MUTASAVVER ANITKABİR CAMİİ: CUMHURİYET, YÖNETİM KURUMUYLA, İNANÇ KURUMUYLA, NAKİL NAKARATINA KARŞI BİR AKIL KURUMUDUR!..

ÖZEL HABER 10.07.2024 - 14:05, Güncelleme: 11.07.2024 - 17:03 11168 kez okundu.
 

MUTASAVVER ANITKABİR CAMİİ: CUMHURİYET, YÖNETİM KURUMUYLA, İNANÇ KURUMUYLA, NAKİL NAKARATINA KARŞI BİR AKIL KURUMUDUR!..

Anıtkabir’in yakınına bir cami inşa edilmesi eski başkan Melih Gökçek döneminde gündeme gelmiş, kamuoyunda büyük tepkiyle karşılanmıştı. Tartışmaların halen sürdüğü konu ile ilgili Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş sessizliğini korumaya devam ediyor.

Prof.Dr. Tolga Yarman’a konu ile ilgili düşüncelerini sorduk. Anıtkabire bu kadar yakın mesafede bir cami inşa edilmesi sizce uygun mu? Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın bu konuda sessiz kalmasını nasıl yorumluyorsunuz? Prof.Dr. Tolga Yarman bu konu ile ilgili düşüncelerini bizlerle paylaştı: Mutasavver demek, tasavvur edilen, düşünülen, tasarlanan, demek oluyor… Anıtkabir yakınında kurulması gündeme getirilmiş bir cami, söz konusu. Haber şu bağlantıdan okunabiliyor.[1] Gazete Özgür İfade Sorumlusu Değerli Gülbin Aybar, benden bu konuda görüş rica etti. “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, henüz bu konudaki suskunluğunu koruyor Hocam”, dedi… “Siz ne düşünüyorsunuz?”, diye sordu. - Mansur Yavaş’ı, çok beğeniyorum, diye karşılık verdim… O’nun birikimlerine, dürüst çizgisine, dengeli kişiliğine çok ihtiyacımız var, diye devam ettim. İyi de mutasavver anıtkabir camii ile ilgili görüşüm neydi?.. Anıtkabir’in dibinde, böyle bir caminin inşa edilmesi teklifini, en önce gündeme getirenlerin[3] iyi niyetlerinden, keşke yanılsam, şüphe ederim. “Ankara’nın Altınparkı’ndaki ‘Periler Ülkesinde’ temalı heykelin içine tükürdüğünü”, açık açık ifade eden (“beğenmiyorum” dese, herkes saygı duyardı),  giderek Sıhhiye Meydanı’nı süsleyen, Ankara topraklarında gelişmiş olan Hitit Uygarlığı’nın simgesini,  oradan kaldırmayı hedef alan zihniyetin,[3] söz konusu sanat eserlerini içselleştiren kesimlerimizi çileden çıkarmak, aynı bağlamda onlarla zıtlaşmış seçmenini kendi içinde kenetlemek üzere, Anıtkabir’in dibinde, üstüne üstlük, civarda, şimdiden dört cami varken,[4]  bir cami daha inşa edilmesi teklifini, gündeme pekâlâ getirebileceği, sanırım ortada… Her şey bir tarafa, bir tuzaktı bu. Söz konusu verkaçlar anaforunda, çalımı yiyenlerin, karşılarındakilerin niyetlerini ve taktiklerini iyi kavrayamamış “İlerici Dostlar” olduğunun, altını, çizebilirim. Gerçekte ne var biliyor musunuz: Ne Cumhuriyetimiz’in kuruluş âyârlarını kavrayamayan laiko-faşistler, ne de, bir anlamda, “dinci” bile değil, esas itibariyle, hafsalaya sığmaz stratejik projel[erle, “mezhebî taassuba” sürüklenen ve bu bağlamda “akıl esasına oturan göreneğimizi” idrak edemeyen yığınlar, birbirlerine düşürülmekten, çıkabiliyorlar. [5] Asıl tuzaksa buydu. Cumhuriyetimiz oysa, bir “akıl kurumudur”. “Yönetimde akıl kurumudur” ki, bu düstur TBMM’nin alnında yer alan “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir”, terkibinde sübut bulur. Aynı zamanda, “inançta akıl kurumudur” ki, bu düstur ise, aklı naklin önüne çeken Diyanet İşleri Başkanlığımız’ın harcında (3 Mart 1924), sübut bulur. Sözünü ettiğim tuzağı süpürecek olan tılsımdır, bu!.. Bu çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığımız’ın Cumuhuriyetimiz’i hemen izleyen aylarda kurulduğuna dikkat çekmek isterim. Aklı, naklin önüne çeken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın günümüzdeki yöneticileri ne yazık ki, aklın gerisine düşüp, nakli öne çektiklerinden mâdâ, aklı hatta, tümden iptal etme noktasına sıkışmışlardır ki, bu olgu, Türkiye’nin iman genleriyle nasıl oynanmakta olduğunun, baş bir göstergesidir. O kadar böyledir ki, Diyanet İşleri Başkanlığımız, bakın “satranç” hakkında ne düşünüyor! Diyanet, bir akıl yürütme, muhakeme, taktik ve strateji geliştirme, bu açıdan bütünüyle, bir “akıl” ve “harp oyunu” zemini telakki edilmek fevkalade yerinde olacak olan satrancı, “eğlenceden” ibaret görüp, “kumara vesile yapılması, ibadetlere engel olması ve aşırı derecede zaman israfına yol açması durumunda oynamak caiz değildir”, hükmüne raptetmektedir.[6] Söz konusu Diyanet görüşü şöyle devam ediyor: - Ancak kumara vesile yapmaksızın, ibadetlere engel olmayacak tarzda, fazla zaman israfına da yol açmamak kaydıyla sadece eğlenmek için oynamakta, dini açıdan bir sakınca bulunmamaktadır. Bu yargıda, birçok arıza yer alıyor, ancak konuyu dağıtmamak üzere, o alana girmeyeceğim. Şu kadarını zikretmeliyim ki, satranç, “eğlenceden” ibaret katiyen değildir. Hatta eğlence değildir, ya hu… Zevkli, düşünmesi haz bahşeden, bir akıl ve zihin uğraşıdır; tıpkı sükûnet içinde bir geometri problemi, bir cebir denklemi çözmek, bir mimarî proje çizmek, bir gökdelen tasarlamak, bir senfoni bestelemek gibi… “Kumar olarak oynanabileceğini” ise, yukarıdaki yargıdan başka hiç bir yerde, inanın, işitmedim… Her halde, satranca dönük olarak telaffuz edilecek özellikler eğlenceden ve kumardan ibaret katiyen değildir. Ayrıca, ne rulet vari kumar, ne de vodvil vari eğlencedir, satranç!.. Süzme akılla ilerletilir. Bunu görmemek, aklı iptal etmekle eş anlamlı olmaktadır, maateessüf. Ülkemizin geldiği akılla nakil çatışması, maalesef bu noktadadır. Değerli Mansur Yavaş’ın Mutasavver Anıtkabir Camii ile ilgili sessizliğini korumasına dönük, elbette herhangi bir yargıda bulunmaksızın (ki, inanıyorum, O, ilerici kesimlere söz konusu tasavvurla kurulmak istenen tuzağın en çok farkında olanlardan biridir), Sevgili Gülbin Aybar’ın sorusuna şöyle yanıt verdim: - Ben olsam, Atatürk nasıl bakardı, diye yaklaşırdım, soruna… Ayrıca şurasını önemsiyorum: Söz konusu proje, her ne kadar Değerli Mansur Yavaş’tan önceki yerel iktidar döneminde gündeme getirilmişse de, son olarak, bugün, Mansur Başkan döneminde, Ankara Büyüksehir Belediyesi Meclisi’nden, ayrıca oy birliğiyle geçmiş bulunan bir proje özelliğinde bulunuyor [4]. Atatürk, Anıtkabir’e yakın bir camii kurulmasına sıcak bakmaz mıydı? Bakardı… Ancak, bu caminin Cumhuriyet düşmanlarıyla dolup taşmasına, elbette karşı çıkardı. Aynı bağlamda böyle bir caminin öteki bütün camilerimiz gibi, aklı bayraklaştıran bir mabed olmasını, elbette çok isterdi. Biliyor musunuz, “İkra” (Oku) diye başlayan kitabımız, [7] her halde “Anlamadan oku!” diyor olamaz, öyle değil mi? “Dediğim dedik” diyen, düşünmeyen ve düşünmeyi yasaklamaya yeltenenlerle, kavgamız, tam da budur. Anlamadan okumakla, okuduğunu muhakkak anlamaya kilitli olmak, bu iki fiil arasındaki kavga… Yalnız nasıl ki, “Gardrop Atatürkçüleri” ile mücadele, [8] Atatürk çizgisinden ayrılmadan yapılmak gerekirse, “akılcı inanç” sistemimize karşı, “uydurulmuş inanç” sefaletine karşı mücadele, “akılcı görenek ölçütleri” içinde kalınarak yapılmak gerekir. Cumhuriyetimiz bunun betonarme bir örneğini teşkil etmektedir. Uydurukçulara karşı en önce, Kitabımız’daki şu ayetlerle karşı çıkmak önem taşıyor:[9] Onlar, yoksulu doyurmayı özendirmez, Vay haline öyle namaz kılanların, dua edenlerin ki, Namazlarında, dualarında, gaflet içindedirler! Riyaya sapanlardır, gösteriş yapanlardır, Onlar. Ki, Onlar, kamu hakkına, yardımlaşmaya, zekâta, iyiliğe engel olurlar. Özetleyeyim: Başlangıçta, Anıtkabir’in yakınına cami kurmak isteyenlerin samimiyetlerinden, keşke yanılsam, şüphe ederim. Onlar Cumhuriyetçiler’i tuzağa çekmek istemiş olmalıdırlar. Yüzeydeki resme bakarak Çakma Cumhuriyetçiler kazan kaldıracaklar, bunu bilen uyanık mezhebî taassup bezirgânları ise ellerini oğuşturup, hazır iktidar ellerinde iken, hem Cumhuriyet’i tam kavramamış Cumhuriyetçiler’i tirit edecekler, hem de yandaşlarla Çakma Cumhuriyetçiler arasındaki uçurumu derinleşirip, iktidarlarını perçinleyecekler!.. Buydu tuzak!.. Şu da var ki, proje, son olarak bugün, Mansur Başkan döneminde Ankara Büyükçehir Belediyesi Meclisi’nden, ayrıca oy birliğiyle geçmiş bulunan bir proje özelliğinde bulunuyor. Proje muhtemelen, sözünü ettiğim tuzaktan kaçabilmek üzere, Belediye Meclisi’nden geçirildi. Öyle mi değil mi, bilemiyorum, elbette. Ancak öyle olmasını, ciddi ihtimal dahilinde görüyorum. O sebeple, Değerli Mansur Yavaş, eğer cami yapılması yönünde karar verirse, O’na karşı çıkılmamasını hassaten öneririm. Yalnız ne var biliyor musunuz: Anıtkabir yakınında inşası tasavvur edilmiş camii ile Anıtkabir arasında, 50 metre civarında, demek ki ciddi bir irtifa farkı görünüyor. [10] Anıtkabir’in yüksekliği 22 metre. O halde, söz konusu fark 72 metreye geliyor, ki bu, inşa edilecek caminin minarelerinin Anıtkabir’in irtifaının altında olacağını gösteriyor. Atatürk olsa, bunu ister miydi? İşte bunu hiç sanmıyorum… Çevresinde yükseltilmiş hiç bir minarenin yattığı yerin irtifaının altında kalmasını istemezdi, Gazi!.. Değerli Mansur Yavaş’ın ve arkadaşlarının dikkatine, güzel dilekler ve sevgiyle sunuyorum. ………………………………………………………………………………………………………… 1 https://www.ozgurifade.com.tr/haber-anitkabire-cami-projesi-mansur-yavasin-karari-ne-olacak-3194 2 https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/o-alan-ata-mirasi-anitkabirin-yakininda-cami-yapilmasi- planlanan-alani-ataturk-tahsis-etmis-2111513 3 http://www.mimarlarodasiankara.org/index.php?Did=9180 4 https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/anitkabirin-siluetine-cami-2109437 5 https://www.ozgurifade.com.tr/haber-cumhuriyeti-kavramamis-laikofasistler-ile-gorenegi- kavramamis-mezhebi-taassup-kiskacina-kapilanlarin-yarilmasi-2849 6 https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/01/17/diyanetten-satranc- fetvasi#:~:text=%C4%B0%C3%A7erisinde%20kumar%20ve%20benzeri%20yasak,durumunda%20sa tran%C3%A7%20oynamak%20caiz%20de%C4%9Fildir 7 https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Alak-suresi/6107/1-5-ayet-tefsiri 8 https://www.nadirkitap.com/ben-ataturkcu-degilim-nadir-nadi- kitap2919557.html?gad_source=1&gclid=Cj0KCQjwv7O0BhDwARIsAC0sjWPMHMLKPWWnVN PVQFTBQRbSVOQQ2JmLE2851yySUQ7DEiO3S-lIZ4oaAkRzEALw_wcB 9 https://kuran.gen.tr/maun-suresi-turkce-yasar-nuri-ozturk- meali?x=s_main&y=s_middle&kid=2&sid=107 10 https://www.sozcu.com.tr/ankara-buyuksehir-belediyesinden-anitkabir-ve-cami-aciklamasi-
Anıtkabir’in yakınına bir cami inşa edilmesi eski başkan Melih Gökçek döneminde gündeme gelmiş, kamuoyunda büyük tepkiyle karşılanmıştı. Tartışmaların halen sürdüğü konu ile ilgili Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş sessizliğini korumaya devam ediyor.

Prof.Dr. Tolga Yarman’a konu ile ilgili düşüncelerini sorduk. Anıtkabire bu kadar yakın mesafede bir cami inşa edilmesi sizce uygun mu? Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın bu konuda sessiz kalmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Prof.Dr. Tolga Yarman bu konu ile ilgili düşüncelerini bizlerle paylaştı:

Mutasavver demek, tasavvur edilen, düşünülen, tasarlanan, demek oluyor… Anıtkabir yakınında kurulması gündeme getirilmiş bir cami, söz konusu. Haber şu bağlantıdan okunabiliyor.[1]

Gazete Özgür İfade Sorumlusu Değerli Gülbin Aybar, benden bu konuda görüş rica etti. “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, henüz bu konudaki suskunluğunu koruyor Hocam”, dedi… “Siz ne düşünüyorsunuz?”, diye sordu.

- Mansur Yavaş’ı, çok beğeniyorum, diye karşılık verdim… O’nun birikimlerine, dürüst çizgisine, dengeli kişiliğine çok ihtiyacımız var, diye devam ettim.

İyi de mutasavver anıtkabir camii ile ilgili görüşüm neydi?.. Anıtkabir’in dibinde, böyle bir caminin inşa edilmesi teklifini, en önce gündeme getirenlerin[3] iyi niyetlerinden, keşke yanılsam, şüphe ederim. “Ankara’nın Altınparkı’ndaki ‘Periler Ülkesinde’ temalı heykelin içine tükürdüğünü”, açık açık ifade eden (“beğenmiyorum” dese, herkes saygı duyardı),  giderek Sıhhiye Meydanı’nı süsleyen, Ankara topraklarında gelişmiş olan Hitit Uygarlığı’nın simgesini,  oradan kaldırmayı hedef alan zihniyetin,[3] söz konusu sanat eserlerini içselleştiren kesimlerimizi çileden çıkarmak, aynı bağlamda onlarla zıtlaşmış seçmenini kendi içinde kenetlemek üzere, Anıtkabir’in dibinde, üstüne üstlük, civarda, şimdiden dört cami varken,[4]  bir cami daha inşa edilmesi teklifini, gündeme pekâlâ getirebileceği, sanırım ortada… Her şey bir tarafa, bir tuzaktı bu.

Söz konusu verkaçlar anaforunda, çalımı yiyenlerin, karşılarındakilerin niyetlerini ve taktiklerini iyi kavrayamamış “İlerici Dostlar” olduğunun, altını, çizebilirim. Gerçekte ne var biliyor musunuz: Ne Cumhuriyetimiz’in kuruluş âyârlarını kavrayamayan laiko-faşistler, ne de, bir anlamda, “dinci” bile değil, esas itibariyle, hafsalaya sığmaz stratejik projel[erle, “mezhebî taassuba” sürüklenen ve bu bağlamda “akıl esasına oturan göreneğimizi” idrak edemeyen yığınlar, birbirlerine düşürülmekten, çıkabiliyorlar. [5] Asıl tuzaksa buydu.

Cumhuriyetimiz oysa, bir “akıl kurumudur”. “Yönetimde akıl kurumudur” ki, bu düstur TBMM’nin alnında yer alan “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir”, terkibinde sübut bulur.

Aynı zamanda, “inançta akıl kurumudur” ki, bu düstur ise, aklı naklin önüne çeken Diyanet İşleri Başkanlığımız’ın harcında (3 Mart 1924), sübut bulur. Sözünü ettiğim tuzağı süpürecek olan tılsımdır, bu!.. Bu çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığımız’ın Cumuhuriyetimiz’i hemen izleyen aylarda kurulduğuna dikkat çekmek isterim.

Aklı, naklin önüne çeken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın günümüzdeki yöneticileri ne yazık ki, aklın gerisine düşüp, nakli öne çektiklerinden mâdâ, aklı hatta, tümden iptal etme noktasına sıkışmışlardır ki, bu olgu, Türkiye’nin iman genleriyle nasıl oynanmakta olduğunun, baş bir göstergesidir.

O kadar böyledir ki, Diyanet İşleri Başkanlığımız, bakın “satranç” hakkında ne düşünüyor! Diyanet, bir akıl yürütme, muhakeme, taktik ve strateji geliştirme, bu açıdan bütünüyle, bir “akıl” ve “harp oyunu” zemini telakki edilmek fevkalade yerinde olacak olan satrancı,

“eğlenceden” ibaret görüp, “kumara vesile yapılması, ibadetlere engel olması ve aşırı derecede zaman israfına yol açması durumunda oynamak caiz değildir”, hükmüne raptetmektedir.[6]

Söz konusu Diyanet görüşü şöyle devam ediyor:

- Ancak kumara vesile yapmaksızın, ibadetlere engel olmayacak tarzda, fazla zaman israfına da yol açmamak kaydıyla sadece eğlenmek için oynamakta, dini açıdan bir sakınca bulunmamaktadır.

Bu yargıda, birçok arıza yer alıyor, ancak konuyu dağıtmamak üzere, o alana girmeyeceğim.

Şu kadarını zikretmeliyim ki, satranç, “eğlenceden” ibaret katiyen değildir. Hatta eğlence değildir, ya hu… Zevkli, düşünmesi haz bahşeden, bir akıl ve zihin uğraşıdır; tıpkı sükûnet içinde bir geometri problemi, bir cebir denklemi çözmek, bir mimarî proje çizmek, bir gökdelen tasarlamak, bir senfoni bestelemek gibi…

“Kumar olarak oynanabileceğini” ise, yukarıdaki yargıdan başka hiç bir yerde, inanın, işitmedim…

Her halde, satranca dönük olarak telaffuz edilecek özellikler eğlenceden ve kumardan ibaret katiyen değildir. Ayrıca, ne rulet vari kumar, ne de vodvil vari eğlencedir, satranç!.. Süzme akılla ilerletilir. Bunu görmemek, aklı iptal etmekle eş anlamlı olmaktadır, maateessüf.

Ülkemizin geldiği akılla nakil çatışması, maalesef bu noktadadır.

Değerli Mansur Yavaş’ın Mutasavver Anıtkabir Camii ile ilgili sessizliğini korumasına dönük, elbette herhangi bir yargıda bulunmaksızın (ki, inanıyorum, O, ilerici kesimlere söz konusu tasavvurla kurulmak istenen tuzağın en çok farkında olanlardan biridir), Sevgili Gülbin Aybar’ın sorusuna şöyle yanıt verdim:

- Ben olsam, Atatürk nasıl bakardı, diye yaklaşırdım, soruna…

Ayrıca şurasını önemsiyorum: Söz konusu proje, her ne kadar Değerli Mansur Yavaş’tan önceki yerel iktidar döneminde gündeme getirilmişse de, son olarak, bugün, Mansur Başkan döneminde, Ankara Büyüksehir Belediyesi Meclisi’nden, ayrıca oy birliğiyle geçmiş bulunan bir proje özelliğinde bulunuyor [4].

Atatürk, Anıtkabir’e yakın bir camii kurulmasına sıcak bakmaz mıydı? Bakardı… Ancak, bu caminin Cumhuriyet düşmanlarıyla dolup taşmasına, elbette karşı çıkardı. Aynı bağlamda böyle bir caminin öteki bütün camilerimiz gibi, aklı bayraklaştıran bir mabed olmasını, elbette çok isterdi.

Biliyor musunuz, “İkra” (Oku) diye başlayan kitabımız, [7] her halde “Anlamadan oku!” diyor olamaz, öyle değil mi? “Dediğim dedik” diyen, düşünmeyen ve düşünmeyi yasaklamaya yeltenenlerle, kavgamız, tam da budur. Anlamadan okumakla, okuduğunu muhakkak

anlamaya kilitli olmak, bu iki fiil arasındaki kavga…

Yalnız nasıl ki, “Gardrop Atatürkçüleri” ile mücadele, [8] Atatürk çizgisinden ayrılmadan yapılmak gerekirse, “akılcı inanç” sistemimize karşı, “uydurulmuş inanç” sefaletine karşı mücadele, “akılcı görenek ölçütleri” içinde kalınarak yapılmak gerekir. Cumhuriyetimiz bunun betonarme bir örneğini teşkil etmektedir.

Uydurukçulara karşı en önce, Kitabımız’daki şu ayetlerle karşı çıkmak önem taşıyor:[9]

Onlar, yoksulu doyurmayı özendirmez, Vay haline öyle namaz kılanların, dua edenlerin ki,

Namazlarında, dualarında, gaflet içindedirler!

Riyaya sapanlardır, gösteriş yapanlardır, Onlar. Ki, Onlar, kamu hakkına, yardımlaşmaya, zekâta, iyiliğe engel olurlar.

Özetleyeyim:

Başlangıçta, Anıtkabir’in yakınına cami kurmak isteyenlerin samimiyetlerinden, keşke yanılsam, şüphe ederim.

Onlar Cumhuriyetçiler’i tuzağa çekmek istemiş olmalıdırlar. Yüzeydeki resme bakarak

Çakma Cumhuriyetçiler kazan kaldıracaklar, bunu bilen uyanık mezhebî taassup bezirgânları ise ellerini oğuşturup, hazır iktidar ellerinde iken, hem Cumhuriyet’i tam kavramamış Cumhuriyetçiler’i tirit edecekler, hem de yandaşlarla Çakma Cumhuriyetçiler arasındaki uçurumu derinleşirip, iktidarlarını perçinleyecekler!.. Buydu tuzak!..

Şu da var ki, proje, son olarak bugün, Mansur Başkan döneminde Ankara Büyükçehir Belediyesi Meclisi’nden, ayrıca oy birliğiyle geçmiş bulunan bir proje özelliğinde bulunuyor. Proje muhtemelen, sözünü ettiğim tuzaktan kaçabilmek üzere, Belediye Meclisi’nden geçirildi.

Öyle mi değil mi, bilemiyorum, elbette. Ancak öyle olmasını, ciddi ihtimal dahilinde görüyorum.

O sebeple, Değerli Mansur Yavaş, eğer cami yapılması yönünde karar verirse, O’na karşı çıkılmamasını hassaten öneririm.

Yalnız ne var biliyor musunuz:

Anıtkabir yakınında inşası tasavvur edilmiş camii ile Anıtkabir arasında, 50 metre civarında, demek ki ciddi bir irtifa farkı görünüyor. [10]

Anıtkabir’in yüksekliği 22 metre. O halde, söz konusu fark 72 metreye geliyor, ki bu, inşa edilecek caminin minarelerinin Anıtkabir’in irtifaının altında olacağını gösteriyor.

Atatürk olsa, bunu ister miydi?

İşte bunu hiç sanmıyorum… Çevresinde yükseltilmiş hiç bir minarenin yattığı yerin irtifaının altında kalmasını istemezdi, Gazi!..

Değerli Mansur Yavaş’ın ve arkadaşlarının dikkatine, güzel dilekler ve sevgiyle sunuyorum.

…………………………………………………………………………………………………………
1 https://www.ozgurifade.com.tr/haber-anitkabire-cami-projesi-mansur-yavasin-karari-ne-olacak-3194

2 https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/o-alan-ata-mirasi-anitkabirin-yakininda-cami-yapilmasi-

planlanan-alani-ataturk-tahsis-etmis-2111513

3 http://www.mimarlarodasiankara.org/index.php?Did=9180

4 https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/anitkabirin-siluetine-cami-2109437

5 https://www.ozgurifade.com.tr/haber-cumhuriyeti-kavramamis-laikofasistler-ile-gorenegi-

kavramamis-mezhebi-taassup-kiskacina-kapilanlarin-yarilmasi-2849
6 https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/01/17/diyanetten-satranc-

fetvasi#:~:text=%C4%B0%C3%A7erisinde%20kumar%20ve%20benzeri%20yasak,durumunda%20sa

tran%C3%A7%20oynamak%20caiz%20de%C4%9Fildir
7 https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Alak-suresi/6107/1-5-ayet-tefsiri

8 https://www.nadirkitap.com/ben-ataturkcu-degilim-nadir-nadi-

kitap2919557.html?gad_source=1&gclid=Cj0KCQjwv7O0BhDwARIsAC0sjWPMHMLKPWWnVN

PVQFTBQRbSVOQQ2JmLE2851yySUQ7DEiO3S-lIZ4oaAkRzEALw_wcB

9 https://kuran.gen.tr/maun-suresi-turkce-yasar-nuri-ozturk-

meali?x=s_main&y=s_middle&kid=2&sid=107
10 https://www.sozcu.com.tr/ankara-buyuksehir-belediyesinden-anitkabir-ve-cami-aciklamasi-

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.