESSÜL EDİLMİŞTİR.

…………………………………………………………………

TÜRKİYE, MAATEESSÜF REHİNDİR…

 

TÜRKİYE, REHİNDİR. YANİ, BİZE YÖNELTİLİNCE, YAPTIRTILAMAYACAK, HEMEN HİÇ BİR İSTEK YOKTUR. GELİR DAĞILIMI HİÇ BUGÜNKÜ KADAR BOZULMAMOŞTIR. BİZİMKİNİN KUVVETLİ BİR OYUN BOZMA YETENEĞİ VAR. O DURUYOR, BAŞKANLAR GELİP GİDİYOR … SURİYELİLER’İ KUCAĞIMIZA BIRAKACAKLARINI, TABİİ, BİLİYORLARDI… AMA SURİYELİLER SAYESİNDE SEÇİMİ ERDOĞAN’IN ALABİLECEĞİNİ AKILLARINA GETİRMEMİŞLERDİ.

MUHALEFETİN GÖREV İSTİSMARLARI

Rejimin değiştirilmesinde ve bugünlere gelinmesinde, iktidar kadar muhalefetin de vebali vardır. Muhalefet, bölgemizde ve yurdumuzda at koşturan, okyanusaşırı odak projelerinin hepsine, sadakatle sahip çıkmıştır!.. Buna, muhalefetin, Rusya’ya karşı, Ukrayna’nın yanında ve açıkça yer alması, dahildir. Muhalefet, en başta iktidara payanda olmuştur. Rejim sahte oylarla değişirken, susmuştur (2017). Erdoğan’ın diplomasızlık sorunun üstüne gitmemiştir (2014, 2018 ve 2023).

 

Bu konuda YSK’ya, 2022 Yaz Başı’nda bir dilekçe yolladık… Bu dilekçeyi, bütün milletvekillerimize, bütün üst düzey yetkililere yolladık… Çıtlarını çıkartmadılar. Erdoğan’ın üçüncü defa seçilemeyeceğinin, üstüne, gitmemişlerdir. Seçimin tarihinin anayasal ihlal teşkil ettiğinin üstüne de gitmemişlerdir.

 

O zaman allaşkına ne yakınıyorsunuz: O’nu CB yapan sizsiniz!.. Seçim sırasında iktidar imkanlarının kullanılabileceğine dair, açıkça anayasaya aykırı, kanunu, Anayasa Mahkemesi’ne götürmemişlerdir.

 

Suriyeliler konusunda, ikinci turun başına kadar gıklarını çıkartmamışlardır. “1921 anayasası” fecaatini, üstelik iktidarla beraber, öne çekebilmişlerdir. Kurtuluşa yandaş – Kuruluşa muhalif yakıştırması, çok hafif kalıyor!..

 

o Mutabakat metninde “terör” yok. o Atatürk yok. o Anayasanın ilk dört maddesine kasıt var. o Mezhepsel ve (Lazika, demek ki, dahil olarak) etnik kimliklere özerlik anlayışı var. o Zafer Partisi (ZP) ile yapılan mutabakat, tüyler ürepertici: ZP CHP’ye, “kurucu parti olduğunu” hatırlatıyor. 1924’ten geri düşemeyeciğini ihtar ediyor.
 

Dokunulmazlıkları kaldırmış, sonrasında bir muhalefet milletvekili tutuklanınca, “Hak, Hukuk, Adalet” diye yürümüşüzdür. Dokunulmazlıkları kaldırılan, tek bir iktidar milletvekili yoktur. Kabaca “bir milyon” Afgan, ellerini, kollarını sallaya sallaya sınırlarımızı geçerken, konuyu Meclis’e taşımamışlardır… Ergenekon ve balyoz davalarının birer “tezgah”, delillerin ise “çakma” olduğu ortaya çıktıktan sonra, söz konusu delil üretim merkezlerinin, giderek bu merkezlerde çalışan sahte delil üreten ajanların maskelerinin düşürülmesine dönük bir soruşturma önergesi vermez mi, insan!..

 

İktidarın bunda vebali yok mudur? Elbette çok vardır. Ya muhalefetin? Onun da çok var! 66 Türk Silahlı Kuvvetleri, asrın görmediği bir iftiraya tâbi tutulurken, sustular. Dış tezgah mıydı, değil miydi? Siz araştırılmasını önermez ve önergenizi takip etmezseniz, nasıl bileceğiz? Yapmıyorsunuz… Yatacak yeriniz yok!.. Adalarımız işgal edilirken, milletvekillerine, “soruşturma önergesi vermeyeceksiniz”, diye talimat yolladılar. Önceleri, laikliğin katledildiği evrelerde, milletvekillerine, “laiklik vurgusu yapmayacaksınız”, diye talimat yolladılar.

 

Muhalefet açıkça ve defaatle, ağır görev istismarında bulunmuştur… Türkiye’yi son seçimde mezhebî olarak yırtmak istediler… Muhalefet, o kadar ikaz ettik, buna da boyun verdi… Şu ki, eğer bir genelkurmay (Pentagon), sizin burnunuzun dibine kadar (İrak), 250 bin kişilik bir ordu ile sokulmuşsa (2003), sizin iktidarınınız için olacağı kadar, sizin muhalefetininz için de bir güzellik düşünmüyorsa, “iyi bir genelkurmay değil”, demektir.

 

TÜRK SÖZCÜĞÜ / ANA DİLDE EĞİTİM / ANA DİL EĞİTİMİ
 

Anayasa’dan Türk sözcüğünü çıkartmaya çanak tuttular. Böylesi bir yaklaşım, mazallah, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” İbaresi’ndeki, “Türkiye” ibaresinden, “Türk” sözcüğünü çıkartmaya kalkmakla eşanlamlıdır!.. Bu bağlamda, şaşırmışlıktır. “Ana dilde eğitim yapılacak”, ne demek allaşkına? Ana dil eğitimi başkadır. Ana dilde eğitim başkadır…

 

Türkiye’de konuşulan diller:

Türkçe: % 88,54

Kürtçe: % 8,97
Zazaca: % 1,01

Arapça: % 2,38

Türkî diller: % 0,28
Balkan dilleri / Arnavutça: 0,23
Lazca: % 0,17
Çerkezce: % 0,10

Ermenice: % 0,02
Kafkas dilleri: % 0,09
Rumca: % 0,03
Batı Avrupa dilleri: 0,03 Ladino / Yahudi İspanyolcası: % 0,01

Kıptice: % 0,01

Diğerleri: % 0,11 (Bunların arasında örneğin Kapodokya’da kaybolmaya yüz tutmuş, eski Yunanca var.)

NE YAPACAĞIZ? - Soğukkanlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.


SON SÖZ

BİZİM KARAKTERİMİZ BAĞIMSIZLIKTIR!.. “BULUNUR ELBETTE KURTARACAK BAHTI KARA MADERİNİ” (M. KEMAL PAŞA, TBMM, 13 OCAK 1921)... DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ, GÜMÜŞDERE DURMAZ AKAR… GÜNEŞ UFUKTAN ŞİMDİ DOĞAR, YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR!

BU DURUMDA, CHP GENEL BAŞKANLIĞI’NA, BİRİCİK İLÇEM, ÜSKÜDAR’DAN, ADAYLIĞIMI AÇIKLIYORUM…

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.