ibrahim Bilgin
Köşe Yazarı
ibrahim Bilgin
 

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ! İYİ DÜŞÜNÜN...

Bir partinin kendi içinde demokrasi yoksa o parti iktidara geldiğinde demokrasi beklemek abesle iştigaldir. Uzun yıllardır bunun ceremesini ülke olarak çekiyoruz! Ülke olarak demokrasiye, herkes teslim ediyor ki, nefes kadar muhtacız. Pekiyi, şikayet ettiğimiz iktidara alternatif olarak görülen ana muhalefet partisi ne kadar demokrat? Evet CHP’den bahsediyorum! Şimdi hiç kimse -ama şimdi sırası değil demesin ve yazıyı sonuna kadar okusun! Türkiye’de kurultayını yapmayan tek parti CHP’dir! Önceki kurultay zaten evlere şenlik, demokrasiye sürülmüş bir kara leke olarak tarihteki yerini almış durumda… Tek adam olmak uğruna diğer adayları konuşturmayan, mikrofonların sesini kıstıran Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a ‘’Hak-Hukuk-Adalet’’ pankartıyla yürümemiş miydi? Ve geldiğimiz noktada en azından güven tazelemek amacıyla bile kurultay yapmalıydı. Bu, bir demokrasi ayıbı değil de nedir? Nerde kaldı demokrasi? Hak? Hukuk? Adalet?Nasıl bir demokrasi anlayışı hakim ki, sizler bu yaşananları evrensel demokrasi sınırlarına sığdırabiliyorsunuz? AKP’yi eleştirenler unutmasınlar ki, AKP bunca yıldır iktidarda Kemal Kılıçdaroğlu’nun zayıf muhalefeti sayesinde kalmıştır. Ana muhalefet lideri olarak bir kez bile Cumhurbaşkanının diplomasını sordu mu?  Kurultayda ‘’neden bir kez bile Cumhurbaşkanının diplomasını sormakta imtina etmiştir?’’ diyen, Prof. Dr. Tolga Yarman’ın mikronunun sesi anında kısıldı. Yine de O, diyeceğini, dedi... CHP Yönetimi, sadece taban iyice zayıf muhalefetten rahatsız olmaya başlayınca birkaç çıkış yapıyor, o kadar! Elektrik zamlarına protesto olarak elektrik faturasını ödememek buna güzel bir örnek oldu. Seçimlerde mühürsüz oy pusulalarının YSK tarafından geçerli sayılıp kazanılmış seçimin, CHP’nin elinden alındığında sn. Kılıçdaroğlu’nun sesini duyamadık! Ekranlara çıkıp ‘’Seçim sonuçlarına saygı duyuyorum’’ diyerek seçmeninin verdiği oyu (oy namustur) yok saydı! Daha büyük ihanet olabilir mi? Tanju Özcan partiden ihraç edildi. Tanju Özcan’ın CHP’den ihraç edilmesini kimler istemiş bir bakalım? "Ben CHP’li değilim CHP Milletvekiliyim", diyen Faik Tunay’ın, Türk milletine soykırım iftirası atan Sezgin Tanrıkulu’nun, Atatürk’ü katliam yapmakla suçlayan Orhan Sarıbal’ın yer alabildiği Y-CHP’de Tanju Özcan ihraç istemi ile disipline sevkedildi. Sırada Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın adı geçiyor.Geçmişte partiye zarar verecek birçok isim suç dosyaları kabarık olduğu halde ısrarla atanırken, sığınmacılara yaptırım uygulayarak kendi insanının yanında tavır koyan kim varsa partiden uzaklaştırılıyor.  Bu yaşananlar gerçekten size de garip gelmiyor mu? Atatürk, Bayar ve Çakmak'a hakaret eden bir CHP milletvekili... Tanju Özcan sığınmacılara karşı net bir politika izledi. Bu konuda da halkın tam desteğini aldı. Peki soruyorum size, yukarıda adını saydığım şahısların, CHP’ de ne işi var? Ve bu şahısların sözüyle partinin öz evladı partiden ihraç ediliyor. Gerçekten bu durum kimseyi rahatsız etmiyor mu? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan fiyaskonun sorumlusu kimdi? Böylesine kritik bir seçimde yaşananlar, Muharrem İnce linç edilerek, fatura Muharrem İnce’ye kesildi. İnce adaydı ve seçim güvenliği, bilhassa iletişim gibi konular CHP’nin sorumluluğundaydı. Sahi ne oldu o gece bilen var mı? Muharrem İnce'ye sorulduğunda ''ben bunların yalanlarından kaçıyordum''demedi mi? CHP tarafından tatmin edici bir açıklama yapıldı mı? Atanan belediye başkanlarına bir bakın. Menemen ilçesini nasıl kaybetti CHP? İl veya ilçelerde halkın taleplerine göre değil, halk tarafından karşılığı olmayan insanlar atanıyor.  Halkın iradesi yok sayılıyor! İstanbul-Maltepe, en güzel örneği... Sn Kılıçdaroğlu Savcılık tarafından takibe alınmış onlarca suç dosyası olan insanı, 13 aday yok sayılarak, üstüne üstlük PM’nin onay vermemesine rağmen, kırmızı çizgim diyerek, başkan adayı olarak atamadı mı? Bu tam da ‘’Tek Adam’’ rejimi değil mi? Bu başkan Maltepe Cem evine el koymaya çalışmıyor mu? Halkın feryatlarına kulak tıkanıyor ve halk iradesi yok sayılıyor. Parti içi demokrasi nerede? Halen Kılıçdaroğlu’na sahip çıkanlar bunları içlerine nasıl sindiriyor?Partiye gönül veren çoğu liyakat sahibi insan uzaklaştırılmadı mı? Yerlerine partiyi adeta yeniden dizayn etmek için görevli, yukarıda ismini saydığımız, CHP’nin ilkeleriyle kuruluş felsefesiyle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar dolduruldu. Sn.Kılıçdaroğlu’nun; - CHP eski CHP değil, altı ok felsefesi tartışmaya açılabilir, sözleri bu olumsuz değişimin sinyali değil miydi?Altılı masa ilk mütabakat metninde laiklik unutulmadı mı? Benim asıl merak ettiğim, sizler bu zihniyetin iktidarında halen demokratik bir yönetim bekleyebiliyor musunuz? Bu tutum CHP açıkça kuruluş felsefesinden, Atatürk ilkelerinden uzaklaşırken sesinizi yükseltip partiye sahip çıkmak yerine; aman susun şimdi zamanı değil demek partinizi adeta teslim etmek anlamına gelmiyor mu?Yıllardır CHP yönetiminin yapması gereken muhalefeti CHP’ye gönül verenler yapıyor. Sosyal medyada seslerini yükseltiyor, itiraz ediyor, isyan ediyor. Birçok yanlıştan bu güç sayesinde iktidar geri adım attı. Vatandaşlar mahkemelere verildi, bazısı işinden oldu. Muhalefeti biz yapacaksak CHP yönetimine ne gerek var? Üstüne üstlük bu vatandaşların çoğu savunma desteği istediğinde ne yazık ki kapılar yüzlerine kapandı!!! Şunu herkes kabul etsin. Artık yeni bir CHP var! Bunu genel başkan defaatle her fırsatta tekrarlıyor. Ve amaç sadece sağ seçmenin oyunu almak değil!Ya sessiz kalıp, kabullenip inandığınız değerlerden ödün veren sağa evrilmiş; içi boşaltılmış tabeladaki isme oy verirsiniz…Ya da partinin asıl sahibi olarak sesinizi yükseltip CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi için baskı yapıp partinize sahip çıkarsınız. Çünkü bu ülkemizde son seçim olabilir! Çok sevdiğim bir söz vardır: - Asıl tehlike pirincin içindeki beyaz taşlardır. Son olarak gazete olarak bizim siyasi partimiz yok ve gördüğümüz her olumsuzluğu yazmak bizim görevimiz. Bizim sadece (Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve bizlere emanet ettiği Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti) vatanımız var! Başka da vatanımız yok! Bir de vatan için kalem tutan ellerimiz, çarpan yüreğimiz… Oy veren herkes oy verdiği partiyi, lideri eleştirmekte özgürdür, en doğal hakkıdır! Eleştirmekten biz korkmuyoruz, siz de korkmayın! Bu yazıyı vicdani sorumluluk hissetiğim için yazmak zorundaydım. Umuyorum bu mesajlarımız yerine ulaşır ve bahsettiğimiz olumsuzlukların düzeltilmesi konusunda adımlar atılır! ]]>
Ekleme Tarihi: 07 Ağustos 2022 - Pazar
ibrahim Bilgin

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ! İYİ DÜŞÜNÜN...

Bir partinin kendi içinde demokrasi yoksa o parti iktidara geldiğinde demokrasi beklemek abesle iştigaldir. Uzun yıllardır bunun ceremesini ülke olarak çekiyoruz!

Ülke olarak demokrasiye, herkes teslim ediyor ki, nefes kadar muhtacız. Pekiyi, şikayet ettiğimiz iktidara alternatif olarak görülen ana muhalefet partisi ne kadar demokrat?

Evet CHP’den bahsediyorum! Şimdi hiç kimse -ama şimdi sırası değil demesin ve yazıyı sonuna kadar okusun!

Türkiye’de kurultayını yapmayan tek parti CHP’dir! Önceki kurultay zaten evlere şenlik, demokrasiye sürülmüş bir kara leke olarak tarihteki yerini almış durumda… Tek adam olmak uğruna diğer adayları konuşturmayan, mikrofonların sesini kıstıran Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a ‘’Hak-Hukuk-Adalet’’ pankartıyla yürümemiş miydi?

Ve geldiğimiz noktada en azından güven tazelemek amacıyla bile kurultay yapmalıydı. Bu, bir demokrasi ayıbı değil de nedir? Nerde kaldı demokrasi? Hak? Hukuk? Adalet?Nasıl bir demokrasi anlayışı hakim ki, sizler bu yaşananları evrensel demokrasi sınırlarına sığdırabiliyorsunuz?

AKP’yi eleştirenler unutmasınlar ki, AKP bunca yıldır iktidarda Kemal Kılıçdaroğlu’nun zayıf muhalefeti sayesinde kalmıştır.

Ana muhalefet lideri olarak bir kez bile Cumhurbaşkanının diplomasını sordu mu?  Kurultayda ‘’neden bir kez bile Cumhurbaşkanının diplomasını sormakta imtina etmiştir?’’ diyen, Prof. Dr. Tolga Yarman’ın mikronunun sesi anında kısıldı. Yine de O, diyeceğini, dedi...

CHP Yönetimi, sadece taban iyice zayıf muhalefetten rahatsız olmaya başlayınca birkaç çıkış yapıyor, o kadar! Elektrik zamlarına protesto olarak elektrik faturasını ödememek buna güzel bir örnek oldu.

Seçimlerde mühürsüz oy pusulalarının YSK tarafından geçerli sayılıp kazanılmış seçimin, CHP’nin elinden alındığında sn. Kılıçdaroğlu’nun sesini duyamadık! Ekranlara çıkıp ‘’Seçim sonuçlarına saygı duyuyorum’’ diyerek seçmeninin verdiği oyu (oy namustur) yok saydı! Daha büyük ihanet olabilir mi?

Tanju Özcan partiden ihraç edildi. Tanju Özcan’ın CHP’den ihraç edilmesini kimler istemiş bir bakalım?

"Ben CHP’li değilim CHP Milletvekiliyim", diyen Faik Tunay’ın, Türk milletine soykırım iftirası atan Sezgin Tanrıkulu’nun, Atatürk’ü katliam yapmakla suçlayan Orhan Sarıbal’ın yer alabildiği Y-CHP’de Tanju Özcan ihraç istemi ile disipline sevkedildi. Sırada Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın adı geçiyor.Geçmişte partiye zarar verecek birçok isim suç dosyaları kabarık olduğu halde ısrarla atanırken, sığınmacılara yaptırım uygulayarak kendi insanının yanında tavır koyan kim varsa partiden uzaklaştırılıyor.  Bu yaşananlar gerçekten size de garip gelmiyor mu? Atatürk, Bayar ve Çakmak'a hakaret eden bir CHP milletvekili...

Tanju Özcan sığınmacılara karşı net bir politika izledi. Bu konuda da halkın tam desteğini aldı. Peki soruyorum size, yukarıda adını saydığım şahısların, CHP’ de ne işi var? Ve bu şahısların sözüyle partinin öz evladı partiden ihraç ediliyor. Gerçekten bu durum kimseyi rahatsız etmiyor mu?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan fiyaskonun sorumlusu kimdi? Böylesine kritik bir seçimde yaşananlar, Muharrem İnce linç edilerek, fatura Muharrem İnce’ye kesildi. İnce adaydı ve seçim güvenliği, bilhassa iletişim gibi konular CHP’nin sorumluluğundaydı. Sahi ne oldu o gece bilen var mı? Muharrem İnce'ye sorulduğunda ''ben bunların yalanlarından kaçıyordum''demedi mi? CHP tarafından tatmin edici bir açıklama yapıldı mı?

Atanan belediye başkanlarına bir bakın. Menemen ilçesini nasıl kaybetti CHP? İl veya ilçelerde halkın taleplerine göre değil, halk tarafından karşılığı olmayan insanlar atanıyor.  Halkın iradesi yok sayılıyor! İstanbul-Maltepe, en güzel örneği... Sn Kılıçdaroğlu Savcılık tarafından takibe alınmış onlarca suç dosyası olan insanı, 13 aday yok sayılarak, üstüne üstlük PM’nin onay vermemesine rağmen, kırmızı çizgim diyerek, başkan adayı olarak atamadı mı? Bu tam da ‘’Tek Adam’’ rejimi değil mi? Bu başkan Maltepe Cem evine el koymaya çalışmıyor mu? Halkın feryatlarına kulak tıkanıyor ve halk iradesi yok sayılıyor. Parti içi demokrasi nerede? Halen Kılıçdaroğlu’na sahip çıkanlar bunları içlerine nasıl sindiriyor?Partiye gönül veren çoğu liyakat sahibi insan uzaklaştırılmadı mı? Yerlerine partiyi adeta yeniden dizayn etmek için görevli, yukarıda ismini saydığımız, CHP’nin ilkeleriyle kuruluş felsefesiyle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar dolduruldu. Sn.Kılıçdaroğlu’nun;

- CHP eski CHP değil, altı ok felsefesi tartışmaya açılabilir, sözleri bu olumsuz değişimin sinyali değil miydi?Altılı masa ilk mütabakat metninde laiklik unutulmadı mı?

Benim asıl merak ettiğim, sizler bu zihniyetin iktidarında halen demokratik bir yönetim bekleyebiliyor musunuz? Bu tutum CHP açıkça kuruluş felsefesinden, Atatürk ilkelerinden uzaklaşırken sesinizi yükseltip partiye sahip çıkmak yerine; aman susun şimdi zamanı değil demek partinizi adeta teslim etmek anlamına gelmiyor mu?Yıllardır CHP yönetiminin yapması gereken muhalefeti CHP’ye gönül verenler yapıyor. Sosyal medyada seslerini yükseltiyor, itiraz ediyor, isyan ediyor. Birçok yanlıştan bu güç sayesinde iktidar geri adım attı. Vatandaşlar mahkemelere verildi, bazısı işinden oldu. Muhalefeti biz yapacaksak CHP yönetimine ne gerek var? Üstüne üstlük bu vatandaşların çoğu savunma desteği istediğinde ne yazık ki kapılar yüzlerine kapandı!!! Şunu herkes kabul etsin. Artık yeni bir CHP var! Bunu genel başkan defaatle her fırsatta tekrarlıyor. Ve amaç sadece sağ seçmenin oyunu almak değil!Ya sessiz kalıp, kabullenip inandığınız değerlerden ödün veren sağa evrilmiş; içi boşaltılmış tabeladaki isme oy verirsiniz…Ya da partinin asıl sahibi olarak sesinizi yükseltip CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi için baskı yapıp partinize sahip çıkarsınız. Çünkü bu ülkemizde son seçim olabilir!

Çok sevdiğim bir söz vardır:

- Asıl tehlike pirincin içindeki beyaz taşlardır.

Son olarak gazete olarak bizim siyasi partimiz yok ve gördüğümüz her olumsuzluğu yazmak bizim görevimiz. Bizim sadece (Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve bizlere emanet ettiği Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti) vatanımız var! Başka da vatanımız yok! Bir de vatan için kalem tutan ellerimiz, çarpan yüreğimiz…

Oy veren herkes oy verdiği partiyi, lideri eleştirmekte özgürdür, en doğal hakkıdır! Eleştirmekten biz korkmuyoruz, siz de korkmayın! Bu yazıyı vicdani sorumluluk hissetiğim için yazmak zorundaydım. Umuyorum bu mesajlarımız yerine ulaşır ve bahsettiğimiz olumsuzlukların düzeltilmesi konusunda adımlar atılır!

]]>
Yazıya ifade bırak !