PAROLAMIZ TEKTİR ve DEĞİŞMEZ: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

ÖZEL HABER 15.03.2025 - 23:26, Güncelleme: 15.03.2025 - 23:42 22474 kez okundu.
 

PAROLAMIZ TEKTİR ve DEĞİŞMEZ: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü ve programcı Hatice Topçu ''PAROLAMIZ TEKTİR ve DEĞİŞMEZ: YA İSTİKLA YA ÖLÜM!'' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Medya Siyaset Gazetesi Emperyalizmi kısaca yayılmacılık olarak tanımlayabiliriz. Emperyalizm karşıtı olmak ise kapitalizm karşıtı ya da bağımsızlıkçı olmakla mümkündür. Bu bağlamda bizim cumhuriyetimiz tam bağımsızlık özünde kurulmuştur. Saraya sultana karşı verilmiş bir mücadele sonucu ve hepsinden önemlisi emperyalizme karşı verilen varlık yokluk savaşı sonrası kurulmuştur. Tam bağımsızlık özünde halk egemenliğine dayalı olarak kurulan cumhuriyetimiz içinde bulunduğu karanlığı aşmak için hızlı adımlarla uygarlık yolunda ilerlemiştir. Özgür akıl ve pozitif bilim öncelenmiş, harf devrimi ve millet mektepleriyle yüzyıllarca arkalanmış köylere okul ve öğretmen götürülmüştür. Düzenlenen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ile köyün topyekûn gelişimi hedeflenmiştir. Öğretmen yetiştirmek amaçlı kurulan Köy Enstitülerinde öğretmen, sağlık görevlisi ve meslek elemanları yetiştirilmiştir.   Bir ulusu emperyalizmin postalları altından alıp az zamanda çok ve büyük işler başarmak kolay değildi. Elbette yapılan devrimlerin rahatsız ettiği taraflar vardı. Bu durumu Mustafa Kemal Paşa şöyle anlatmıştı: “Büyük bir devrim yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski müesseseyi yıktık. Bunların binlerce taraftarları vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lazım.” İçinde bulunduğumuz yer tam da burasıdır. İçinde bulunduğumuz yer Birinci Dünya Savaşı sonrası önümüze konulan “Sevr” in günümüz versiyonu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un dayatmalarının önümüze konulduğu yerdir. Peki, ulusal bağımsızlık savaşı vermiş ve üniter, laik bir ulus devlet kurmuş bir devlet nasıl bu hale getirildi?   İşbirlikçilerle! Ne demek istiyorum? Emperyalizmin hedefindeki coğrafyaları dizayn etmesinden söz ediyorum. Yani BOP’ u hedeflerine ulaştıracak adımlardan. Kısacası hedefteki coğrafyaların ele geçirilmiş iktidar ve muhalefetlerinden söz ediyorum. Bu noktada bazı soruları sormak gerekmektedir. Neden Kemalizm ifadesi kullanılmıyor ve neden emperyalizm için en büyük kriz devrimci yükseliştir? Çünkü Kemalizm emperyalizmi yenmiş devamında doğu batı sentezi ve ülkesi koşullarıyla çağdaş bir cumhuriyet yaratmıştır. Kemalizm aynı zamanda bir devrimci harekettir de… Emperyalizm krizi devrimci yükselişe gelince devrimci yükseliş bir halk hareketidir ve kontrolu zordur. Peki, uzun yıllarca Kemalizm’i unutturmak ve devrimci yükselişi önlemek için neler yapıldı? Çocuk gençlerimiz uygulanan eğitim programlarıyla çağının gerisine çekildi.  Kadına yönelik şiddet arttı ve cumhuriyet ile kazanılmış hakların geriye sarılması süreci başlatıldı. Uygulanan liberal ekonomik politikalarla gelir dağılımındaki makas açıldı; yoksul daha yoksul. Zengin daha zenginleşti. 12 Eylül 1980 sonrası “orta direk” diyerek iktidara gelen ve liberal ekonomi politikaların savunanların uygulamalarıyla üretim bitirildi. Cumhuriyetin fabrikaları bir bir satıldı. Cumhuriyet kurulduğunda nüfusun %80’inin yaşadığı köyler boşaltıldı. Köy okulları kapatıldı. Taşımalı eğitim denilen ucube sistem ile köy çocukları merkezlere taşındı. Bu uygulamalar sonucu köylü kentlere göç ettirilerek modern kölelere dönüştürüldü. Günümüzde açlık sınırının altında varlık sürdürmeye çalışan milyonlar ve elbette göç politikalarıyla ülkemize gelen göçmenler ile ucuz işçilik desteklendi. Adeta Türk halkı kendi yurdunda sürgün konumuna düşürüldü. Emperyalizmin hedefi açık ve nettir. Bu hedefin Türkiye ayağı tıkır tıkır işlemektedir. Barış ve demokrasi ambalajıyla süslenmiş suni “Kürt Sorunu” dillerden düşürülmemektedir. Kısaca emperyalizmin amaçlarına ulaşma aygıtlarının tamamı ülkemiz için harekete geçirilmiş ve bir terörist elebaşısı ile görüşmeler yapılmıştır. Teröristbaşı tarafından yazılan mektup basın önünde okunmuş ve terör örgütü ile yapılan müzakere kamuoyu ile paylaşılmıştır. Dolayısıyla üniter, laik, ulus devletimiz ve onun güvencesi Anayasamızın değiştirilemez maddeleri hedef almıştır. Buradan çıkışın yolu birinci “Sevr” i yırtıp atmamızı sağlayan yoludur.  Buradan çıkışın yolu “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti” yoludur. Buradan çıkışın yolu Atatürkçü Düşünce Derneğimiz (ADD)’nin kamuoyu ile paylaştığı bildiride belirtilen “Parolamız Tektir ve Değişmez: Ya İstiklal Ya Ölüm!” yoludur.  
Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü ve programcı Hatice Topçu ''PAROLAMIZ TEKTİR ve DEĞİŞMEZ: YA İSTİKLA YA ÖLÜM!'' başlıklı bir yazı kaleme aldı.


Medya Siyaset Gazetesi

Emperyalizmi kısaca yayılmacılık olarak tanımlayabiliriz. Emperyalizm karşıtı olmak ise kapitalizm karşıtı ya da bağımsızlıkçı olmakla mümkündür.

Bu bağlamda bizim cumhuriyetimiz tam bağımsızlık özünde kurulmuştur. Saraya sultana karşı verilmiş bir mücadele sonucu ve hepsinden önemlisi emperyalizme karşı verilen varlık yokluk savaşı sonrası kurulmuştur.

Tam bağımsızlık özünde halk egemenliğine dayalı olarak kurulan cumhuriyetimiz içinde bulunduğu karanlığı aşmak için hızlı adımlarla uygarlık yolunda ilerlemiştir. Özgür akıl ve pozitif bilim öncelenmiş, harf devrimi ve millet mektepleriyle yüzyıllarca arkalanmış köylere okul ve öğretmen götürülmüştür. Düzenlenen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ile köyün topyekûn gelişimi hedeflenmiştir. Öğretmen yetiştirmek amaçlı kurulan Köy Enstitülerinde öğretmen, sağlık görevlisi ve meslek elemanları yetiştirilmiştir.

 

Bir ulusu emperyalizmin postalları altından alıp az zamanda çok ve büyük işler başarmak kolay değildi. Elbette yapılan devrimlerin rahatsız ettiği taraflar vardı. Bu durumu Mustafa Kemal Paşa şöyle anlatmıştı: “Büyük bir devrim yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski müesseseyi yıktık. Bunların binlerce taraftarları vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lazım.”

İçinde bulunduğumuz yer tam da burasıdır. İçinde bulunduğumuz yer Birinci Dünya Savaşı sonrası önümüze konulan “Sevr” in günümüz versiyonu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un dayatmalarının önümüze konulduğu yerdir.

Peki, ulusal bağımsızlık savaşı vermiş ve üniter, laik bir ulus devlet kurmuş bir devlet nasıl bu hale getirildi?

 

İşbirlikçilerle!

Ne demek istiyorum?

Emperyalizmin hedefindeki coğrafyaları dizayn etmesinden söz ediyorum. Yani BOP’ u hedeflerine ulaştıracak adımlardan. Kısacası hedefteki coğrafyaların ele geçirilmiş iktidar ve muhalefetlerinden söz ediyorum.

Bu noktada bazı soruları sormak gerekmektedir.

Neden Kemalizm ifadesi kullanılmıyor ve neden emperyalizm için en büyük kriz devrimci yükseliştir?

Çünkü Kemalizm emperyalizmi yenmiş devamında doğu batı sentezi ve ülkesi koşullarıyla çağdaş bir cumhuriyet yaratmıştır. Kemalizm aynı zamanda bir devrimci harekettir de… Emperyalizm krizi devrimci yükselişe gelince devrimci yükseliş bir halk hareketidir ve kontrolu zordur.

Peki, uzun yıllarca Kemalizm’i unutturmak ve devrimci yükselişi önlemek için neler yapıldı?

Çocuk gençlerimiz uygulanan eğitim programlarıyla çağının gerisine çekildi.  Kadına yönelik şiddet arttı ve cumhuriyet ile kazanılmış hakların geriye sarılması süreci başlatıldı. Uygulanan liberal ekonomik politikalarla gelir dağılımındaki makas açıldı; yoksul daha yoksul. Zengin daha zenginleşti. 12 Eylül 1980 sonrası “orta direk” diyerek iktidara gelen ve liberal ekonomi politikaların savunanların uygulamalarıyla üretim bitirildi. Cumhuriyetin fabrikaları bir bir satıldı. Cumhuriyet kurulduğunda nüfusun %80’inin yaşadığı köyler boşaltıldı. Köy okulları kapatıldı. Taşımalı eğitim denilen ucube sistem ile köy çocukları merkezlere taşındı. Bu uygulamalar sonucu köylü kentlere göç ettirilerek modern kölelere dönüştürüldü. Günümüzde açlık sınırının altında varlık sürdürmeye çalışan milyonlar ve elbette göç politikalarıyla ülkemize gelen göçmenler ile ucuz işçilik desteklendi. Adeta Türk halkı kendi yurdunda sürgün konumuna düşürüldü.

Emperyalizmin hedefi açık ve nettir. Bu hedefin Türkiye ayağı tıkır tıkır işlemektedir. Barış ve demokrasi ambalajıyla süslenmiş suni “Kürt Sorunu” dillerden düşürülmemektedir.

Kısaca emperyalizmin amaçlarına ulaşma aygıtlarının tamamı ülkemiz için harekete geçirilmiş ve bir terörist elebaşısı ile görüşmeler yapılmıştır. Teröristbaşı tarafından yazılan mektup basın önünde okunmuş ve terör örgütü ile yapılan müzakere kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Dolayısıyla üniter, laik, ulus devletimiz ve onun güvencesi Anayasamızın değiştirilemez maddeleri hedef almıştır.

Buradan çıkışın yolu birinci “Sevr” i yırtıp atmamızı sağlayan yoludur. 

Buradan çıkışın yolu “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti” yoludur.

Buradan çıkışın yolu Atatürkçü Düşünce Derneğimiz (ADD)’nin kamuoyu ile paylaştığı bildiride belirtilen “Parolamız Tektir ve Değişmez: Ya İstiklal Ya Ölüm!” yoludur.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.